6 Mayıs 2026 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi VII (Tımar Sistemi’nin Sonu)

 


Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi VII

(Tımar Sistemi’nin Sonu)

 

Osmanlı toplumunda Tımar Sistemi ile sağlanan nispi refah, birkaç yüz yıl sonra sona erdi. Ayni ürüne dayalı Tımar Sistemi çökerken, nakdi işleme dayalı İltizam Uygulaması önem kazandı ve tımar uygulamasının önüne geçti.

 

Tımar Sistemi ve İltizam

 

Aslında İltizam uygulaması, Fatih zamanında nakit ihtiyacı nedeniyle sıkça kullanılan bir yöntemdir ve Osmanlı Devlet sisteminde tımar ile birlikte vergi toplama ve toprak yönetimi için kullanılan iki temel biçimden biridir. Aralarındaki temel fark, verginin kime gittiği ve karşılığında ne alındığıdır.

Osmanlı Devleti'nde iltizam sistemi, devletin artan nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla Fatih zamanında başlamış, 18. Yüzyılda Tımar’ın önüne geçmiş ve 19. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir.

Tımarlar, hislere bölünemez, satılamaz, devredilemez, bütün halinde başka birime katılamaz ya da bağışlanamazdı.[1]

Kanunnamelerde “timar-eri marifeti olmadan raiyyet yerin âhara vermek, kendü feragat etmek caiz değildir, kendü eküp biçüb hakkından mümkünse hoş ve illa sahib-i timara teslim eyliye” denilmektedir.[2]

 Bununla birlikte Rumeli ve Anadolu'daki 15. yüzyılın sonlarından itibaren birçok timar ve zeamet, yaygın biçimde iltizamla yönetilmiştir. İstanbul kadı sicillerinde bu uygulamanın birçok örneği bulunmaktadır.[3]

Osmanlı Tımar Sistemi, 16. yüzyıldan itibaren askeri teknolojilerin değişmesi (ateşli silahlar vb.), dünya ticaretinin artması, fetihlerin durmasıyla toprak gelirlerinin azalması, sipahilerin yozlaşması ve nüfus artışının yarattığı toprak yetersizliği gibi nedenlerle bozulmuş; nakit ihtiyacının da artmasıyla yerini iltizam sistemine bırakarak 1839'da resmen kaldırılmak istendi ancak tümüyle terk edilemedi.[4]






 

Ayanlar Dönemi

 

İltizam sisteminin Tımar’ın önüne geçmesi yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Osmanlı'da Ayanlar Dönemi denen bu dönemi, özellikle 18. yüzyılda güçlenip taşrada hâkimiyet kuran mahalli otoriteler temsil etmektedir.

18. yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılın başlarına kadar süren Ayanlar Dönemi, 1808’de Sened-i İttifak’la sona erdirilmeye çalışıldı.

Ayanlar Dönemi, merkezi otoritenin zayıflamasıyla, taşra idaresinde mahalli güçlerin etkili oldukları dönemdir.

Bu dönemi “Batı Feodalizmi” ile benzeştirenler olsa da Kapitülasyon ve Düyunu Umumi gibi “piyasa ekonomisi” unsurlarının öne çıkmasıyla, Osmanlı’nın yarı-sömürgeleşme sürecini ifade eder.[5]

Osmanlı’da 19. Yy. köklü değişimler dönemiydi. Tanzimat’la birlikte radikal uygulamalara gidildi. Yeniçeri Ocağı, 16 Haziran 1826'da Sultan II. Mahmud tarafından İstanbul'da topa tutularak kaldırıldı (Vaka-i Hayriye). 1840’lı yıllarda İltizam Sistemi kaldırıldı ve doğrudan vergi toplama usulüne geçildi.

1864 yılında Sultan Abdülaziz döneminde çıkarılan Teşkîl-i Vilâyet Nizamnamesi (Vilayetler Kanunu) ile Osmanlı Eyalet Sistemi resmen terk edildi. Sistemin zaaflarını gidermek amacıyla, klasik eyalet (beylerbeylik) yapısı yerine, merkeziyetçi ve daha küçük birimlerden oluşan vilayet sistemi (il düzeni) benimsendi.

Islahat yahut reform adı verilen bu tedbirlere rağmen, “düşüş” engellenemedi.

Osmanlı’da Duraklama ve /veya Gerileme Dönemi denilen bu süreci, bazı tarihçiler Osmanlı İmparatorluğu’nun Doruğu (1512-1606) olarak nitelendirilen yılların ikinci yarısına kadar götürür. Sokullu Mehmed Paşa (1566-1579) ile bir müddet daha İmparatorluk dorukta kalsa da Fatih ve Yavuz döneminin ivmesine asla ulaşamayacaktı.[6]

 

Osmanlı Askeri Düzeni

 

Osmanlı toprak düzenine paralel gelişen askeri biçimlenme şöyleydi:

Kapıkulu ordusu Sultan Süleyman’ın ordularının % 20-25’ini oluştururken bu oran, 1697-98’de % 40-50’ye yükselmişti. Tımarlı sipahiler ise 16. yüzyıl başlarında Osmanlı sefer gücünün % 60-75’ini oluştururken 1690’ların sonunda bu oran % 10-15’e gerilemişti. 1526’da Rumeli ve Anadolu eyaletlerinden 45.000 civarında tımarlı sipahi sefere katılmışken 1697’de bu iki yerden sadece 11.000 tımarlı sipahi gönderilebilmişti. Taşra valilerinin ve eşrafının kişisel orduları ise 1690’ların sonunda seferi ordunun % 16-18’inini teşkil ediyorlardı. Kısaca, 17. yüzyılın sonunda seferi ordunun % 50-60’ı piyadeden ibaretti. Diğer taraftan, Ágoston bu oranın aynı dönemde Habsburg ordularındaki piyade-süvari dengesiyle benzer olduğuna dikkat çekmiştir.[7]

Batı’lı görüşe göre gücünün doruğundaki Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’nın teknolojik gelişmeleri karşısında kendini yenileyemedi ve gerilemeye başladı. “Muhafazakâr” Osmanlı, dünyadaki gelişmeler karşısında teknolojik geriliğe düştü.

Oysa Osmanlılar, Avrupa askeri teknolojisindeki gelişmeleri oldukça yakından takip etmiş, Avrupa ve Ortadoğulu rakipleri üzerinde üstünlük kurmuş ve kurdukları bu üstünlüğü asırlar boyu sürdürmüştür. Dahası sahip olduğu ateşli silah üretim gücü İstanbul’a ve kendi kendine yetebilirlik konusunda uzun vadeli bir avantaj sağlamıştı.[8]

Şayet askeri açıdan değilse bu düşüş, Osmanlı’nın sonunu ne getirdi?

Değişen ekonomik yapı ve toprak düzeni mi?

Timar Sistemi çökmüş, İltizam Sistemi’ne geçilmişti; dünya ekonomik sistemine uyum sağlamanın bir aracı durumundaki nakdi sistem (para), Osmanlı İmparatorluğu’nu diriltmemiş, giderek “yarı-sömürge” durumuna getirmişti.[9]  

 

Devam edecek: Osmanlı Dönemi VIII (Karadeniz’de Ayanlar Dönemi)

 

Kaynaklar:

 

İnalcık, Halil (2012), “Timar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), XLI

İnalcık, Halil (1958), "Osmanlı Hukukuna Giriş: Örfi -Sultani Hukuk ve Fatih'in Kanunları". Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 13/02 (Şubat 1958),

Barkan, Ö. Lütfi (1980), Türkiye'de Toprak Meselesi, Toplu Eserler I, Gözlem Yay.

Pamuk, Şevket (2015). Osmanlı-Türkiye İktisadi Tarihi 1500-1914, İletişim Yay.

Veinstein, Gilles (2012), Büyüklüğü İçinde İmparatorluk (XVI. Yüzyıl); Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, 1. Cilt, 2. Baskı, Yayın Yön. Robert Madran, iş Ban. Kül. Yay.

Ágoston, Gábor (2014), Firearms and Military Adaptation: The Ottomans and the European Military Revolution, 1450–1800, Journal of World History, XXV, 1 (Mart 2014)

Ágoston, Gábor (2025), Osmanlı’da Strateji ve Askeri Güç, Timaş Yay.

Timur, Taner (2010), Osmanlı Çalışmaları - İlkel Feodalizmden Yarı Sömürge Ekonomisine, İmge Kitabevi. 

06.05.2026, Ünye Kent

 

 

Dipnot:

[1] İnalcık, 2012; XLI, 170

[2] Barkan, 1980; 851

[3] Akkuş, 2019; 63-82

[4] Pamuk, 2015; s. 148

[5] Timur, 2010; 116

[6] Veinstein, 2012; 212

[7] Ágoston, 2014; 123

[8] Ágoston, 2025; 140

[9] Timur, 2010; 230

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder