16 Eylül 2026 Çarşamba

Ayanikola’da Ne Yapılıyor?

 

Ayanikola’da Ne Yapılıyor?

  

Ünye’de, Atatürk Mahallesi sahilindeki Ayanikola Adası’nda bir tür inşaat çalışması yürütülüyor. Bu çalışmayla ilgili yerel basınımızda aylardır haberler yer alıyor: “Ayanikola Adası turizme kazandırılıyor!” biçiminde…

 

Ünye Ayanikola Adası turizme kazandırılıyor

Ünye’de 1700lü yıllara ait kilise kalıntılarını barındıran Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre düzenleme projesi, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. 30.03.2026, Ünye Kent.

 

Bu düzenlemeyi kim, nasıl ve ne biçimde gerçekleştiriyor?

Yapılmak istenen nedir?

Restorasyon mu (yenileme), rekonstrüksiyon mu (yeniden kurma)?

Yoksa başka bir şey mi?



 

Kim Yapıyor?

 

Proje sahibi: Ordu Büyükşehir Belediyesi.

Aslında yeni bir proje değil. Enver Yılmaz Başkanlığındaki dönemde, ucube bir proje ileri sürülmüş, gelen tepkiler üzerine geri çekilmişti.

Ordu Büyükşehir Belediyesi, yıllar sonra yeniden, başka bir projeyle Ayanikola’ya el attı.

Ayanikola’nın tasarrufu kimin elinde?

Tarihi ada, ne yazık ki Ordu Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde…

Mal benim, istediğimi yaparım!” anlayışıyla hazırladıkları bu projeyi de -ne yazık ki- Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onaylamış…

(OMÜ Arkeoloji Bölüm Başkanı sevgili Vedat hocam bu kurulun üyesiydi, nasıl onay vermiş böyle bir projeye, anlayamadım!)

Projeyi kim koordine ediyor?

Ordu Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na bağlı KUDEB birimi tarafından koordine ediliyor.

Nihai olarak bu proje, Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) desteğiyle hayata geçiriliyor.

Ne kadar çetrefilli değil mi?

İnşaat ilerledikçe, yapılmak istenenler açıklığa kavuşuyor. Sorulduğunda ise, ne yapıldığı konusunda somut bir bilgi alamıyorsunuz…

(Adayı karaya bağlayan “ahşap köprü” iptal edilmiş, onu öğrendik. “Aslına uygun biçimde” ada, anakaraya taş köprü ile bağlanacakmış.)



 

“Aslına Uygun” Biçimde…

 

Yerel basına pompalanan haberlerin en trajik ayrıntısı “aslına uygun biçimde” ibaresinin yer almasıdır. Haber, yerel basının tamamında şu cümleyle veriliyor:

“Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan onay alan proje ile adadaki tarihi yapılar aslına uygun şekilde ihya edilecek.”

Gelelim işin aslına…

Yıllardır bu konuyu yazar dururuz. Adadaki tarihi kalıntılara ait tek belge, sevgili Gülay Sümer Birben kardeşimin arşivinden alınmış, 1930’lu yıllara ait olduğunu zannettiğimiz bir fotoğraftır.

(Piyasada dolaşan fotoğrafın orijinali yıpranmış, lekeli ve yer yer silinmişti. Alıp onarmıştım yıllar önce, işte o onardığım haliyle kullanılıyor sosyal medyada.)

O fotoğrafta görülen kilise kalıntısından asıl mimari yapıyı açığa çıkarmak asla mümkün değil. Osmanlı öncesine tarihlenen yapının ayakta kalan benzerleriyle eşleştirilmesi de olası değil. Çünkü çeşitli dönemlerde defalarca tamir görmüş, yeniden inşa edilmiş. Günümüze kalan kısmı sadece söz konusu fotoğrafta görülen yıkık bir yapı parçası ve adayi çevreleyen duvarlar…

Dolayısıyla rölevesini hazırlamak imkânsız.

Rölevesi olmayan bir yapının restorasyonundan yahut rekonstrüksiyonundan bahsetmek mümkün mü?

 O halde yapılmak istenen ne, neye göre, nasıl olacak?

 Yine basında yer alan haliyle yapılmak istenenleri aktaralım:

“Onaylanan proje kapsamında, adanın doğal ve kültürel dokusunu bozmayacak şekilde tasarlanan mimari dokunuşlar ön plana çıkıyor. Adaya ulaşım, çevreyle uyumlu bir ahşap köprü aracılığıyla sağlanacak. [Neyse ki “ahşap köprüden” vaz geçilmiş!] Ayrıca ada çevresine yerleştirilecek ahşap basamaklar ve seyir alanlarıyla ziyaretçilerin tarihi mekânı güvenle gezmesi hedefleniyor.

Tarihi adanın gece siluetini belirginleştirmek amacıyla özel aydınlatma sistemlerinin kurulacağı projede, alanın estetik bir görünüme kavuşturulması planlanıyor.”


 
 







Tarihi Mekânların Turistik Kaderi

 

Anlaşılan bu tarihi mekânı turistik amaçlarla sıradan bir seyir terasına yahut mesire alanına dönüştürecekler.

Ünye Tarih Araştırma Grubu adı altında, değerli çalışma arkadaşım Ahmet Kabayel ile birlikte yıllardır Ünye’nin bu ve benzeri yerleri için araştırmalar yapıyoruz, dilimiz döndüğünce düşüncelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Ancak böyle bir düzenlemeyi hayal etmedik.


Sayın Ordu Büyükşehir Belediyesi, Ünye için yararlı bir faaliyet yürütmek istiyorsa, önünde devasa görevler duruyor.

Çamurdan girilemeyen mahalle ve köy yollarımıza ilgi gösterebilirler.

İçinden çıkılamayan kent trafiğini düzenleyebilirler.

Batı Park benzerini Doğu’ya da yapabilirler.

Bir türlü bitirilemeyen Kültür Sarayı’nı hizmete hazır hale getirebilirler!


İlle de tarihi bir mekânı ihya etmek istiyorlarsa, önerimizdir:

Cevizdere’deki Tozkoporan Kaya Mezarı’nı ihya edebilirler.

Fındıklık içindeki bu tarihi mezarın özel arazisini kamulaştırabilirler. Tüm araziyi tarihi bir çevre düzenine kavuşturabilirler.

[Fındık para etmediği için arazi sahipleri de yararlanmış olur.]

Düzenleme yapılacak mevkide, Cumhuriyet Dönemi öncü arkeologlarından hemşerimiz İ. Kılıç Kökten adıyla bir Tarih Parkı oluşturabilirler.

Böylece Prof. Kökten’in bölgemizde ilk çalışmalarını başlattığı Cevizdere Vadisi’ne de gereken tarihi özeni göstermiş ve değerli hocamızın vasiyetini yerine getirmiş oluruz.

Umarız Samsun Tekkeköy’deki Kalkolitik mağaradan daha fazla ilgi uyandırır.


16.09.2026, Ünye Kent




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder