26 Şubat 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Ünye İlçesi Kaya Mezarları

 


Karadeniz Arkeolojisi-Ünye İlçesi Kaya Mezarları

  

Ordu ili genelinde ve Ünye’de çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Ekserisi Hellenistik Dönemden kalan bu mezarlarla ilgili ciddi bir araştırma yapılmamış ve hemen hepsi kaderlerine terk edilmişlerdir. Bir başka deyişle bölgemizdeki kaya mezarları, diğer tarihsel kalıntılar gibi definecilerin insafına bırakılmıştır.

Kayaya oyulmak suretiyle yahut doğal oyukların kullanılmasıyla oluşturulan bu mezarların çoğu yakın bir tarihte tescillenmişlerdir. Tescil öncesi bazıları hunharca yok edilmişlerdir.[1]

 

Kaya Mezar Geleneği

Kaya mezarlarının kökenine inersek, MÖ. 9. Yy.da kayaların oyularak oda yahut odalar biçiminde mezar yapılarının Urartular tarafından oluşturulduğunu görürüz. MÖ. 2. Bin başlarına kadar, yer altına taşlarla örülmüş Urartu öncesi gömütler, özellikle Asur’da yaygındır. Bu türde Anadolu Asur etkili ilk örneği, Kültepe’de görülür.[2]

Hititler, taşlarla örülü mezar geleneğini geliştirerek, Gavurkalesi’nde oda mezara dönüştürmüştür.[3]    Hitit Yazılıkayası, kayayı işleme ve kutsal alanlara dönüştürme işlevi, Anadolu’ya özgü bir gelenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Erken Demir Çağı’nda Van ve Patnos çevresinde görülen, yeraltına taşlarla örülü tek ya da çok odalı mezarlar, kaya mezarlarının atası sayılmaktadır.[4]

Kaya mezarları geleneğini Urartular başlatmıştır dense de bu geleneğin Hurriler aracılığı ile Hititlerden alındığı ileri sürülmektedir.[5]  

Kayayı işleme sanatı ve kaya mezarları ile öne çıkan Urartular, bu geleneğin tüm Anadolu’ya yayılmasına katkıda bulunmuşlardır. Bu gelenek önce Phryglere, Phryg aracılığıyla da Paphlagonia, Lykia ve başka bölgelere aktarılmıştır.[6]

Anadolu’da M.Ö. 5. Yy’da Pers egemenliği, kaya mezarları konusunda özellikle Paphlagonia Bölgesi üzerinde etkisini göstermiş, kaya mezarlarına alınlık ve sütunlu cephe anlayışı getirilmiştir.

Kaya Mezarı geleneği Roma Dönemi’nde de devam etmiş, Anadolu’dakilere benzer biçimde diğer egemenlik bölgelerine yayılmıştır.

 

Ünye’deki Kaya Mezarları



Balavuz Kaya Mezarı
: Karşıyaka Mahallesi, Tabakhane Deresi üzerinde, denizden 1,5 km. içeridedir. Kayaya oyulmuş tek odadan oluşur. İçinde bir adet seki (kline) mevcuttur. Özel şahıs arazisinde bulunan mezar, eğimli bir tarla (arsa) içindedir ve tepe noktasına çok katlı bir ev inşa edilmiştir.

 


Kadavat Kaya Mezarı:
Tekkiraz’ın 2 km. kuzeyindeki Sırma Köyü’nde bulunan Kadavat Kaya Mezarı, monoblok bir kayaya oyulmuştur.

Ünye Belediyesi Resmi Sitesinde Kadavat Kaya Mezarı şöyle açıklanmaktadır:

Adres: Tekkiraz, 52330 Ünye/Ordu, Türkiye

Adres Tarifi: Tekkiraz Sırma Kadavat Mahallesi

Konum: Yol Tarifi (Haritada Gör)

Ünye şehir merkezine 30dk mesafede bununan Tekkiraz Sırma Kadavat Mahallesi’nde bulunan Helenistik döneme (MÖ. 330 ile MÖ. 30) ait kaya mezarıdır. Yaklaşık 2350 yıllıktır.[7]

 


Tozkoparan Kaya Mezarı
: Cevizderesi Batı kıyısında yer alan kaya mezarı, denizden yaklaşık 2 km. içeride, çimento fabrikasının arka kısmındadır. Tescilli olmasına rağmen, özel bir şahsa ait tarla içindedir. Mezar, yuvarlak kemerli girişi, ön mezar odası ve arka mezar odası olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Yörede, çok odalı tek örnek olmasıyla önem kazanır.

Aşağıya doğru 40 cm. eğik ve 5 m. yüksekliğindeki yuvarlak kemerli kısımdan yaklaşık 140x170 cm kapı açıklığıyla ön mezar odasına girilmektedir. Girişin her iki yanında üst kısımda karşılıklı duran kabartma boğa başlarına yer verilmiştir.

Ön mezar odasının ön cephesinin sağ tarafında, aşağıdan yukarıya doğru daralan, 35 cm eninde 30 cm derinliğinde ve 1 m yüksekliğinde oyulmuş bir niş bulunmaktadır.

Dikdörtgene yakın plana sahip olan ön mezar odasının yüksekliği 220 cm.’dir. Asimetrik bir plan gösteren ön mezar odası basık üçgen çatılı tavanla örtülmüştür. Ön mezar odasının girişinin sağında 1 m. yüksekliğinde 30 cm eninde ve 2 m boyunda bir seki (kline) yer almaktadır. Yaklaşık 95x120 cm’lik bir kapı açıklığıyla ana mezar odasına girilmektedir. Kareye yakın dikdörtgen plana sahip mezar odasının yüksekliği 180 cm’dir. Bu mezar odasında basık üçgen çatılı bir tavan vardır. Girişin karşısındaki duvarda dolap şeklindeki nişlere yer verilmiştir. Soldaki niş, 60 cm. eninde, 45 cm. yüksekliğinde ve 30 cm. derinliğindedir. Sağdaki niş ise, 50 cm. eninde 45 cm. yüksekliğinde ve 20 cm. derinliğindedir. Bu nişler kaçak kazılar sonucunda oldukça tahrip edilmiştir. Görkemli bir girişe sahip olan mezarın cephesi doğuya bakmaktadır.[8]

İlk kez Prof. İ. Kılıç Kökten tarafından tespit edilen bu mevkide sondaj yapılmış ve Üst Paleolitik safhaya ait buluntuların yanı sıra, Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç Çağı yerleşmelerine ait buluntular da ele geçirilmiştir.[9]

Mezar çevresinde az da olsa, Roma Dönemi yerleşmesine ait keramikler gören Özsait: “Bu mezar, bölgede Geç Hellenistik ve Roma Dönemindeki yerleşme sürekliliğini göstermesi bakımından da önemlidir.” tespitinde bulunmaktadır.[10]

 

Ünye’deki diğer kaya mezarları Ünye Kalesi üzerindedir. Kale’de iki önemli kaya mezarı dışında, kayaların yan duvarlarına ve zemine oyulmuş çok sayıda kaya mezarı mevcuttur. Bunlardan biri Ünye Kalesi girişindeki kaya mezarıdır ve sadece Ünye’nin değil, Karadeniz kıyı kesiminin en ihtişamlı anıtsal mezarlarından biridir.

 

Devam edecek: Ünye Kalesi Anıtsal Kaya Mezarı.

 

Kaynaklar:

 

Kökten, İsmail Kılıç. 1963, “Ünye’de Eskitaş Devrine (Paleolitik) Ait Yeni Buluntular”,

DTCFD XX/3, s. 275–276

Özsait, Mehmet. 2007, Arkeolojik Verilerin Işığı altında Ünye, 25. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 2. Cilt, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Yanmaz, Kumandaş Hacer. (2018). Ordu İli Ünye İlçesi Kaya Mezarları, Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 5(5), s.113-115.

Özgüç, Tahsin (1964). “The Art and Architecture of Ancient Kanesh”, Anatolia (Anadolu), Vol. VIII, Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Naumann, R. (1978). Eski Anadolu Mimarlığı, Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Bittel, K. (1950) Grundzüge der Yor- Und Frühgeschicte Kleinasiens, Tübingen: Verlag Ernst Wasmuth

Çevik, Nevzat (2000). Urartu Kaya Mezarları ve Ölü Gömme Gelenekleri, Ank. TTK Yay.

Karaosmanoğlu, M. (2004).“Urartu Kaya Mezarlarının Kökeni Üzerine” Fahri Işık’a Armağan, 419-422.

 

26.02.2025, Ünye Kent


Dipnot:

[1] Bunlardan bir tanesi Cevizderesi kıyısındaydı, 60’lı yıllarda taşocağı molozlarıyla birlikte yok edildi. Cevizderesi kıyısında yer alan diğer kaya mezarı Tozkoporan ise, bir süredir çimento fabrikasının hafriyatı nedeniyle çökme tehdidiyle karşı karşıyadır. 

[2] Özgüç, 1964, s. 37

[3] Naumann, 1978, s. 128

[4] Çevik, 2000, s. 93

[5] Karaosmanoğlu, 2004, s. 421

[6] Bittel, 1950, s. 85 ve Çevik, 1991, s. 73

[7] Belediye sitesindeki metinde imla hataları bir yana; mezar için “MÖ. 330 - 30” tarihleri verilmiş ama “2350 yıllık” olduğu yazılmıştır. Düzeltilmesi temennisiyle…

[8] Yanmaz, 2018, s. 114

[9] Kökten, 1963, s. 276

[10] Özsait, 2007, s. 295

19 Şubat 2025 Çarşamba

Nolan’ın Odyssey Filmi ve Ordu

 




Nolan’ın Odyssey Filmi ve Ordu

 

“Christopher Nolan'ın yeni filmi 'THE ODYSSEY'in bazı sahneleri, Türkiye'nin Ordu ilinin Perşembe ilçesine bağlı Yason Burnu'nda çekilecek.”

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre Christopher Nolan yeni filmi için Ordu’yu seçmiş görünüyor.[1]

Haber şöyle: Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in bir bölümünü Ordu’nun Perşembe ilçesindeki Yason Burnu’nda çekecek. Hollywood’un dev isimlerini buluşturacak proje, hem sinema hem de turizm sektöründe büyük heyecan yarattı.

Sinema dünyasının en önemli yönetmenleri arasında gösterilen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in çekimleri için Türkiye’yi seçti. Yunan şair Homeros’un efsanevi ‘Odysseia Destanı’ndan uyarlanacak filmin bazı sahneleri Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekilecek. Haber, Christopher Nolan’ın fan sayfası tarafından X platformunda duyuruldu. İnternetin en büyük sinema veri tabanı IMDb’de de filmin çekim mekânları arasında Ordu’nun bulunduğu bilgisine yer verildi.

 

Ordu’yu Tanıtacak

 

Christopher Nolan’ın Ordu’da çekim yapacak olması, bölge turizmcileri tarafından büyük bir fırsat olarak görülüyor. Turizmciler, Yason Burnu gibi tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehrin, bu önemli film sayesinde uluslararası arenada tanınırlığını artıracağı görüşünde.

The Odyssey’, Odysseus’un Truva Savaşı’ndan sonra eve dönme yolculuğunu beyazperdeye taşıyacak. Yeni IMAX teknolojileri kullanılarak dünyanın çeşitli lokasyonlarında çekilecek filmin yapımı Universal Stüdyoları tarafından gerçekleştirilecek. Sinema dünyasında heyecan uyandıran filmin oyuncu kadrosunda Hollywood yıldızları Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Charlize Theron ve Zendaya yer alacak.

Filmin 17 Temmuz 2026’da vizyona girmesi planlanıyor.

 

Christopher Nolan

 

Christopher Nolan'ın Oppenheimer filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar kazanması, etkileyici ve üretken kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Nolan, yıllar içinde filmlerinin eleştirel beğenisiyle 18 Oscar kazandı. Oppenheimer ayrıca Christopher Nolan'ın En İyi Film ödülünü kazanan ilk filmi.

Hollywood'un önde gelen yetenekli film yapımcılarından biridir ve Christopher Nolan'ın Oscar'larda kapsamlı bir geçmişi vardır. Nolan, yıllar içinde çok sayıda film yönetti, yazdı ve yapımcılığını üstlendi; ilk uzun metrajlı filmi ise 1998'de Following ile geldi. Ancak Nolan'ın ikinci filmi Memento (2000) onu ilgi odağı haline getirdi ve yükselen bir film yapımcısı olarak rolünü pekiştirdi. Diğer projeleri arasında Insomnia (2002), The Dark Knight üçlemesi (2005-2008), The Prestige (2006), Inception (2010), Interstellar (14), Dunkirk (2017), Tenet (2020) ve Oppenheimer (2023) yer alıyor.

Christopher Nolan'ın filmlerinin çoğu eleştirmenlerden beğeni topladı, bazıları gişede diğerlerinden daha iyi performans gösterdi. Son zaferi, Oppenheimer ile En iyi Film, En İyi Yönetmen dâhil, 7 dalda Oscar aldı.[2]

17 Temmuz 2026’da gösterime girmesi planlanan Odyssey ise bir Homeros Destanı uyarlaması. Truva Savaşı'ndan sonra Odysseus'un tehlikeli yolculuğunu konu alan eserde, Polifem, Sirenler, Kirke ile karşılaşmaları ve karısı Penelope ile yeniden bir araya gelmesi anlatılıyor.

 

Homeros ve Destanlar

 

Homeros, Antik Dönem edebiyatının temel eserleri olan iki destansı şiirin (İlyada ve Odysseia) derleyicisi olarak bilinir. Smyrna (İzmir) yahut Chios /Sakız Adası) doğumludur.[3]

MÖ. 8. Yüzyıl'da yaşadığı bilinen İyonyalı ozan Homeros’un Smyrna (İzmir) bölgesinde yaşadığının kanıtı, İzmir-Menderes’teki Klaros Bilicilik Merkezi kazıları sırasında ortaya çıkarılan Homeros heykelidir.[4]

Apollon Klarios Kutsal Alanı, Anadolu ve dünya arkeolojisinde önemli bir yere sahiptir. Öncelikle, antik yazarların sıklıkla söz ettikleri Hekatomb (yüz adet hayvan bağlama bloğu) bir kutsal alanda bulunmuş dünyadaki tek eserdir. Ayrıca Klaros Kutsal Alanı, anıtsal boyutta (8 m. yüksekliğinde) kült heykelleri, (Apollon, Artemis ve Leto) in situ bulunmuş ender kutsal alanlardan biri konumundadır. Diğer bir özelliği ise, Apollon Klarios Tapınağı’nın krepisi (basamakları) dahi yazıtlı olan tek kutsal alandır.[5]

MÖ. 11. ile 8. Yüzyıl arası, Homeros Dönemi (Homeric Period) olarak adlandırılır. Çünkü Homeros'un destanları İlyada ve Odysseia bu dönemi incelemek için mevcut tek tarihsel kaynaktır. Batı edebiyatına kaynaklık eden bu eserler, defalarca filme çekilmiş, dizi yapılmıştır.

İki eserden ilki olan İlyada'da iki milleti ilgilendiren tarihi bir olaya yani Troya Savaşına şahitlik ederiz ki bu niteliğiyle İlyada, efsane niteliği taşımaktadır. İlyada'dan sonra kaleme alındığı düşünülen Odysseia adlı eserde ise destanın başkahramanı olan Odysseus'un 10 yıl boyunca Akdeniz'de yaşamış olduğu, gerçeküstü niteliklerin de bulunduğu maceralara ve dehasına şahitlik ederiz.[6]

Odysseus’un yaşadığı macera İlyada destanıyla başlar. Çanakkale topraklarında geçer ve Troya Savaşı’nın tahta atı Odysseus’un tasarımıdır. Wolfgang Peterson’un yönettiği, Brad Pitt’in başrollerini oynadığı 2004 yapımı Troy filmi İlyada destanına dayanır.

Odysseia, Troya Savaşı sonrası Odysseus'un Yunanistan’a dönüş öyküsüdür (İthaka) ve Ege Denizi’nde geçer. Dolayısıyla Karadeniz ve Ordu (Perşembe Yason Burnu) ile ilgisi yoktur.

Yason Burnu, Yason ve Argonotların Altın Post’u almaya gittikleri Kolkhis’ten (Doğu Karadeniz-Gürcistan) dönerken konakladıkları yerdir. Argonot öyküsünün çıkış noktası,  Argonautica adlı destandır. Rodoslu Apollonios tarafından MÖ 3. yüzyılda yazılmış epik bir Yunan şiiridir.[7]

Argonautica, Homeros destanlarıyla aynı dönemi anlatmasına rağmen, ortak kahramanlara sahip değildir. Nolan ve ekibinin Odyssey için Yason Burnu’nu tercih sebepleri, Odysseus’un yaşadığı mitolojik atmosferle örtüşüyor olmasıdır.

2004’te duyarsız kaldık, Troy filminin çekimleri ait olduğu Türkiye topraklarından çok uzakta çekildi…

Umarız bu defa öyle olmaz; gerekli önemi ve özeni gösteririz. 

Ancak bu işi uyanıklık yapmadan, Ordu’yu Çanakkale’ye taşımadan yapmalıyız!

 

Nolan’ın Odyssey’i Üzerine Notlar

 

*      1905'te New York'ta kurulan ABD’nin en köklü yayın organlarından Variety Magazine’de yayınlanan bir konferans görüşmede, IMAX CEO'su Richard Gelfond, Christopher Nolan'ın bir sonraki filminde daha önce hiç görülmemiş IMAX teknolojisini kullanacağını açıkladı. Kaynak: IMDb

*      Filmin lokasyonu IMDb’de Ordu-Türkiye olarak ilk sırada yer alıyor. Diğer çekim alanları Messinia- Yunanistan, Los Angeles-ABD, Varzazate-Fas ve Sicilya-İtalya olarak gösteriliyor. Ancak belirtilen film çekim alanları kesinleşmiş değildir.

*      Türkiye lokasyonu Ordu’nun Yason Burnu olması, Odyssey destanında geçen bir yer olmasından değil, coğrafi özelliklerindendir. Çünkü Yason Burnu, adını aldığı Yason (Iasson-Jason) ve Argonotlar destanında geçer. Odyssey destanı kahramanı Odysseus ile ilgisi yoktur.

*      Çanakkale yetkilileri, Petersen’in Troy (2004) filmindeki aymazlıklarını tamir etmek amacıyla, bu defa harita üzerinde Ordu’yu Çanakkale sınırlarında göstererek film ekibine çağrı yapmışlardır.  

 

Kaynaklar:

 

Thomson, George. Tarih Öncesi Ege, Payel Yay, İst. 1991

Şahin, Nuran. Klaros Kazı, Restorasyon ve Epigrafi Çalışmaları, İzmir 2002

Tanrıver, D.S.Akar. Apollon Klarios Kültü, Doktora Tezi, İzmir 2009

Erhat Azra, A. Kadir. İlyada, İş Bank. Kül. Yay. İst. 2023

Kabayel A, Varilci A D. Ünye Tarih Araştırma Grubu:

Karadeniz, Bölüm IV, Yason ve Argonotlar, 10.02.2012 Ünye Kent
https://unyetariharastrmagrubu.blogspot.com/2012/02/karadeniz.html

Aya Nikola’dan Yason Burnu’na, 05.08.2019, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/haber/aya-nikola-dan-yason-burnu-na-2-6567.html

 

 

19.02.2025, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/kose-yazilari/nolanin_odyssey_filmi_ve_ordu-5206.html

 


 



[1] Hürriyet, 14 Şubat 2025

[2] IMDb (Internet Movie Database)

[3] Thomson, 1991.s.299

[4] Şahin, 2002, s. 76

[5] Tanrıver, 2009, s. 99

[6] Erhat, Kadir. 2023, önsöz.

[7] Kabayel A, Varilci AD. 2012, Ünye Kent ve 2019 Ünye Kent

12 Şubat 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Amasya Kral Kaya Mezarları

 


Karadeniz Arkeolojisi-Amasya Kral Kaya Mezarları

  

Kral Kaya Mezarları, Türkiye'de bir Orta Karadeniz kenti olan Amasya'da bulunur. Pontus krallarının kraliyet nekropolü sayılan farklı boyutlarda kayaya oyulmuş anıtsal mezarlardır.[1]

Amasyalı Antik Dönem coğrafyacısı Strabon, Amasya Kalesinin güney yamacında yer alan 5 mezarın, Hellenistik Çağda yaşayan ve M.Ö. 3. yüzyılda Amasya’yı başkent yapan Pontus Krallarına ait olduklarını belirtmektedir.[2]

Ana kayaya oyularak anıtsal ölçülerde yapılmış olan kaya mezarlarının etrafı U biçiminde galerilerle çevrilidir. Mezarlara ortadan açılan bir kapı açıklığından girilmekte olup mezar odası içerisinde ölünün yatırıldığı kline (sekiler) bulunur. Ön cepheleri üçgen alınlıklı ve avlularının içinde alınlığı taşıyan sütun dizelerinin yer aldığı bilinmektedir.

Tapınak formlu kaya mezarlarının en iyi örneklerinden sayılan bu yapıların elamanları Roma işgali sırasında yerlerinden koparılarak bugünkü görünümü almıştır.


 

Beş Büyük Kral Kaya Mezarı

 

Gutenberg Üniversitesi öğretim üyesi Robert Fleischer’ın özel araştırma alanı olan Amasya şehrinin üzerindeki kayalarda beş büyük mezar bulunur. Pontos Krallığı'nın en etkileyici arkeolojik kalıntılarıdır ve şehirdeki basileia'dan ve Harşena Dağı'nın tepesindeki akropolün Helenistik duvar kalıntıları bir kenara bırakılırsa, neredeyse tek korunmuş kalıntılarıdır.[3]

Bu kaya mezarları Amasya'nın içindeki ve dışındaki diğer bazı mezarlarla birlikte, Anadolu'daki Arkaik Çağ'dan Helenistik Çağ'a kadar olan en son kaya mezar grubunu temsil ederler ve Urartu, Frigya, Likya, Karia ve Paphlagonia'daki öncüllerini takip ederler.

Kral Kaya Mezarları, Helenistik Dönem’de, Amasya'daki Harşena Dağı'nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyulmuştur.

Mitridatların Pontus Krallığı, MÖ 302 yılında I. Mithridates Ktistes tarafından kuruldu ve başkent olarak Amasya seçildi.

Kurucu Kral I. Mithridates Ktistes’den I. Pharnakes’e kadarki beş krala ait kaya mezarları, ana kayadan galerilerle ayrılarak U biçiminde oyulmuşlardır.



Kız Sarayı bölgesinde I. Mithridates’ten MÖ 160 yılına dek hüküm süren I. Pharnakes'e kadarki beş kralın kaya mezar sıralaması şöyledir:

I. Mithridates, Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates ve I. Pharnakes.

Kaya mezarlarının içinde geçitler bulunur. Mezarlar kente hâkim konumdadırlar. Krallar Vadisi olarak bilinen ve Yeşilırmak kıyısında bulunan bölgede toplamda, 21 kaya mezarı bulunur. Bu mezarlara kale içindeki dokuz kaya mezarı dâhildir.

 




Kral Mezarlarının Konumu

 

Kraliyet nekropolü, Amasya kent merkezinden geçen Yeşilırmak nehrinin kuzeyinde, 272 m yüksekliğindeki Harşena Dağı'nın güney yamacında yer almaktadır. Anıtsal kral mezarları, I. Mithradates’in (MÖ 281-266) Pontus Krallığı'nı kurması ve Amaseia'yı (Amasya) başkent yapmasından sonra bu bölgeye konumlandırılmıştır. Kireçtaşı kayalara oyulan bu mezarların içinde büyük taş mezar odaları bulunmaktadır. Kuzey Anadolu'nun ve krallığın en görkemli anıt mezarlarını barındıran bölge yüzlerce yıl süren Helenistik geçmişi nedeniyle "Krallar Vadisi" olarak adlandırılır.

 

Kızlar Sarayı bölgesinde beş kral mezarı bulunur ve I. Mithridates'e (MÖ 266'da öldü), Ariobarzanes'e (MÖ 250'de öldü), II. Mithridates’e (MÖ 210 civarında öldü), Mithridates III'e (MÖ 190 civarında öldü) ve I, Pharnakes’e (MÖ 155 civarında öldü) aittir.

Amasya Kalesi'nin içinde Harşena Dağı'nın yamacında dokuz kaya mezarı daha vardır. Şehrin etrafındaki kaya oyma kraliyet mezarlarının toplam sayısı 21'dir.[4]

 

Fleischer’e göre Amasya Kral Kaya Mezarları

 

Gutenberg Üniversitesi öğretim üyesi Robert Fleischer, Eylül 2002'de mimar Falko Ahrendt-Flemming ve arkeolog Nicole Birkle ile birlikte bu alanda araştırma yaptı. Çalışmalar Deutsche Forschungs gemeinschaft'ın "Antik Çağ'da Doğu Akdeniz ve Karadeniz Bölgesi'nde kültürleşmenin biçimleri ve yolları" programı çerçevesinde yapıldı.

Kraliyet nekropolü, sağ taraftan başlayarak A-E olarak adlandırılan iki mezar grubundan oluşmaktadır. Mezar A, B ve C (Res. 3), iyi korunmuş Helenistik duvarlara sahip tepedeki akropol kalıntılarına yakın doğu cephede yer alırken,  mezar D ve E (Res. 2) batıda yer almaktadır. Mezar A'ya, kayaya oyulmuş bir merdivenle akropolden erişilebilir.

I. Pharnakes kısa bir süre önce fethettiği ve uluslararası bağlantıları olan önemli bir liman kenti Sinope yerine, ebedi ikametgâhı olmaya çok daha uygun bulduğu eski başkenti Amaseia’da gömülmek istedi.

Beş mezarın bir diğer ortak özelliği de mezar odalarının girişlerinin yüksek konumda olmasıdır; bunlara yalnızca bir merdivenle erişilebilir. Bu konumun İran'ın saflık kurallarına göre seçilmiş olması çok olasıdır. Ahamenişlerin kraliyet mezarlarının yüksek girişleri Dareios I'den Naqš-e Rostam ve Persepolis'teki Dareios III'e kadar karşılaştırılabilir.

Kaya mezarları 8 ila 15 m yüksekliğindedir. Beş mezardan oluşan grubun üçüne kayaya oyulmuş iki ayrı merdivenle, diğer iki mezara ise basamaklı bir tünelle ulaşılır. Beş mezarın her birinin içindeki mezar odalarına girişlerinin yüksek konumu nedeniyle sadece bir merdivenle ulaşılabilir. Mezarlardan üçünün cephesinde sütunlar vardır, bir mezarın altı, diğer iki mezarın ise dört sütunu vardır. Sütunsuz diğer iki mezarın üstleri yuvarlaktır.

I. Pharnakes’e ait olduğu bilinen en büyük mezarın [Mezar E] boyutları 15 m × 8 m × 6 m'dir. Kaya mezarının üzerine "Phorurarch (kale komutanı) Metrodorus, kral I. Pharnaces için tanrılara bir sunak ve çiçek tarhı adadı" yazan bir yazıt oyulmuştur.

Odalar oldukça küçüktür, bazılarında klineler (cesetlerin yatırıldığı sekiler) bulunur. Klineler tek veya sınırlı sayıda ceset için tasarlanmıştır.

Mezar A Çizimlerı (Mithridates I)

Beş mezardan üçünün sütunlu cephelere sahip olduğu tespit edilmiştir.

Mezar A rekonstrüksiyonu (yeniden yapılandırma) çizimlerinde gösterildiği gibi sekiz sütunlu, üçgen alınlıklı, I. Mithridates’e tapınak tipi bir anıt mezar yapılmış olmalıdır.

Koridorların şekline ve uygulamanın bazı teknik ayrıntılarına göre, doğudaki üç mezarın kronolojik sırasının A – B – C değil, A – C – B olduğu ileri sürülebilir. Mezar B sonuncu olarak inşa edilmiş ve A ile C arasına büyük bir çabayla yerleştirilmiştir. Müstahkem alanının üzerindeki kayalarda daha fazla yer kalmamış ve daha sonraki mezarlar D ve E onlardan çok uzak bir mesafeye yerleştirilmek zorunda kalmıştır. Sonuç olarak mezarların sırası ve beş krala atfedilmeleri şu şekildedir:

 

Mezar A: Mithridates I

Mezar C: Ariobarzanes

Mezar B: Mithridates II

Mezar D: Mithridates III

Mezar E: Pharnakes

 

Mezarların inşası mantıksal bir gelişim izlemez: Alınlıklı altıgen stil revak (mezar A), sütunsuz ve yuvarlak tepeli revak (mezar C), alınlıklı tetrastyle (dört sütunlu) revak (mezar B ve D) ve son olarak taş kaplamalı ve tepesinde arşivolt (kemer eğrisini izleyen arşitrav –pervaz- bulunan sütunsuz revak (mezar E)… Bu gelişim daha çok iki form arasındaki değişim, bu mezarları Anadolu'nun diğer bölgelerindeki kaya mezarlarıyla karşılaştırırsak çok sıra dışı görünür. Amaseia'da ters yönde bir gelişimle karşılaşılır. Yunan tapınak mimarisinden esinlenen form sonunda Pontos'ta yeni bir standarda dönüşür. Pharnakes'in Mezarı E, sonuçta Yunan olmayan bir kaya mezarı formuna ulaşır.


Pharnakes Mezarı'nın üzerinde yer alan ünlü kaya yazıtı dikkat çekicidir. Bu yazıt, phrourarchos'un (kale komutanı) (Me)trodoros'un kral Pharnakes için tanrılara bir sunak ve bir çiçek yatağı adadığını söyler. Bu sunak ve çiçek yatağı, yazıtın önündeki küçük platoda yer alıyor olmalı. Kayadaki basamaklar, bugün kısmen görülebiliyor, buraya götürüyor. Eğer E Mezarı gerçekten de Pharnakes'in son dinlenme yeriyse ki bu öngörülmüştür, bu adanma onun cesedinin yakınında gerçekleşmiş olurdu. Pontos'taki kaya mezarlarının gelişiminin Anadolu'nun diğer manzaralarından neden bu kadar farklı olduğunu sorabiliriz. Mithridates VI'dan önceki Pontus krallarının sikke portrelerine bakıldığında, MÖ. üçüncü ve ikinci yüzyıl Helenistik dünyası bağlamında çok sıra dışıdır ve çağdaş yöneticilerden ziyade Roma cumhuriyeti ve geç Helenistik "philorhomaioi" krallarını akla getirir, bu gelişmenin arkasında Yunan karşıtı ve Helen karşıtı bir tutumun yattığı varsayılabilir.[5]

Ancak bu tutumun var olmadığı gösterilmiştir. Pontus kralları kendilerini diğer yöneticiler gibi philhellenler (Yunan sever) olarak sunmuşlardır.[6]

Belki de Pharnakes I'in kaya mezarının yeni şekli, Ariobarzanes'in B Mezarı'ndan önce, bizim bilmediğimiz bazı yerel geleneklerde kök salmıştır.[7]

Pontus kaya mezarlarının gelişimi, I. Pharnakes'in Sinope'yi başkenti yapmasıyla kesintiye uğradı. Orada büyük kaya mezarları bulunmaz. Daha sonraki krallar, VI. Mithridates hariç, büyük olasılıkla tümülüslerde veya mozolelerde defnedildiler.

 

Devam edecek: Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

 

Kaynaklar:

 

Strabon,  Antik Anadolu Coğrafyası, Geographika, XII, XIII, XIV. Arkeoloji ve Sanat Yay. 4. Baskı, İst. 2000

Hojte, Jakob Munk, 2009. Mithridates VI and the Pontic Kingdom (Black Sea Studies), Aarhus University Press, Lancaster / England

Fleischer, Robert- The Rock-tombs of the Pontic Kings in Amaseia (Amasya)

Fleischer, Robert- 2005. Zwei pontische Felsgräber des hohen Hellenismus mit

monumentalen Inschriften, Chiron 35, 273-284.

Schmidt, E.F. 1970. The Royal Tombs and Other Monuments (Persepolis, 3). Chicago.

Olshausen, E. 1974. Zum Hellenisierungsprozeß an pontischen Königshof,

AncSoc 5, 153-170.

TC Kültür Bakanlığı Amasya İl Kültür Müdürlüğü

  

12.02.2025, Ünye Kent

 

Dip Not:

[1] Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kral Kaya Mezarları” (Sit alanı, 13 Nisan 2014'te UNESCO Dünya Mirası Alanı'nın kültürel kategorisindeki geçici listeye eklendi.)

[2] Strabon, 2000; s. 14, 19, 22, 36

[3] Robert Fleischer, The Rock-tombs of the Pontic Kings in Amaseia (Amasya), Mithridates VI and The Pontic Kingdom, Edited by Jakob Munk Højte, Aarhus University Press, Lancaster / England

[4] Bu pasajdaki bazı bilgiler ve kaynağı belirtilmeyen fotoğraflar Amasya il kültür Müdürlüğü sitesinden alınmıştır. 

[5] Schmidt, E.F. 1970. S. 64

[6] Olshausen 1974, s. 157-170

[7] Fleischer, age