17 Temmuz 2019 Çarşamba

Kıyılar Halkındır



Kıyılar Halkındır

08 Temmuz 2019.
Ulusal bir gazeteden okuyoruz...
İHA kaynaklı bu haber, yerelden ulusala tüm basın organlarında yer alıyor.
Sözün sahibi Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Hilmi Güler.
"Kıyılar halkındır" diyor, Sn. Güler...
Anayasa'nın 43. maddesine dayanarak, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu hatırlatıyor.
Denizlerden ve sahil şeridinden öncelikle halkın yararlanacağının Anayasa'da "açıkça" belirtildiğine dikkat çekiyor.
Kıyı kesimlerinde mimari kirliliğe izin vermeyeceklerini ve halkın yararlanacağı şekilde her türlü tedbiri alacaklarını söyleyen Başkan Güler, kararlı konuşuyor...
"Kıyılarımızı ve sahil şeridimizi halkın yararına sunacağız!" diyor.

****
Sn. Başkan'a katılmamak mümkün değil.
Ordu BŞB Başkanı Dr. Hilmi Güler, bu açıklamaların akabinde Ünye'ye gelip, incelemelerde bulunuyor.
İlk incelemeyi Çamlık'ta yapıyor.
Oradan Ayanikola'ya kadar yürüyor, ilgililerden bilgi alıyor.
Ertesi gün Çınarsuyu'na geçiyor ve Ünye gezisini Akçay Çöplüğü'nde sonlandırıyor.
Aslında saydığımız bu noktalar, Ünye'nin geçmişten bun yana kullandığı "çöp dökme" alanları yahut daha moda bir deyişle "vahşi depolama" çöp yerleri...
Hatırladığım kadarıyla, Çamlık'ın önce doğu, sonra batı kıyısına ve daha sonra Ayanikola'ya yakın bir yere çöp dökülüyordu.
Ünye Radar Üssü, sözünü ettiğimiz yeri kamp ve plaj alanı olarak kullanmaya karar verince çöpler daha uzak bir yere taşındı, Çınarsuyu'na...
Bir süre Çınarsuyu'na dökülen çöpler, buranın Orman Bakanlığı tarafından ağaçlandırılmasına karar verilmesiyle de Akçay sahiline taşındı.
Ordu BŞB Başkanı Ünye'de yaptığı gezide Akçay’da tam anlamıyla bir çevre felaketinin yaşandığını söylüyor.
Sn. Güler, bu sahanın tez zamanda arındırılması talimatını veriyor.
Ünye'de deniz kenarına çöp dökülmesini yasaklıyor.

****
Örnek bir davranış, kutluyoruz.
Ülkemizde "yasaklar" çözüm olmasa da...
Bu bakış açısı çöp sorununa kalıcı bir çözüm getirmesi açısından önemli bir adımdır...
En azından nasıl hareket edileceği konusunda olumlu bir yol çizilmesini sağlar.
Bir önceki Başkan'dan miras kalan, Ünye'yi Ordu'nun çöplüğü yapma projesine daha akılcı bir yaklaşım sunar.
Umarız, Ordu'nun "Çöp Sorunu"nu çözmeye matuf bir yermiş gibi düşünülen Ünye'ye yakışır bir çözüm getirilir.       

****
Öte yandan Çamlık için düşünülen bir projeden söz ediyor Sn. Güler...
Çöp alanına dönen Çamlık'a bir önceki Başkan'dan kötü bir miras kaldı.
Bir önceki Başkan'ın projesi Ünyelilerin tepkisini çekmişti.
Çamlık'ın her parçasını parselleyerek imara açan eski Başkan, buraların işyerleri biçiminde "halka hizmet" vereceğini ileri sürmüştü. 
Halkın ücret ödemeden yararlandığı bu alan, ancak belli bedeller ödenerek hizmet alınabilen işyerlerine dönüşecekti...
Bu defa nasıl bir projeden söz ediliyor?
"Kıyılar halkındır!" diyen yeni başkan, acaba eski başkandan farklı mı düşünüyor?
Ünye halkı bunu kabul etmedi.
Kendine ait olana sahip çıkmasını bildi.
Bu defa doğru olanı takdir edebileceği gibi, yanlış olanı da tenkit etmeyi bilecektir.
Selam ve saygılarımla.  

Ünyekent, 17.07.2019



3 Temmuz 2019 Çarşamba

Kültürel Miras Bilinci ve Restorasyon


Kültürel Miras Bilinci ve Restorasyon

Ortayılmazlar Mahallesi'ndeki son tarihi ev yangınıyla birlikte, önemli bir kültürel mirasımızı daha kaybetmiş olduk.
Kaybettiğimiz, sadece çocukluk yıllarımıza ait anılar değildir...
Gençlik döneminin heyecanı yahut geçmişe duyduğumuz özlemler de değildir.
Maalesef yanıp kül olan sadece bizimle sınırlı olmayıp, bizim dışımızda ama bizi de kapsayan bir değerler bütünüdür...

****
Geçtiğimiz hafta yangında kül olup giden bir Eski Ünye Evi'dir.
Kısaca, biz ona Kültürel miras diyoruz...
Kültürel miras veya "kültür mirası" daha önceki kuşaklar tarafından oluşturulmuş ve evrensel bir değer ifade eden eserlerdir.
Bu anlamda sadece bize ait bir değer olmayıp, tüm insanlığa mal edilir.
Dünya çapında "Kültürel ve Doğal Mirasın" korunmasından söz edilir ki, uluslararası bir sözleşmeye dayanır.
Bu sözleşmeye göre kültür mirasını üç sınıfta gruplandırmak mümkündür:
1- Anıtlar. Bu gruba mimari yapılar, heykeller, resimler, arkeolojik eserler, kitabeler, mağaralar ve eleman birleşimleri girmektedir. Bu grupta yer alan eserler tarihi veya sanatsal veya bilimsel olarak evrensel değerlere sahiptirler.
2- Yapı toplulukları: Bu gruba giren yapı toplulukları bulundukları konum nedeniyle tarihi, sanatsal ve/veya bilimsel olarak evrensel değerlere sahiptirler. Geçtiğimiz hafta yanan tarihi ev, bu konumda bir tarihi yapıydı.
3- Sitler: Bu gruba giren sit alanları ya insan ürünüdür, ya doğal bir şekilde oluşmuştur, ya da her ikisinin kombinasyonudur. Bu gruba giren sit alanları ya estetik, ya etnolojik ya da antropolojik bakımdan evrensel değerlere sahiptirler.

****
Yangından kısa bir süre önce, yine bir yangın tehlikesi geçirdiği söylenen tarihi ev birilerinin kalmasına müsait değildir, tinercilerin mekanı konumundadır.
Haliyle her türlü tehlikeye açık durumdadır.
Ünye'de buna benzer onlarca tarihi ev bulunmaktadır. Bir çoğu kendiliğinden yıkılıp gitmektedir. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, restorasyonu masraflı olduğundan sahipleri tarafından ihmal edilmektedir. Restorasyon dışında inşaat izni olmayan bu gibi tarihi evlerin çoğunun rölevesi yapılmamıştır. Yıkılıp gitmeleri yahut yanmaları halinde ne yapılacağı bilinmemektedir.
Kültürel Miras Varlıklarını Koruma Kanunu gereği, yerlerine farklı bir yapının inşa edilmesi mümkün değildir.
Restorasyon teşviklerini yeterli bulmayan ev sahipleri, bu konuda herhangi bir girişimde bulunmamaktadır.
Kaderine terk edilen tarihi evlerimiz birer bire yok olmaktadır.
Ne yapılmalıdır?

****
Öncelikle bu tür restorasyonların yapılabilmesi için, tarihi ev sahiplerine sağlanan yardımların daha cazip hale getirilmesi gerekir. Destek konusunda ulusal ve uluslararası bazda bir çok kurumun teşviki söz konusudur ama yeterli değildir.
Konu bireysel olmaktan öte, kurumsaldır...
Çeşitli kurum ve kuruluşlara bu konuda ciddi görevler düşmektedir.
Restorasyonlara destek sağlanması yanında, ilgili kamu kuruluşlarına daha aktif görevler düşmektedir.
Örneğin, tarihi yapıların bazılarının mülkiyet haklarının satın alarak, bizzat bu kurumlar tarafından restore edilmesi sağlanmalıdır.
Kültürel miras bilincinin gereği budur...
Binaların giydirilmesi, örnek yapılar oluşturulması değil, eldeki tarihi yapıların kurtarılması öncelikli olmalıdır.
Ünye'de restorasyon faaliyetlerinin yoğunlaşmasından anladığımız budur.
               

03.07.2019 Ünyekent    




26 Haziran 2019 Çarşamba

Ünye Çınarsuyu Tesisleri



Ünye Çınarsuyu Tesisleri


Bu köşede Ünye'yle ilgili yazdıklarımızın çoğu Ordu BŞB odaklıdır..
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı, bilindiği gibi geçtiğimiz dönem sona ermeden istifa ettirildi. Neden istifa ettiği ve istifanın ardından yaşadığı süreci bilmiyoruz. Ancak, Enver Yılmaz'ın ardından seçilerek icraatın başına geçen yeni Başkan Hilmi Güler'in de, eski başkandan farklı olmadığını gördük.
Zihniyet aynı olunca, icraat da aynılaşıyor.
Örnek mi? Ünye Çınarsuyu Tesisleri...
Bir türlü dikiş tutmayan bir plaj ve kamp yeri.
Bu kadar güzide bir yerin, bunca kötü kullanılması nasıl mümkün olabiliyor?
Anlamak zor!

****



Yıllar önce Ünye'nin çöp dökme alanı olan bu sahil, sonradan Orman İşletmesi emrine verilerek ağaçlandırıldı, mesire yeri ve plaj haline getirildi.
Uzun yıllar Çınarsuyu Turistik Tesisleri adıyla farklı kişi ve kurumların işletmesine verildi.
Geçtiğimiz dönem; Çınarsuyu Tabiat Parkı ve Yunus Emre Kuruluş Kampı adıyla Ordu BŞB'ye bağlı bir "Gençlik Kampı" biçimine getirildi.
Yılın iki ayında faal olan bu alan, bazı kurum ve/veya kuruluşların gençlik kampı biçiminde bu alan bugüne kadar geldi.
Bugün Çınarsuyu Tesisleri'nde yeni bir projeden söz ediliyor.
Ordu BŞB'nin şirketi ORBEL eliyle yeni bir yapılanmaya gidileceği basına yansıdı...
Proje nasıldır, ne yapmak isteniyor belli değil.
Amaç; her daim olduğu gibi halisane: "halka açık, isteyen herkese hizmet veren bir işletme olması için çalışmalar başlatılmış" durumda.
ORBEL burada nasıl bir şey yapacak, kimler eliyle nasıl bir hizmet sunulacak belli değil...
Kamuoyunda Çınarsuyu'nun yeni bir "Çamlık Projesi"ne dönüşme endişesi hakim!
Enver Yılmaz döneminde yaşananlar, Hilmi Güler döneminde tekerrür edecek  gibi görünüyor.

****
Konuya ilişkin Ordu BŞB'nin Belediye Meclisi toplantısında söz alan Meclis üyesi Kerim Ateş'i "siyaset yapmakla" suçlayan oturum yöneticisi başkan yardımcısı Celal Tezcan, "Meclisi kapatırım!" ihtarında bulunmuş...
Yani konunun görüşülmesini Belediye Meclisi'nde bile engellemiştir.
Başkan Sn. Güler ise ortalıkta hiç yok...
Nerede şeffaf yönetim?
Halktan gizleyerek mi halka "hizmet" vereceksiniz!

Tarihi Çınar Ağacı    

Nihayet aslına uygun bir "iyileştirme" yapılıyor.
Yıllar önce "tarihi ağacın böğrüne tuğlaları bastılar" diye yazmıştık. Aradan on beş yıl geçti, dallar kırıldı, milletin tepesine düştü. İçten içe koca çınar çürümeye devam etti. Nihayet sesimiz  amacına ulaştı. Konuyu bilen birileri duruma el attı. Yasa kapsamında ağaca bakım yapılmaya başlandı.



Umarız bu da İskele Bakım Projesi gibi teşebbüste kalmaz.
Tabelalar da yenilenecekmiş...
Madem öyle.
Öncelikle anıt ağacın önündeki iri puntolarla yazılan "Ünye" ışıklı levhasını kaldırın. Sonra da, ağaca doğru bir tanım getirin...
"Tarihi Anıt Ağaç" olmaz!
Tarihi bir ağaç zaten anıttır.
Anıt bir ağaç da tarihidir.
Pekiştirme sıfatı kullanmak istiyorsanız, onu ağacın özelliklerini yazarken belirtin, tanılarken değil...
Saygı ve selamlarımla.  


Ünyekent, 26.06.2019,




19 Haziran 2019 Çarşamba

Kültür Sarayı


Kültür Sarayı


Ünye'de "Yeni Dönem"den söz etmiştik, olumlu ve olumsuz anlamda birçok eleştiri geldi. Kişisel olarak, ikili konuşmalarımızda herkes sorunla ilgili gibi görünüyor. Hatta aşırı diyebileceğim tepkiler geliyor. Ama sosyal medyada dahi konuya ilişkin doğrudan bir eleştiri yapmaya yanaşan pek yok.
Belki de zaman henüz erken...
Konuya ilişkin yerel basınımızdaki arkadaşlarımızın yazdıklarını ilgililer şüphesiz dikkate alıyordur.
Bunlardan biri, benim "AVM" dediğim Uniport'la ilgili.
Bazı işyerlerinin sözleşmelerinin tek taraflı feshedildiği söyleniyor.
Sinema da kapanacakmış!

****
Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi?
AVM'de ilk dönem hareketliliği yok.
Kapanan işyerlerinin yeri kolaylıkla dolmuyor.
Sinema da kapanırsa, hepten işlevsizleşecek.
Daha önce yazdığımız gibi, baştan hesapsız bir projeydi.
Bitişe doğru gidiyor.
İlle de "Kültür Sarayı" diyorum Sn. Başkan Tavlı...
Başka bir şey demiyorum!

Ünye İskelesi

Onarıma alındığını duyduk.
Onarılması gerekiyor ama üzerinde henüz bir çalışma başlamış değil.
Eliniz değmişken iskeledeki gereksiz ekleme ve süslemeleri de kaldırınız  diyorum. Nedir o girişteki ışıklı zafer takı?
Görgüsüz Teksas çiftlik sahiplerinin özel arazisine girer gibi giriyorsunuz Ünye İskelesi'ne...
İskele dediğime bakmayın, orası bizim için hala "köprü"...
Dış dünya ile bağlantımızı sağlayan önemli bir "uğrak" noktası...
Her sahil turuna çıktığımızda, "Bi köprü yapmasak!" eksik sayarız o yürüyüşü.

****
Ünye'de alıştığımız  her ayrıntı gibi, "köprü" de zamanla değişti.
Ordu Büyük Şehir'in arması, bu değişimin adeta bir simgesi gibi...
İskele'nin başında yıllar önce de ne olduğunu anlayamadığımız bir alamet dikmişlerdi. Adına "fener" dedikleri bu kulenin epeydir lambası da yanıp sönmüyordu. Hatta geçtiğimiz dönem "oradan kaldırılacağı" biçiminde bir karar alınmıştı.
Hala orada duruyor.
Umuyoruz bu onarım ve temizlik sırasında onu da oradan kaldırırlar.

Biraz da Nostalji

Köprü deyip geçmeyin.
Her Ünyelinin hayatında önemli bir yeri vardır.
Bizim kuşak yüzmeyi orada öğrendi.
Önce Tombul Kaya, ardından Sivri Kaya.
Derken, Köprü'nün üçüncü direği...
Ve dördüncü direkten sonra iskelenin ucuna kadar gitmeye cesaret edebilirdik.
Çocukluğumuz orada geçti.
Daha düz, daha yalın, daha sade...

Şimdilerde  deniz iyice çekildi.
İskelenin dördüncü ayağı yakında kumlarla kaplanacak.


Ünyekent, 19.06.2019

11 Haziran 2019 Salı

Ünye'de Yeni Dönem


Ünye'de Yeni Dönem

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden neredeyse iki buçuk ay geçti.
İstanbul seçimlerinin "yenilenmesi", halen seçim atmosferinden çıkmamızı engelliyorsa da, işbaşı yapan yeni belediyeler için iki ayı aşkın süre az bir zaman değil.
Yazılacak konular birikti, nereden başlasak?
İlk ve en önemlisinden başlayalım.

Kültür Sarayı

Fatsa ikinci Kültür sarayı inşatını projelendirdi. Yakında inşa eder, biz de görürüz. Ünye, coğrafi ve kültürel açıdan Karadeniz'in incisi, örnek bir kasabaydı bizim ilk gençlik yıllarımızda. Komşu ilçelerden tiyatroya, konserlere gelinirdi. Yaz akşamlarında Ünye kordonunda dolaşırlar, sanatsal ve kültürel etkinliklere katılırlardı. Her daim bir halk kütüphanemiz, iyi kötü bir kültür sarayımız olurdu.
Geçtiğimiz dönemde ne oldu bilmiyoruz?
Görünürde betonlaşma arttı, AVM'ler birbiri ardınca inşa edildi.
Ama arada o gariban "kültürel" kompleksler yıkıldı gitti.
Yerine "proje" halinde bir kültür sarayından söz edildi.
Sonra allem oldu, kallem oldu.
Hala Kültür Sarayımız yok!
Hala "Halk Kütüphanesi" şekilden şekile giren bir binanın dördüncü katında...

Yeni Dönem

Yeni Dönem'de yeni Başkan Sn. Tavlı henüz işin başına yeni geçti.
Mali sorunlarla yüz yüze, biliyoruz.
Lakin Ünye Belediyesi gibi belediyelerin likidite sorunu hep olmuştur.
Buna alışığız ve bağışıklıyız.
Sn. Çamyar'ın döneminde Kültür Yolu gibi hiç de küçümsenmeyecek bir proje uygulandı. Ödeneğin bir kısmı DOKA gibi fonlardan yahut Kültür Bakanlığının bütçesinden karşılandı. Belediyeye büyük külfet getirmedi.
Bu yanıyla kendilerine -böyle bir aşamada- teşekkürü borç biliriz.
Belediyedeki idari yahut hukuki süreç, işin başka tarafıdır.
Halen onun dönemindeki faaliyetleri sürdürmekle yükümlüyüz.
Şimdi, O'nun ihmal ettiğ, eksik bıraktığı işlere start verme zamanıdır.
Yeni Dönem'de öncelikli hamle Kültür Sarayı Projesi'dir.
Bir an önce başlanmalıdır.
İktidar ve Başkanlık makamı "mağduriyet" değil, "icraat" yeridir.
Gereği yapılmalıdır.

Diğer Sorunlar

Kültür Sarayı gecikmiş, ihmal edilmiş bir proje olduğu için öncelik almıştır.
Ünye'nin elbet de birikmiş, onlarca, yüzlerce sorunu var.
Hepsini bir anda, burada sıralamak imkansız.
Zaten buna yerimiz yetmez.
Öncelikli bir kaç soruna değinerek, bu yazımızı burada bitirmek istiyorum.
Bayram geçti, havalar ısındı, yaz geldi.
Vatandaşa ait kaldırımlar, yollar, sokaklar ve en önemlisi sahilde tamamen halkın kullanımına ait olan ama bazı kafe, park ve plajlar tarafından el konulmuş, kalıcı olarak işgal edilmiş yerlere halk adına sahip çıkılmalı...
Gece 23.00'dan sonra, eğlence yeri gibi çalışan ve müzik yayını yapan yerlerin gürültüsüne son verilmeli. (Bu konuda yasa ne diyorsa, o uygulanmalı!)
Sahile ve kaldırımlara taşan, kumsallarımızı betonlaştıran işgallere son verilmeli.
Dışarıdan gelen ziyaretçilerle yoğunluk kazanan araç trafiği ve park sorununa çözüm getirilmeli.
Birçok yerde uygulanan kornolu konvoy yasağına uyulmalı.

Ünyekent, 12.06.2019

14 Mayıs 2019 Salı

Söz Konusu Ünye Olunca...


Söz Konusu Ünye Olunca...


Söz konusu Ünye olunca akan sular durur... Dünya sorunları yahut ülke gündemi bekleyebilir!
Dün akşam eve dönerken bir "baba dostu" ile karşılaştım. İstanbul seçimlerinden yahut dolar kurundan bahsedecek diye düşünmüştüm, yanılmışım...
- Ben yılların balıkçısıyım, dedi. Bu körfezi çok iyi tanırım. Yetkili makamlara yazın, Ünye Yalı kıyısından kum alsınlar. Körfezdeki çekilmeyi büyük ölçüde engeller. Daha bir kaç yıl idare eder.

****
Baba dostumuza bu konuyu hemen her yıl yazdığımızı, körfezdeki çekilmenin neden oluştuğunu ve hangi çözüm yollarını önerdiğimizi anlattım.
- Olsun siz yine de yazın, dedi.
- Olur, dedim!

****
Sayın Başkan Tavlı başta olmak üzere, tüm ilgililerin dikkatine...
Ünye Körfezi elden gidiyor. Körfezdeki hassas sirkülasyonu engelleyen dolgu alanları ve körfezde kirlilik yaratan dere baksları denetlensin, kıyıyı dolduran kum birikintileri kaldırılsın.

****
Başkan Hüseyin Tavlı demişken...
Aday olduğu gün yazıp, kendisini dolaylı yoldan kutlamıştım.
Şimdi bizzat makamına giderek, Ünye Tarih araştırma Grubu'ndan arkadaşlarla ziyaret edeceğiz.
Elbet elimizde Ünye'nin yeni tarih ve turizm projeleri olacak!
Sayın Başkan ilk günlerini geride bıraksın, yerini biraz eskitsin diye bekliyoruz.
Şimdilik belediyenin genel sorunlarıyla uğraşıyor. Malum, Belediyemizin borcu en son 112 milyon TL. olarak açıklandı. Alacağı ise 23 milyon TL. imiş. Bunlara da bilahare geleceğiz. Ancak gündemimizde başka Ünye soruları var...

****
Her yıl Ramazan ayında meydana kurulan derme çatma kulübelerden bu yıl vazgeçildi. Umarız tümüyle kaldırılmıştır!
Ramazan geceleri etkinliği ise sürüyor.
Günün yorgunluğunu gidermek için bu tür programların olması gereklidir. İçerik olarak bir sözümüz yok lakin, neden yerel sanatçılarımıza bu programlarda daha fazla yer verilmiyor. Samsun'dan gelenler var, bakıyoruz tanıdık, Ünyeli simalar yok.
Bir zamanlar bu tür etkinliklerde Ünye kökenli sanatçılar görürdük.
Samsun konservatuarından Kemal Yurt, yahut uluslararası tambur virtüözümüz Murat Tokaç gibi isimleri unutmamak gerekir. Bu isimlere ulaşmak her zaman mümkün, aklımızın bir köşesinde bulunsun.

****               
Son olarak, eskiden adı olup kendi olmayan, şimdilerde kendisinden ve adından söz edildiği halde, görünür bir yerde tabelası olmayan bir yerden söz edeceğim...
Atatürk Parkı'ından...
Hatırlıyorum, o parkın olduğu yerde eskiden bir mezbelelik vardı.
Park henüz yoktu ama kaldırım kenarında taş zemin üzerine kabartma yazıyla Atatürk Parkı adı vardı!
Yıllar geçti, nihayet orası park alanı olarak düzenlendi. Bize göre aşırı dolguya yer verildi, gereksiz genişletildi ama konumuz şimdi bu değil. İyi kötü bir park alanı sağlandı oraya...
Yunus Emre Parkı'nın adı yazıyor ama buradaki "Atatürk Parkı" ibaresi kaldırıldı.
Kimileri "Dolgu alanına 'Atatürk' adı yakışmıyor, olmaması daha iyi!" diyor.
İyi de...
Mezbelelikken tabelayla tescillenmiş bir "Atatürk Parkı" oluyor da, şimdi neden bu ismi görünür bir yerde teşhir etmekten kaçınıyoruz?

Saygı ve selamlarımla...


15 mAYIS 2019, ÜNYEKENT


8 Mayıs 2019 Çarşamba

Seçim Yenilemek Çözüm mü?


Seçim Yenilemek Çözüm mü?

31 Mart Seçimi'nin ertesi günü yazmıştım:
"İstanbul'u kaybeden iktidarı da kaybeder!"

****
İstanbul'un faturası büyük, Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan bunun farkında!
Sonuç iktidar açısından hiç iç açıcı değil.
16 yıllık "Erdoğan İktidarı" çatırdıyor...
Kaybettiler!

****
Ne yapıp edip...
Durumu tersine çevirecekler...
Ama nasıl?
İstanbul seçimlerini yenilemek çözüm mü?

****
Sanmıyorum.
Kaybeden iktidarın karşısında, kazanmaya hazır bir muhalefet yok!
Yok, ama iktidar İstanbul'da kaybetti...
İstanbul adayı İmamoğlu'nun tavrı; muhalefetten bağımsız, önemli bir etken...
Ancak, iki ay önce yazdığım gibi, muhalefet henüz iktidar olmaya hazır değil.
"Seçimin boykot edileceği" gibi, absurd bir ihtimalinden söz ediliyor.
Sakın ha, olmaz öyle bir şey!
İktidarın bu yenilgiyi kabul etmeyeceği belliydi...
Elindeki tüm kozu oynayacak!
Önemli olan muhalefetin ne yapacağı...  

****
15 yıl önce Erdoğan şöyle yakarıyordu:
"Seçildik ama iktidar olamadık!"
Şimdi iktidar olmanın tüm imkanlarını kullanıyor.
Yenilenmesi imkansız olan bir seçimi. yeniletebiliyor.
Yürekler kör, kulaklar sağır!
23 Haziran'da İstanbul'da yeniden seçim yapılacak-mış.
Üstelik sadece Büyükşehir Belediyesi oylanacak!

****
Bir ülke düşünün.
Seçimler güvenilirliğini yitirmiş.
Bu defa muhalefeti ihya eden bir gizli bir güçten söz ediliyor. Hani adı "Hoca Efendi"den Fetö'ye dönüşen bir gizli güç!
Beraber yürürlerken o yolları, yediği herzeler malum...
Bir dönem ardı ardına kazanılan seçimler vardı, hatırlayalım.
Eğer doğruysa bu seçimlerin şaibesi, şimdi o seçimler de zan altında değil mi?
O seçim zaferlerine nasıl güveneceğiz!

****
Biz muhalefete dönelim yine.
Öyle seçimi boykot etme eğilimine falan girmesinler.
Durumu iyi analiz etsinler.
İstemedikleri halde, iktidarın eski ortaklarından (yani Fetö'den) bir destek gelirse, derhal reddetsinler. Açık gizli tüm oyunlara karşı uyanık olsunlar. Seçimlerde dönen dolaplar üzerine iktidar uzmanlarından brifing alsınlar. Hatta YSK'nın başkanı Sadi Güven'den sağlıklı bir seçim nasıl olur, öğrensinler... O YSK ki, T.C. Yüksek Seçim Kurulu olarak, Yargıtay ve Danıştay'ın kendi içlerinden çıkardıkları üyelerden oluşan, Türkiye'deki seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten, aynı zamanda da seçimlerin yargısal denetimini sağlayan karma egemen üst yargı merciidir. Şu an ülke hukukunun en üst düzeyde atan nabzıdır. Seçim yenilgisini, seçim yenilemeyle çözüme ulaştırmayı vazife edinen bir figürandır.
Sömürge tipi demokrasinin son örneğidir.
Yenilettikleri seçim nasıl bir çözüm getirecek, göreceğiz!

08.05.2019 Ünyekent