5 Şubat 2025 Çarşamba

Mustafa Kemal’in Askerleri


Mustafa Kemal’in Askerleri


Mustafa Kemal’in ilk askerlerindendi.

Akkuş-Çavdar Köyü’nden Osman oğlu Hüseyin…

Akkuş’ta imamdı…

Çanakkale Savaşı’na katılmıştı redif olarak.

Bir mektupta tanıdık O’nu, Cephe’den yazdığı bir mektupta...

Mektup köyüne ulaşamamıştı.

Ünye’de bir inşaatın tuğlasından çıktı, 90 küsur yıl sonra…

Alıp Akkuş’a, köyüne ulaştırdık.[1]

 

Cephe’ye giderken Osman oğlu Hüseyin’in geride bıraktığı…

Oğlu Hasan Uncu hayattaydı ve 98 yaşındaydı.

Verdiğimiz mektubu eline aldı, yüzümüze baktı.

Durumu pek anlamamıştı.

Biz yine de görev bildik, anlatmaya çalıştık.

Mektubun bir suretini teslim ettik ailesine.

Buruk bir sevinçle döndük köyden.

Mektubun aslı halen Ünye Müze Evi’ndedir.

 

Mustafa Kemal’in son askerlerine gelirsek…

Onlardan biriydi Teğmen Ebru Eroğlu.

2000 yılında İstanbul Kadıköy’de doğmuştu.

Akkuş Ortabölme Mahallesi’nden Cemil ve Nermin Eroğlu çiftinin ilk çocuklarıydı.

Eğitim hayatını İstanbul'da sürdürdü.

Kara Harp Okulu'nu birincilikle tamamladı, mezun oldu.

Bu başarısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarihinde bir ilke imza attı.[2]

 

Evet, TSK tarihinde bir ilkti bu: Üç Harp okulunda da kızlar birinci olmuştu.

Kara Harp Okulu'ndan Ebru Eroğlu, Deniz Harp Okulu'ndan Şeyda Yıldırım ve Hava Harp Okulu'ndan İkra Kuyumcu devre birinciliğini aldılar.

Teğmen Ebru Eroğlu'nun fotoğrafı baba ocağı Akkuş’ta "Akkuş'umuzun Gururu" ifadesiyle İstiklal Caddesi'ne asıldı.[3]

 

Gel gelelim, tören sonrası Teğmen Ebru Eroğlu ve arkadaşlarının  "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek, 2016'da kaldırılan "subaylık yemini"ni okudukları ortaya çıktı...

Eroğlu ve dört arkadaşı “disiplin”e sevk edildi ve TSK’dan ihraç edildiler.

Üç disiplin amirine de aynı karar uygulandı.

Kime kılıç çekmişlerdi, hedeflerinde kim vardı?

Anında verilmişti hüküm, Ordu’dan temizleneceklerdi!

Ebru’nun afişi Akkuş’taki sokaktan indirildi.

O’na yönelik küfürler “ifade özgürlüğü” sayıldı.

Savcı, sosyal medyadaki paylaşımlarda bir suç görmedi.

Devlete göre “Mustafa Kemal’in askerleri” demek suç…

“Kemalist askere tecavüz edebilirim” demek, ifade özgürlüğüydü.[4]

 

Hey gidi kambur felek, hey gidi kahpe devran… 

Dayanılacak hal midir bu, sürüp giden bu zulüm!

Ahmed, demişti şair; bana öyle geliyor ki sen Bedreddin hareketinden biraz da millî bir gurur duyuyorsun…

(O gurur bugün Atatürk sevgisine denk düşüyor, yüreklerden asla sökülüp atılamayan!)

Yağmur çiseliyor,

korkarak

yavaş sesle

bir ihanet konuşması gibi.[5]

Karanlığın en katmerli anında, gün ışımasına yakın.

 

****

 


Kurtuluş Yok Tek Başına

Ya hep beraber ya hiç birimiz!

 

50 Yıl sonra yeniden Bertolt Brecht.[6]

Yine aynı şiar meydanlarda…

Sevinsek mi, Üzülsek mi?

Karar veremedim.

 

Gençlik yıllarımın ateşini andıran ince bir heyecan duymadım değil.

Yine de buruk bir heyecandı benim için…

Ülkenin 50 yıl sonra geldiği, getirildiği noktayı görünce hüzün ne kelime?

Kaygı duyuyorsun yeniden, 50 yıl önceki gibi.

 

50 yıl…

Dile kolay, bir ömür gibi…

Yarım asırlık bu zaman diliminde ne çok şey değişti.

İleri mi gittik, geriledik mi?

Son 22 yıllık icraatıyla bu iktidar, ülkeyi 50 yıl geri mi götürdü?

50 yıl öncekiler daha mı demokrattı, benimle yaşıtlar çok net hatırlar…

Alın size bir örnek: Denizlerin idamı için hop oturup, hop kalkan Rahmetli Demirel demokrat mıydı?

Hiçbir cana kıymamış üç insanın canını devlet adına almak reva mıydı?

Giderayak demokrat kesilse de Demirel’in vicdanı rahat mıydı?

 

Aklıma bunun gibi binlerce deli sualler geliyor.

50 yıl önce bıraktığımız yerden başlamak için vakit çok geç!

Şairin dediği gibi “Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!” de diyemiyoruz.[7]

Meramımız dünyaya yeniden gelmek değil, bununla avunmak hiç değil!

Ama şunu biliyoruz: 

Kurtuluş yok tek başına  / Ya hep beraber ya da hiç birimiz!

 

 

05.02.2025, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/kose-yazilari/mustafa_kemalin_askerleri-5181.html

 

Dipnot:

[2] 14 Eyl 2024 Karadeniz Bayrak Gazetesi

[3] 11 Eyl 2024 Karadeniz Bayrak Gazetesi

[4] 18 Kasım 2024, Karadeniz Havadis

[5] Nazım Hikmet, Şeyh Bedrettin Destanı

[6] Bertolt Brecht; Halkın Ekmeği, Çev. A. Kadir, A. Bezirci, 1972

[7] Şiir: Yahya Kemal Beyatlı, Rindlerin Akşamı. Bestesi Münir Nurettin Selçuk'a ait segâh makamı, düyek usûlündeki şarkıdır.