Assos ve Parthenon Tapınağı
Yunan Anakarasından Batı Anadolu’nun
Kuzey kıyılarına gelen Aeol göçmenleri, MÖ. VI. Yüzyılda Assos’un zirvesine Athena Tapınağı’nı inşa ettiler. 100 yıl aradan
sonra bu defa Yunan Anakarasının merkezi Atina’da, Tanrıça Athena adına bir
başka tapınak inşa edildi: Athena
Parthenon Tapınağı…
İki kat büyüklükteki bu yeni tapınağın Anadolu’dakine
benzeyen yönleri oldukça fazlaydı. Bu tapınak Atina Demokrasisi için bir simgeydi
ve kente adını veren Tanrıça Athena’ya adanmıştı. Tıpkı Anadolu’daki Assos Athena Tapınağı gibi…
Athena
Parthenon Tapınağı’nın inşasına Perikles Dönemi’nde başlandı. Klasik Yunan sanatının zirvesi
sayılan bu eserin mimarları, Antik Çağın dehası kabul edilen İktinos ve Kallikrates’ti.
Antik Çağ’ın Öncüleri
Düz bir çizgi her zaman düz müdür? Ya da
devasa bir taş sütun, sadece yukarı doğru uzanan mekanik bir silindirden mi
ibarettir? Antik dünya mimarları için bu soruların cevabı, estetik ile
matematiğin kusursuz birleşiminde gizliydi. Onlar, insan gözünün biyolojik
kusurlarını ve perspektif yanılsamalarını biliyor, bu kusurları alt etmek için
matematiği kullanıyorlardı.
Atina Akropolisi'nin tacı Parthenon ve onun öncüsü Çanakkale’nin rüzgârlı
bir volkanik tepesinde yükselen Assos
Athena Tapınağı, sadece tanrıça Athena’ya
adanmış taş yapılar değil, antik mühendisliğin ulaştığı en yüksek mertebelerin
sessiz tanıklarıdır. Bu yazıda, Ege’nin iki yakasındaki bu iki ikonik anıt
arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri ve keskin üslup farklarını, bir kültür
mirası perspektifiyle keşfedeceğiz.
Parthenon’da Optik Düzenleme
Atina Akropolisi’nde MÖ 447-432 yılları
arasında yükselen Parthenon, uzaktan bakıldığında kusursuz bir geometrik
dikdörtgen gibi görünür. Ancak bu, mimarlar Iktinos ve Kallikrates’in
dehasıyla kurgulanmış devasa bir optik illüzyondur. Yapıda neredeyse tek bir
düz çizgi bile yoktur.
·
Entastis ve Dinamik Denge: Sütunlar
yukarı doğru dümdüz ilerlemez; orta kısımlarında entastis adı
verilen hafif bir şişkinlik bulunur. Bu, sütunların gözümüze zayıf veya ortadan
kırılacakmış gibi görünmesini engellerken, yapıya canlı bir organizma gibi
"nefes alan" bir görünüm katar.
·
Matematiksel Oran 4/9: Parthenon’un
her santimetresinde matematiksel bir disiplin hakimdir. Sütun çaplarının
sütunlar arasındaki mesafeye oranı ve yapının genel boyutları, x=2y+1
(4/9) formülüyle belirlenmiştir. Daha da şaşırtıcısı, cepheden
bakıldığında genişliğin yüksekliğe oranı, insanoğlunun estetik ideal kabul
ettiği Altın Oran’ın tarihteki ilk büyük uygulamalarından biridir.
·
Optik Düzeltmeler: Tapınağın
tabanı (stylobat) merkeze doğru hafifçe kavisli yapılarak uzun yatay
hatların ortadan aşağı "sarkıyormuş" gibi görünmesi engellenmiş, dış
sütunlar ise yapıya görsel bir sağlamlık katmak adına hafifçe merkeze doğru
eğilmiştir.
Yüzyıl Önceki Öncü: Assos Athena Tapınağı
·
Ege’nin karşı kıyısında, MÖ 540-530
yıllarında sönmüş bir volkanın zirvesinde yükselen Assos Athena Tapınağı,
coğrafyasına meydan okuyan "vakur" bir duruş sergiler. Onu özel
kılan, Anadolu mimarlık tarihindeki "öncü" karakteridir.
·
Assos Athena Tapınağı, Anadolu’daki
Arkaik Çağ’a ait tek Dor düzeni tapınaktır. Ancak bu yapı,
sadece Yunan anakarasının ağır ve sade Dor disiplinini kopyalamamıştır. Assoslu
ustalar, Batı’nın bu disiplinli üslubunu, Anadolu’nun (özellikle komşu İon
bölgelerinin) süslemeci ruhuyla harmanlamışlardır.
·
Normalde sade olması beklenen Dor
düzenine, İon mimarisinin ürünü kabartmalı frizler eklenerek eşine
az rastlanan bir sentez yaratılmıştır. Bu durum, bölgenin Aeolis (Aiol) köklerinin,
güneydeki İon komşularının sanatsal derinliğiyle girdiği estetik bir etkileşimdir.
Pentelikon Mermeri ve Sert Andezit
İki tapınak arasındaki yapısal fark,
aslında yerin altından gelen malzemenin ruhuyla şekillenmiştir.
·
Parthenon’un Zarafeti: Yapı,
temel hariç tamamen Atina yakınlarındaki Pentelikon mermerinden inşa
edilmiştir. Beyaz mermerin ışığı yansıtan dokusu, yapının Atina demokrasisinin
parlak bir sembolü olmasını sağlamıştır.
·
Assos’un Direnci: Assos’ta
ise durum çok daha zahmetlidir. Tapınak, akropolün üzerine kurulduğu volkanik
tepeden çıkarılan yerel andezit taşından yapılmıştır. İşlenmesi
son derece zor, "inatçı" ve sert bir taş olan andezit, tapınağa
rüstik ve sarsılmaz bir güç katar. Ancak bu sertlik bir avantajı da beraberinde
getirmiştir: Andezitin dayanıklılığı sayesinde frizlerdeki Herakles ve
Kentauros mücadeleleri gibi ince detaylı kabartmalar, binlerce yılın aşındırıcı
etkisine rağmen günümüze ulaşabilmiştir.
·
Karma Tarz
“Hibrit”: Her ne kadar Dor düzeniyle tanınsalar da, her iki tapınak da karma
özellikler taşır. Parthenon’un kutsal iç mekânında (naos) İon düzeninde
sütunlar ve frizler bulunurken, Assos’ta bu karışım dış cephe frizlerinde görülür.
Her İki Tapınağın Tarihsel Yolculuğu
Bu iki yapı, sadece fiziksel olarak
değil, ideolojik olarak da defalarca "yeniden doğmuştur."
·
Parthenon, 6. yüzyılda bir kiliseye,
1456’da ise camiye dönüştürüldü. 1687’deki trajik Venedik bombardımanında,
Osmanlı cephaneliği olarak kullanıldığı sırada büyük bir patlama yaşadı.
Venedikliler yapıyı ele geçirdiğinde, cami minaresinin yerine (bugün mevcut
olmayan) bir çan kulesi inşa ederek yapıyı Katolik kilisesine
çevirdiler. 19. yüzyılda Lord Elgin tarafından götürülen heykeller
ise bugün hala Britanya Müzesi'nde büyük bir diplomatik tartışmanın konusudur.
·
Assos ise Bizans döneminde ciddi bir
dönüşümden geçti. Tapınağın altar (sunak) kısmı bu dönemde
tahrip edildi veya ortadan kalktı. Tapınağın kalbi sayılan Naos duvarlarının
taşları sökülerek başka inşaatlarda kullanıldı; öyle ki bugün kutsal odanın
sadece yerdeki hüzünlü izleri seçilebilmektedir.
Sonuç: Geçmişin Işığı Denizcilere
Rehberlik Ediyor
Hem Atina hem de Assos Akropolisi,
şehirlerinin en korunaklı ve en yüksek noktalarına kurulmuş stratejik kale
kentleridir. Ancak Assos’un konumu, sarp bir volkan tepesinin üzerinde doğrudan
denize bakan bir gözetleme kulesi gibidir. Antik kaynaklar, tapınağın
denizcilerin uzaktan görerek yollarını bulabilecekleri bir nirengi noktası
olarak tasarlandığını doğrular.
Boyutları açısından bakıldığında,
Parthenon (yaklaşık 30.88 x 69.50 m) ihtişamı ve imparatorluk
gücünü simgelerken; Assos Athena Tapınağı (14.30 x 30.31 m) daha
mütevazı ama Anadolu’nun özgün taş işçiliğiyle perçinlenmiş sarsılmaz bir
karaktere sahiptir.
Bugün bu kalıntılara bakarken sormadan
edemiyoruz: Modern mimarimiz, 2500 yıl önceki bu optik hassasiyetin,
matematiksel derinliğin ve malzemeyle kurulan bu "ruhsal" bağın ne
kadarına sahip? Antik mimarların gözlerimize oynadığı bu oyunlar, aslında bize
gerçeğin sadece bakmakla değil, görmekle ve anlamakla ilgili olduğunu
fısıldamaya devam ediyor.
Devam edecek: Assos’un
Diğer Yapıları.























