Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi XI
(Osmanlı Dönemi Kazıları-1)
Osmanlı'da arkeolojik kazılar 19. yüzyıl ortalarına kadar
genellikle Batılı araştırmacıların izinli veya izinsiz define arama
faaliyetleri şeklindeydi. Devletin ilk resmi müzesinin kurulması ve Osman Hamdi Bey’in çalışmalarıyla
modern arkeolojik kazıların temelleri atılmış, Asâr-ı Atîka Nizamnameleri ile tarihi eserlerin yurt dışına
kaçırılması yasaklanmıştır.
Osmanlı dönemindeki arkeolojik faaliyetlerin tarihsel
gelişimi şu şekilde özetlenebilir:
Batılıların İlk Kazıları: 19. yüzyılın ortalarında İngiliz ve
Alman arkeologlar Bergama, Nemrut, Halikarnas ve Efes gibi antik kentlerde
büyük çaplı kazılar yaptı.
Babil Kazıları: 19. yüzyılın sonlarına doğru Almanlar
Babil harabelerinde sistematik kazılar yürüttü. Alman bilim insanları Robert Koldewey ve Eduard Sachau öncülüğünde Babil harabelerinde büyük çaplı kazılara
başlandı.
Troia, Efes ve Bergama
Kazıları: Avusturyalı ve
Alman ekipler tarafından yürütülen bu kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin
(örneğin Bergama Sunağı) birçoğu Avrupa'ya götürüldü. Aynı zamanda Miletos ve Priene gibi bölgelerde Alman ve Avusturyalı ekipler kalıcı kazı
evleri kurarak uzun soluklu bilimsel projeler başlattı.
Günümüzde devam eden arkeolojik çalışmalarda Osmanlı
dönemine ait katmanlar ve kalıntılar da titizlikle incelenmektedir. İzmir Smyrna Agorası ve Eskişehir Karacahisar Kalesi gibi yerleşkelerde
Osmanlı dönemi yapıları bilimsel ekiplerce gün yüzüne çıkarılmaya devam
etmektedir.
Osman Hamdi Bey Dönemi: İlk Türk arkeolog olarak kabul edilen
Osman Hamdi Bey’in Nemrut Dağı ve Sayda (Sidon) Kazıları Türk bilim
insanlarının gerçekleştirdiği ilk sistemli ve büyük arkeolojik kazılardır.
İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni (Müze-i Hümayun) kuran Osman Hamdi Bey, İskender Lahdi gibi önemli eserleri
müze koleksiyonuna kazandırdı.
Ayrıca bu dönemde, ülkedeki arkeolojik faaliyetlerle ilgili
oldukça önemli kararlar alındı.
1846’da Sultan Abdülmecid
döneminde, Fethi Ahmet Paşa'nın
öncülüğünde İstanbul Aya İrini Kilisesi'nde ilk resmi Osmanlı müzesi kuruldu. Kazılar yeni bir sisteme bağlandı. Osman Hamdi Bey'in katkılarıyla
çıkarılan Asâr-ı Atîka Nizamnameleri
ile (1869, 1874 ve 1884); tarihi eserlerin mülkiyeti devlete (Osmanlı'ya)
bağlandı ve izinsiz kazı yapılması ile yurt dışına eser çıkarılması yasaklandı.
Yine de ilk dönem başlatılmış olan kazılarının tahribatı ve
talanı tümüyle engellenemedi.
Troia (1871-1873)
Türkiye topraklarında yabancılar tarafından gerçekleştirilen
ilk kazı 1871 yılında Çanakkale'deki Troia
(Truva) Antik Kenti'nde Alman Heinrich
Schliemann tarafından başlatılmıştır.
Alman tüccar ve define arayıcısı Heinrich Schliemann, Homeros’un İlyada destanındaki efsanevi
Troya'yı bulmak amacıyla 1870'lerde Çanakkale Hisarlık Tepe'de kazılara
başladı. Schliemann, destansı şehri ortaya çıkarma tutkusuyla çok sayıda tarihi
katmanı tahrip etse de, "Priamos Hazinesi" zannettiği buluntuları kaçak
yollarla Osmanlı topraklarından çıkardı.
Hisarlık Tepe mevkinde 1871-1890 yılları arasında yürüttüğü
kazılarda, antik kentin izini sürmek için höyüğü derinlemesine yaran devasa bir
çukur açtı. Modern arkeolojik yöntemlerden yoksun bir şekilde, Homeros'un
Troya'sını bulmak amacıyla daha derinlere inmeye çalışırken üst katmanlardaki
paha biçilemez kalıntıların zarar görmesine yol açtı.
Schliemann, Osmanlı Devleti'nin hak taleplerini hiçe sayarak
hazineyi yurt dışına kaçırdı. Günümüzde bu eserlerin önemli bir kısmı
Rusya'daki Puşkin Müzesi'nde bulunmaktadır.
Schliemann, bulduğu hazinenin Troya Savaşı dönemine ait
olduğunu iddia etse de, daha sonra yapılan bilimsel incelemeler bu eserlerin
Troya Savaşı'ndan yaklaşık 1000 yıl öncesine ait olduğunu kanıtlamıştır.
Yaptığı tahribata rağmen Troya'nın varlığını ispatlayan ilk
adımı atmış olsa da, günümüzde
"amatör bir yağmacı" olarak anılmakta ve mirası çok yönlü
eleştirilere konu olmaktadır.
Pergamon (1869-1878)
Bergama (Pergamon) kazısı, arkeoloji tarihinin en eski, en
köklü ve aynı zamanda Osmanlı döneminin en çok tartışılan, en dramatik kazı
süreçlerinden biridir. Geçmişi 19. yüzyılın ortalarına dayanan bu çalışmalar,
hem dünya çapında muazzam bir antik kentin gün yüzüne çıkmasını sağlamış hem de
modern Türk müzeciliğinin ve eski eser yasalarının (Asar-ı Atika)
şekillenmesinde dönüm noktası olmuştur.
Kazıların Başlangıcı ve
Carl Humann: Bergama’daki
ilk hareketlilik, Osmanlı Devleti'nin yol yapımı çalışmaları için bölgeye
gönderdiği Alman mühendis Carl Humann ile başlar.
İlk Keşif (1864-1865): Humann, Bergama Akropolü'ndeki Bizans
surlarının içinde üst üste yığılmış antik mermer kabartmaları fark etti. Bu
parçaların, antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan Bergama Zeus
Sunağı'na ait olduğu anlaşıldı.
Resmi Kazılar (1878): Berlin Müzesi'nin desteği ve Osmanlı
Devleti’nden alınan resmi izinlerle (1874 nizamnamesindeki boşluklar ve dönemin
siyasi/maddi diplomatik ilişkileri kullanılarak) ilk büyük ve sistemli kazılar
1878 yılında Carl Humann ve Alexander Conze başkanlığında başlatıldı.Eserlerin
Berlin'e Taşınması: Kazılardan çıkan devasa Zeus Sunağı parçaları, Akropol'den
at arabalarıyla Dikili Limanı'na, oradan da gemilerle Berlin'e taşındı. Bugün
bu eserler, Almanya'daki meşhur Berlin Pergamon Müzesi içinde sergilenmektedir.
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Bergama kazıları çok daha
sıkı denetimlerle ve bilimsel iş birlikleriyle devam etti. Uzun yıllar boyunca
Türk uzmanların katılımı ve Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün (DAI)kurumsal
başkanlığında (W. Dörpfeld, Th. Wiegand gibi isimlerle) yürütüldü. İlk dönemlerde
sadece kraliyet ailesinin ve tapınakların yer aldığı "Yukarı Kent"
(Akropol) kazılırken; sonraki süreçlerde halkın yaşadığı "Orta ve Aşağı
Kent", devasa sağlık merkezi Asklepieion ve Mısır tanrılarına adanan
tapınak kompleksi Kızıl Avlu (Serapeion) tamamen açığa çıkarıldı.
Bergama, sahip olduğu
Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarının bütünlüğü sayesinde UNESCO
Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmiştir. Bergama (Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı), 22
Haziran 2014 tarihinde Katar'ın Doha kentinde düzenlenen 38. Dünya Miras
Komitesi Toplantısı'nda UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmiştir.
Günümüzde Bergama kazıları,
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında,
Türk ve yabancı bilim insanlarının ortaklığında yıl boyunca kesintisiz olarak
sürdürülmektedir.
1.400 Yıllık Bronz Kazan
(2025): Kızıl Avlu
yakınlarındaki "Mozaikli Ev" olarak adlandırılan Roma dönemi yapı
kompleksinde, taş avludaki havuzun içinde orijinal konumunda hiç bozulmamış
1400 yıllık dev bir bronz kazan bulunmuştur.
Antik Roma Yolu ve
Helenistik Kale: Bölgede
yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda, antik Pergamon ile bağlantılı yeni
bir Roma yolu ve savunma amaçlı kullanıldığı düşünülen Helenistik döneme ait
bir kale kalıntısı keşfedilmiştir.
Yeni Koruma Alanları: Bergama ile Kınık ilçeleri sınırındaki
Kurttepe Mevkii'nde tespit edilen Pergamon bağlantılı yeni arkeolojik
kalıntılar, birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına
alınmıştır.
Devam edecek: Osmanlı
Dönemi Kazıları-2 (Ephesos, Hattuşaş)
Kaynaklar:
Duchêne, Hervé (2002), Troia Hazineleri veya Schliemann’ın Düşü,
YKY Yay.
TC. Kültür Bakanlığı Arşivi
World History Encyclopedia, 2026




.jpg)














.jpg)


