19 Ağustos 2026 Çarşamba

Assos Mimari Yapıları - I

 


Assos Mimari Yapıları - I

  

Assos Akropolü eski ve sönmüş bir volkanik tepe üzerinde, trakit (trachyte) ve andezit taşı oluşumlu oldukça sarp bir arazide yer alır. Dik arazi yapısı nedeniyle agoralar, meclis binaları ve tapınaklar teraslama tekniği ile devasa istinat duvarları kullanılarak inşa edilmiştir. Savunma amacıyla harçsız, büyük taşların üst üste yığılmasıyla oluşturulan poligonal (çok köşeli) sur duvarları ile çevrilidir. Akropol merkezli bu yerleşim planı, sarp ve savunma öncelikli bir mimari karaktere sahiptir.[1]

Assos’un mimari yapıları denince ilk akla gelen, daha önce anlattığımız gibi Anadolu’nun ilk ve tek Dor tarzı tapınağı olan Athena Tapınağı’dır. Ancak Assos Antik Mimarisi, sözünü ettiğimiz tapınaktan ibaret değildir. Antik dünyanın en önemli kent planının bir parçası olan akropol (yukarı şehir), üzerinde yer alan yönetim ve ticaret yapıları ve bazı bölümleriyle günümüze kadar ulaşmayı başaran kent surları Assos mimarisinin önemli bir parçasıdır.  


 

Surlar

 

Bugün Assos’un en ihtişamlı kalıntılarından biri olan sur duvarları, yaklaşık 3 km.

uzunluğundadır. Surlar, andezit blok taşlardan kabuk sistemi olarak isimlendirilen bir teknikle ve harç kullanılmadan inşa edilmiştir. (Resim 2).

Surların büyük bir bölümü pseudoisodomik duvar tekniğinde olmakla birlikte, altı örgü tekniğinin varlığında söz edilmektedir. Polygonal kısım M.Ö.4.yy.da inşa edilmiş olmalıdır.

Surlardan kente girişi sağlayan farklı büyüklük ve planda kapılar vardır. Batıdaki kapı, Apollon Smintheus kutsal alanına, doğudaki Antandros ve Adramition kentlerine uzanmaktadır. Surların en iyi korunduğu bölümler, şehrin batı ve kuzey yönlerindedir.

Osmanlı Dönemi’nde, İstanbul gibi kentlerdeki yapıların inşasında kullanılmak üzere sur taşlarının sökülüp, gemilerle götürülmesi yüzünden, kentin denize bakan kısımlarındaki duvarlardan geriye sadece temel taşları kalmıştır.[2]

 

Liman

 

Assos’un güneyinde, Lesbos (Midilli Adası) karşısındaki antik liman, Strabon’un da belirttiği gibi bir dalgakıran ile oluşturulmuştur. Strabon şöyle aktarmaktadır: “Assos, doğal ve yapay olarak iyi tahkim edilmiştir. Buraya deniz tarafından, limandan çok dik ve uzun bir yolla ulaşılır. Liman büyük bir mendirekle kurulmuştur.”[3]

Fırtınalı havalarda Babakale Burnu’nu geçemeyen gemiler, rüzgâr dininceye kadar Assos limanında beklemek zorundaydılar. (Bkz. Antik Liman: Assos Antik Kenti Yerleşim Planı - Resim 1).

Roma Çağı’nda, gemilerin Midilli adasının güneyinden geçen rotayı takip etmeleri yüzünden, Assos limanı önemini yavaş yavaş yitirmiştir. Assos limanının hemen gerisinin yüksek ve sarp kayalık olması nedeniyle, liman sadece malların boşaltılıp yüklendiği ve depolandığı mekânlar ile sınırlı kalmış ve hiçbir zaman bir yaşam alanı haline gelmemiştir.

 

Agora

 

Antik kentlerde pazar yeri anlamına gelen Agora, Assos’un güney ve doğu kesimdeki konut bölgelerinin ortasında yer almaktadır. Liman’ın üst yamacındadır. Kentin güneyinde, üçüncü teras üzerine inşa edilen agora, Lesbos ve Ege Denizi’ne bakmaktadır.

Assos’un bütün sokakları, şehrin kalbi sayılan agoraya bağlanır. Agora, çarşı/pazar fonksiyonuna, M.Ö. 5.yy.da kavuşur. Tiyatroların inşasından sonra agoralar, dini ve siyasi toplantı amacı ile kullanılmaz. Assos agorası, Pergamon agorası ile benzerliklerinden dolayı, MÖ. 2.yüzyıla tarihlenir. (Resim 3).


 

Stoa (Sütunlu Galeri)

 

Stoa, Antik Yunan'da üstü kapalı sütunlu galeri veya veranda demektir. Kentin merkezinde kurulan agoranın (pazar yeri) kenarında yer alır ve halkın yağmurdan, güneşten korunarak gezdiği, ticaret yaptığı, sohbet ettiği alanlardır. Tek veya iki katlı yapılardır, bir tarafı tamamen sütunlarla çevrilidir.

Assos’ta mimari anlamda ilk ve en temel bilgileri bu alanda ilk çalışmaları yapan Clarke, Bacon ve Koldeweyin yayınladığı raporlardan edinmekteyiz. Bu raporlara göre Kuzey Stoa, agora seviyesinden 11,3 metre yükseklikte, 111,526 metre uzunluğunda, 12,42 metre genişliğindedir. Dor üslubunda, iki nefli, iki katlı; iç ve dışta olmak üzere iki sütun sırasına sahip “I” formunda bir yapıdır. (Resim 5a).

İki katlı Stoa tipi, ilk kez Pergamon’da ortaya çıkar.

Yapı malzemesi olarak bölgenin yerel malzemesi olan andezit kullanılmıştır. Ayrıca bazı mimari elemanlarında beyaz mermer kullanılarak yapının dış görünümünün etkileyiciliği arttırılmak istenmiştir. Bu açık renk elemanlar, alınlık kalkanı ve dor düzenindeki başlıklarda görülür. (Resim  5b).[4]

Kuzeydeki stoaya göre daha küçük olan Güney Stoa, teraslar arasındaki yükseklik farkı yüzünden dört katlıdır. Dördüncü kat agoraya açılırken, diğer katlar depo ve zemin katı sarnıç olarak kullanılmıştır.[5]




 

Bouleuterion (Meclis Binası)

 

Bouleuterion, Antik Yunan şehir devletlerinde (polis) halk meclisinin (boule) toplandığı resmi bina yani meclis binası veya senato binası anlamına gelir. Siyasi kararların alındığı, demokratik tartışmaların yapıldığı bu yapılar antik kentlerin en önemli kamu yapıları arasında yer alır.

Assos’ta Şehir Meclis Binası olarak hizmet veren kare planlı Bouleuterion, 20.60x20.60 metre ölçülerindedir. Dor düzenindeki yapının batı yönü hariç, üç tarafı 0.60 metre kalınlığında taş duvarlarla çevrelidir. (Resim 4).

Meclis toplantılarına katılan üyelerin oturma yerlerinin ahşaptan olduğu tahmin edilmektedir. Bouleuterion, yapı kitabesine göre M.Ö.4.yüzyıla tarihlenmektedir. Roma Çağı’nda da siyasi yapısını koruyan Assoslular, Bouleuterion’u toplantı için kullandıkları ve kuzey duvarı önüne heykeller diktikleri belirlenmiştir.[6]

Agoranın doğu yönündeki binanın agoraya bakan batı yönü beş sütun ve bunlar arasındaki çift kanatlı altı kapı ile kapatılmıştır. Üç tarafı kapalı olan yapı kapıların üzerindeki boşlukların yardımı ile aydınlatılmıştır. Sadece meclis üyelerinin (Bule) katıldığı toplantılar sırasında kapılar kapatılmaktadır.

Kentle ilgili hukuki, yasal ve idari işlerin yürütüldüğü bouleuterionun içerisinde yaklaşık 500 üyenin oturması için muhtemelen ahşap oturma sıraları bulunmaktaydı. Meclis başkanlığı değişimli olarak sıra ile yapılmıştır. Assos bouleuterionu yapı kitabesine göre M.Ö. 4. Yüzyıl’ın ikinci yarısında Ladamos adlı memur veya varlıklı bir kişi tarafından inşa ettirilmiştir. Assos boueluterionu Batı Anadolu’daki en eski meclis binası örneklerinden biridir. Roma Çağı’nda imparatorluk kült odası olarak kullanılan meclis binasının kuzey duvarı önüne anıtlar dikilmiştir. Bouleuteriona asıldığı tahmin edilen bronz bir levha üzerindeki yazıtta 6 yaşında babası Germanicus ve annesi Agrippina ile M.S. 18 yılında Assos’u ziyaret eden Caligula’nın imparator olmasından dolayı Assosluların duydukları mutluluk ve bağlılıkları ifade edilmiştir. Bizans Çağı’nda bouleuterionun bir bölümü ahır, diğer bir bölümü ise demirci atölyesi olarak kullanılmıştır.[7]

 

Devam Edecek: Assos Mimari Yapıları - II

 

19.08.2026, Ünye Kent


Dipnot:

[1] Arslan. 2014; 99. [Trakit, alkali feldispattan oluşan açık renkli bir volkanik (püskürük) kayadır. İnce taneli bir yapıya sahiptir. Andezit, magmanın yeryüzüne çıkıp hızla soğumasıyla oluşan, sert ve dayanıklı bir volkanik (magmatik) kayaç türüdür. Genellikle gri, kahverengi, pembe veya gülkurusu tonlarındadır. Bazalt ve riyolit taşları arasında bir ara yapıya sahiptir.]

[2] Arslan. 2014; 62.

[3] Strabon. 2015; 57

[4] Sezgin, 2010; 30

[5] Arslan. 2014; 80.

[6] Arslan. 2014; 88

[7] ÇOMÜ. 2018

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder