Karmaşık dünya coğrafyasında yaşanan siyasal - askeri çalkantılar da değil…
O halde Obama’yı bekleyen nedir?
Obama'yı bekleyen en büyük tehdit yine ABD’nin kendi bünyesinden gelecektir.

ABD’den...
Kuzey Amerikan Devleti'nin nesinden, neresinden?
Hangi güç Başkan Obama’nın gidişine “Dur!” diyecektir?
Ehlileştirilmiş, “beyazlaştırılmış” bir Harwardlı olan Obama için, böyle bir tahmin fazla “kâhince” bulunabilir. Öyle ya, seçimlerden galip çıkmadı mı?
Oysa birkaç ay önce, Obama’nın tarihsel bir fırsat kaçırdığından dem vuruluyordu.
Başkanlık yarışında, ta başından beri fazla şans vereni yoktu.
“Amerika'nın kaderini reklamcılar belirliyor” belirlemesiyle seçim öncesi ABD’nin nabzını tutan Fatoş Karahan gibi pek çok kişi, fena halde yanılmışlardı:
“San Francisco’da karşılaştığım herkesle seçimi konuştum. İzmir gibi, tavrı hep belli bir kent. Demokratlar’ın kalesi. Ancak, Palin sonrasında moraller bozuldu. Zenci bir taksi şoförü, “60 yaşımı geçtim, tüm hayalim siyah bir başkan görebilmekti ama Beyaz Saray’ın adı Beyaz. Oraya siyah almazlar ki. Ne yapıp edip, yine Cumhuriyetçiler kazanacak” dedi. Bence haklı. Palin sonrası kararsız seçmenin yüzde 13’ü hemen yön belirledi. Yarışta ileri giden Obama yerini McCain’e kaptırdı. Biden yeterli olmadı. Hillary Clinton gibi bir şansı kullanmamayı seçti. Ve galiba, Obama tarihi bir fırsatı kaçırdı.” (24.09.2008)
“Müthiş bir pazarlama ürünü” olan Sarah Palin kadar pazarlanamaz mıydı?
Elbette pazarlanabilirdi.
Üstelik Obama, ABD’nin içinde bulunduğu ahval ve şeraitte, diğer adaylara göre daha avantajlıydı.
Adeta bir zorunluluk hali…
Ve her ne oldu ise ABD’nin dev şirketlerini temsil edenler; Neoconlar, Soroslar, Obama’yı desteklediler.
Her şey iyi güzel de, Obama’yla ABD icraatında değişen ne olacak?
Değişimi yaşayıp göreceğiz, ancak fazladan bir “change” beklemek, hele bunu “iyimserlik” adına düşünmek bence safdillik olur. (Kahinlik sırasını şimdi de ben ele aldım!)
Esas değişimin, ABD’deki sosyal yapıda çelişkilerin iyice keskinleşmesi olacağından şüphem yok.
Sorun burada!
“Amerikan Gücü” sayesinde, yeni Başkan'a tepkileri pasifize etmek, karşıtları hizaya getirmek bir süreliğine mümkündür. Bu sürenin ne kadar olacağını kestirmek zor.

Benden buraya kadar…

Şimdiden Obama sözcüğünü duymak istemeyen, “Yetti gayri” nidası atanlara, sabırlı olmalarını önereceğim. Bu adı daha çoook duyacağız!Ne mi istiyorum Obama’dan?
Hiiiiç, hiçbir şey.
İlhan Ağabeyin dediği gibi, “Gölge etmesin” yeter!*
[*] “İlhan Ağabey”, dedim de, sırf saygımdan. Ergenekon adı verilen yapılanmayla alakam olmadığı gibi, Cumhuriyet Gazetesini arada bir okurum.






Değişimin sloganı sadece “Yeni Yüz, Yeni Lider!” değildi.
“Yoksullara sağlık, işsizlere iş!” gibi sosyal sloganlar bağrılıyordu.
Obama, beyaz rakiplerinin tüm popülist propagandalarına karşılık vermiş, usta bir manevrayla önce Hillary Clinton’u, ardından Cumhuriyetçi McCain’i devirerek Başkanlık koltuğuna tırmanmıştı.
Artık fısıldamak yerine, iktidar kapıları aralanmıştır.
Hoş geldin Barack Obama. Büyük siyah umut…
Amerikan Ordusu’ndan emekli olduktan sonra da Bush’a Dışişleri Bakanlığı yaptı.
Her zaman büyük beyaz umudun sökmediği ABD’de, şimdi umutları renklendirmenin zamanı geldi. 
İyiden iyiye harabeye dönen bu eski konak, bir zamanlar kim bilir kaç hayata tanıklık yapmıştı? Kimlerin mahremiyetini gizlemiş, acılarına veya mutluluklarına ortak olmuştu?