24 Haziran 2026 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi XI (Osmanlı Dönemi Kazıları-1)

 


Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi XI

(Osmanlı Dönemi Kazıları-1)

  

Osmanlı'da arkeolojik kazılar 19. yüzyıl ortalarına kadar genellikle Batılı araştırmacıların izinli veya izinsiz define arama faaliyetleri şeklindeydi. Devletin ilk resmi müzesinin kurulması ve Osman Hamdi Bey’in çalışmalarıyla modern arkeolojik kazıların temelleri atılmış, Asâr-ı Atîka Nizamnameleri ile tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılması yasaklanmıştır.

Osmanlı dönemindeki arkeolojik faaliyetlerin tarihsel gelişimi şu şekilde özetlenebilir:

Batılıların İlk Kazıları: 19. yüzyılın ortalarında İngiliz ve Alman arkeologlar Bergama, Nemrut, Halikarnas ve Efes gibi antik kentlerde büyük çaplı kazılar yaptı.

Babil Kazıları: 19. yüzyılın sonlarına doğru Almanlar Babil harabelerinde sistematik kazılar yürüttü. Alman bilim insanları Robert Koldewey ve Eduard Sachau öncülüğünde Babil harabelerinde büyük çaplı kazılara başlandı.

Troia, Efes ve Bergama Kazıları: Avusturyalı ve Alman ekipler tarafından yürütülen bu kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin (örneğin Bergama Sunağı) birçoğu Avrupa'ya götürüldü. Aynı zamanda Miletos ve Priene gibi bölgelerde Alman ve Avusturyalı ekipler kalıcı kazı evleri kurarak uzun soluklu bilimsel projeler başlattı.

Günümüzde devam eden arkeolojik çalışmalarda Osmanlı dönemine ait katmanlar ve kalıntılar da titizlikle incelenmektedir. İzmir Smyrna Agorası ve Eskişehir Karacahisar Kalesi gibi yerleşkelerde Osmanlı dönemi yapıları bilimsel ekiplerce gün yüzüne çıkarılmaya devam etmektedir.

Osman Hamdi Bey Dönemi: İlk Türk arkeolog olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey’in Nemrut Dağı ve Sayda (Sidon) Kazıları Türk bilim insanlarının gerçekleştirdiği ilk sistemli ve büyük arkeolojik kazılardır. İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni (Müze-i Hümayun) kuran Osman Hamdi Bey, İskender Lahdi gibi önemli eserleri müze koleksiyonuna kazandırdı.

Ayrıca bu dönemde, ülkedeki arkeolojik faaliyetlerle ilgili oldukça önemli kararlar alındı.

1846’da Sultan Abdülmecid döneminde, Fethi Ahmet Paşa'nın öncülüğünde İstanbul Aya İrini Kilisesi'nde ilk resmi Osmanlı müzesi kuruldu. Kazılar yeni bir sisteme bağlandı. Osman Hamdi Bey'in katkılarıyla çıkarılan Asâr-ı Atîka Nizamnameleri ile (1869, 1874 ve 1884); tarihi eserlerin mülkiyeti devlete (Osmanlı'ya) bağlandı ve izinsiz kazı yapılması ile yurt dışına eser çıkarılması yasaklandı.

Yine de ilk dönem başlatılmış olan kazılarının tahribatı ve talanı tümüyle engellenemedi.


 

Troia (1871-1873)

 

Türkiye topraklarında yabancılar tarafından gerçekleştirilen ilk kazı 1871 yılında Çanakkale'deki Troia (Truva) Antik Kenti'nde Alman Heinrich Schliemann tarafından başlatılmıştır.

Alman tüccar ve define arayıcısı Heinrich Schliemann, Homeros’un İlyada destanındaki efsanevi Troya'yı bulmak amacıyla 1870'lerde Çanakkale Hisarlık Tepe'de kazılara başladı. Schliemann, destansı şehri ortaya çıkarma tutkusuyla çok sayıda tarihi katmanı tahrip etse de, "Priamos Hazinesi" zannettiği buluntuları kaçak yollarla Osmanlı topraklarından çıkardı.

Hisarlık Tepe mevkinde 1871-1890 yılları arasında yürüttüğü kazılarda, antik kentin izini sürmek için höyüğü derinlemesine yaran devasa bir çukur açtı. Modern arkeolojik yöntemlerden yoksun bir şekilde, Homeros'un Troya'sını bulmak amacıyla daha derinlere inmeye çalışırken üst katmanlardaki paha biçilemez kalıntıların zarar görmesine yol açtı.

Schliemann, Osmanlı Devleti'nin hak taleplerini hiçe sayarak hazineyi yurt dışına kaçırdı. Günümüzde bu eserlerin önemli bir kısmı Rusya'daki Puşkin Müzesi'nde bulunmaktadır.

Schliemann, bulduğu hazinenin Troya Savaşı dönemine ait olduğunu iddia etse de, daha sonra yapılan bilimsel incelemeler bu eserlerin Troya Savaşı'ndan yaklaşık 1000 yıl öncesine ait olduğunu kanıtlamıştır.

Yaptığı tahribata rağmen Troya'nın varlığını ispatlayan ilk adımı atmış olsa da, günümüzde "amatör bir yağmacı" olarak anılmakta ve mirası çok yönlü eleştirilere konu olmaktadır.


 

Pergamon  (1869-1878)

 

Bergama (Pergamon) kazısı, arkeoloji tarihinin en eski, en köklü ve aynı zamanda Osmanlı döneminin en çok tartışılan, en dramatik kazı süreçlerinden biridir. Geçmişi 19. yüzyılın ortalarına dayanan bu çalışmalar, hem dünya çapında muazzam bir antik kentin gün yüzüne çıkmasını sağlamış hem de modern Türk müzeciliğinin ve eski eser yasalarının (Asar-ı Atika) şekillenmesinde dönüm noktası olmuştur.

Kazıların Başlangıcı ve Carl Humann: Bergama’daki ilk hareketlilik, Osmanlı Devleti'nin yol yapımı çalışmaları için bölgeye gönderdiği Alman mühendis Carl Humann ile başlar.

İlk Keşif (1864-1865): Humann, Bergama Akropolü'ndeki Bizans surlarının içinde üst üste yığılmış antik mermer kabartmaları fark etti. Bu parçaların, antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan Bergama Zeus Sunağı'na ait olduğu anlaşıldı.

Resmi Kazılar (1878): Berlin Müzesi'nin desteği ve Osmanlı Devleti’nden alınan resmi izinlerle (1874 nizamnamesindeki boşluklar ve dönemin siyasi/maddi diplomatik ilişkileri kullanılarak) ilk büyük ve sistemli kazılar 1878 yılında Carl Humann ve Alexander Conze başkanlığında başlatıldı.Eserlerin Berlin'e Taşınması: Kazılardan çıkan devasa Zeus Sunağı parçaları, Akropol'den at arabalarıyla Dikili Limanı'na, oradan da gemilerle Berlin'e taşındı. Bugün bu eserler, Almanya'daki meşhur Berlin Pergamon Müzesi içinde sergilenmektedir.

Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Bergama kazıları çok daha sıkı denetimlerle ve bilimsel iş birlikleriyle devam etti. Uzun yıllar boyunca Türk uzmanların katılımı ve Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün (DAI)kurumsal başkanlığında (W. Dörpfeld, Th. Wiegand gibi isimlerle) yürütüldü. İlk dönemlerde sadece kraliyet ailesinin ve tapınakların yer aldığı "Yukarı Kent" (Akropol) kazılırken; sonraki süreçlerde halkın yaşadığı "Orta ve Aşağı Kent", devasa sağlık merkezi Asklepieion ve Mısır tanrılarına adanan tapınak kompleksi Kızıl Avlu (Serapeion) tamamen açığa çıkarıldı.

Bergama, sahip olduğu Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarının bütünlüğü sayesinde UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmiştir. Bergama (Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı), 22 Haziran 2014 tarihinde Katar'ın Doha kentinde düzenlenen 38. Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmiştir.

Günümüzde Bergama kazıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında, Türk ve yabancı bilim insanlarının ortaklığında yıl boyunca kesintisiz olarak sürdürülmektedir.

1.400 Yıllık Bronz Kazan (2025): Kızıl Avlu yakınlarındaki "Mozaikli Ev" olarak adlandırılan Roma dönemi yapı kompleksinde, taş avludaki havuzun içinde orijinal konumunda hiç bozulmamış 1400 yıllık dev bir bronz kazan bulunmuştur.

Antik Roma Yolu ve Helenistik Kale: Bölgede yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda, antik Pergamon ile bağlantılı yeni bir Roma yolu ve savunma amaçlı kullanıldığı düşünülen Helenistik döneme ait bir kale kalıntısı keşfedilmiştir.

Yeni Koruma Alanları: Bergama ile Kınık ilçeleri sınırındaki Kurttepe Mevkii'nde tespit edilen Pergamon bağlantılı yeni arkeolojik kalıntılar, birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

Devam edecek: Osmanlı Dönemi Kazıları-2 (Ephesos, Hattuşaş)

 

Kaynaklar:

 

Duchêne, Hervé (2002), Troia Hazineleri veya Schliemann’ın Düşü, YKY Yay.

TC. Kültür Bakanlığı Arşivi

World History Encyclopedia, 2026

 




24.06.2026, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/kose-yazilari/karadeniz-arkeolojisi-osmanli-donemi-xi-osmanli-donemi-kazilari-1-5982

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder