5 Ağustos 2026 Çarşamba

Assos Athena Tapınağı

 


Assos Athena Tapınağı

 

Assos Athena Tapınağı, Anadolu'da Arkaik Dönem'de inşa edilen tek Dor düzenli tapınaktır. Bu durumun temel sebepleri kurucuların kökeni, bölgenin mimari tercihleri ve erken dönem yerleşim koşulları ile ilgilidir.

Assos’tan tam yüz yıl sonra Atina’ya adını veren Yunanistan’daki Athena Parthenon Tapınağı inşa edilmiştir. Konum ve mimari yapı olarak birbirlerine benzeyen bu iki kutsal yapının karşılaştırılmasına geçmeden, Assos’taki Athena Tapınağı’na biraz daha yakından bakalım. 

Assos Athena Tapınağı’nın mimari ve tarihsel konumu: Assos kenti, MÖ 1000 civarında Midilli Adası'ndan gelen Aeolis (Eol) kolonistleri tarafından kurulmuştur. Günümüz Behramkale köyünde konumlanan Assos'taki ilk yerleşimciler kesin olarak bilinmemekle birlikte, şehir antik kaynaklara göre Midilli Adası'ndan gelen Methymnalılar tarafından MÖ 7. yüzyılda kurulmuştur. Assos, sonraki tarihte Yunan ve Pers imparatorlukları hâkimiyeti altına girmiş, Büyük İskender'in ardından MÖ 4. yüzyılda Seleukos krallığı ve MÖ 190 yılında da Pergamon krallığına katılmıştır. MÖ 133'te Pergamon krallığıyla birlikte Roma hâkimiyetine girmiştir.

MÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında  (yaklaşık MÖ 1100–1050) Kuzey Ege’ye yapılan Aeolis göçünde en büyük etken, Yunan anakarasına kuzeyden gelen Dor kavimlerinin istilası ve yaşadıkları toprakların mevcut nüfusu besleyemez durumda olmasıydı.

Yunanistan’ın Tesalya ve Boiotia bölgelerinden gelen bu topluluk, Midilli (Lesbos) adası ile Edremit Körfezi'nden Gediz Nehri'ne kadar olan alanda yerleşmiştir.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Aeoller, Aiolis adını verdikleri bu bölgede Güney komşuları İonlar gibi önemli bir uygarlık kurmuşlardır.

Başkent niteliğindeki en büyük kentleri bir kıyı yerleşimi olan Kyme’dir. İlk kurulan Aiol kentlerinden biri olan Smyrna (İzmir), daha sonra İon Birliği’ne katılmıştır. Midilli (Lesbos) adası, ünlü şair Sappho'nun memleketidir. Assos gibi diğer önemli kentleri; Aigai, Myrina, Pitane, Temnos ve Larissa’dır.

Assos Antik Kenti, Ege’nin doğu kıyısında bir volkanik tepe üzerine kurulmuştur. Akropol’ün zirvesinde MÖ. 540-530 tarihlerinde inşa edilen, Anadolu’nun ilk ve tek DOR düzenli tapınağı Athena Tapınağı yer alır.

Malzeme ve Konum Faktörü: Tapınağın yapımında yöreye özgü sert ve dayanıklı andezit taşı (volkanik kaya) kullanılmıştır ki bu taş, Dor düzeninin kalın ve ağır hatlarına son derece uygundur.

Erken Tarihleme: MÖ 530 yıllarında akropolün zirvesine inşa edilen bu yapı, Arkaik Çağ'ın erken aşamasında bölgede başka bir muadili bulunmamaktadır.

 



Tapınak Neden Athena’ya Adandı?

 

Antik şehirler tanrı ya da tanrıçalarını yalnızca dini inanç nedeniyle değil, aynı zamanda stratejik, toplumsal ve psikolojik ihtiyaçlarla da belirliyordu.

MÖ 5. - 4. yüzyıla uzanan 3200 metrelik surların ve denizden yüksekliğin koruma sağlamasına rağmen tarihi boyunca istilalara uğramış olan Assos’ta savaş stratejisi, akıl ve bilgelikle ilişkilendirilen bir tanrıça koruyucu olarak seçilmiştir.

Bu koruyucu tanrıça Athena’dır…  

Kabartmalarıyla ünlü Athena Tapınağı'nın sütunları, friz ve heykelleri bugün eksiktir. En önemli heykelleri Fransa, Amerika ve İngiltere'deki müzelerde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

Assos’ta 1881-1883 yılları arasında geçekleştirilen kazılarda kentin resmî yapılarına ağırlık verilmiştir. Bu kapsamda Athena Tapınağı, agora çevresinde bouleuterion ve stoa, gymnasion, tiyatro ve Batı Nekropolisi’nde kazılar yapılmıştır.[1]

İnşasından yaklaşık 2300 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkarılan Assos Athena Tapınağı ancak 2010 yılında ayağa kaldırılabildi. Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki kazı ekibi ve uzmanlar tarafından restore edilen tapınağın eksik sütun tamburları ve antik blokları, özgün malzemesi olan andezit taşı kullanılarak yerlerine monte edildi ve böylece tapınak kısmen ayağa kaldırılabildi.

Assos Athena Tapınağı Sütunları ayağa kaldırılıyor

 

Assos Athena Tapınağı Mimarisi

 

MÖ. 540 - 530 tarihleri arasında inşa edilen tapınak Anadolu’da Arkaik Çağ’da inşa edilen tek Dor tapınağıdır. Assoslular Athena Tapınağı’nı akropolisin doğu kenarına yakın bir noktaya inşa ederek özellikle gemilerde yolculuk edenlerin görmelerini arzu etmişleridir.

Tapınak, ana kaya kısmen kesilerek oluşturulmuş olan düzlüğe inşa edilmiştir. 14,30x30,31 metre ölçülerindeki stylobat (temel) üzerine oturmaktadır. Stylobatın batı ve güney temel taşları üzerinde kazıma ve kabartma tekniğinde polygonal duvar görünümü verilmiştir. Girişi doğuda olan tapınağın uzun yönlerinde on üç; kısa kenarlarında ise altı adet sütün vardır. Prostylos planlı tapınakta, cellanın etrafı tek sıra sütun ile çevrilmiştir. Tapınağın bütününde yapı malzemesi olarak kentin yerel taşı olan andezit kullanılmıştır. Tapınağın frizlerinde Herakles-Kentaur (at adam) mücadelesi, karşılıklı duran sfenksler, boğalar ve ziyafet sahnesi; metoplar da ise Zeus’un Europa’yı kaçırması, at üzerinde süvariler, Priamos’un Hektor’un cesetini istemesi gibi birbirinden farklı onlarca konu işlenmiştir.[2]

Hellenistik Çağ’da (M.Ö. 3. yüzyılın ikinci yarısında) kutsal oda (cella) zemini mozaik ile kaplanmıştır. Roma Çağı’nda tapınağın kullanıldığına dair bir kanıt mevcut değildir. 1838 yılında Sultan II. Mahmud’un izni ile Fransız arkeolog Désiré Raoul-Rochette tapınağın parçalarını bir savaş gemisi ile Fransa’ya (Louvre Müzesi) götürmüştür. 1881-1883 yılındaki kazılarında bulunan eserlerin 3/1’lik bölümü Amerikan kazı heyetine verilmiştir. Böylece tapınağa ait mimari parçaların bir bölümü A.B.D.’ye (Museum of Fine Arts, Boston) bir bölümü ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür. 2010 yılında tapınakta gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları kapsamında eksik parçalar yapının özgün yapı malzemesi olan andezitten yeniden üretilmiştir.[3]




 

Assos Athena Tapınağı Frizleri

 

Kısa kenarlarında 5, uzun kenarlarında 12 olmak üzere toplam 34 friz bloğundan 15’i iyi korunmuştur. Friz betimlemeleri, doğu kültürü özelliği de olan, farklı konularda ve karışıktır. Frizlerde Lydia, Lycia, Atina, Korint kültürlerinden izler bulunur.

Assos tapınağı frizleri İon düzeni alıntılar taşır. Alınlık kısmı boş bırakılmıştır.

Helenistik Çağ’dan sonra, tahrip olan tapınağın taşları, Bizans döneminde başka yapıların inşasında kullanılmıştır. Tapınağın diğer kabartmalı blokları ise 1835 yılında Fransızlara hediye edilmiştir. Amerikan kazılarının 1883’te sonlanmasıyla, tapınaktan çıkan mimari bloklar Amerika’ya ve İstanbul’a taşınır.

Böylece taş bloklar Louvre, Boston, İstanbul ve Çanakkale müzelerine dağılmıştır.

İyi korunmuş 15 friz bloğundaki konular ise Herakles-Kentaur mücadelesi, bir hayvana saldıran aslanlar, karşılıklı duran sfenksler, ziyafet sahnesi ve boğalardır.

Ayrıca kısa kenarlarında 10, uzun kenarlarında 24 olmak üzere toplam 68 metoptan, 10 tanesi korunmuştur.[4]

 

Athena Kimdir?

 

Assos kentinin koruyucu tanrısı Athena’dır. Göklere hükmeden tanrılar kralı Zeus’un kızıdır. Athena Yunan mitolojisinde bilgelik, zekâ, sanat ve stratejik savaş tanrıçasıdır. Annesiz olarak doğan Athena, doğrudan Zeus'un kafasından tam zırhlı bir şekilde doğmuştur. Sembolleri; bilgeliği ifade eden baykuş, barışın ve bereketin simgesi zeytin dalı, savaş simgesi miğfer ve mızraktır.

Adını Yunanistan’daki Atina şehrine veren Athena, kaba kuvvetin değil, aklın ve adil mücadelenin savaştaki temsilcisidir. Mitolojik kahramanların neredeyse hepsine destek olan, Athena dünyanın kaderini etkilemiştir. Örneğin Homeros’un İlyada adlı destanında Akhilleus’u desteklemiştir. Herakles öykülerinde her daim yardımcı ilahi güçtür.

 

Devam Edecek: Assos Athena Tapınağı’na karşı Atina Parthenon.

05.08.2026, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bülteni (2018), Assos Kazısı

Serdaroğlu, Ümit (1996), Assos Behramkale, Arkeoloji ve Sanat Yay.

Arslan, Nurettin (2014), Assos Taşın Hayat Verdiği Kent, Homer Yay.

Cömert, Sinan (2017), Bin Tanrılı Ülkeye Bisikletle Yolculuk, Paris Yay.

Clarke, Joseph Thacher (2025), A Doric Shaft And Base Found At Assos, Myrina Yay.

Boyut Yayın Grubu (2003), Assos: Türkiye Gezi Kitaplığı, Boyut Yay.

Demir, Devrim (2018), Assos Athena Tapınağı Frizleri, Seminer Dersi Notları, Çanakkale


Dipnot:

[1] Clarke 1882; Clarke 1898

[2] Arslan, 2014; 60 - 61

[3] Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bülteni’nden, 2018.

[4] Demir, 2018; 5 - 6

29 Temmuz 2026 Çarşamba

Assos Kazıları

 


Assos Kazıları

 

Arkeoloji bilimi adına Anadolu’da ilk resmi kazı Assos’ta gerçekleşti.

1881 yılında J.T. Clarke ve F.H. Bacon adlı iki genç mimar, yanlarına aldıkları 500 dolarlık mütevazı bir birikim ve "Dorian" adını verdikleri bir yelkenliyle İngiltere’den yola çıktı.  26 yaşlarındaki bu iki genç, Assos’ta ilk bilimsel çalışmayı başlattı: kentin surları, agorası ve Athena Tapınağı gibi önemli yapıları ortaya çıkardı.

Assos'ta (Behramkale) ilk sistemli kazı 1881-1883 yıllarında J. T. Clarke ve F. H. Bacon önderliğindeki Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından yapılmasının ardından uzun bir ara verildi. İkinci dönem, 1981'de Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu ile başlayıp 2005'e kadar sürdü. Üçüncü ve son dönem kazıları 2006'da Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında başladı ve halen sürmektedir.




 

Assos'ta Arkeolojik Araştırmaların Tarihçesi

 

Modern arkeolojinin en romantik ve öncü hikâyesi 1881 yılında bir yelkenliyle başlar. “Amerikan Kazıları” adıyla Assos’ta başlayan kazıların kahramanı J.T. Clarke ve F.H. Bacon adlı iki genç mimardır. Yanlarına aldıkları 500 dolarlık mütevazı bir birikim ve "Dorian" adını verdikleri bir yelkenliyle İngiltere’den yola çıkarlar. Bu macera, Osmanlı topraklarındaki ilk resmi Amerikan kazısı olma özelliğini taşır.


Koldewey
’in çektiği 1902 tarihli fotoğrafta yer alan eski kazı atmosferi, arkeolojinin o dönemdeki tutkulu ruhunu yansıtır. Başlangıçta 500 dolarla yola çıkan ekip, zamanla Boston Güzel Sanatlar Müzesi ve çeşitli enstitülerin desteğiyle 19.121 dolarlık bir bütçeye ulaşmış; bu da çalışmanın maceraperestlikten profesyonel bilimsel bir modele evrilmesini sağlamıştır. Hatta o dönemde bölgeyi ziyaret eden Alman define avcısı Schliemann’ın "buradan önemli bir şey çıkmaz" şeklindeki kuşkucu tavrına rağmen, bu ekip Athena Tapınağı’nın frizlerini dünyaya tanıtmayı başarmıştır.

1879 yılında kurulan Amerikan Arkeoloji Enstitüsü, J. T. Clarke ve F. H. Bacon’u dor mimarisini araştırmak üzere Ege kıyılarına göndermişti.[1]

Joseph Thacher Clarke 13 Ocak 1856'da Boston'da bir doktorun oğlu olarak doğdu. Babası 12 yaşındayken öldü ve annesi onu eğitim için Almanya'ya götürdü; burada Dresden'de okula gitti. 16 yaşında Boston'a döndü. Münih'teki Politeknik Okulu'nda mimarlık okudu ve sanat tarihçisi Franz Reber'den ilham alarak antik Yunan mimarisine ilgi duydu. 1876'da mimar olarak çalışmak üzere Boston'a döndü. 1878'de Boston Mimarlar Derneği'nden Yunanistan ve Küçük Asya'daki Dorik binaları incelemek için bir seyahat bursu kurdu. Başka bir genç Amerikalı mimar F. H. Bacon ile birlikte Clarke, Londra'dan Hollanda, Ren, Tuna ve Karadeniz üzerinden Ege Denizi'ne yelken açtı.[2]

Francis Henry Bacon (1856-1940), 1881-1883 yılları arasında Assos'ta çalışmış, detaylı çizimler yapmış ve 1921'de ünlü "Investigations at Assos" kitabını yayımlamıştır. 1856 yılında Massachusetts'te doğan Bacon, 1876 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) mimar olarak mezun oldu. Arkeolojiye duyduğu büyük tutku, onu arkadaşı Joseph Thacher Clarke ile birlikte Ege'yi gezmeye ve 1881 yılında America Arkeoloji Enstitüsü (AIA) adına Assos'ta ilk büyük kazı çalışmasını başlatmaya itti. Assos'taki çalışmaları sırasında çektiği fotoğraflar, yaptığı haritalar ve mimari çizimler, arkeoloji dünyasında çizim standartlarını belirledi. Bacon, Assos kazılarının tamamlanmasının ardından Amerika'ya dönerek başarılı bir iç mimar ve tasarımcı olarak kariyerine devam etti. Ancak hayatı boyunca Türkiye'yi ve antik kalıntıları unutamadı. Son yıllarında Türkiye'ye geri dönen Bacon, eşiyle birlikte Çanakkale Boğazı'na bakan bir evde yaşamını yitirdi.

Clarke ve Bacon’un daveti üzerine 1 Nisan 1882 tarihinde Assos’a gelen Alman mimar ve arkeolog R. Koldewey de kazıda görev alır. Münih ve Viyana’da mimarlık, arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi almış olan Koldewey bu iki arkadaşını çok geride bırakarak 20. yy’ın en ünlü arkeologları arasında yer almayı başarmıştır (Ceram 1949: 378-379). Bacon’ın “Koldewey’i insan tanıdıkça daha çok seviyor, Clarke ve bana uygun bir adam” diye tanımladığı 27 yaşındaki bu Alman arkeolog sayesinde daha düzenli ve programlı çalışmak mümkün olmuştur.[3] (Ceram 1949:379; Andreia 1952: 22).

Robert Koldewey (1855–1925), antik Babil kazıları ve Anadolu'daki bilimsel mimari araştırmalarıyla tanınan öncü bir Alman mimar ve arkeologdur. Assos, Lesbos (Midilli), Neandreia ve Zincirli gibi merkezlerde erken dönem arkeolojik ve mimari incelemeler yaptı.

 

Clarke ve Bacon’ın Assos Çalışmaları

 

Sultan II. Mahmut tarafından 1835 yılında Athena Tapınağı’na ait kabartmalı bloklar Fransızlara hediye olarak verilmiştir. Raoul-Rochette İstanbul’da gerekli hazırlıkları tamamlayarak 1838 yılında Assos’taki mimari parçaları Paris’e götürmüştür. 1878 yılında yirmi bir yaşındaki J. T. Clarke ve ona çizimlerde yardım edecek olan arkadaşı F. H. Bacon, Yunanistan ve Türkiye’deki Dor mimarisi üzerinde bir çalışma yapmaya karar verirler. Boston Mimarlar Derneği’nin verdiği küçük bir avans ve her birinin biriktirdiği beş yüzer doları vardır. İngiltere’de ellerindeki paranın projeyi gerçekleştirmek için yeterli olmadığını düşünürler. Yolculuğu daha ucuza getirmek ve aynı zamanda konaklamak için Dorian adını verdikleri bir yelkenli tekne alarak İngiltere’den yolculuğa çıkarlar. Manş Denizi, Ren Nehri, Tuna Nehri, İstanbul ve Çanakkale Boğazı’ndan sonra 1879 yılında Assos’u ziyaret ederler. Ülkelerine dönüşte yirmi sayfalık raporu Amerikan Arkeoloji Enstitüsü başkanı E. Norton’a sunarlar ve onu Assos’ta kazı yapmak için ikna ederler.[4]

Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler yerine Osmanlı topraklarındaki bir antik kenti seçmesinin bir nedeni de Osmanlı Devleti yasalarının daha uygun olmasıdır. E. Norton’a göre Yunanistan’dan antik eserleri çıkarmak mümkün değildir. Buna karşın Türkiye’den her şeyi çıkartmak doğru ilişkilerle mümkündür. O yıllardaki yasaya göre bulunan eserler kazı yapan, arazi sahibi ve Osmanlı Devleti arasında üçe bölünmekteydi.[5]

Clarke ve Bacon’un daveti üzerine 1 Nisan 1882 tarihinde Assos’a gelen Alman mimar ve arkeolog R. Koldewey de kazıda görev alır. Münih ve Viyana’da mimarlık, arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi almış olan Koldewey bu iki arkadaşını çok geride bırakarak 20. yy’ın en ünlü arkeologları arasında yer almayı başarmıştır. Bacon’ın “Koldewey’i insan tanıdıkça daha çok seviyor, Clarke ve bana uygun bir adam” diye tanımladığı 27 yaşındaki bu Alman arkeolog sayesinde daha düzenli ve programlı çalışmak mümkün olmuştur.[6]

1881 yılında Clarke başkanlığında başlatılan arkeolojik kazılar, 1883 yılı baharına kadar devam etmiştir. Yüz yıl sonra (1981) Ü. Serdaroğlu’nun başlattığı kazılar 2005 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir.


 

Assos’ta Yüz Yıllık Yalnızlık

 

Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu Dönemi (1981-2005): Yaklaşık yüz yıllık aradan sonra kazıları yeniden başlatan isimdir. Bu dönemde tiyatro, nekropol (mezarlık alanı) ve surlarda büyük çaplı kazı ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi.[7]

Prof. Dr. Nurettin Arslan Dönemi (2006-Günümüz): Kazılar Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) adına sürdürülmektedir. Kentin yerleşim dokusu, Kuzey Stoa alanı ve günlük yaşam alanları incelenip restore edilmektedir.

2006 yılından sonraki üçüncü dönemde antik kentteki tekil yapılardan çok, kenti bir bütün olarak anlamaya yönelik araştırmalara öncelik verilmiştir.[8]

Bu amaç doğrultusunda Assos’ta farklı disiplinlerden oluşan araştırma grupları çalışmalarını sürdürmektedir. 2024 yılı ve sonrası N. Arslan, kentin ticari ve siyasi faaliyetlerinin icra edildiği agoranın kullanım evrelerini araştırmaktadır. Yapılan kazılarda agorayı çevreleyen binaların Erken Hellenistik Çağ’dan Bizans Çağı’na kadar devam eden uzun bir imar faaliyetinin ürünü olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu araştırmalarda Agora ve onun güneyindeki yamaca yaslanmış tiyatronun da MÖ 4. yüzyılın sonlarındaki bir yapı programında inşa edildiği belirlenmiştir.[9]


Assos’ta gezginlerin en çok dikkatlerini çeken yapı, kabartmalarını tanımlamakta zorlandıkları Athena Tapınağı’dır. Clarke ve Bacon’ın çıktığı arkeolojik serüvenin de en önemli nedenidir.

 

Devam edecek: Asos’ta Athena Tapınağı, Agora ve Tiyatro  

 

29.07.2026, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

 

Clarke, Joseph Thacher (2025), A Doric Shaft And Base Found At Assos, Myrina Yay.

Bacon, Francis Henry (1921), Investigations at Assos, America Arc. Inst.

Allen, Susan Heuck (2002), “Doğudaki Amerikalılar”: Francis Henry Bacon, Joseph Thacher Clarke ve Assos'taki AIA. Boston 2002

Arslan, Nurettin (2010), Troas Bölgesi’ndeki Taşın Hayat Verdiği Kent Assos: 1881-2009 Yılları Arasındaki Kazılara Genel Bakış, Colloquium Anatolicum IX 2010

Arslan, Nurettin (2014), Assos Taşın Hayat Verdiği Kent, Homer Yay.

Serdaroğlu, Ümit (1996), Assos Behramkale, Arkeoloji ve Sanat Yay.

 

Dipnot:

[1] Clarke 1882; Clarke 1898; Clarke-Bacon-Koldewey 1902; Allen 2002, 63-92.

[2] Allen 2002, s. 63–92.

[3] Ceram 1949:379; Andreia 1952: 22

[4] Arslan, 2010; 114-115

[5] Dyson, 1998; 68, Allen, 2002; 67

[6] Arslan 2010; 114-116

[7] Serdaroğlu 1983, 81-182; Serdaroğlu 1992, 43-51.

[8] Arslan 2010, 13-139; Arslan 2012, 231-247; Arslan-Rheidt, 2013, 195-246; Arslan-Mohr-Rheidt 2016.

[9] Arslan-Eren 2012, 273-286; Arslan 2016, 85-116; Arslan 2019, 139-161.

22 Temmuz 2026 Çarşamba

Assos

 


Assos

 

2026 Yaz tatiline erken başladık. Mayıs’ın son haftasına girmeden Antalya’daydık. Haziran’ın sonuna doğru (20 Haziran) Laodikeia ve Hierapolis’i gezdik. 21 Haziran’da İzmir’deydik. Oradan Bergama’ya geçtik. Bergama Müzesi, Pergamon Antik Kenti ve Asklepion’u gördük. Aynı gün, 22 Haziran’da Çanakkale’ye geçtik.

Şehitlikleri ziyaret ettikten sonra Çanakkale’den ayrıldık. Troia Antik Kenti ve Müzesi’ni gördük.

Gün batımına doğru Assos’ta olmayı planladık.  

Assos’a vardığımızda güneş batmak üzereydi ve Antik Kent’in gişeleri kapanmıştı.

Bunca yolu Assos için gelmiştik ve en güzel saatinde Assos kapalıydı.

Behramkale’ye tırmandık. Midilli’ye doğru gün batımını görüntüledik.


Uzak diyarlardan bir yelkenliyle gelip 150 yıl önce Assos’ta ilk kazıyı başlatan J.T. Clarke ve F.H. Bacon kadar şanslı değildik.

Ancak bu kadarıyla yetinecektik…


 

O an bir mucize gerçekleşti. Gişe görevlilerinden biri, görev yerine döndü. Yarım saatlik bir işi vardı. Bize ancak o kadarlık izin verebilirdi ve o süre bizim için gerçek bir fırsattı.

(Yine de bize yol gösteren yaşlı amcaya ve akropoldeki Hüdavendigar Camii’ne minnettarız!)


 

İşte Assos’tayız!

 

Ege Denizi’nin kuzey kıyılarında, Edremit Körfezi’ne hâkim 236 metre yükseklikteki volkanik bir kayalığın üzerindeyiz. Ege rüzgârlarıyla savrulan bu dik yamaçta ilk yerleşimin izleri MÖ 2. bin yıla kadar uzanmaktadır. Burası, Hitit metinlerinde "Assuwa" olarak anılan, Homeros’un İlyada’sında ise sarp kayalıklar üzerine kurulu bir Leleg kenti olarak betimlenen Assos…

Karşımızda Midilli (Lesbos) adasının sisli silueti, ayaklarımızın altında ise antik limanın asırlık taşları uzanmakta...

Assos, sıradan bir antik kent değil. Yöreye özgü andezit taşıyla hayat bulan, Aristoteles’in Felsefe Okulu’yla nefes alan önemli bir liman kenti.

Behramkale’nin kuşattığı zirvede kentin koruyucusu ve Anadolu’daki dor düzenli tek tapınak olan Athena Tapınağı’na ulaştığımızda mutluktan uçuyorduk.

İşte Anadolu’da Antik Dünya’nın en önemli yerleşimlerinden birindeyiz, Assos’tayız!


 

Assos’un Tarihçesi

 

Assos’un kent olarak ortaya çıkışı MÖ 7. yüzyıl ortalarında Lesbos (Midilli) adasındaki Methymna kentinden gelen Aioller tarafından kolonize edilmesine dayanır. Egemenlik değişimleri, Anadolu'daki diğer birçok kent gibi Assos da MÖ 560 dolaylarında Lidya Krallığı'nın, ardından MÖ 547'de Perslerin kontrolüne girmiştir. Böylece Arkaik ve Klasik dönemlerin ardından Pers Dönemi gelir.

MÖ 477-401 yılları arasında kent, Pers baskısına karşı kurulan Attik-Delos Deniz Birliği'nin bir üyesi olur. Ancak MÖ 387'deki Antalkidas Barışı ile yeniden Pers egemenliğine girer.

 

Tiranlar ve Aristoteles Dönemi

 

Assos tarihinin en dikkat çekici dönemi, MÖ 4. yüzyılda kentin yönetimini üstlenen tiranlar ve dünyaca ünlü filozof Aristoteles ile olan bağıdır:

Eubulos ve Hermeias: Kent önce zengin bir banker olan Eubulos, ardından onun halefi (ve eski kölesi) Hermeias tarafından yönetilmiştir.

Felsefe Okulu: Hermeias, dostu Aristoteles'i MÖ 347 yılında Assos'a davet etmiş ve burada bir akademi kurulmasını sağlamıştır. Aristoteles, burada yaklaşık üç yıl kalmış, Hermeias’ın akrabası Pythia ile evlenmiş ve önemli felsefi çalışmalar yürütmüştür. MÖ 345 yılında Perslerin Hermeias’ı yakalayıp öldürmesi üzerine Aristoteles kentten ayrılmak zorunda kalmıştır.


 

Hellenistik ve Roma Dönemleri

 

Büyük İskender ve Pergamon: MÖ 334 yılında Büyük İskender'in Persleri mağlup etmesiyle bağımsızlığına kavuşan kent, daha sonra Lysimakhos ve Pergamon (Bergama) Krallığı'nın yönetimine girmiştir.

Roma Hâkimiyeti: MÖ 133 yılında Pergamon Kralı III. Attalos'un vasiyetiyle Roma topraklarına katılmıştır. Roma döneminde de önemini koruyan kenti MS 18'de Germanicus ve Caligula, MS 56/57 yıllarında ise Aziz Paulus ziyaret etmiştir.

 

Bizans ve Osmanlı Dönemleri

 

Bizans: Erken Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olan Assos, zamanla stratejik önemini kaybetmeye başlamıştır.

Türk Hâkimiyeti: Kent 14. yüzyılda Türklerin (Osmanlı) eline geçmiştir. Bu dönemden günümüze ulaşan en önemli yapılar akropoldeki Hüdavendigar Camii ve Tuzla Çayı üzerindeki köprüdür.




 

Devam edecek: Assos Kazıları, Athena Tapınağı ve Aristoteles

 

22.07.2026, Ünye kent

 

Kaynaklar:

Serdaroğlu, Ümit (1996), Assos Behramkale, Arkeoloji ve Sanat Yay.

Arslan, Nurettin (2014), Assos Taşın Hayat Verdiği Kent, Homer Yay.

Cömert, Sinan (2017), Bin Tanrılı Ülkeye Bisikletle Yolculuk, Paris Yay.

Clarke, Joseph Thacher (2025), A Doric Shaft And Base Found At Assos, Myrina Yay.

Boyut Yayın Grubu (2003), Assos: Türkiye Gezi Kitaplığı, Boyut Yay.