Ayanikola’da Ne Yapılıyor?
Ünye’de, Atatürk Mahallesi sahilindeki Ayanikola Adası’nda bir tür inşaat çalışması yürütülüyor. Bu
çalışmayla ilgili yerel basınımızda aylardır haberler yer alıyor: “Ayanikola Adası turizme kazandırılıyor!”
biçiminde…
Ünye
Ayanikola Adası turizme kazandırılıyor
Ünye’de 1700lü yıllara ait kilise
kalıntılarını barındıran Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre
düzenleme projesi, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından
onaylandı. 30.03.2026, Ünye Kent.
Bu düzenlemeyi kim, nasıl ve ne biçimde gerçekleştiriyor?
Yapılmak istenen nedir?
Restorasyon mu (yenileme), rekonstrüksiyon mu (yeniden kurma)?
Yoksa başka bir şey mi?

Kim Yapıyor?
Proje sahibi: Ordu
Büyükşehir Belediyesi.
Aslında yeni bir proje değil. Enver Yılmaz Başkanlığındaki dönemde, ucube bir proje ileri
sürülmüş, gelen tepkiler üzerine geri çekilmişti.
Ordu Büyükşehir Belediyesi, yıllar sonra yeniden, başka bir
projeyle Ayanikola’ya el attı.
Ayanikola’nın tasarrufu kimin
elinde?
Tarihi ada, ne yazık ki Ordu
Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde…
“Mal benim, istediğimi
yaparım!” anlayışıyla hazırladıkları bu projeyi de -ne yazık ki- Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulu onaylamış…
(OMÜ Arkeoloji Bölüm Başkanı sevgili Vedat hocam bu kurulun üyesiydi, nasıl onay vermiş böyle
bir projeye, anlayamadım!)
Projeyi kim koordine ediyor?
Ordu Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na bağlı KUDEB birimi tarafından koordine ediliyor.
Nihai olarak bu proje, Ordu
Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) desteğiyle hayata geçiriliyor.
Ne kadar çetrefilli değil mi?
İnşaat ilerledikçe, yapılmak istenenler açıklığa kavuşuyor.
Sorulduğunda ise, ne yapıldığı konusunda somut bir bilgi alamıyorsunuz…
(Adayı karaya bağlayan “ahşap
köprü” iptal edilmiş, onu öğrendik. “Aslına uygun biçimde” ada, anakaraya
taş köprü ile bağlanacakmış.)
“Aslına Uygun” Biçimde…
Yerel basına pompalanan haberlerin en trajik ayrıntısı “aslına uygun biçimde” ibaresinin yer
almasıdır. Haber, yerel basının tamamında şu cümleyle veriliyor:
“Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan onay alan
proje ile adadaki tarihi yapılar aslına
uygun şekilde ihya edilecek.”
Gelelim işin aslına…
Yıllardır bu konuyu yazar dururuz. Adadaki tarihi kalıntılara
ait tek belge, sevgili Gülay Sümer Birben
kardeşimin arşivinden alınmış, 1930’lu yıllara ait olduğunu zannettiğimiz bir
fotoğraftır.
(Piyasada dolaşan fotoğrafın orijinali yıpranmış, lekeli ve yer
yer silinmişti. Alıp onarmıştım yıllar önce, işte o onardığım haliyle
kullanılıyor sosyal medyada.)
O fotoğrafta görülen kilise kalıntısından asıl mimari yapıyı
açığa çıkarmak asla mümkün değil. Osmanlı
öncesine tarihlenen yapının ayakta kalan benzerleriyle eşleştirilmesi de
olası değil. Çünkü çeşitli dönemlerde defalarca tamir görmüş, yeniden inşa
edilmiş. Günümüze kalan kısmı sadece söz konusu fotoğrafta görülen yıkık bir
yapı parçası ve adayi çevreleyen duvarlar…
Dolayısıyla rölevesini
hazırlamak imkânsız.
Rölevesi olmayan bir yapının
restorasyonundan yahut rekonstrüksiyonundan bahsetmek mümkün mü?
O halde yapılmak
istenen ne, neye göre, nasıl olacak?
Yine basında yer alan
haliyle yapılmak istenenleri aktaralım:
“Onaylanan proje kapsamında,
adanın doğal ve kültürel dokusunu bozmayacak şekilde tasarlanan mimari
dokunuşlar ön plana çıkıyor. Adaya ulaşım, çevreyle uyumlu bir ahşap köprü
aracılığıyla sağlanacak. [Neyse
ki “ahşap köprüden” vaz geçilmiş!] Ayrıca
ada çevresine yerleştirilecek ahşap basamaklar ve seyir alanlarıyla
ziyaretçilerin tarihi mekânı güvenle gezmesi hedefleniyor.
Tarihi adanın gece siluetini
belirginleştirmek amacıyla özel aydınlatma sistemlerinin kurulacağı projede,
alanın estetik bir görünüme kavuşturulması planlanıyor.”
Tarihi Mekânların Turistik Kaderi
Anlaşılan bu tarihi mekânı turistik amaçlarla sıradan bir seyir terasına yahut mesire alanına dönüştürecekler.
Ünye Tarih Araştırma Grubu adı altında, değerli çalışma arkadaşım Ahmet Kabayel ile birlikte yıllardır
Ünye’nin bu ve benzeri yerleri için araştırmalar yapıyoruz, dilimiz döndüğünce
düşüncelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Ancak böyle bir düzenlemeyi hayal etmedik.
Çamurdan girilemeyen mahalle ve köy yollarımıza ilgi gösterebilirler.
İçinden çıkılamayan kent trafiğini düzenleyebilirler.
Batı Park benzerini Doğu’ya da yapabilirler.
Bir türlü bitirilemeyen Kültür Sarayı’nı hizmete hazır hale getirebilirler!
İlle de tarihi bir mekânı
ihya etmek istiyorlarsa, önerimizdir:
Cevizdere’deki Tozkoporan
Kaya Mezarı’nı ihya edebilirler.
Fındıklık içindeki bu tarihi mezarın özel arazisini kamulaştırabilirler.
Tüm araziyi tarihi bir çevre düzenine kavuşturabilirler.
[Fındık para etmediği için arazi sahipleri de yararlanmış
olur.]
Düzenleme yapılacak mevkide, Cumhuriyet Dönemi öncü
arkeologlarından hemşerimiz İ. Kılıç
Kökten adıyla bir Tarih Parkı
oluşturabilirler.
Böylece Prof. Kökten’in
bölgemizde ilk çalışmalarını başlattığı Cevizdere
Vadisi’ne de gereken tarihi özeni göstermiş ve değerli hocamızın vasiyetini
yerine getirmiş oluruz.
Umarız Samsun Tekkeköy’deki Kalkolitik mağaradan daha fazla
ilgi uyandırır.









