19 Ağustos 2026 Çarşamba

Assos Mimari Yapıları - I

 


Assos Mimari Yapıları - I

  

Assos Akropolü eski ve sönmüş bir volkanik tepe üzerinde, trakit (trachyte) ve andezit taşı oluşumlu oldukça sarp bir arazide yer alır. Dik arazi yapısı nedeniyle agoralar, meclis binaları ve tapınaklar teraslama tekniği ile devasa istinat duvarları kullanılarak inşa edilmiştir. Savunma amacıyla harçsız, büyük taşların üst üste yığılmasıyla oluşturulan poligonal (çok köşeli) sur duvarları ile çevrilidir. Akropol merkezli bu yerleşim planı, sarp ve savunma öncelikli bir mimari karaktere sahiptir.[1]

Assos’un mimari yapıları denince ilk akla gelen, daha önce anlattığımız gibi Anadolu’nun ilk ve tek Dor tarzı tapınağı olan Athena Tapınağı’dır. Ancak Assos Antik Mimarisi, sözünü ettiğimiz tapınaktan ibaret değildir. Antik dünyanın en önemli kent planının bir parçası olan akropol (yukarı şehir), üzerinde yer alan yönetim ve ticaret yapıları ve bazı bölümleriyle günümüze kadar ulaşmayı başaran kent surları Assos mimarisinin önemli bir parçasıdır.  


 

Surlar

 

Bugün Assos’un en ihtişamlı kalıntılarından biri olan sur duvarları, yaklaşık 3 km.

uzunluğundadır. Surlar, andezit blok taşlardan kabuk sistemi olarak isimlendirilen bir teknikle ve harç kullanılmadan inşa edilmiştir. (Resim 2).

Surların büyük bir bölümü pseudoisodomik duvar tekniğinde olmakla birlikte, altı örgü tekniğinin varlığında söz edilmektedir. Polygonal kısım M.Ö.4.yy.da inşa edilmiş olmalıdır.

Surlardan kente girişi sağlayan farklı büyüklük ve planda kapılar vardır. Batıdaki kapı, Apollon Smintheus kutsal alanına, doğudaki Antandros ve Adramition kentlerine uzanmaktadır. Surların en iyi korunduğu bölümler, şehrin batı ve kuzey yönlerindedir.

Osmanlı Dönemi’nde, İstanbul gibi kentlerdeki yapıların inşasında kullanılmak üzere sur taşlarının sökülüp, gemilerle götürülmesi yüzünden, kentin denize bakan kısımlarındaki duvarlardan geriye sadece temel taşları kalmıştır.[2]

 

Liman

 

Assos’un güneyinde, Lesbos (Midilli Adası) karşısındaki antik liman, Strabon’un da belirttiği gibi bir dalgakıran ile oluşturulmuştur. Strabon şöyle aktarmaktadır: “Assos, doğal ve yapay olarak iyi tahkim edilmiştir. Buraya deniz tarafından, limandan çok dik ve uzun bir yolla ulaşılır. Liman büyük bir mendirekle kurulmuştur.”[3]

Fırtınalı havalarda Babakale Burnu’nu geçemeyen gemiler, rüzgâr dininceye kadar Assos limanında beklemek zorundaydılar. (Bkz. Antik Liman: Assos Antik Kenti Yerleşim Planı - Resim 1).

Roma Çağı’nda, gemilerin Midilli adasının güneyinden geçen rotayı takip etmeleri yüzünden, Assos limanı önemini yavaş yavaş yitirmiştir. Assos limanının hemen gerisinin yüksek ve sarp kayalık olması nedeniyle, liman sadece malların boşaltılıp yüklendiği ve depolandığı mekânlar ile sınırlı kalmış ve hiçbir zaman bir yaşam alanı haline gelmemiştir.

 

Agora

 

Antik kentlerde pazar yeri anlamına gelen Agora, Assos’un güney ve doğu kesimdeki konut bölgelerinin ortasında yer almaktadır. Liman’ın üst yamacındadır. Kentin güneyinde, üçüncü teras üzerine inşa edilen agora, Lesbos ve Ege Denizi’ne bakmaktadır.

Assos’un bütün sokakları, şehrin kalbi sayılan agoraya bağlanır. Agora, çarşı/pazar fonksiyonuna, M.Ö. 5.yy.da kavuşur. Tiyatroların inşasından sonra agoralar, dini ve siyasi toplantı amacı ile kullanılmaz. Assos agorası, Pergamon agorası ile benzerliklerinden dolayı, MÖ. 2.yüzyıla tarihlenir. (Resim 3).


 

Stoa (Sütunlu Galeri)

 

Stoa, Antik Yunan'da üstü kapalı sütunlu galeri veya veranda demektir. Kentin merkezinde kurulan agoranın (pazar yeri) kenarında yer alır ve halkın yağmurdan, güneşten korunarak gezdiği, ticaret yaptığı, sohbet ettiği alanlardır. Tek veya iki katlı yapılardır, bir tarafı tamamen sütunlarla çevrilidir.

Assos’ta mimari anlamda ilk ve en temel bilgileri bu alanda ilk çalışmaları yapan Clarke, Bacon ve Koldeweyin yayınladığı raporlardan edinmekteyiz. Bu raporlara göre Kuzey Stoa, agora seviyesinden 11,3 metre yükseklikte, 111,526 metre uzunluğunda, 12,42 metre genişliğindedir. Dor üslubunda, iki nefli, iki katlı; iç ve dışta olmak üzere iki sütun sırasına sahip “I” formunda bir yapıdır. (Resim 5a).

İki katlı Stoa tipi, ilk kez Pergamon’da ortaya çıkar.

Yapı malzemesi olarak bölgenin yerel malzemesi olan andezit kullanılmıştır. Ayrıca bazı mimari elemanlarında beyaz mermer kullanılarak yapının dış görünümünün etkileyiciliği arttırılmak istenmiştir. Bu açık renk elemanlar, alınlık kalkanı ve dor düzenindeki başlıklarda görülür. (Resim  5b).[4]

Kuzeydeki stoaya göre daha küçük olan Güney Stoa, teraslar arasındaki yükseklik farkı yüzünden dört katlıdır. Dördüncü kat agoraya açılırken, diğer katlar depo ve zemin katı sarnıç olarak kullanılmıştır.[5]




 

Bouleuterion (Meclis Binası)

 

Bouleuterion, Antik Yunan şehir devletlerinde (polis) halk meclisinin (boule) toplandığı resmi bina yani meclis binası veya senato binası anlamına gelir. Siyasi kararların alındığı, demokratik tartışmaların yapıldığı bu yapılar antik kentlerin en önemli kamu yapıları arasında yer alır.

Assos’ta Şehir Meclis Binası olarak hizmet veren kare planlı Bouleuterion, 20.60x20.60 metre ölçülerindedir. Dor düzenindeki yapının batı yönü hariç, üç tarafı 0.60 metre kalınlığında taş duvarlarla çevrelidir. (Resim 4).

Meclis toplantılarına katılan üyelerin oturma yerlerinin ahşaptan olduğu tahmin edilmektedir. Bouleuterion, yapı kitabesine göre M.Ö.4.yüzyıla tarihlenmektedir. Roma Çağı’nda da siyasi yapısını koruyan Assoslular, Bouleuterion’u toplantı için kullandıkları ve kuzey duvarı önüne heykeller diktikleri belirlenmiştir.[6]

Agoranın doğu yönündeki binanın agoraya bakan batı yönü beş sütun ve bunlar arasındaki çift kanatlı altı kapı ile kapatılmıştır. Üç tarafı kapalı olan yapı kapıların üzerindeki boşlukların yardımı ile aydınlatılmıştır. Sadece meclis üyelerinin (Bule) katıldığı toplantılar sırasında kapılar kapatılmaktadır.

Kentle ilgili hukuki, yasal ve idari işlerin yürütüldüğü bouleuterionun içerisinde yaklaşık 500 üyenin oturması için muhtemelen ahşap oturma sıraları bulunmaktaydı. Meclis başkanlığı değişimli olarak sıra ile yapılmıştır. Assos bouleuterionu yapı kitabesine göre M.Ö. 4. Yüzyıl’ın ikinci yarısında Ladamos adlı memur veya varlıklı bir kişi tarafından inşa ettirilmiştir. Assos boueluterionu Batı Anadolu’daki en eski meclis binası örneklerinden biridir. Roma Çağı’nda imparatorluk kült odası olarak kullanılan meclis binasının kuzey duvarı önüne anıtlar dikilmiştir. Bouleuteriona asıldığı tahmin edilen bronz bir levha üzerindeki yazıtta 6 yaşında babası Germanicus ve annesi Agrippina ile M.S. 18 yılında Assos’u ziyaret eden Caligula’nın imparator olmasından dolayı Assosluların duydukları mutluluk ve bağlılıkları ifade edilmiştir. Bizans Çağı’nda bouleuterionun bir bölümü ahır, diğer bir bölümü ise demirci atölyesi olarak kullanılmıştır.[7]

 

Devam Edecek: Assos Mimari Yapıları - II

 

19.08.2026, Ünye Kent


Dipnot:

[1] Arslan. 2014; 99. [Trakit, alkali feldispattan oluşan açık renkli bir volkanik (püskürük) kayadır. İnce taneli bir yapıya sahiptir. Andezit, magmanın yeryüzüne çıkıp hızla soğumasıyla oluşan, sert ve dayanıklı bir volkanik (magmatik) kayaç türüdür. Genellikle gri, kahverengi, pembe veya gülkurusu tonlarındadır. Bazalt ve riyolit taşları arasında bir ara yapıya sahiptir.]

[2] Arslan. 2014; 62.

[3] Strabon. 2015; 57

[4] Sezgin, 2010; 30

[5] Arslan. 2014; 80.

[6] Arslan. 2014; 88

[7] ÇOMÜ. 2018

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Assos ve Parthenon Tapınağı

 


Assos ve Parthenon Tapınağı

 

Yunan Anakarasından Batı Anadolu’nun Kuzey kıyılarına gelen Aeol göçmenleri, MÖ. VI. Yüzyılda Assos’un zirvesine Athena Tapınağı’nı inşa ettiler. 100 yıl aradan sonra bu defa Yunan Anakarasının merkezi Atina’da, Tanrıça Athena adına bir başka tapınak inşa edildi: Athena Parthenon Tapınağı 

İki kat büyüklükteki bu yeni tapınağın Anadolu’dakine benzeyen yönleri oldukça fazlaydı. Bu tapınak Atina Demokrasisi için bir simgeydi ve kente adını veren Tanrıça Athena’ya adanmıştı. Tıpkı Anadolu’daki Assos Athena Tapınağı gibi…

Athena Parthenon Tapınağı’nın inşasına Perikles Dönemi’nde başlandı. Klasik Yunan sanatının zirvesi sayılan bu eserin mimarları, Antik Çağın dehası kabul edilen İktinos ve Kallikrates’ti.


 

Antik Çağ’ın Öncüleri

 

Düz bir çizgi her zaman düz müdür? Ya da devasa bir taş sütun, sadece yukarı doğru uzanan mekanik bir silindirden mi ibarettir? Antik dünya mimarları için bu soruların cevabı, estetik ile matematiğin kusursuz birleşiminde gizliydi. Onlar, insan gözünün biyolojik kusurlarını ve perspektif yanılsamalarını biliyor, bu kusurları alt etmek için matematiği kullanıyorlardı.

Atina Akropolisi'nin tacı Parthenon ve onun öncüsü Çanakkale’nin rüzgârlı bir volkanik tepesinde yükselen Assos Athena Tapınağı, sadece tanrıça Athena’ya adanmış taş yapılar değil, antik mühendisliğin ulaştığı en yüksek mertebelerin sessiz tanıklarıdır. Bu yazıda, Ege’nin iki yakasındaki bu iki ikonik anıt arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri ve keskin üslup farklarını, bir kültür mirası perspektifiyle keşfedeceğiz.



 

Parthenon’da Optik Düzenleme

 

Atina Akropolisi’nde MÖ 447-432 yılları arasında yükselen Parthenon, uzaktan bakıldığında kusursuz bir geometrik dikdörtgen gibi görünür. Ancak bu, mimarlar Iktinos ve Kallikrates’in dehasıyla kurgulanmış devasa bir optik illüzyondur. Yapıda neredeyse tek bir düz çizgi bile yoktur.

·         Entastis ve Dinamik Denge: Sütunlar yukarı doğru dümdüz ilerlemez; orta kısımlarında entastis adı verilen hafif bir şişkinlik bulunur. Bu, sütunların gözümüze zayıf veya ortadan kırılacakmış gibi görünmesini engellerken, yapıya canlı bir organizma gibi "nefes alan" bir görünüm katar.

·         Matematiksel Oran 4/9: Parthenon’un her santimetresinde matematiksel bir disiplin hakimdir. Sütun çaplarının sütunlar arasındaki mesafeye oranı ve yapının genel boyutları, x=2y+1 (4/9) formülüyle belirlenmiştir. Daha da şaşırtıcısı, cepheden bakıldığında genişliğin yüksekliğe oranı, insanoğlunun estetik ideal kabul ettiği Altın Oran’ın tarihteki ilk büyük uygulamalarından biridir.

·         Optik Düzeltmeler: Tapınağın tabanı (stylobat) merkeze doğru hafifçe kavisli yapılarak uzun yatay hatların ortadan aşağı "sarkıyormuş" gibi görünmesi engellenmiş, dış sütunlar ise yapıya görsel bir sağlamlık katmak adına hafifçe merkeze doğru eğilmiştir.





Yüzyıl Önceki Öncü: Assos Athena Tapınağı

 

·         Ege’nin karşı kıyısında, MÖ 540-530 yıllarında sönmüş bir volkanın zirvesinde yükselen Assos Athena Tapınağı, coğrafyasına meydan okuyan "vakur" bir duruş sergiler. Onu özel kılan, Anadolu mimarlık tarihindeki "öncü" karakteridir.

·         Assos Athena Tapınağı, Anadolu’daki Arkaik Çağ’a ait tek Dor düzeni tapınaktır. Ancak bu yapı, sadece Yunan anakarasının ağır ve sade Dor disiplinini kopyalamamıştır. Assoslu ustalar, Batı’nın bu disiplinli üslubunu, Anadolu’nun (özellikle komşu İon bölgelerinin) süslemeci ruhuyla harmanlamışlardır.

·         Normalde sade olması beklenen Dor düzenine, İon mimarisinin ürünü kabartmalı frizler eklenerek eşine az rastlanan bir sentez yaratılmıştır. Bu durum, bölgenin Aeolis (Aiol) köklerinin, güneydeki İon komşularının sanatsal derinliğiyle girdiği estetik bir etkileşimdir.

 

Pentelikon Mermeri ve Sert Andezit

 

İki tapınak arasındaki yapısal fark, aslında yerin altından gelen malzemenin ruhuyla şekillenmiştir.

·         Parthenon’un Zarafeti: Yapı, temel hariç tamamen Atina yakınlarındaki Pentelikon mermerinden inşa edilmiştir. Beyaz mermerin ışığı yansıtan dokusu, yapının Atina demokrasisinin parlak bir sembolü olmasını sağlamıştır.

·         Assos’un Direnci: Assos’ta ise durum çok daha zahmetlidir. Tapınak, akropolün üzerine kurulduğu volkanik tepeden çıkarılan yerel andezit taşından yapılmıştır. İşlenmesi son derece zor, "inatçı" ve sert bir taş olan andezit, tapınağa rüstik ve sarsılmaz bir güç katar. Ancak bu sertlik bir avantajı da beraberinde getirmiştir: Andezitin dayanıklılığı sayesinde frizlerdeki Herakles ve Kentauros mücadeleleri gibi ince detaylı kabartmalar, binlerce yılın aşındırıcı etkisine rağmen günümüze ulaşabilmiştir.

·         Karma Tarz “Hibrit”: Her ne kadar Dor düzeniyle tanınsalar da, her iki tapınak da karma özellikler taşır. Parthenon’un kutsal iç mekânında (naos) İon düzeninde sütunlar ve frizler bulunurken, Assos’ta bu karışım dış cephe frizlerinde görülür.



Her İki Tapınağın Tarihsel Yolculuğu

 

Bu iki yapı, sadece fiziksel olarak değil, ideolojik olarak da defalarca "yeniden doğmuştur."

·         Parthenon, 6. yüzyılda bir kiliseye, 1456’da ise camiye dönüştürüldü. 1687’deki trajik Venedik bombardımanında, Osmanlı cephaneliği olarak kullanıldığı sırada büyük bir patlama yaşadı. Venedikliler yapıyı ele geçirdiğinde, cami minaresinin yerine (bugün mevcut olmayan) bir çan kulesi inşa ederek yapıyı Katolik kilisesine çevirdiler. 19. yüzyılda Lord Elgin tarafından götürülen heykeller ise bugün hala Britanya Müzesi'nde büyük bir diplomatik tartışmanın konusudur.

·         Assos ise Bizans döneminde ciddi bir dönüşümden geçti. Tapınağın altar (sunak) kısmı bu dönemde tahrip edildi veya ortadan kalktı. Tapınağın kalbi sayılan Naos duvarlarının taşları sökülerek başka inşaatlarda kullanıldı; öyle ki bugün kutsal odanın sadece yerdeki hüzünlü izleri seçilebilmektedir.

 

Sonuç: Geçmişin Işığı Denizcilere Rehberlik Ediyor

 

Hem Atina hem de Assos Akropolisi, şehirlerinin en korunaklı ve en yüksek noktalarına kurulmuş stratejik kale kentleridir. Ancak Assos’un konumu, sarp bir volkan tepesinin üzerinde doğrudan denize bakan bir gözetleme kulesi gibidir. Antik kaynaklar, tapınağın denizcilerin uzaktan görerek yollarını bulabilecekleri bir nirengi noktası olarak tasarlandığını doğrular.

Boyutları açısından bakıldığında, Parthenon (yaklaşık 30.88 x 69.50 m) ihtişamı ve imparatorluk gücünü simgelerken; Assos Athena Tapınağı (14.30 x 30.31 m) daha mütevazı ama Anadolu’nun özgün taş işçiliğiyle perçinlenmiş sarsılmaz bir karaktere sahiptir.

Bugün bu kalıntılara bakarken sormadan edemiyoruz: Modern mimarimiz, 2500 yıl önceki bu optik hassasiyetin, matematiksel derinliğin ve malzemeyle kurulan bu "ruhsal" bağın ne kadarına sahip? Antik mimarların gözlerimize oynadığı bu oyunlar, aslında bize gerçeğin sadece bakmakla değil, görmekle ve anlamakla ilgili olduğunu fısıldamaya devam ediyor.


Devam edecek: Assos’un Diğer Yapıları.

12.08.2026, Ünye Kent

5 Ağustos 2026 Çarşamba

Assos Athena Tapınağı

 


Assos Athena Tapınağı

 

Assos Athena Tapınağı, Anadolu'da Arkaik Dönem'de inşa edilen tek Dor düzenli tapınaktır. Bu durumun temel sebepleri kurucuların kökeni, bölgenin mimari tercihleri ve erken dönem yerleşim koşulları ile ilgilidir.

Assos’tan tam yüz yıl sonra Atina’ya adını veren Yunanistan’daki Athena Parthenon Tapınağı inşa edilmiştir. Konum ve mimari yapı olarak birbirlerine benzeyen bu iki kutsal yapının karşılaştırılmasına geçmeden, Assos’taki Athena Tapınağı’na biraz daha yakından bakalım. 

Assos Athena Tapınağı’nın mimari ve tarihsel konumu: Assos kenti, MÖ 1000 civarında Midilli Adası'ndan gelen Aeolis (Eol) kolonistleri tarafından kurulmuştur. Günümüz Behramkale köyünde konumlanan Assos'taki ilk yerleşimciler kesin olarak bilinmemekle birlikte, şehir antik kaynaklara göre Midilli Adası'ndan gelen Methymnalılar tarafından MÖ 7. yüzyılda kurulmuştur. Assos, sonraki tarihte Yunan ve Pers imparatorlukları hâkimiyeti altına girmiş, Büyük İskender'in ardından MÖ 4. yüzyılda Seleukos krallığı ve MÖ 190 yılında da Pergamon krallığına katılmıştır. MÖ 133'te Pergamon krallığıyla birlikte Roma hâkimiyetine girmiştir.

MÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında  (yaklaşık MÖ 1100–1050) Kuzey Ege’ye yapılan Aeolis göçünde en büyük etken, Yunan anakarasına kuzeyden gelen Dor kavimlerinin istilası ve yaşadıkları toprakların mevcut nüfusu besleyemez durumda olmasıydı.

Yunanistan’ın Tesalya ve Boiotia bölgelerinden gelen bu topluluk, Midilli (Lesbos) adası ile Edremit Körfezi'nden Gediz Nehri'ne kadar olan alanda yerleşmiştir.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Aeoller, Aiolis adını verdikleri bu bölgede Güney komşuları İonlar gibi önemli bir uygarlık kurmuşlardır.

Başkent niteliğindeki en büyük kentleri bir kıyı yerleşimi olan Kyme’dir. İlk kurulan Aiol kentlerinden biri olan Smyrna (İzmir), daha sonra İon Birliği’ne katılmıştır. Midilli (Lesbos) adası, ünlü şair Sappho'nun memleketidir. Assos gibi diğer önemli kentleri; Aigai, Myrina, Pitane, Temnos ve Larissa’dır.

Assos Antik Kenti, Ege’nin doğu kıyısında bir volkanik tepe üzerine kurulmuştur. Akropol’ün zirvesinde MÖ. 540-530 tarihlerinde inşa edilen, Anadolu’nun ilk ve tek DOR düzenli tapınağı Athena Tapınağı yer alır.

Malzeme ve Konum Faktörü: Tapınağın yapımında yöreye özgü sert ve dayanıklı andezit taşı (volkanik kaya) kullanılmıştır ki bu taş, Dor düzeninin kalın ve ağır hatlarına son derece uygundur.

Erken Tarihleme: MÖ 530 yıllarında akropolün zirvesine inşa edilen bu yapı, Arkaik Çağ'ın erken aşamasında bölgede başka bir muadili bulunmamaktadır.

 



Tapınak Neden Athena’ya Adandı?

 

Antik şehirler tanrı ya da tanrıçalarını yalnızca dini inanç nedeniyle değil, aynı zamanda stratejik, toplumsal ve psikolojik ihtiyaçlarla da belirliyordu.

MÖ 5. - 4. yüzyıla uzanan 3200 metrelik surların ve denizden yüksekliğin koruma sağlamasına rağmen tarihi boyunca istilalara uğramış olan Assos’ta savaş stratejisi, akıl ve bilgelikle ilişkilendirilen bir tanrıça koruyucu olarak seçilmiştir.

Bu koruyucu tanrıça Athena’dır…  

Kabartmalarıyla ünlü Athena Tapınağı'nın sütunları, friz ve heykelleri bugün eksiktir. En önemli heykelleri Fransa, Amerika ve İngiltere'deki müzelerde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

Assos’ta 1881-1883 yılları arasında geçekleştirilen kazılarda kentin resmî yapılarına ağırlık verilmiştir. Bu kapsamda Athena Tapınağı, agora çevresinde bouleuterion ve stoa, gymnasion, tiyatro ve Batı Nekropolisi’nde kazılar yapılmıştır.[1]

İnşasından yaklaşık 2300 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkarılan Assos Athena Tapınağı ancak 2010 yılında ayağa kaldırılabildi. Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki kazı ekibi ve uzmanlar tarafından restore edilen tapınağın eksik sütun tamburları ve antik blokları, özgün malzemesi olan andezit taşı kullanılarak yerlerine monte edildi ve böylece tapınak kısmen ayağa kaldırılabildi.

Assos Athena Tapınağı Sütunları ayağa kaldırılıyor

 

Assos Athena Tapınağı Mimarisi

 

MÖ. 540 - 530 tarihleri arasında inşa edilen tapınak Anadolu’da Arkaik Çağ’da inşa edilen tek Dor tapınağıdır. Assoslular Athena Tapınağı’nı akropolisin doğu kenarına yakın bir noktaya inşa ederek özellikle gemilerde yolculuk edenlerin görmelerini arzu etmişleridir.

Tapınak, ana kaya kısmen kesilerek oluşturulmuş olan düzlüğe inşa edilmiştir. 14,30x30,31 metre ölçülerindeki stylobat (temel) üzerine oturmaktadır. Stylobatın batı ve güney temel taşları üzerinde kazıma ve kabartma tekniğinde polygonal duvar görünümü verilmiştir. Girişi doğuda olan tapınağın uzun yönlerinde on üç; kısa kenarlarında ise altı adet sütün vardır. Prostylos planlı tapınakta, cellanın etrafı tek sıra sütun ile çevrilmiştir. Tapınağın bütününde yapı malzemesi olarak kentin yerel taşı olan andezit kullanılmıştır. Tapınağın frizlerinde Herakles-Kentaur (at adam) mücadelesi, karşılıklı duran sfenksler, boğalar ve ziyafet sahnesi; metoplar da ise Zeus’un Europa’yı kaçırması, at üzerinde süvariler, Priamos’un Hektor’un cesetini istemesi gibi birbirinden farklı onlarca konu işlenmiştir.[2]

Hellenistik Çağ’da (M.Ö. 3. yüzyılın ikinci yarısında) kutsal oda (cella) zemini mozaik ile kaplanmıştır. Roma Çağı’nda tapınağın kullanıldığına dair bir kanıt mevcut değildir. 1838 yılında Sultan II. Mahmud’un izni ile Fransız arkeolog Désiré Raoul-Rochette tapınağın parçalarını bir savaş gemisi ile Fransa’ya (Louvre Müzesi) götürmüştür. 1881-1883 yılındaki kazılarında bulunan eserlerin 3/1’lik bölümü Amerikan kazı heyetine verilmiştir. Böylece tapınağa ait mimari parçaların bir bölümü A.B.D.’ye (Museum of Fine Arts, Boston) bir bölümü ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür. 2010 yılında tapınakta gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları kapsamında eksik parçalar yapının özgün yapı malzemesi olan andezitten yeniden üretilmiştir.[3]




 

Assos Athena Tapınağı Frizleri

 

Kısa kenarlarında 5, uzun kenarlarında 12 olmak üzere toplam 34 friz bloğundan 15’i iyi korunmuştur. Friz betimlemeleri, doğu kültürü özelliği de olan, farklı konularda ve karışıktır. Frizlerde Lydia, Lycia, Atina, Korint kültürlerinden izler bulunur.

Assos tapınağı frizleri İon düzeni alıntılar taşır. Alınlık kısmı boş bırakılmıştır.

Helenistik Çağ’dan sonra, tahrip olan tapınağın taşları, Bizans döneminde başka yapıların inşasında kullanılmıştır. Tapınağın diğer kabartmalı blokları ise 1835 yılında Fransızlara hediye edilmiştir. Amerikan kazılarının 1883’te sonlanmasıyla, tapınaktan çıkan mimari bloklar Amerika’ya ve İstanbul’a taşınır.

Böylece taş bloklar Louvre, Boston, İstanbul ve Çanakkale müzelerine dağılmıştır.

İyi korunmuş 15 friz bloğundaki konular ise Herakles-Kentaur mücadelesi, bir hayvana saldıran aslanlar, karşılıklı duran sfenksler, ziyafet sahnesi ve boğalardır.

Ayrıca kısa kenarlarında 10, uzun kenarlarında 24 olmak üzere toplam 68 metoptan, 10 tanesi korunmuştur.[4]

 

Athena Kimdir?

 

Assos kentinin koruyucu tanrısı Athena’dır. Göklere hükmeden tanrılar kralı Zeus’un kızıdır. Athena Yunan mitolojisinde bilgelik, zekâ, sanat ve stratejik savaş tanrıçasıdır. Annesiz olarak doğan Athena, doğrudan Zeus'un kafasından tam zırhlı bir şekilde doğmuştur. Sembolleri; bilgeliği ifade eden baykuş, barışın ve bereketin simgesi zeytin dalı, savaş simgesi miğfer ve mızraktır.

Adını Yunanistan’daki Atina şehrine veren Athena, kaba kuvvetin değil, aklın ve adil mücadelenin savaştaki temsilcisidir. Mitolojik kahramanların neredeyse hepsine destek olan, Athena dünyanın kaderini etkilemiştir. Örneğin Homeros’un İlyada adlı destanında Akhilleus’u desteklemiştir. Herakles öykülerinde her daim yardımcı ilahi güçtür.

 

Devam Edecek: Assos Athena Tapınağı’na karşı Atina Parthenon.

05.08.2026, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bülteni (2018), Assos Kazısı

Serdaroğlu, Ümit (1996), Assos Behramkale, Arkeoloji ve Sanat Yay.

Arslan, Nurettin (2014), Assos Taşın Hayat Verdiği Kent, Homer Yay.

Cömert, Sinan (2017), Bin Tanrılı Ülkeye Bisikletle Yolculuk, Paris Yay.

Clarke, Joseph Thacher (2025), A Doric Shaft And Base Found At Assos, Myrina Yay.

Boyut Yayın Grubu (2003), Assos: Türkiye Gezi Kitaplığı, Boyut Yay.

Demir, Devrim (2018), Assos Athena Tapınağı Frizleri, Seminer Dersi Notları, Çanakkale


Dipnot:

[1] Clarke 1882; Clarke 1898

[2] Arslan, 2014; 60 - 61

[3] Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bülteni’nden, 2018.

[4] Demir, 2018; 5 - 6