29 Nisan 2026 Çarşamba

Dünden Bugüne Ayanikola – II

 


Dünden Bugüne Ayanikola – II

 

Ünye Tarih Araştırma Grubu

Ahmet Kabayel-Ahmet Derya Varilci

 

Ünye Aya Nikola Kilisesi hakkında Per Minas Bijişkyan, Anthony Bryer - David Winfield ve John Freely’nin açıklamalarının ardından diğer yazarlara geçiyoruz.

 

İngiliz Jeolog: William John Hamilton

 

1835-1842 yılları arasında Anadolu’nun tamamını dolaşarak yazdığı “Küçük Asya” adlı eserde Hamilton, terk edilmiş, harabe halindeki Aya Nikola kilisesinden bahseder.

14-15 Temmuz 1836 tarihinde Ünye’de bir Rum evinde iki gün konaklayan Hamilton, daha çok methini duyduğu Ünye Kalesi’yle ilgileniyor. Kale’ye çıkarak incelemelerde bulunuyor. Haliplerin ülkesi olarak bilinen Ünye’de demir madeninin nasıl çıkarıldığını Antik dönemin geleneksel uygulamalarına dayanarak anlatıyor ve Ünye civarındaki eski maden ocaklarına dikkat çekiyor.[1]

Üçüncü gün Ünye’den ayrılan Hamilton, yolu üzerindeki Aya Nikola’ya uğrar:

“16 Temmuz Cumartesi. [1836] – Ünye’de görülecek antik kalıntı kalmadığından, on saat uzaktaki Çarşamba’ya erkenden hareket ettik. Caddelerden dolaşarak şehrin kurulu olduğu çıkıntıyı geçip tekrar kıyıya indik. Batıya doğru denizdeki küçük bir kaya üstünde, bir Yunan kilisesi [Rum] harabesi görülüyor.”[2]

Hamilton’un ziyareti sırasında kilise harabe durumdadır. Bryer-Winfield’in sözünü ettiği gibi kilise bu tarihten sonra onarıma alınmış olmalıdır. 1839 sonrası, Tazminat’la birlikte benzeri pek çok kilise onarılmış yahut yenileri inşa edilerek ibadete açılmıştır.     


 

Fransız Gezgin: Xavier Hommaire De Hell

 

1847 yılında Karadeniz kıyılarını gezen Hell, beraberinde Ressam Jules Laurens olduğu halde Ünye’ye gelirler. Tuttuğu notlar ve çizdikleri resimler tüm Karadeniz için önemli bir belge niteliği taşır. Özellikle misafir edildikleri Ünye’deki Süleyman Paşa Sarayı hakkında önemli bilgiler aktarırlar. Fransız Ressam Laurens, sarayın birkaç açıdan resmini çizer. 1850’li yıllarda yanan sarayın nasıl bir mimariye sahip olduğu, bu çizimler sayesinde günümüze ulaşır. [3]  

Şehrin kuzey-batısında bulunan Aya-Nikolas burnundaki gezinti ise dar bir yoldan geçerek küçük bir adacıkta devam ediyor. Zirvede ise bayram günlerinde oldukça dolu olan bir Rum kilisesi bulunuyor.[4]

Aya Nikola hakkında Hell’in bu açıklaması, 1839 öncesi harabe halinde olan kilisenin onarıma alınarak yeniden ibadete açıldığını doğrulamaktadır. (Bkz. Bryer-Winfield, 2020)

1846’dan 1848’e uzanan Hell’in yolculuğu, hastalandığı İsfehan’da 36 yaşındayken sona erer, günümüze 1000’den fazla belgeye sahip bir arşiv bırakır.[5]

Ünye’deki Aya Nikola kilisesi hakkında bilgi içeren son eser Boğaziçi Üniversitesi eski Profesörü John Freely’nin 2008 tarihli Türkiye Uygarlıklar Rehberi - c. 2” adlı eseridir:

“Aynikola köyü adını yerli denizcilerin koruyucusu olan Aziz Nikolaos’tan almıştır. Denizciler karaya bir geçitle bağlanan bir adacık üzerine onun adına bir kilise yaptırmıştır.”[6]

Son değerlendirme, Aziz Nikolas hakkında ilginç bir yaklaşımda bulunan Mimar Erdoğan Vata’dan geliyor.

 

Mimar Erdoğan Vata

 

Anadolu’daki Hristiyan azizlerin en ünlülerinden biri Saint Nicholas (Aya Nikola) adıyla bilinir. Bölgemize ait bu tür araştırmalardan birini merhum Mimar Erdoğan Vata yapmıştır. 2004 Yılında yayınlanan habere göre Mimar Vata; Vatikan Kütüphanesi, Haidelberg ve Geotheburg Üniversiteleri’nde yaptığı araştırmalar sonucunda Orta Karadeniz’de yaşayan Aziz Nikola’ya ulaşmıştır. Asıl adı Sarı Saltuk olan Türk kökenli bu azizin, Çarşamba ile Perşembe arasında faaliyet sürdürdüğünü tespit etmiştir.[7]

Erdoğan Vata’nın işaret ettiği coğrafyada, Aya Nikola adında Ünye dışında bir yer yahut kilise mevcut değildir.

Muhtemelen Aziz Nikola bu kilisenin banisidir yahut sonradan Aziz Nikola adına inşa edilmiştir. Her iki ihtimali de göz önünde bulundurarak, Ünye’nin Aya Nikola adacığı, Erdoğan Vata’nın çizdiği rotada yeni bir araştırma konusu olarak karşımıza çıkar.        

Mimar Vata, iddiası şu şekilde sürdürür:

Hristiyanlığın Karadeniz’de öncülüğünü yapan Türk asıllı Aziz Nikola daha sonra Akdeniz’e geçmiş, çalışmalarını orada sürdürerek Noel Baba (Aziz Nicholas, Saint Claus) adıyla efsaneleşmiştir.

Mimar Vata, araştırmalarını bizzat Vatikan’a giderek sürdürmüştür. Vatikan’da kilise faaliyetlerini ve yönetim hiyerarşisini içeren kodeksler (günlük, rapor) mevcuttur. Kilise kodeksleri düzenli olarak bağlı bulundukları merkezle bağlantılıdır. Katolik-Ortodoks ayrımından önce merkez tektir ve Vatikan’dır. Kiliselere ve eski Hıristiyan azizlerine ait bilgiler Vatikan’a iletildiği için, kiliselerin tüm bilgileri (kodeks-günlük biçiminde) Vatikan’da bulunmaktadır.

Bu tür bilgi kaynaklarının güvenilirliği elbette sorgulanabilir. Ancak Ünye’nin Batı’sındaki adacığın ve burada varlığı bilinen kilise adının Aziz Nikolas olarak bilinmesi tesadüfi bir durum değildir.

Ünye sahilinde karayla bağlantılı küçük bir ada üzerinde kurulu Aya Nikola kilisesi hakkında bilgilerimiz –maalesef- bu kadardır.

Üzerinde bulunduğu adacığın boyutundan dolayı neredeyse bir şapel ölçeğinde olmasına rağmen, bu kilise denizciler için kutsal kabul edilmekte ve Hıristiyanların hacılık mekânı olarak bilinmektedir.

Hepsinden öte, sadece adı bile bu tarihi mekânı “kutsal” kılmaktadır: Aya Nikola!  

 

Hristiyanlıkta “Aziz” Kavramı

 

“Aya” kelimesi (Roma Yunancası ile söylenişi γιος ve/veya ayos), Aziz veya Azize anlamına gelmektedir. "Kutsal" anlamına gelen "Hagia" ile benzer anlamlarda kullanılan bir önektir. Hem erkek hem de kadınlar için kullanılmaktadır; Aya İrini, Aya Sophia, Aya Yorgi, Aya Bonifacius, Aya Filipus, Aya Basilus, Aya Anthonious gibi.[8]

Azizlik kavramı genel olarak Hristiyan literatüründe yer alsa da kökleri tam olarak Yahudilik geleneğinde bulunmaktadır. Aynı biçimde kavram İslam, Hinduizm ve Budizm’de de yer alır.

Yunanca “Άγιος” (Agios) “Αγία” (Aya ya da Agia), erkekler için Aziz, kadınlar için Azize olarak kullanılırken, Katolik, Ortodoks ve Anglikan Hristiyanlıkta iyilikleriyle tanınmış kutsal kişileri karşılayan terimlerdir. Bu unvan Hristiyan otoriteleri tarafından sonradan (genellikle kişi hayatta değilken) verilir.

Hristiyanlığın ilk yüzyılı boyunca Aziz terimi yalnızca iman şehitleri için kullanılmıştı (Yunanca tanık kavramı). Şehitlik, bugüne dek bizlere ulaşan ve resmi anlamda kanonize edilen bir durum olmaya devam ediyor. Havarilerin İşleri kitabına göre Kilise tarafından kabul edilen ilk Aziz, İsa Mesih'e olan bağlılığı ve Yahudi iken din değiştirerek diyakoz olan Aziz İstefan’dır. Hapsedilen veya işkence gören tüm Hristiyanlar, ölümlerinin ardından başlangıçta şehit yahut aziz kabul edilmedi. Hayatta kaldıktan sonra toplumsal yaşamına dönen ve inancını açık bir biçimde ilan eden, Kilise hizmetinden sonra doğal biçimde ölen kişiler de zamanla Aziz olarak kabul edildi.

 

Aya Nikola Turizme Kazandırılıyor!

 

Ordu'nun Ünye ilçesindeki tarihi Ayanikola Adası, Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve onaylanan proje kapsamında restore edilerek turizme kazandırılıyor. Haber bu şekilde… Yıllar önce benzer biçimde gündeme gelmiş, askıya alınmıştı. Şimdi yeniden gündemde.

Ne yapmak gerekir?

Tarihi yapıların ve sit alanlarının korunması ve restorasyonu konusunda uluslararası standartları belirleyen, 1964 tarihli Venedik Tüzüğü’ne bakmak gerekir.

Amaç bu tarihi alanı turizme açmak mı, korumak mı?

Amaç, Ünye’de Aya Nikola adındaki tarihi adayı öncelikle korunmak olmalıdır.

Aksi halde, bir zamanlar bir kilisenin varlığına işaret edilen bu kutsal mekânın sıradan bir mesire alanına dönüşmesi kaçınılmazdır.

Yapılmak istenen nedir?

 

Restorasyon ve Rekonstrüksiyon 

 

Restorasyon, tarihi veya sanatsal değeri olan yapıların, eserlerin ve objelerin zamanla hasar gören kısımlarının, özgün yapısına, malzemesine ve dokusuna sadık kalınarak onarılması, korunması ve geleceğe aktarılması işlemidir.

Rekonstrüksiyon ise, "yeniden inşa etme", “ayağa kaldırma” veya "yeniden yapılandırma" sürecidir. Mimarlıkta, hasar görmüş veya tümüyle yıkılmış tarihi yapıların belgeler ışığında ve aslına uygun olarak yeniden yapılmasıdır.

Bu tanımlamalar gereği Ünye Ayanikola’da bir restorasyon mümkün değildir.

Çünkü ortada hasarlı yahut başka türlü bir “yapı” mevcut değildir. Yıkım ve onarımlardan arta kalan, ne olduğu pek anlaşılamayan depo kalıntısı bir görüntü mevcuttur.

1930’lu yıllardan kalma “belge” sayılabilecek, aslına uygun bir emare de söz konusu değildir. Bu nedenle rekonstrüksiyona; “yeniden inşa” yahut yapılandırmaya gitmek de pek mümkün değildir.

Konunun uzmanı, uluslararası otorite sayılan değerli hemşerimiz Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’a danışsak hangi yanıtı alırdık?  

 

Önemli Not:

 

Aya Nikola kilisesinden günümüze temel ve duvar kalıntıları, karşı kıyıda yıkık bir kulübe oyuğundan başka bir şey kalmadı. Aya Nikola Kilisesi, Ünye’deki diğer kiliseler gibi 1923 Lozan Mübadelesi’yle mi, yoksa çok daha uzun yıllar önce mi terk edildi, bilmiyoruz. Bu kilisenin tarihinde Karadeniz’in hırçın dalgalarına maruz kaldığından birçok defa hasar gördüğü ve ciddi onarımlardan geçtiğini biliyoruz. Mimari yapısı hakkında hiç bir bilgiye sahip değiliz.

Bu kutsal mekânla ilgili nasıl bir “düzenleme” yapılacağı konusu kafaları kurcalamaktadır. 

Benzer durumda bir tarihi kalıntı (sit alanı), Ünye Kalesi’dir.

Arşiv belgelerinde sözü edilen Kale’nin en eski görüntüsü, Fransız Ressam Jules Laurens (1825-1901) tarafından çizilmiştir. Çizimde ayrıntılar görünmez, kale günümüzdeki durumundan pek farklı değildir. Ünye Kalesi’nde çocukluğumuzda var olan hamam, tuvalet, kapı ve bazı oda kalıntıları da tahrip edildiği için artık mevcut değildir. Ünye Kalesi’ndeki son çalışmalar ve inşa edilen kafeterya-işyerleri biçimindeki yapılar göz önüne alındığında, Ayanikola’da benzer bir duruma yol açılacağından kuşkuluyuz.

 

Kaynaklar:

 

Ksenephon (2019), Anabasis, On Binler'in Dönüşü, İş Bankası Kültür Yay.

Hamilton, William John (2013), Küçük Asya, Midas Kitap

Doğan, Osman (2003), Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kültür Yay.

Hell, Xavier Hommaire De (1855), Voyage en Turquie et en Perse, (Paris, 1854-60)

Eyice, Semavi (1962), Hommaire De Hell ve Ressam Jules Laurens, Araştırma, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.

Freely, John (2008), Türkiye Uygarlıklar Rehberi - c. 2, 4. Baskı, İst. Yapı Kredi Yay.

 

29.04.2026, Ünye Kent



Dipnot:

[1] Ksenephon, 2019; 121

[2] Hamilton, 2013; 215

[3] Doğan, 2003; 403

[4] Hell, 1855; 369

[5] Eyice, 1962; 71

[6] Frelly, 2008; 114

[7] Sarı Saltuk, eski Türk efsanelerine dayanan bir kişiliktir. Orta Asya öykülerinden 13. yüzyıl “alp-eren” dervişliğine uzanan, zaman dışı (anakronik) bir kahramandır.

[8] Yunanca "Aya" (veya Agia/Ayia), "Azize" (kutsal kadın) anlamına gelir ve erkekler için kullanılan "Aziz" kelimesinin Yunancası "Ayos" (Agios/Ayios)’tur. Ancak her ikisi de yaygın olarak “Aya” biçiminde kullanılır.