Assos Mimari Yapıları - I
Assos Akropolü eski ve sönmüş bir volkanik tepe üzerinde, trakit (trachyte) ve andezit taşı oluşumlu oldukça
sarp bir arazide yer alır. Dik arazi yapısı nedeniyle agoralar, meclis binaları
ve tapınaklar teraslama tekniği ile
devasa istinat duvarları kullanılarak inşa edilmiştir. Savunma amacıyla
harçsız, büyük taşların üst üste yığılmasıyla oluşturulan poligonal (çok köşeli) sur duvarları ile
çevrilidir. Akropol merkezli bu yerleşim planı, sarp ve savunma öncelikli bir
mimari karaktere sahiptir.[1]
Assos’un mimari yapıları denince ilk akla
gelen, daha önce anlattığımız gibi Anadolu’nun ilk ve tek Dor tarzı tapınağı
olan Athena Tapınağı’dır. Ancak Assos Antik Mimarisi, sözünü ettiğimiz
tapınaktan ibaret değildir. Antik dünyanın en önemli kent planının bir parçası
olan akropol (yukarı şehir),
üzerinde yer alan yönetim ve ticaret yapıları ve bazı bölümleriyle günümüze
kadar ulaşmayı başaran kent surları Assos
mimarisinin önemli bir parçasıdır.
Surlar
Bugün Assos’un en ihtişamlı
kalıntılarından biri olan sur duvarları, yaklaşık 3 km.
uzunluğundadır. Surlar, andezit blok taşlardan kabuk sistemi
olarak isimlendirilen bir teknikle ve harç kullanılmadan inşa edilmiştir.
(Resim 2).
Surların büyük bir bölümü pseudoisodomik
duvar tekniğinde olmakla birlikte, altı örgü tekniğinin varlığında söz
edilmektedir. Polygonal kısım M.Ö.4.yy.da inşa edilmiş olmalıdır.
Surlardan kente girişi sağlayan farklı
büyüklük ve planda kapılar vardır. Batıdaki kapı, Apollon Smintheus kutsal alanına, doğudaki Antandros ve Adramition
kentlerine uzanmaktadır. Surların en iyi korunduğu bölümler, şehrin batı ve
kuzey yönlerindedir.
Osmanlı Dönemi’nde, İstanbul gibi
kentlerdeki yapıların inşasında kullanılmak üzere sur taşlarının sökülüp,
gemilerle götürülmesi yüzünden, kentin denize bakan kısımlarındaki duvarlardan
geriye sadece temel taşları kalmıştır.[2]
Liman
Assos’un güneyinde, Lesbos (Midilli
Adası) karşısındaki antik liman, Strabon’un da belirttiği gibi bir dalgakıran
ile oluşturulmuştur. Strabon şöyle aktarmaktadır: “Assos, doğal ve yapay olarak
iyi tahkim edilmiştir. Buraya deniz tarafından, limandan çok dik ve uzun bir
yolla ulaşılır. Liman büyük bir mendirekle kurulmuştur.”[3]
Fırtınalı havalarda Babakale Burnu’nu
geçemeyen gemiler, rüzgâr dininceye kadar Assos
limanında beklemek zorundaydılar. (Bkz. Antik Liman: Assos Antik Kenti
Yerleşim Planı - Resim 1).
Roma Çağı’nda, gemilerin Midilli adasının
güneyinden geçen rotayı takip etmeleri yüzünden, Assos limanı önemini yavaş yavaş
yitirmiştir. Assos limanının hemen gerisinin yüksek ve sarp kayalık olması
nedeniyle, liman sadece malların boşaltılıp yüklendiği ve depolandığı mekânlar
ile sınırlı kalmış ve hiçbir zaman bir yaşam alanı haline gelmemiştir.
Agora
Antik kentlerde pazar yeri anlamına gelen Agora,
Assos’un güney ve doğu kesimdeki konut bölgelerinin ortasında yer
almaktadır. Liman’ın üst yamacındadır. Kentin güneyinde, üçüncü teras üzerine inşa edilen agora, Lesbos ve Ege Denizi’ne bakmaktadır.
Assos’un bütün sokakları, şehrin kalbi
sayılan agoraya bağlanır. Agora, çarşı/pazar fonksiyonuna, M.Ö. 5.yy.da kavuşur.
Tiyatroların inşasından sonra agoralar, dini ve siyasi toplantı amacı ile
kullanılmaz. Assos agorası, Pergamon agorası ile benzerliklerinden dolayı, MÖ. 2.yüzyıla
tarihlenir. (Resim 3).
Stoa (Sütunlu Galeri)
Stoa, Antik Yunan'da üstü kapalı sütunlu
galeri veya veranda demektir. Kentin merkezinde kurulan agoranın (pazar yeri)
kenarında yer alır ve halkın yağmurdan, güneşten korunarak gezdiği, ticaret
yaptığı, sohbet ettiği alanlardır. Tek veya iki katlı yapılardır, bir tarafı
tamamen sütunlarla çevrilidir.
Assos’ta mimari anlamda ilk ve en temel
bilgileri bu alanda ilk çalışmaları yapan Clarke,
Bacon ve Koldewey‟in yayınladığı raporlardan
edinmekteyiz. Bu raporlara göre Kuzey Stoa, agora seviyesinden 11,3
metre yükseklikte, 111,526 metre uzunluğunda, 12,42 metre genişliğindedir. Dor
üslubunda, iki nefli, iki katlı; iç ve dışta olmak üzere iki sütun sırasına
sahip “I” formunda bir yapıdır. (Resim 5a).
İki katlı Stoa tipi, ilk kez Pergamon’da
ortaya çıkar.
Yapı malzemesi olarak bölgenin yerel
malzemesi olan andezit
kullanılmıştır. Ayrıca bazı mimari elemanlarında beyaz mermer kullanılarak yapının
dış görünümünün etkileyiciliği arttırılmak istenmiştir. Bu açık renk elemanlar,
alınlık kalkanı ve dor düzenindeki başlıklarda görülür. (Resim 5b).[4]
Kuzeydeki stoaya göre daha küçük olan Güney Stoa, teraslar arasındaki
yükseklik farkı yüzünden dört katlıdır. Dördüncü kat agoraya açılırken, diğer
katlar depo ve zemin katı sarnıç olarak kullanılmıştır.[5]
Bouleuterion (Meclis Binası)
Bouleuterion, Antik Yunan şehir
devletlerinde (polis) halk meclisinin (boule) toplandığı resmi bina yani meclis binası veya senato binası anlamına gelir. Siyasi kararların alındığı,
demokratik tartışmaların yapıldığı bu yapılar antik kentlerin en önemli kamu
yapıları arasında yer alır.
Assos’ta Şehir Meclis Binası olarak hizmet veren kare planlı Bouleuterion,
20.60x20.60 metre ölçülerindedir. Dor düzenindeki yapının batı yönü hariç, üç
tarafı 0.60 metre kalınlığında taş duvarlarla çevrelidir. (Resim 4).
Meclis toplantılarına katılan üyelerin
oturma yerlerinin ahşaptan olduğu tahmin edilmektedir. Bouleuterion, yapı
kitabesine göre M.Ö.4.yüzyıla tarihlenmektedir. Roma Çağı’nda da siyasi yapısını
koruyan Assoslular, Bouleuterion’u toplantı için kullandıkları ve kuzey duvarı
önüne heykeller diktikleri belirlenmiştir.[6]
Agoranın doğu yönündeki binanın agoraya
bakan batı yönü beş sütun ve bunlar arasındaki çift kanatlı altı kapı ile
kapatılmıştır. Üç tarafı kapalı olan yapı kapıların üzerindeki boşlukların
yardımı ile aydınlatılmıştır. Sadece meclis üyelerinin (Bule) katıldığı toplantılar sırasında kapılar kapatılmaktadır.
Kentle ilgili hukuki, yasal ve idari
işlerin yürütüldüğü bouleuterionun içerisinde yaklaşık 500 üyenin oturması için
muhtemelen ahşap oturma sıraları bulunmaktaydı. Meclis başkanlığı değişimli
olarak sıra ile yapılmıştır. Assos bouleuterionu yapı kitabesine göre M.Ö. 4.
Yüzyıl’ın ikinci yarısında Ladamos
adlı memur veya varlıklı bir kişi tarafından inşa ettirilmiştir. Assos
boueluterionu Batı Anadolu’daki en eski meclis binası örneklerinden biridir.
Roma Çağı’nda imparatorluk kült odası olarak kullanılan meclis binasının kuzey
duvarı önüne anıtlar dikilmiştir. Bouleuteriona asıldığı tahmin edilen bronz
bir levha üzerindeki yazıtta 6 yaşında babası Germanicus ve annesi Agrippina
ile M.S. 18 yılında Assos’u ziyaret eden Caligula’nın
imparator olmasından dolayı Assosluların duydukları mutluluk ve bağlılıkları
ifade edilmiştir. Bizans Çağı’nda bouleuterionun bir bölümü ahır, diğer bir
bölümü ise demirci atölyesi olarak kullanılmıştır.[7]
Devam
Edecek: Assos Mimari Yapıları - II
[1] Arslan.
2014; 99. [Trakit, alkali
feldispattan oluşan açık renkli bir volkanik (püskürük) kayadır. İnce taneli
bir yapıya sahiptir. Andezit,
magmanın yeryüzüne çıkıp hızla soğumasıyla oluşan, sert ve dayanıklı bir
volkanik (magmatik) kayaç türüdür. Genellikle gri, kahverengi, pembe veya
gülkurusu tonlarındadır. Bazalt ve riyolit taşları arasında bir ara yapıya
sahiptir.]
[2] Arslan.
2014; 62.
[3] Strabon.
2015; 57
[4] Sezgin,
2010; 30
[5] Arslan.
2014; 80.
[6] Arslan.
2014; 88
[7] ÇOMÜ.
2018





