17 Mayıs 2023 Çarşamba

15 Mayıs Sabahına Uyanmak

 


15 Mayıs Sabahına Uyanmak

 

 Seçim sonuçları birçoğumuzu memnun etmedi.

Daha kötüsü olabilirdi deyip…

Mevcut durumu kabullenenler olmuştur şüphesiz.

Ama sonucun “ikinci tur”a kalması hiç hoş olmadı.

Seçim sonuçlarına girmeden…

Geçtiğimiz hafta ağırlıkla sözünü ettiğimiz anketlere değinelim.

 

Anketler Neden Yanıldı?

Bazı anket şirketleri son hafta Kılıçdaroğlu’nu önde gösterdi…

Hatta % 50’yi aştığını yayınladılar.

İlk turda seçimler sonlanabilirdi.

Sandıkta Kılıçdaroğlu galip geliyordu.

15 Mayıs sabahına uyananlar…

Durumun öyle olmadığını gördüler.   

Anketlerin önemli bir kısmı yanılmıştı.

Yanılgıya birkaç faktörün rol oynamış olabileceğini söylüyorlar.

Bunlardan biri:

CATI (Computer-Aided Telephone Interview) adlı yöntemdir.

Türkçesi “telefon üzerinden yapılan bilgisayar destekli anketler”dir.

Yani seçmenle yüz yüze değil de…

Telefon numaraları üzerinden yapılan rastlantısal aramalardır.

Örneklem seçilerek anket gerçekleştiriliyor.

Hızlı veri toplama bağlamında tercih edilen bu yöntem...

Kamuoyu araştırma şirketleri tarafından sıkça tercih ediliyor.

Ancak Türkiye koşullarında “güvenirlik” problemi yarattığı anlaşılmıştır.

Özellikle deprem bölgesinde başvurulan bu yöntem…

Sonuçları itibariyle yanıltıcı olmuştur.

MAK Araştırma Şirketi de son anketlerini yüz yüze yapamadıklarını kabul etmiştir.

Yüz yüze anket yönteminde vatandaşın cevap vermeye çekindiğini yahut seçmene ulaşım sıkıntısı yaşadıklarını söyleyen şirket yetkilileri, CATI yöntemine bu nedenle sık başvurduklarını ifade etmiştir.

 

Anketlerde MHP Oyları

 Öte yandan 14 Mayıs öncesi 27 kamuoyu araştırma şirketi tarafından yapılan değerlendirmelerde, MHP’nin oyu % 5 ila 7 aralığında gösteriliyordu.

Seçimlerdeki bu yanılgı, MHP ile Ak Parti arasındaki ilişkiye bağlanıyor.

Bu iki parti arasındaki bağ, “siyasi aile” kavramıyla açıklanıyor.

Aralarında çok sık ve etkileyici geçişler olabiliyor.

Örneğin son dakikaya kadar AK Parti’ye eli gitmeyen birinin, radikal bir tercih yapmadan gideceği yer MHP olabiliyor.

Bunun tersi de mümkün.

2015’te 7 Haziran - 1 Kasım seçimlerinde bu gibi değişimlerin yaşandığı ileri sürülüyor.

(Kaynak T24)

 

İnce’nin Çekilmesi

Seçimlere üç gün kala Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce‘nin cumhurbaşkanı adaylığından çekilmesi sandığa nasıl yansıdı?

Çekilme kararı muhalefet kanadını oldukça rahatlattı…

Ancak İnce çekilirken muhalefete doğrudan bir destek vermedi.

Hatta çekilme kararında oylarının giderek azalması etkili oldu, deniyor…

% 6’lardan 2’lere düşmüş ki, bu oranların gerçekliği tartışılabilir.

Seçim sonrası Memleket Partisi oylarının % 1’in altında kalması, esasen milletvekili seçimlerinde İnce’nin bir iddia taşımadığını göstermektedir.

Bu durum İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığındaki durumunu da tartışmaya açık hale getirmiştir.

 


Dikkatler İkinci Turda

İkinci tur ne getirir?

Muhalif seçmen karamsarlık içinde...

Meclis’te çoğunluğu elde etmiş Cumhur İttifakı Erdoğan’a önemli bir avantaj sağlıyor.

Ancak Ak Parti’nin oylarında muazzam bir düşüş meydana gelmiş.

Yüzde otuz beş oy oranıyla başladığı yere dönmüş Erdoğan’ın partisi…

Muhalefete karşı zafer edasına bürünseler de sonuç iktidar açısından da memnuniyet verici değil.

İktidar cephesinde de ikinci tur iç rahatlığı yaratmıyor.

Önümüzdeki yerel seçimlerde işleri daha da zor!

 

Muhalefet Ne Yapmalı?

Öncelikle parti yönetimlerini ve izledikleri yolu iyi analiz etmeliler.

21 yıllık yenilginin nedenini bulmak zorundalar.

Erdoğan’ın başarısı mı?

Kendi beceriksizlikleri mi?

“Bu milletten bir şey olmaz” yerine milletle kucaklaşmayı…

Karamsarlık, umutsuzluk yerine yeniden umut olmayı öğrenmek zorundalar.

Şimdiden tatil planları yapanları motive etmek zorundalar.

Açlık sınırı gelmiş 9 bin 814 liraya dayanmış...

İşsizlik kol geziyor, “göçmen” derdiyle uğraşıyoruz.

Salgınlar, depremler yaşıyoruz.

Rüşvetsiz, torpilsiz yürümüyor hiçbir şey.

Memleket cehennem yerine dönmüş…

Ve hala mevcut iktidar kadar güven verici olunamamışsa…

Bir yerlerde hata yapılıyor olmalı.

 


İkinci Turda Ne Olur?

İktidar yine bütün imkânlarını kullanarak inecek sahaya.

İlk turda elinden geleni ardına koymamıştı ama yetmedi...

50+1’i bulamadı.

Rakibine karşı “açık ara” olmasa da % 49,5’luk oy oranıyla başarı sağladı.

Kılıçdaroğlu % 44,8’de kaldı.

50+1’i bulamadı.

Bu başarı O’na yetmedi, güven tazeleyemedi.

Yarım puan eksik kaldı.

Erdoğan 28 Ekim’de, 14 gün sonra yapılacak olan ikici tur seçimlerinde “zafer kazanacağını” söylüyor.

Ancak bu zaferi ilk turda yakalayamadı.

İkinci turda sonuç ne olursa olsun.

Erdoğan daha önce ilk turda bitirdiği işi...

Bu defa bitiremedi.

Başkanı olduğu Ak Parti de düşüşte.

Ne dersiniz?

Gelecek kimden yana!

 

17.05.2023, Ünyekent


10 Mayıs 2023 Çarşamba

2023 Seçimleri

 


2023 Seçimleri

 

Seçimlere üç gün kaldı.

Üç gün sonra seçmenler sandığa gidecek ve ülkenin geleceği belirlenecek.

Ya değişimden yana kullanacaklar tercihlerini…

Yahut beş yıl önceki sonucu onaylayacak…[1]

Gidişten memnun olduğunu bildirecek.

Erdoğan’a “Evet!” diyecek.

 

****

Son dönemeçte liderler söylemlerini daha da sertleştirdi.

Sosyal medyada iktidarın yolsuzlukları sıralanıyor.

Meydanlar ateşli nutuklarla çalkalanıyor.

Özellikle Erdoğan’ın 07 Mayıs Pazar günü gerçekleştirdiği “Büyük İstanbul Mitingi”, iktidarın yüreğine su serpti.[2]

Öte yandan aynı gün Erzurum’da güvenlik güçlerinin gözü önünde, Ekrem İmamoğlu’nun seçim otobüsü taşlandı.

Trabzon’da CHP’lilere saldırıldı…

Akıllara bir kez daha kazındı:

Böyle sürüp gidemez, bu durum…

İlk turda sonuçlanmalı cumhurbaşkanı seçimi!

 

****

Peki, tercihler nasıl…

Seçim anketleri ne söylüyor?

Son hafta anket sonuçları netleşmeye başladı.

Meydanlarda Erdoğan’ın organizasyonu başarılı görünürken, anketlerde Kılıçdaroğlu daha önde görünüyor.


Örneğin…

MAK Danışmanlık'ın 26 Nisan - 4 Mayıs anketine göre Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda 5,5 puan farkla kazanıyor.[3]

Muharrem İnce'nin oyu ise 1,7’de kalıyor.

MAK Danışmanlık'ın son anketine göre cumhurbaşkanı seçimi ilk turda bitiyor!


Sonuç şöyle:

Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 50,9

Tayyip Erdoğan: Yüzde 45,4

Sinan Oğan: Yüzde 2

Muharrem İnce: Yüzde 1,7

Son iki haftada Muharrem İnce’nin oyları düşerken, Sinan Oğan’ın oylarında yükseliş görülüyor.

 

Avrasya Araştırma'nın anketine göre; AK Parti geçen aya göre oy kaybı yaşarken CHP oylarını artırıyor. Memleket Parti'sinde düşüş sürerken cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu ilk turda yüzde 50'yi yakalıyor.

Bu şirkete göre, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitme ihtimali (hata payı dâhilinde olsa da)  çok yüksek.

Avrasya Araştırma'nın Cumhurbaşkanlığı seçiminde tercihler şöyle:

Kılıçdaroğlu: Yüzde 50,9

Erdoğan: Yüzde 43,6

Sinan Oğan: Yüzde 3

Muharrem İnce: 2,5

(Son haftalarda Sinan Oğan yükselişte, Muharrem İnce düşüşte görünüyor.)

 

Avrasya Araştırma şirketinin Meclis seçimleri anketinde de, 81 il 5600 kişilik son araştırmaya göre çoğunluk muhalefette görünüyor.

Avrasya Araştırma'nın 81 ilde 27 Nisan - 5 Mayıs tarihleri arasında 5.600 kişiyle yaptığı araştırmada oyların partilere göre dağılımı şöyle:

AK Parti: Yüzde 35,1; Şirketin bir önceki anketinde bu oran yüzde 34,4'tür.

CHP: Yüzde 33; bir önceki ankette bu oran yüzde 33,3'tü.

Yeşil Sol Parti / HDP: 9,7; Şirketin bir önceki anketinde bu oran yüzde 9,5'ti.

İYİ Parti: Yüzde 8,6; bir önceki ankete göre yüzde 9,2'ydi.  

MHP: Yüzde 7,9; önceki ankette yüzde 6,8'di.

TİP: Yüzde 1,5; önceki ankette parti listede yoktu.

Memleket Partisi: 1,1; bir önceki ankette bu oran yüzde 3,6'ydı.

Yeniden Refah Partisi: 1,1; önceki ankette listede yok.

Zafer Partisi: 0,9

 

Ulaş Tol- TEAM Araştırma Genel Direktörü: Son bir aydır, eğilim çizgisi muhalefet yönüne dönmüş durumda. Belirgin bir üstünlük olduğu söylenemez ama olağandışı faktörler belirleyici olmazsa seçimi muhalefet kazanacak görünüyor. Birinci tur gözetildiğinde, Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın üç puan kadar önünde... Bir ay önce gerisindeydi.

 

Osman Sert - Panorama TR Araştırma: En kısa yorum, birinci turda seçimlerin bitmesi çok zor. Muharrem İnce ve Sinan Oğan’ın toplamda yüzde 5 ve üzerinde oy almaları, aritmetik olarak seçimleri ister istemez ikinci tura bırakıyor.

Çünkü iki aday arasında ilk turda yüzde 5’in üzerinde bir fark görünmüyor. Eğer 5 puan iki adaya giderse, kalandan yüzde 50’yi geçebilmeniz için 5 puan fark atmanız gerek. Bu da pek mümkün değil.

Öte yandan zaten her iki adayın da, yani Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun yüzde 45 civarında bir oy tabanları var. Bu birkaç puan eksik ya da yüksek olabilir.

Uzun lafın kısası Panorama TR’ye göre seçimler büyük ihtimalle ikinci turda nihayetlenecek. Sonrası ise tümüyle bilinmezlerle dolu bir süreç…

Panorama TR’nin anketine göre Millet İttifakı'nın oluşturan CHP ve İYİ Parti'nin toplam oy oranı yüzde 44,2. Bir önceki seçimde Millet İttifakı yüzde 33,9 oy aldı. Ankete göre Millet İttifakı oylarını 10,3 puan yükseltti.


 

SONAR'ın sahibi Hakan Bayrakçı'nın 14 Mayıs anketi ise Cumhurbaşkanlığı seçimini her halükârda ikinci tura bırakıyor.

Bayrakçı'nın 4 Mayıs tarihinde açıkladığı anket sonuçlarına göre Erdoğan ilk turda % 48,8 oy alırken, Kılıçdaroğlu %44,1’de kalıyor.

İnce % 3,6, Oğan % 3,5 oranında oy alıyor.

Bayrakçı'ya göre ikinci turda kararsızların oyu orantısal olarak dağıtıldığında Erdoğan % 52,1’le seçimin galibi oluyor.

Kılıçdaroğlu % 47,9’la kaybediyor.

 

****

Seçim anketlerinin algı yaratmaya yönelik, “yanlı” tutumları göz önüne alındığında pek kıymetiharbiyesi olmadığı söylenebilir. Ancak bazı araştırma-anket şirketlerinin geçmişteki tahminleri, seçim sonuçlarıyla neredeyse bire bir örtüştüğü görülmüştür.

Her seçim olduğu gibi, bu seçimin de kaderini “kararsız” oylar belirleyecektir.

Belki de bunca çekişmenin nedeni, kararsız oyları elde etme çabasıdır.

Her nasıl olursa olsun, huzur ve güvenlik içinde, dürüst bir seçim olması dileğiyle.










10.05.2023, Ünyekent



[1] 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi önemli rejim değişikliğine işaret ediyordu. 2017 referandumda kabul edilen anayasa değişikliğine dayanan, parlamentoyu bypass eden yeni yönetim, “Başkanlık” sistemi olarak değerlendiriliyor. “Tek adam” rejimine fırsat tanıyan bu seçimde görevdeki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın cumhurbaşkanlığına bir kez daha aday olurken, Selahattin Demirtaş ikinci defa aday oldu. Muharrem İnce, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek de seçimde cumhurbaşkanı adayı oldular. Seçimi ilk turda %52,59’la oyların salt çoğunluğunu alan Erdoğan kazandı.

[2] Miting meydanları her ne kadar başarı göstergesi olsa da, 2018 seçimlerinde CHP cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kalabalık mitinglere rağmen % 30’larda kaldığını buraya not düşelim.

[3] Anketlerin ne derece gerçeği yansıttığı tartışılıyor. Örneğin iktidara yakın duran anket şirketleri de durumu Erdoğan lehine değerlendirebiliyor.

3 Mayıs 2023 Çarşamba

Gündem

Gündem

 

6 Şubat depremi artık ikinci planda bile değil…

Gündemde “siyaset” var.

Seçim var.

On gün sonra halk sandıkta irade beyanında bulunacak.

Ya yirmi iki yıllık Erdoğan Dönemi sona erecek…

Yahut bu halk mevcut yönetime “devam!” diyecek ki…

Her iki durumda da kolay bir gelecek beklemiyor bizi.

 

****

Durumu biraz yumuşatmak amacıyla bir fıkrayla devam edelim.

Nasrettin Hoca’nın iki oğlu varmış.

İkisi de mesleğini ele alıp, baba ocağını terk etmişler.

Karısı “Hoca, git şu oğlanlara bak, n’apıyorlar?” demiş.

Hoca önce büyük oğlanı ziyarete gitmiş.

Bahçıvan olan oğlu; “Baba bu yıl bol yağış olursa işimiz iş” demiş.

Diğer oğlu çömlekçilik yapıyormuş.

“Havalar izin verirse, işimiz iyi olacak!” demiş diğer oğlan.

Hoca eve geldiğinde karısı sorar:

“Bey, oğlanlar bu yıl yüzümüzü güldürecek mi?”

Nasrettin Hoca gayet endişeli:

“Her halükarda hanım” demiş.   

“Anaları ağlayacak!”

 

İşimizi yağan yağmura, esen rüzgâra havale edersek…

Yüzümüz biraz zor güler.

Her durumda anamız ağlar!

Bir kesim malı götürürken…

Diğerleri açlığa ve yoksulluğa mahkûm olur.

 

Yerli ve Milli

Gündemde siyaset var dermiştik, seçime günler kala…

En çok sözü edilen doğalgaz, TCG Anadolu, İHA-SİHA, Togg, İMECE uydusu, Akkuyu Nükleer Santralı, hastaneler, köprüler, yollar…

İktidara göre “yerli ve milli” icraatlar önemli, çok önemli!

Örneğin yerli üretim dedikleri Togg var sıkça değindikleri…

Ancak Savunma Sanayi hepsinden önde geliyor.

 

Neden Savunma Sanayi?

Çünkü ulus olarak varoluşumuzu savunma sanayine borçluyuz.

Yahut öyle olduğunu sanıyoruz, algı bu şekilde...

Nedense Avrupa’nın göbeğinde küçük bir ülke olan Lüksemburg’un bizimkine benzer bir endişesi yok.

Ama Yunanistan’ın var.

Öte yandan Savunma Sanayi yatırımları bizim gibi ülkelerde çok önemi!

Gıda sektöründen sonra başlıca ithalat ve ihracat alanımız…

Üstelik risk taşımıyor, en kârlı alan…

Ülkemizdeki siyasi istikrarın yahut istikrarsızlığın da temel sebeplerinden biri...

Şöyle ki, savunma araçları ülkedeki zorunlu giderin başında yer alır.

Elde kalma endişesi yoktur, üretim fazlası olmaz.

Çünkü siparişten önce, yani daha üretilmeden emtianın bedeli hazırdır.

Meblağı yüksek, kâr oranı iyidir.

Tek riskli yanı…

Sadece ülke siyasetini değil uluslararası siyaseti de ilgilendirir.

2016 yılı öncesi örneğin…

Balyoz ve Ergenekon tutuklamaları…

Bağırsaklarını temizleyen ülke…

“İyi ki bu orduyla savaşa girmemişiz” deniyordu.

15 Temmuz 2016’da malum darbe girişimi yaşandı.

İktidar yandaşı Hoca Efendi’nin cübbesinden Fetö çıkmıştı.

Harp Okulları ve GATA dâhil, birçok askeri kuruluş feshedildi.

Aselsan’lara, Havelsan’lara, Tusaş’lara dokunulmadı Allah’tan…

Şimdi o birikimin çok daha yukarılara taşındığı söyleniyor.

Adeta bir devrim oldu savunma sanayisinde.

Büyük bir devrim…

Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (Teknofest) yapıldı geçtiğimiz hafta…

Görkemli gösterilere sahne oldu.

“Savunma Sanayi”ndeki yerlilik oranının yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkarıldığı açıklandı.

Yeni ürünler tanıtıma çıktı.

Uçaklar, gemiler, tanklar, İHA’lar, SİHA’lar...

Epeydir gündemde olan dünür Bayraktar, bu büyük ilerlemenin paydaşlarından biri olarak sunuldu…

 

Savunma Sanayi’nin Son Gözdesi: TCG Anadolu

27 Bin ton ağırlığıyla Türkiye Cumhuriyeti Donanmasının en büyük savaş gemisi olan TCG Anadolu, İstanbul-Tuzla Sedef Tersanesinde inşa edildi.

10 Nisan 2023'te Türk Deniz Kuvvetleri envanterine Donanma’nın Amiral Gemisi olarak katıldı.

Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi deniyor ama “Uçak Gemisi” muamelesi görüyor!

Kendi sınıfının ve dünyanın en iyisi olarak gösterilen gemi, en büyük sanayi ürünü, yapımı olarak kabul ediliyor.

Aslında LHD sınıfı (L-400); havuzlu helikopter gemisi olarak geçiyor.

Uzunluğu 231 metre, genişliği 32 metre ve pistinin deniz seviyesinden yüksekliği 58 metre.

Geminin tasarımında İspanyol donanmasının Juan Carlos I (L61) gemisinin tasarımı örnek alınmış.

Projede İspanyol gemi yapım firması Navantia’nın yanı sıra toplam 131 Türk şirketi yer alıyor ve %70 oranda yerli üretimle inşa edildiği söyleniyor.

TCG Anadolu'nun tam yüklü deplasmanı 27.436 ton, tam yükle en az 20,5 knot azami sürat, 16 knot ekonomik süratle seyir edebilir, ayrıca ekonomik süratle 9.000 deniz mili yol kat edebiliyor.

Kıtalar arası görevlere çıkabilecek elverişliliğe sahip olan geminin aktif olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de görevini sürdürmesi bekleniyor.

Tam da seçim arifesine yetişmesi, savaş sanayinin bu denli seçim malzemesi yapılması ve tamamlanmamış araçların geminin pistine yerleştirilmesi bakalım nasıl sonuç verecek?

Ek bilgi: Dünyada bu ölçekte gemiye sahip yalnızca 12 ülke olduğu söyleniyor. TCG Anadolu’nun üzerine iniş kalkış yapacak SİHA’larla birlikte önemli bir kabiliyete erişeceği iddia ediliyor ve bunun için de Baykar firması tarafından kanatları katlanabilen Bayraktar TB3 SİHA’lar geliştirildiği gelen haberler arasında. Ayrıca gemiye yine Baykar tarafından geliştirilen KIZILELMA Muharip İnsansız Savaş Uçağı ve TUSAŞ tarafından geliştirilen HÜRJET Hafif Taarruz Uçağının da iniş kalkış yapabilmesi için çeşitli çalışmalar devam ediyor.

Not: Milli Savunma Bakanlığı, İstanbul Sarayburnu'nda demirleyen TCG Anadolu'yu 140 binden fazla vatandaşın ziyaret ettiğini duyurdu. Geminin pistinde sergilenen SİHA’ların oraya nasıl taşındığı henüz açıklanmadı.

 










03.05.2023, Ünyekent

  

26 Nisan 2023 Çarşamba

Göbeklitepe Tarihin Sıfır Noktası mı?

 


Göbeklitepe Tarihin Sıfır Noktası mı?

  

Göbeklitepe’nin UNESCO Dünya Miras Kalıcı Listesi'nde yer alması ve popülerlik kazanmasının ardından bazıları bu tarihsel mekânı "Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirdi. Bazen de “Zamanın sıfır noktası” denildi.

Göbeklitepe’yi tarihin yahut zamanın başlangıcı saymak doğru mu?

Yeni bir kavram karmaşası yaratmaktan öte gitmeyen bu tanımlamalara neden gerek duyuldu?

Bilimsel bir saptamadan ziyade “reklamcı” jargonuyla yapılan bu ve benzeri tanıtımlar, biraz “havalı” görünmesi yanında ciddi yanılgılara da kapı aralamaktadır.

20 Haz 2017 tarihli bir arkeoloji yıllığında Göbeklitepe “zamanda sıfır noktası” olarak belirtilmektedir.

“The Turkish Ministry of Culture and Tourism refers to Göbekli Tepe as “zero point in time” because the site potentially represents the first transition from hunting and gathering to settled agriculture in the World” (Archaeology Almanac, Editor’s Blog, 20. June 2017, Göbekli Tepe: “Zero Point in Time”)

Blok’ta Göbekli Tepe'den “zamanda sıfır noktası” olarak söz edenin Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğu ve bu belirlemeye neden olarak, Göbekli Tepe’nin potansiyel olarak dünyada avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçişin ilk temsilcisi olması gösteriliyor.

1 Tem 2022 tarihli NTV bülteninde ise, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olması dolayısıyla 'tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirildiği ileri sürülmektedir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde dördüncü yılını geride bırakan Göbeklitepe, aldığı bu unvan sonrası bir milyon 597 bin 87 kişiyi ağırlamış.

Öte yandan dünyanın bilinen en eski tapınağı olması ve ihtiva ettiği anıtsal mimariden dolayı 'tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirilmektedir.



 

Tarihin Sıfır Noktası?

Yeni bir “milat” çağrışımı yapan bu belirleme Göbeklitepe’yi çok özel bir yere koymaktadır. Daha önceki süreci ve diğer gelişmeleri önemsiz sayan bu anlayışa göre Göbeklitepe insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır!

Tarihe ilişkin buluntular bundan böyle Göbeklitepe temel alınarak ifade edilmelidir.

“Göbeklitepe’den de eski!”

“Göbeklitepe’den iki bin yıl sonra…” gibi.

Hatta bu aşamada “tarih” kavramı yeniden ele alınmalı ve tanımlanmalıdır.

Şimdiye değin tarih kavramına yüklenen içerik, teknolojik ve bilimsel gelişmeler ışığında yetersiz kalsa da, bu durumu Göbeklitepe’ye yormak ve misyonu arkeolojik bir kazı sonrası elde edilen lokal buluntulara bağlamak ne derece doğrudur?

Benzer paradigmaları Tarihöncesi Dönemde birçok yerde ve zamanda görmek mümkündür.

Örneğin Nevali Cori, Karahan Tepe gibi Göbeklitepe ile çağdaş hatta daha önceki yıllara ait “T” biçimli anıtsal yapılara sahip mekânlara ne diyeceğiz?

Göbekli Tepe milat mıdır?

“İnsanlık tarihine bütünlüğü içinde bakılmadığından en akıl almaz iddialardan biridir.” diyor Işın Yalçınkaya

Neyin miladıdır? İnsanlık tarihinin mi, yoksa inanç olgusu ya da sisteminin başlamasının miladı mıdır?

Milat, herhangi bir şeyin başlangıcı yani doğuşu anlamına geldiğine göre, homo genusu’nun insanlaşma sürecine geçişi yani insanın soyunun, 2,5 milyon yıl önce ilk kez ortaya çıkışı, insanlık tarihinin miladı değil midir?

Arkeolojik kanıtlara göre öteki dünya inancıyla ölülerin gömülmesi ve mezarlara armağanların bırakılması orta Paleolitik’te başlar, üst Paleolitik’te ise tapınma eylemine evrilir. Dolayısıyla insanlık tarihinde inanç ve tapınma ilk kez Göbekli Tepe’de ortaya çıkmış değildir. (Bkz. Işın Yalçınkaya, İnsanlığın Uzak Geçmişine Dair Doğru Bilinen Yanlışlar.)

Yıllar önce yine bu sütunlarda İnsan neslinin önüne çıkan en büyük buluşlardan biri tekerleğin icadıdır.” demiştik. (Bkz. 16 Ekim 2009, Ünye Kent; Tarih Nedir?)

Evet, en büyük buluşlardan biri tekerleğin icadıdır. Saatte 300 kilometre hız yapan otomobillerin teknolojisi bu birikim sayesinde basit bir bilgi üretimi sürecine indirgenmiştir. Tekerleğin günümüzden 7.000 yıl önce bulduğunu farz edersek, bu süreç hiç de kısa sayılmaz. Ama bir Homo Sapiens’in tekerliği bulabilmesi için en az 45. 000 yıl geçmesi gerektiğini düşünürsek, bilimsel bilginin tarih içinde nasıl ortaya çıktığını daha net anlarız.

 





 Tarihin Tanımı

“Geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman bildirerek, sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın lise tarih dersi kitaplarında tarih bu şekilde tanımlanıyor. Oysa insanlığın en büyük buluşlarından biri olan tekerleğin nerede ve hangi tarihte icat edildiği bilinmemektedir.

Son dönemde “tarih nedir” sorusuyla yeniden muhatap olmaktayız.

Tarih, oldukça net (açık) bilgi ve belgelere dayanmak zorundadır.

Bu nedenle “tarih belgedir” anlayışı öne çıkmıştır.

Arkeolojik belgeler, özellikle yazılı tabletler esas alınarak tarih yazının icadına endekslenmiştir.

Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma MÖ. 1280 tarihli Kadeş Antlaşması’dır.

Okunan belgelerden Mısır Kralı II. Ramses’in mi (MÖ 1303 – MÖ 1212), Hitit Kralı Muvatalli’nin mi (MÖ 1295-1272) galip geldiği muammadır.

Ebu Simbel tapınağındaki hiyerogliflerden savaşı Ramses’in kazandığı zannedilirken, yıllar sonra bulunan Hitit kil yazılarında bunun tam tersi okunmuştur.


 

 Tarih Bir Bilimdir

 Tarihi ulusal ya da ideolojik bir malzeme olmaktan kurtardığımız anda, reel ve rasyonel bir araştırmanın kapılarını aralarız ki, tarih denen kavramın bir bilim olduğu sonucuna ulaşırız. Bertrand Russell’ın tanımladığı bilim kavramı, aynıyla Tarih için de geçerlidir.

“Bilim, gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.” (B. Russel, Din ve Bilim, YKY Yay.)

Bir başka açıdan bilimsel çalışmayı, Teorik Fiziğin Esasları adlı yapıtında Albert Einstein şöyle görür:

 “Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır.” (Albert Einstein, 'The Fundamentals of Theoritical Physics' Science 91-1940)

Bir bilim olarak tarih, bu ilişki ve gelişmeleri yöntemli bir biçimde inceleyen, ayrıştıran ve açıklayan bir bilim dalıdır. Bu anlamıyla tarih, yöntem sorununu önümüze koyar:

“Ne yapacağız, nasıl yapacağız?”

Tarihin yöntemi, tarihi olayları kaynağından araştırarak, ana ve ikincil unsurları, arşivleri, yazılı, görsel ve sözel materyalleri kullanarak doğru bilgiye ulaşmaktır. Bu nedenle verilerin düzenlenmesi, incelenmesi, kritik edilmesi ve sentezlenmesi gerekir. Sadece kaynaklarla yetinmek, arşivciliktir; ham maddeye gömülmektir. Tarihin gerçek bir bilgi ve bir bilim halini alması için, verilerin mutlak suretle doğru bir yöntemle ele alınması, işlenmesi gerekir.

Sonuç olarak, Göbeklitepe’den söz ederken reklam spotları yerine bilimsel verileri kullanmak daha isabetli bir davranış olacaktır. Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt’in ardından kazılara ve bilimsel araştırmalara değil de, sergilemeye ve tumturaklı sözcüklere ağırlık veren yetkililere buradan sesleniyoruz.

Miladi takvimin esas aldığı “başlangıç” noktası bugün arkeolojik verilerin ışığında anlamını büyük ölçüde yitirmiştir… Ancak kendimize yeni bir milat icat ederken zamanı rasyonel kullanmak ve miladı bilimsel veriler üzerine inşa etmek zorundayız.

 


23.04.2023, Ünyekent