Dünden Bugüne Ayanikola – II
Ünye Tarih Araştırma Grubu
Ahmet
Kabayel-Ahmet Derya Varilci
Ünye Aya Nikola Kilisesi hakkında Per Minas Bijişkyan, Anthony Bryer - David Winfield
ve John Freely’nin açıklamalarının
ardından diğer yazarlara geçiyoruz.
İngiliz Jeolog: William John Hamilton
1835-1842 yılları arasında Anadolu’nun tamamını dolaşarak
yazdığı “Küçük Asya” adlı eserde Hamilton,
terk edilmiş, harabe halindeki Aya Nikola kilisesinden bahseder.
14-15 Temmuz 1836 tarihinde Ünye’de bir Rum evinde iki gün
konaklayan Hamilton, daha çok methini duyduğu Ünye Kalesi’yle ilgileniyor.
Kale’ye çıkarak incelemelerde bulunuyor. Haliplerin
ülkesi olarak bilinen Ünye’de demir
madeninin nasıl çıkarıldığını Antik
dönemin geleneksel uygulamalarına dayanarak anlatıyor ve Ünye civarındaki eski
maden ocaklarına dikkat çekiyor.[1]
Üçüncü gün Ünye’den ayrılan Hamilton, yolu üzerindeki Aya
Nikola’ya uğrar:
“16 Temmuz Cumartesi. [1836] – Ünye’de görülecek antik kalıntı
kalmadığından, on saat uzaktaki Çarşamba’ya erkenden hareket ettik. Caddelerden
dolaşarak şehrin kurulu olduğu çıkıntıyı geçip tekrar kıyıya indik. Batıya
doğru denizdeki küçük bir kaya üstünde, bir Yunan kilisesi [Rum] harabesi
görülüyor.”[2]
Hamilton’un ziyareti sırasında kilise harabe durumdadır. Bryer-Winfield’in
sözünü ettiği gibi kilise bu tarihten sonra onarıma alınmış olmalıdır. 1839
sonrası, Tazminat’la birlikte benzeri pek çok kilise onarılmış yahut yenileri
inşa edilerek ibadete açılmıştır.
Fransız Gezgin: Xavier Hommaire De Hell
1847 yılında Karadeniz kıyılarını gezen Hell, beraberinde Ressam Jules
Laurens olduğu halde Ünye’ye gelirler. Tuttuğu notlar ve çizdikleri
resimler tüm Karadeniz için önemli bir belge niteliği taşır. Özellikle misafir
edildikleri Ünye’deki Süleyman Paşa
Sarayı hakkında önemli bilgiler aktarırlar. Fransız Ressam Laurens, sarayın
birkaç açıdan resmini çizer. 1850’li yıllarda yanan sarayın nasıl bir mimariye
sahip olduğu, bu çizimler sayesinde günümüze ulaşır. [3]
Şehrin kuzey-batısında bulunan Aya-Nikolas burnundaki gezinti ise dar bir yoldan geçerek küçük bir
adacıkta devam ediyor. Zirvede ise bayram günlerinde oldukça dolu olan bir Rum
kilisesi bulunuyor.[4]
Aya Nikola hakkında Hell’in bu açıklaması, 1839 öncesi harabe
halinde olan kilisenin onarıma alınarak yeniden ibadete açıldığını
doğrulamaktadır. (Bkz. Bryer-Winfield, 2020)
1846’dan 1848’e uzanan Hell’in yolculuğu, hastalandığı
İsfehan’da 36 yaşındayken sona erer, günümüze 1000’den fazla belgeye sahip bir
arşiv bırakır.[5]
Ünye’deki Aya Nikola kilisesi hakkında bilgi içeren son eser Boğaziçi
Üniversitesi eski Profesörü John Freely’nin
2008 tarihli “Türkiye
Uygarlıklar Rehberi - c. 2” adlı eseridir:
“Aynikola köyü adını yerli denizcilerin koruyucusu olan Aziz
Nikolaos’tan almıştır. Denizciler karaya bir geçitle bağlanan bir adacık
üzerine onun adına bir kilise yaptırmıştır.”[6]
Son değerlendirme, Aziz Nikolas hakkında ilginç bir yaklaşımda
bulunan Mimar Erdoğan Vata’dan
geliyor.
Mimar Erdoğan Vata
Anadolu’daki Hristiyan azizlerin en ünlülerinden
biri Saint Nicholas (Aya Nikola) adıyla bilinir. Bölgemize ait bu tür
araştırmalardan birini merhum Mimar
Erdoğan Vata yapmıştır. 2004 Yılında yayınlanan habere göre Mimar Vata;
Vatikan Kütüphanesi, Haidelberg ve Geotheburg Üniversiteleri’nde yaptığı
araştırmalar sonucunda Orta Karadeniz’de yaşayan Aziz Nikola’ya ulaşmıştır. Asıl adı Sarı Saltuk olan Türk kökenli bu azizin, Çarşamba ile Perşembe arasında faaliyet sürdürdüğünü tespit etmiştir.[7]
Erdoğan
Vata’nın işaret ettiği coğrafyada, Aya Nikola adında Ünye dışında bir yer yahut
kilise mevcut değildir.
Muhtemelen Aziz Nikola bu kilisenin banisidir
yahut sonradan Aziz Nikola adına inşa edilmiştir. Her iki ihtimali de göz
önünde bulundurarak, Ünye’nin Aya Nikola adacığı, Erdoğan Vata’nın çizdiği
rotada yeni bir araştırma konusu olarak karşımıza çıkar.
Mimar Vata, iddiası şu şekilde sürdürür:
Hristiyanlığın Karadeniz’de öncülüğünü yapan Türk asıllı Aziz Nikola daha sonra Akdeniz’e geçmiş,
çalışmalarını orada sürdürerek Noel Baba
(Aziz Nicholas, Saint Claus) adıyla efsaneleşmiştir.
Mimar Vata, araştırmalarını bizzat Vatikan’a giderek sürdürmüştür.
Vatikan’da kilise faaliyetlerini ve yönetim hiyerarşisini içeren kodeksler
(günlük, rapor) mevcuttur. Kilise kodeksleri düzenli olarak bağlı bulundukları
merkezle bağlantılıdır. Katolik-Ortodoks ayrımından önce merkez tektir ve
Vatikan’dır. Kiliselere ve eski Hıristiyan azizlerine ait bilgiler Vatikan’a
iletildiği için, kiliselerin tüm bilgileri (kodeks-günlük biçiminde) Vatikan’da
bulunmaktadır.
Bu tür bilgi kaynaklarının güvenilirliği elbette
sorgulanabilir. Ancak Ünye’nin Batı’sındaki adacığın ve burada varlığı bilinen
kilise adının Aziz Nikolas olarak bilinmesi tesadüfi bir durum değildir.
Ünye sahilinde karayla bağlantılı küçük bir ada
üzerinde kurulu Aya Nikola kilisesi hakkında bilgilerimiz –maalesef- bu
kadardır.
Üzerinde bulunduğu adacığın boyutundan dolayı
neredeyse bir şapel ölçeğinde olmasına rağmen, bu kilise denizciler için kutsal
kabul edilmekte ve Hıristiyanların hacılık mekânı olarak bilinmektedir.
Hepsinden öte, sadece adı bile bu tarihi mekânı
“kutsal” kılmaktadır: Aya Nikola!
Hristiyanlıkta “Aziz” Kavramı
“Aya” kelimesi (Roma Yunancası ile söylenişi ἅγιος ve/veya ayos), Aziz veya
Azize anlamına gelmektedir. "Kutsal" anlamına gelen "Hagia"
ile benzer anlamlarda kullanılan bir önektir. Hem erkek hem de kadınlar için
kullanılmaktadır; Aya İrini, Aya Sophia, Aya Yorgi, Aya Bonifacius, Aya
Filipus, Aya Basilus, Aya Anthonious gibi.[8]
Azizlik kavramı genel olarak Hristiyan
literatüründe yer alsa da kökleri tam olarak Yahudilik geleneğinde
bulunmaktadır. Aynı biçimde kavram İslam, Hinduizm ve Budizm’de de yer alır.
Yunanca “Άγιος” (Agios) “Αγία” (Aya ya da Agia),
erkekler için Aziz, kadınlar için Azize olarak kullanılırken, Katolik, Ortodoks
ve Anglikan Hristiyanlıkta iyilikleriyle tanınmış kutsal kişileri karşılayan
terimlerdir. Bu unvan Hristiyan otoriteleri tarafından sonradan (genellikle
kişi hayatta değilken) verilir.
Hristiyanlığın ilk yüzyılı boyunca Aziz terimi
yalnızca iman şehitleri için kullanılmıştı (Yunanca tanık kavramı). Şehitlik,
bugüne dek bizlere ulaşan ve resmi anlamda kanonize edilen bir durum olmaya
devam ediyor. Havarilerin İşleri kitabına
göre Kilise tarafından kabul edilen ilk Aziz, İsa Mesih'e olan bağlılığı ve Yahudi
iken din değiştirerek diyakoz olan Aziz İstefan’dır. Hapsedilen veya işkence
gören tüm Hristiyanlar, ölümlerinin ardından başlangıçta şehit yahut aziz kabul
edilmedi. Hayatta kaldıktan sonra toplumsal yaşamına dönen ve inancını açık bir
biçimde ilan eden, Kilise hizmetinden sonra doğal biçimde ölen kişiler de
zamanla Aziz olarak kabul edildi.
Aya
Nikola Turizme Kazandırılıyor!
Ordu'nun
Ünye ilçesindeki tarihi Ayanikola Adası, Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından
hazırlanan ve onaylanan proje kapsamında restore edilerek turizme
kazandırılıyor. Haber bu şekilde… Yıllar önce benzer biçimde gündeme gelmiş,
askıya alınmıştı. Şimdi yeniden gündemde.
Ne
yapmak gerekir?
Tarihi
yapıların ve sit alanlarının korunması ve restorasyonu konusunda uluslararası
standartları belirleyen, 1964 tarihli Venedik
Tüzüğü’ne bakmak gerekir.
Amaç
bu tarihi alanı turizme açmak mı, korumak mı?
Amaç,
Ünye’de Aya Nikola adındaki tarihi adayı öncelikle korunmak olmalıdır.
Aksi
halde, bir zamanlar bir kilisenin varlığına işaret edilen bu kutsal mekânın
sıradan bir mesire alanına dönüşmesi kaçınılmazdır.
Yapılmak
istenen nedir?
Restorasyon ve Rekonstrüksiyon
Restorasyon, tarihi veya sanatsal
değeri olan yapıların, eserlerin ve objelerin zamanla hasar gören kısımlarının,
özgün yapısına, malzemesine ve dokusuna sadık kalınarak onarılması, korunması
ve geleceğe aktarılması işlemidir.
Rekonstrüksiyon ise, "yeniden
inşa etme", “ayağa kaldırma” veya "yeniden yapılandırma"
sürecidir. Mimarlıkta, hasar görmüş veya tümüyle
yıkılmış tarihi yapıların belgeler
ışığında ve aslına uygun olarak
yeniden yapılmasıdır.
Bu
tanımlamalar gereği Ünye Ayanikola’da bir restorasyon
mümkün değildir.
Çünkü
ortada hasarlı yahut başka türlü bir “yapı” mevcut değildir. Yıkım ve
onarımlardan arta kalan, ne olduğu pek anlaşılamayan depo kalıntısı bir görüntü
mevcuttur.
1930’lu
yıllardan kalma “belge”
sayılabilecek, aslına uygun bir emare de söz konusu değildir. Bu nedenle rekonstrüksiyona; “yeniden inşa”
yahut yapılandırmaya gitmek de pek mümkün değildir.
Konunun
uzmanı, uluslararası otorite sayılan değerli hemşerimiz Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’a danışsak hangi yanıtı alırdık?
Önemli Not:
Aya Nikola kilisesinden günümüze
temel ve duvar kalıntıları, karşı kıyıda yıkık bir kulübe oyuğundan başka bir
şey kalmadı. Aya Nikola Kilisesi,
Ünye’deki diğer kiliseler gibi 1923 Lozan Mübadelesi’yle mi, yoksa çok daha
uzun yıllar önce mi terk edildi, bilmiyoruz. Bu kilisenin tarihinde
Karadeniz’in hırçın dalgalarına maruz kaldığından birçok defa hasar gördüğü ve
ciddi onarımlardan geçtiğini biliyoruz. Mimari yapısı hakkında hiç bir bilgiye
sahip değiliz.
Bu kutsal mekânla ilgili nasıl bir “düzenleme” yapılacağı konusu kafaları kurcalamaktadır.
Benzer durumda bir tarihi kalıntı (sit alanı), Ünye Kalesi’dir.
Arşiv belgelerinde sözü edilen Kale’nin en eski görüntüsü,
Fransız Ressam Jules Laurens
(1825-1901) tarafından çizilmiştir. Çizimde ayrıntılar görünmez, kale
günümüzdeki durumundan pek farklı değildir. Ünye Kalesi’nde çocukluğumuzda var
olan hamam, tuvalet, kapı ve bazı oda kalıntıları da tahrip edildiği için artık
mevcut değildir. Ünye Kalesi’ndeki son çalışmalar ve inşa edilen kafeterya-işyerleri
biçimindeki yapılar göz önüne alındığında, Ayanikola’da benzer bir duruma yol
açılacağından kuşkuluyuz.
Kaynaklar:
Ksenephon (2019), Anabasis, On Binler'in Dönüşü, İş
Bankası Kültür Yay.
Hamilton, William John (2013), Küçük Asya, Midas Kitap
Doğan, Osman (2003), Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kültür
Yay.
Hell, Xavier Hommaire De (1855), Voyage en Turquie et en Perse,
(Paris, 1854-60)
Eyice, Semavi (1962), Hommaire De Hell ve Ressam Jules Laurens,
Araştırma, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.
Freely, John (2008), Türkiye
Uygarlıklar Rehberi - c. 2, 4. Baskı, İst. Yapı Kredi Yay.
[1] Ksenephon, 2019; 121
[2] Hamilton, 2013; 215
[3] Doğan, 2003; 403
[4] Hell, 1855; 369
[5] Eyice, 1962; 71
[6] Frelly, 2008; 114
[7] Sarı Saltuk, eski Türk
efsanelerine dayanan bir kişiliktir. Orta Asya öykülerinden 13. yüzyıl
“alp-eren” dervişliğine uzanan, zaman dışı (anakronik) bir kahramandır.
[8] Yunanca "Aya"
(veya Agia/Ayia), "Azize" (kutsal kadın) anlamına gelir ve erkekler
için kullanılan "Aziz" kelimesinin Yunancası "Ayos"
(Agios/Ayios)’tur. Ancak her ikisi de yaygın olarak “Aya” biçiminde kullanılır.












