Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi VIII
(Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu)
XIX. Yüzyıl sadece Osmanlı açısından değil, tüm dünya için
önemli bir değişim ve dönüşüm dönemiydi. Çoğu araştırmacılar, günümüz Türkiye
toplumunun şekillenmesinde, XIX. Yüzyıl’ın sancılarını görmektedir. Bugün
olduğu gibi o dönemde de ülkenin iç dinamikleri tek başına mevcut durumu
açıklamaya yeterli değildir. Ülke işleyişinde iç dinamikler, her ne kadar
belirleyici unsur olsa da dış etkilerle çarpıtılabildiği için Osmanlı’nın
“Islahat” çabaları boşa gitmiş, “çöküş” kaçınılmaz hale gelmiştir.
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı olarak adlandırılan XIX.
Yüzyıl, Osmanlı’nın modernleşmesini,
Tanzimat dönemini ve merkeziyetçilik çabalarını yansıtır.[1]
Günümüze ulaşmayı başaran ve kullanım gören Osmanlı mimari
yapılarının çoğu bu dönemden kalmadır. Döneme ilişkin uygulamalar ve sistem
arayışları, sürecin en önemli detaylarıdır. Timar’ın neredeyse tümüyle
uygulamadan kalktığı bu aşamada, iltizam Sistemi de uzun ömürlü olmayacaktır.
İltizam Sistemi’nin Ortaya Çıkışı
·
İlk Uygulama: İltizam
usulü ilk olarak Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) döneminde
(15. yüzyıl) uygulanmaya başlanmıştır.
·
Nedeni: Nakit
ihtiyacı è Vergi toplama işinin özelleştirilmesi:
·
İşleyişi: Vergi
ünitelerinin mukataa haline getirilmesi; merkezde veya taşrada düzenlenen
müzayedelerle özel şahıslara devredilmesi biçimindedir.
·
Bu devir işlemi iltizam, emanet ve malikâne adı verilen
üç yöntemle gerçekleştirilmiştir.[2]
·
Yaygınlaşması: Başlangıçta
sadece uzak eyaletlerde ve bazı gümrük gelirlerinde kullanılan bu sistem, 16. yüzyılın sonlarından itibaren tımar
sisteminin bozulmasıyla birlikte imparatorluk genelinde yaygınlık kazanmıştır.
·
Kaldırılışı: İltizam
sistemi, 1839 Tanzimat Fermanı ve ardından gelen 1856
Islahat Fermanı ile resmi olarak kaldırılmaya çalışılmıştır.
·
Tamamen Sona Ermesi: Sistemin
tam anlamıyla tasfiyesi ve modern vergi toplama yöntemlerine geçilmesi
Cumhuriyet dönemine kadar sarkmış; 1925 yılında Aşar vergisinin kaldırılmasıyla
bu tür geleneksel vergi toplama usulleri tamamen sona ermiştir.
Timar ve İltizam Sistemi Temel Farkları
·
Tımar Sistemi (Dirlik): Devlet,
toprak gelirini (vergiyi) hizmet karşılığı memuruna veya askerine (sipahi)
bırakır. Sipahi, bu gelirle hem kendi geçimini sağlar hem de devlete atlı
asker (cebelü) yetiştirir. Bu sistemde hazineye doğrudan nakit para
girmez; amaç ordunun ve yerel yönetimin masrafsız idaresidir.
·
İltizam Sistemi: Devletin
vergi gelirlerini açık artırma yoluyla belirli bir süreliğine
(genellikle 1-3 yıl) şahıslara ihale etmesidir. İhaleyi kazanan kişiye mültezim denir.
Mültezim, devlete peşin ödeme yapar ve sonrasında bölgedeki vergiyi kendi kârını
da koyarak halktan toplar. Bu sistem, devletin acil nakit ihtiyacını karşılamak
için kullanılır.
Tımar ve İltizam Sistemleri
Karşılaştırması
|
Özellik |
Tımar Sistemi |
İltizam Sistemi |
|
Temel Amaç |
Ordu yetiştirmek ve üretimde
süreklilik |
Hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak |
|
Ödeme Biçimi |
Hizmet karşılığı toprak geliri |
Devlete peşin para ödemesi |
|
Uygulayıcı |
Tımar sahibi (Sipahi) |
Girişimci (Mültezim) |
|
Asker Yetiştirme |
Zorunludur (Cebelü) |
Yoktur. |
|
Dönem |
Kuruluş ve Yükselme dönemi ağırlıklı |
Duraklama ve Gerileme döneminde
yaygınlaştı |
Tarihsel Süreç
Tımar sistemi bozulmaya başladığında ve savaş
masrafları arttığında, devlet tımar topraklarını mukataa haline
getirerek iltizama vermeye başlamıştır. Bu durum ordunun (sipahilerin)
zayıflamasına ve yerel güçlerin (ayanların) ortaya çıkmasına neden
olmuştur.
Mukataa: Osmanlı mali
sisteminde geliri doğrudan devlet hazinesine (Hazine-i Amire) aktarılan vergi
birimlerine veya işletmelere denir.
Tımar sisteminde vergi geliri memura
veya askere bırakılırken, mukataada bu gelir doğrudan merkeze, yani devlete
aittir.
Sistemin Gelir Kaynağı: Madenler, gümrükler,
tuzlalar, balıkçı dalyanları veya bazı özel tarım arazileri mukataa haline
getirilebilir.
İşletme Biçimi: Mukataalar
genellikle iltizam sistemi yoluyla işletilir. Yani devlet,
mukataanın vergi toplama hakkını açık artırmayla bir "mültezim"e satar.
Nakit İhtiyacı: Devletin
acil nakit para ihtiyacı arttıkça, tımar toprakları (dirlikler) bozulup mukataa
haline getirilmiş ve mültezimlere ihale edilmiştir.
Zaman İçindeki Değişimi
İltizam Dönemi: Mukataa
gelirleri mültezimlere 1-3 yıllığına kiralanırdı.
Malikâne Dönemi: 1695'ten
itibaren devlet, daha fazla nakit toplamak için mukataaları şahıslara kayd-ı
hayat (ömür boyu) şartıyla vermeye başladı. Buna da "Malikâne Sistemi" denildi.
Özetle; mukataa verginin
toplandığı yer/birim, iltizam ise bu verginin toplanma
yöntemidir.
Malikâne Sistemi: 1695 yılında Osmanlı Devleti’nin
artan nakit ihtiyacını karşılamak ve vergi kaynaklarını daha istikrarlı hale
getirmek amacıyla başlatılan, mukataa topraklarının ömür boyu
(kayd-ı hayat) ihale edilmesi yöntemidir.
İltizam sisteminin bir üst aşaması
olarak görülebilir; iltizamda süre 1-3 yılken, malikânede bu hak kişiye
ölünceye kadar verilir.
Malikâne Sisteminin İşleyişi:
Muaccele (Peşinat): İhaleyi
kazanan kişi, devlete "muaccele" adı verilen yüklü bir peşinat
öderdi.
Müecceler (Yıllık Vergi): Malikâne
sahibi (malikâneci), her yıl devlete sabit bir miktar vergi ödemeye devam
ederdi.
Ömür Boyu Hak: Malikâneci
ölmediği sürece o bölgenin vergi toplama hakkı elinden alınamazdı. Kişi ölünce
toprak tekrar devlete döner ve yeniden ihaleye çıkarılırdı.
Malikâne Sistemine Neden İhtiyaç
Duyuldu?
İltizamın Zararları: Mültezimler
(vergi mültezimleri) sadece birkaç yıllığına kiraladıkları toprağı aşırı
sömürüyor, üreticiyi kaçırıyordu.
Üretimi Korumak: Devlet,
vergi toplama hakkını ömür boyu vererek, kişinin o toprağı "kendi malı
gibi" korumasını ve üretimi sürdürmesini amaçladı.
Büyük Nakit Girişi: İhalelerdeki
yüksek peşinatlar (muaccele) sayesinde hazineye bir kerede büyük paralar girdi.
İltizam Sisteminin Sonuçları ve
Bozulması
Âyanların Yükselişi: Bu sistem,
taşrada çok güçlü ve zengin bir sınıfın (Ayanlar) doğmasına yol açtı. Bu
kişiler zamanla merkezi otoriteye kafa tutmaya başladı.
Merkezi Otoritenin Zayıflaması: Devletin
taşradaki topraklar üzerindeki doğrudan kontrolü azaldı.
Suistimal: Zamanla
malikâneler belirli ailelerin elinde toplanmaya başladı ve sistem asıl
amacından saptı.
Sistem,
1840'larda Tanzimat reformlarıyla birlikte yerini doğrudan vergi toplama
usulüne bırakmaya başlamıştır.
İmparatorluğun Sonu
Bu değişmelerdeki tek etken küçük Osmanlı Beyliğinden çok
kavimli bir imparatorluğa geçiş olgusu değildir; hızlı bir yapısal değişim
geçiren Yeniçağ dünyasının koşullarına uyma zorunluluğu da bu değişimde önemli
bir rol oynamıştır.
19. yüzyıl bütün Osmanlı camiasının en hareketli, en
sancılı, yorucu, uzun bir asrıdır; geleceği hazırlayan en önemli olaylar ve
kurumlar bu asrın tarihini oluşturur. [3]
Devam edecek: Osmanlı Dönemi IX (Osmanlı Dönemi’nde Arkeoloji)
Kaynaklar:
Ortaylı, İlber (2005), İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İletişim
Yay.
İnalcık, Halil (2016),
Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-IV Âyânlar,
Tanzimat, Meşrutiyet, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yay.
Pamuk, Şevket (2005), Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914, İstanbul:
İletişim Yay.




