8 Mayıs 2024 Çarşamba

Doğan Kuban

 


Doğan Kuban

 

 

Neden Böyleyiz?

Bu soruya en güzel cevabı veriyor Pandemi döneminde sessizce kaybettiğimiz değerli hocamız Doğan Kuban

“Toplumda kültür yok. 200 küsur üniversite var ama hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz, vasatlık her yerde. Bir kültürün birikmesi, bakkaldan mal almaya benzemez. Kentli olmak, kente her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez. Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir.”

Ne kadar kentli olduğumuzu tartışırken, daha çok beton yapılar çıkıyor karşımıza…

Öte yandan bu ülkede ağaç ve orman katliamı var, su katliamı var, insan ve özellikle kadın katliamı var, hepsinin üzerinde, hayvanlarıyla birlikte doğa katliamı var, kent yaşamı katliamı var.

Ülkede “gelişme” adına ileri sürülebilecek tek faaliyet inşaat sektörüdür.

Bitmeyen bir aşkımız var, “beton aşkı!”

Oysa “en tehlikeli şey inşaatçılıktır” diyor Kuban

“Çünkü inşaatçı aslında bir şey üretmez, arkasında entelektüel bir gelişme yoktur. İktidar, eğitime-sanayiye para harcayacağına, ekonomiyi inşaata indirgiyor, halkı istismar ediyor, cahil bir kitle para kazanmış oluyor, bu kadar, inşaatçılık ülkeyi batıracak.”

Ve ekliyor:

“Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke!”

 

Kültür Yok, Felsefe de Yok!

 

Toplumda kültür olmayınca felsefe de olmuyor.

Yine Doğan Kuban’dan örnekleyelim:

“Türkiye’de felsefe olmadığı için, eleştiri kavramı gelişmedi, az gelişmiş toplumda eleştiri yaptığı zaman, küfür etmiş sayılıyorsun!”

En çok bundan mustarip oluyoruz…

Bir eksiği yahut aksaklığı ifade ettiğimizde persona non grata (istenmeyen kişi) ilan ediliyoruz, toplumdan soyutlanan kişi durumuna getiriliyoruz.

“Yahu bırak şunu!”

Bu ülkede nice değerler hep bu şekilde harcanmadı mı?

Biz yine de bu insanlara hak ettiği değeri vermek zorundayız.

Üç yıl önce hayata veda eden Prof. Dr. Doğan Kuban da bu değerlerden biri…

Hocaların hocası, Türk mimar ve Türkiye’nin ilk mimarlık tarihçisi Doğan Kuban’a iki yıl önce bu sütunlarda değindik.

Yürürler Konağı ve Prens Ahmet Bey adlı, 13 Nisan 2022 tarihli yazımızda değerli hemşerimiz Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’dan bahsederken Doğan hocaya değinmiştik.

Ahunbay’ın 1975’de Prof. Dr. Doğan Kuban denetiminde yaptığı "Osmanlı Mimarlığında Sultan Ahmed Külliyesi ve Sonrası, 1609-1690" konulu doktora çalışması nedeniyle Kuban’dan bahsettik.

Şimdi değerli hocamızın anısına konuyu biraz daha geniş ele alalım.

 

Prof. Dr. Doğan Kuban (1926-2021)

 

10 Nisan 1926’da babasının Fransız Harp Akademisi'nde öğrenci olduğu sırada Paris'te doğdu. Altı yaşında yurda döndü, Lise öğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra dayısı mimar Mehmet Emin Onat’ın teşvikiyle mimarlığa yöneldi.

“Mimariye olan merakım mimar olduktan sonra başladı” diyen Kuban, “Aslında mühendis olmak istiyordum.” diyor.

Son kitabı ‘Osmanlı Mimarisi’ için yapılan bir söyleşiden yararlanarak aktarıyorum bu bilgileri…

“Öğrencilik yıllarımda İstanbul Teknik Üniversitesi Türkiye’nin en şöhretli ve sınavla girilen tek okuluydu. Üniversiteye girmeye karar verdiğim yıllarda, sonradan üniversitenin rektörü olan, Anıtkabir’in mimarı Emin Onat ne olmak istediğimi sordu. “Gemi-inşaat mühendisi” dedim. “Türkiye’de gemi mi yapılıyor, ne yapacaksın” dedi. “Ne olayım peki” dedim; “mimar ol” dedi. Ben de mimar oldum.”

İşte böyle başlamış Doğan hocanın mimarlık serüveni…

1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Yüksek Mimar olarak mezun oluyor. 1952'de aynı kurumun Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsüne asistan olarak atanıyor. Türkiye'de ilk restorasyon dersini veren Paolo Verzone'nin çevirmenliğini yapıyor.

Mimarlık öğrenimi görüyor ama daha çok mimarlık ve sanat tarihi üzerinde uzmanlaşıyor. Yeni binalar inşa etmek yerine, var olanların tarihini yazmaya çalışıyor:

“Tarih çok küçük yaşlardan beri ilgimi çekerdi, sürekli tarih ve felsefe kitapları okurdum. Bir gün yine Emin Onat’a, mimarlık tarihi asistanı olmak istediğimi söyledim. O zaman okula İtalya’dan bir profesör gelmişti; Paulo Verzone. Fransızca bildiğim için kendisinin asistanı oldum. Mimar oldum ama tarihçiliği tercih ettim. Bana mimar olmaktan başka bir şey gerekiyormuş; ben de tarihçi oldum. Restorasyon yaptım, eğitim verdim, yarışmalara girdim, ödüller aldım, mimarlığı da bırakmadım ama hobi olarak kaldı benim için.”



Yurtdışı Çalışmaları ve Uzmanlaşma

 

İtalya’da Rönesans mimarisi üzerine çalıştı Doğan Kuban, Michigan Üniversitesi’nde İslam sanatı dersleri verdi. Washington’da Anadolu Bizans mimarisi üzerine çalışmalar yaptı. Anadolu Türk mimarlığı konusuna odaklanırken birbirinden farklı uzmanlık alanlarını birleştirdi.

Konuyu öyle açıklıyor:

“Kubbeyi anlamak için dünyanın her yerinde yapılmış kubbelere bakmak gerekir. Ne kadar benzer, ne kadar ayrı olduklarını incelemelisiniz. Rönesans’ı, Bizans dönemini bilmeli, İslâm geleneği içinde neler olduğuna bakmalı, neyin, niçin yapıldığını iyi kavramalısınız. Dolayısıyla bütün ömrüm boyunca karşılaştırmalı bir sanat tarihi ve mimarlık tarihi üzerinde uzmanlaşmayı tercih ettim.”

İTÜ Mimarlık Bölümü öğretim programında "Modern Mimarlık Tarihi"nin ayrıntılı olarak yer almasını sağlayan Kuban, doçentliğinden 1993 yılında emekli olduğu tarihe kadar bu kurumda sırasıyla şu görevleri yaptı:

Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü, Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Kürsüsü ile Restorasyon Ana Bilim Dalı başkanlığı, 1974-1977 arasında da İTÜ Mimarlık Fakültesi dekanlığı görevlerini üstlendi.

 


Kuban’ı Anma

 

22 Eylül 2021 tarihinde, 95 yaşında hayata veda eden Prof. Dr. Doğan Kuban için Pandemi nedeniyle İTÜ Taşkışla’da tören yapılamadı.

Sessizce toprağa verildi.

Yedi ay sonra, 8 Nisan 2022 tarihinde her yıl Doğan Kuban’ın doğum yıldönümünü kutlama geleneğini bir anlamda sürdürmek amacıyla bir anma töreni düzenlendi.

İTÜ Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Anabilim Dallarının gerçekleştirdiği bu anma töreni 2023 yılında yinelendi.

8 Nisan 2024’te de üçüncüsü düzenlendi.

Ölüm yıldönümünde “veda” etmek yerine, doğum kutlamasıyla anıldı Doğan hoca…

Doğan Kuban’a yaraşır bir tutumla.

Unutulmaması ve unutturulmaması dileğiyle…  

08.05.2024, Ünyekent

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder