16 Nisan 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi- Roma Dönemi

 


Karadeniz Arkeolojisi- Roma Dönemi

 

Yaklaşık 25-30 yıl önce Ünye’nin Doğu kıyısında Ameletos adında Antik bir yerleşim keşfedildi. Arkeolojik bir çalışmaya dayanmayan bu keşif, tamamen Antik Dönem belgeleri ve Roma haritalarıyla tespit edilmişti.  

Kuzey Carolina Üniversitesi (ABD) Antik Dünya Haritalama Merkezi sorumlusu Prof. Richard J. A. Talbert, harita üzerinde Ünye’nin Doğu kıyısına düşen Ameletos veya Camila adında Antik bir yerleşim belirledi. Kıyıdan çok uzakta olmayan, Polemonium'un biraz batısında, eski bir Pontus kasabasıydı burası.[1]

Amisos’dan (Samsun) gelen sahil yolunun devamında, Ünye-Fatsa yolu üzerindeydi.

Tam da Midrebolu (Mithrapolis) diye bildiğimiz, Ünye’nin Güzelyalı Mahallesi’ne denk gelen yerde bulunuyor Anti Roma kasabası Ameletos.  

Talbert, bu yerleşimi tanımlarken Polemonium’u esas alıyor. Çünkü Polemonium (Bolaman) Roma döneminde önemli bir yerleşim. VI. Mithradates’in yenilmesiyle Roma egemenliğine giren Karadeniz bölgesinin en güçlü askeri tahkimat noktalarından biriydi. Adı da bölgeyi yöneten Romalı General Polemon’dan geliyordu.   




 

Karadeniz’de Roma Egemenliği

 

Strabon ve diğer yazarların Polemonium’un adını anmamaları yerleşimin Strabon ardından kimsenin bahsetmediği Side kentinin üzerine kurulmuş olduğunu düşündürmektedir. Gerçekten de kentin Roma imparatoru Marcus Antonius tarafından Kilikya, Bosphorus, Kolhis ve Pontus’a yönetici olarak atanan II. Polemon’un (MÖ 12- MS 74) adını taşıdığı düşünüldüğünde MS 1. yüzyılda kurulmuş olması kuvvetli bir olasılıktır. Roma döneminde 5 kentten oluşan Pontus Polemoniacus eyaletinin merkezi Bolaman’dır.[2]

Strabon, Sidené ovası ve nehrinin adlarını Side kalesinden aldığını bildiriyor.[3]

Plinius ise kentin adından söz eder.[4]

Side, Yunanca “nar” demektir. Lakonia’nın doğu sahilinde ve Pamphylia’da Side adında başka antik kentler de vardır.

Polemon II, Pontuslu Polemon II ve Kilikya Polemonu olarak da bilinir, Polemon II Kırım’ın Kerç Boğazı’nda bir Greko-İskit krallığı olan Boğaziçi'nin bir prensiydi. Pontus, Kapadokya, Kolhis ve Kilikya'nın Romalı kral vekili olarak hizmet etti. Roma İmparatoru Neron, MS. 62'de Polemon II'yi Pontus tahtından feragat etmeye ikna etti ve Kolhis de dahil olmak üzere Pontus bir Roma eyaleti oldu. Polemon II, MS. 74’de öldü. Son dönemde sadece Kilikya'yı yönetti.[5]

Aslında Pergamon Kralı III. Attalos ölümüyle, vasiyeti üzerine tüm Anadolu Roma egemenliğine girmiştir.

 





Anadolu’da Roma Yönetimi

 

Kartaca Savaşları sonrası Roma Cumhuriyetinin gücü artırmış ve Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemeye başlamıştır. Roma’nın emperyal politikalarıyla birlikte yönetim yapısı da değişikliğe uğramıştır.

MÖ. 2.yüzyılın başlarında Roma Cumhuriyeti, MÖ. 190’da İskender İmparatorluğu’nun bir parçası ve devamı olan Selevkos Kralı 3.Antiokhos ile yaptığı savaştan galip çıktı. Bu tarih itibariyle Roma’nın Anadolu üzerinde hakimiyeti başladı.

MÖ. 188 yılında yapılan Apameia Antlaşması ile birlikte Selevkoslar Torosların güneyine çekildi ve Roma Anadolu’da müttefikleriyle birlikte gücünü hissettirdi.[6]

Pergamon (Bergama) ve Rodos Krallıkları, Roma’nın Anadolu’daki en önemli müttefikleriydi. Müttefiklerine diplomatik destekler sağlayan Roma aynı zamanda askeri gücünü de kullanarak esnek bir politika izledi.

Apameia Barışı ile birlikte Roma’nın yüzlerce yıl sürecek olan Anadolu’daki varlığı başlamış oldu. Bu egemenlikte Pergamon Krallığı’nın başına getirttikleri Roma yanlısı Kralların da büyük payı vardır. M.Ö. 133’de Pergamon Krallığı, son kralları III. Attalos’un ölümü ve vasiyeti doğrultusunda Roma’ya bırakılmıştır. Bu duruma Pergamon’da ayaklanmayla cevap verilmişse de 4 yıl içinde ayaklanma bastırılmıştır.

 Böylece MÖ. 129’da Roma’nın Anadolu’daki ilk eyaleti olan “Asia” eyaleti kurulmuştur.[7]


 

Roma Eyalet Sistemi (Provincia)

 

Roma’nın denizaşırı ülkelerde kurduğu eyalet sistemine Provincia deniyordu. Bir Roma magistratının ya da ex-magistratının Roma senatosunun izni olmadan provincia'sının dışına çıkması yasaktı. Ancak senato, bu yasal engel yüzünden bir komutanın başarısızlığa itilebileceğini biliyordu. Bu nedenle senato, provincia tayinini yaptıktan sonra izin koşulunu ihlal etmek yerine provincia tayinine karar verirken bu olası tehlikeyi dikkate alıyor ve provincia'yı eylem ve alan bakımından esnek ve geniş tutarak tayin etmek suretiyle bu olası tehlikeye karşı önlemini önceden alabiliyordu.[8]

Roma eyaleti, (Latince: provincia, çoğ. provinciae) basit anlamda Antik Roma’da, Tetrarşiye kadar imparatorluğun İtalya yarımadası dışında kalan topraklarının yönetilmesi için oluşturulmuş en büyük idari birimdi.[9]

Roma Eyalet Sistemi, Roma İmparatorluğu'nun bölgesel bir alt bölümüdür; özellikle, imperium veya yürütme gücünü elinde tutan bir Roma yargıcının eylem ve yetki alanıdır. Bu yetki, Roma devleti adına imparatorluğun her yerindeki topraklarda uygulandı.

Eyaletler genellikle senatoryal sınıftan, çoğunlukla eski konsüller ya da eski praetorlar arasından seçilen valiler tarafından yönetilirdi. Bu durumun tek istisnası, Cleopatra’nın ölümü ardından Mısır’a Equestrian (eski Roma soylusu) bir sınıftan vali atanmasıdır.

MÖ. 43 yılında Triumvirliğin bir üyesi olarak, MÖ 29 yılından itibaren tek başına Roma’ya hükmeden Augustus’un döneminde, Fırat (Euphrates) Irmağı’nın batısında kalan tüm Anadolu toprakları Roma İmparatorluğu’nun bir parçası hâline geldi. Roma’nın *principatus* denen yarı monarşik rejiminin kurucusu olan Augustus dönemi öncesinde, Anadolu’da Roma valilerince yönetilen eyaletler, özgür kentler (civitates liberae), Roma kolonileri vardı. Augustus da seleflerinin izinden giderek eyalet, kentler, koloniler kurdu. Ancak o, bu geleneksel Roma politikasına kendi reformları ile farklı uygulamalar getirdi. Eyaletleri, “senato” ve “imparator” eyaletleri olmak üzere ikiye ayırdı ve Anadolu’da bir imparator eyaleti olan Galatia Eyaleti’ni kurdu. Kendisinden önce kurulmuş olan Kilikia da kendisine bağlanarak imparator eyaleti yapıldı. Asia Eyaleti ile Bithynia-Pontos Eyaleti, cumhuriyet döneminde olduğu gibi senato eyaleti olarak kaldı.

 

Mitridat Krallığı’ndan Roma Eyaletine

 

Romalılara karşı 42 yıl hiç yılmadan savaşan VI. Mithridates'in Pontus Krallığı'nı ortadan kaldıran Pompeius'un bütün Anadolu'yu fiilen Roma egemenliği altına alan siyasal düzenlemelerine, MÖ. 59 yılında çıkarılan lex Vatinia (Vatinia yasası) ile yasallık kazandırılmıştır

Bithynia Eyaleti'nin sınırları belirlenirken yerini aldığı Bithynia Krallığı'nın sınırlarıyla yetinilmedi, çok daha geniş bir alan bu eyaletin sınırlarına dahil edildi. Kuruluşundan yaklaşık on yıl sonra Pompeius tarafından ortadan kaldırılmış olan Pontos Krallığı'nın batısı Bithynia Eyaleti'ne eklendi. Ancak bu tarihten sonra eyalet, iki başkentli – batıda Nikomedia (İzmit), doğuda Amastris (Amasra) olmak üzere Bithynia-Pontus Eyaleti adıyla anıldı. Ancak Pontos'un tamamı bu eyaletin parçası olmadı. Pontos Krallığı'nın Pompeius'un kurduğu on bir yeni kentin dışında kalan kesimi bağımlı krallara paylaştırıldı.[10]

 

Devam Edecek: Karadeniz’de Romalıların İzleri

 

Kaynaklar:

 

Talbert, Richard J. A. 2000. Barrington Atlas of the Greek and Roman, Princeton University Press

Öztürk, Özhan. 2016, Pontus: Antik Çağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi Nika Yay. Ank.

Plinius, Gaius, Secundus. 2022, Doğa Tarihi (1.-2.) [Naturalis Historia VI, III], Say Yay. İst.

Strabon, 1993, Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika XII-XII-XIV), Ark. ve Sanat Yay. İst.

Tacitus, 2003, The Annals of Imperial Rome, Penguin Classics Press

Anthony A. Barrett. 2016, İmparator Nero: Antik Kaynaklara Bir Kılavuz. Princeton University Press.

Tekin, Oğuz. 2008, Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş, İletişim Yay.

Badian, E. 1968, Roman Emperialism in the Late Republic. Oxford Univ. Press

Kaya, M.A. 2005, Anadolu'da Roma Eyaletleri, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi yay.

 

16.04.2025, Ünye Kent



[1] Talbert, 2000; s. 87

[2] “Öztürk, 2016; s.

[3] Strabon, 1993; s 21

[4] Plinius, 2022, s. 10

[5] Tacitus, 2003; Anthony A. Barrett, 2016

[6] Tekin, 2008; s. 148

[7] Badian, 1968; s. 22

[8] Kaya, 2005; s. 13

[9] Tetrarşi, Romalıların MS. 3. yüzyıl sonlarında devleti daha kolay idare edebilmek için uyguladıkları dörtlü hükûmet sistemidir.

[10] Kaya, 2005; s. 17

2 Nisan 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi Yerleşkesi / Chabackta

 


Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi Yerleşkesi / Chabackta

 

Orta Karadeniz’i araştıran akademisyen ve arkeologlar, Ünye yerleşimi ve Ünye Kalesi ile ilgili olarak Chabackta adını kullanırlar.[1]

Arkeologlar, bölgede ele geçen Pontus sikkelerini tanımlarken “Khabakta” lejantlı sikkelerin Ünye’de, özellikle de Ünye Kalesi’nde darp edildiğini ileri sürerler.

Ünye Kalesi’ne atfedilen “Chabackta” adı nereden geliyor? 



 

Ünye kalesi / Chabackta

 

Antik Dönem’in ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Anadolu’yu adım adım gezmiş ve dönemin neredeyse tüm yerleşimlerini belirtmiştir. Ancak Strabon’da Ünye’nin antik adlarından Oinoe,  Onea veya Unieh gibi her hangi bir isme rastlanmamaktadır. Bölgeyi anlatırken “Sidena” adını kullandığı için Ünye yerleşiminin bunlardan biri olabileceği kanısına varılmıştır. Sikke üzerindeki isimlerden hareketle Strabon’un yer tanımları yeniden anlam kazanmaya başlamıştır.

“Themiskra’dan sonra, Themiskra gibi iyi sulanmadığı halde verimli bir ova olan Sidené’ye gelinir. Deniz tarafında kaleleri vardır. Khabaka, Phabda ve Side. Sidené ismini buradan almıştır. Halen Amisos arazisi buraya kadar uzanır ve bu kent sözü edilmeye değer bilginler yetiştirmiştir.”[2]

Strabon’un Themiskra dediği Terme’dir ve sonra sıraladığı Khabakta ve Phabda ise Ünye ve Fatsa olmalıdır. Nitekim bölgede ele geçirilen sikkelerin üzerinde “Kabakta” yahut “Xabakta” lejantlarının yer alması, bu sikkelerin Ünye’de basıldığı sonucunu doğurmuştur. Pontus yahut Roma dönemine ait bu sikkelerin darphaneleri tam olarak saptanamamıştır. Ünye’de yerleşim merkezi, Ünye Kalesi yahut Midrebolu olabileceği gibi, Erbaa-Akkuş sınırının kesişme noktasında yer alan Kevgir Kalesi de Mitridatlar tarafından darphane olarak kullanılmış olabilir.

Coenon Choiron Kalesi olarak Strabon’da yer alan kale muhtemelen Kevgir Kalesi’dir.   

Strabon’un Kabeira’yla bağlantılı olarak anlattığı Kainon Khoiron Kalesi günümüzde Erbaa’ya bağlı Akgün köyünde yer alır. Söz konusu kale Erbaa’nın kuş uçuşu yaklaşık 27 km kuzeydoğusunda, Niksar’ın ise yaklaşık 23 km kuzeybatısında bulunur. Ancak Antik Çağ’da, Strabon’dan öğrenildiğine göre hem Kainon Khorion hem de Ameria, Kabeira’nın sınırları içerisinde yer alıyordu. Muhtemelen bu durum çok dikkate alınmadığı için Ameria’yı keşfetmeye yönelik yapılan araştırmaların Niksar ve yakın çevresiyle sınırlı kalınarak gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu araştırmaların ilki 1900’lü yıllarında başında F. ve E. Cumont kardeşler, diğeri ise 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren E. Olshausen ve J. Biller tarafından yapılmıştır.”[3]

Midrebolu (Mithrapolis) yerleşimine yakın bir başka müstahkem mevkii, Ünye-Fatsa arasında kalan, Fatsa-Çıngırt Kayası’dır ki, madencilik faaliyetiyle bilinir.  

OlshausenBiller, Arrianus’un kayıtlarında belirttiği mesafelerden yola çıkarak Phadisane’nin Fatsa yakınlarına lokalize edilebileceğini belirtmektedir. Phadisane’nin içinde yer aldığı Sidené yöresi, adını Sidenos Çayı’nın (Bolaman Çayı) denize döküldüğü yerde konumlanan Side isimli kaleden almaktadır. [Bkz. Strabon Geographika, XII. 3. 16 ]. Strabon, Sidené yöresinde sahil boyunca yer alan tahkimli üç kaleden söz etmektedir. Bunlar Khabakta (Ünye/Kaleköy), Phabda ve Side/Polemonion (Bolaman) kaleleridir. VI. Mithradates Küçük Armenia bölgesini ele geçirdikten sonra, söz konusu bölge ve çevresinde hâkimiyetini güçlendirmek için 75 adet kale yerleşimi kurduğu yine Strabon’un kayıtlarında geçmektedir. Wilson 1960 yılında bölgede yaptığı yüzey araştırmalarında, Phabda’nın Kahveler Deresi yakınlarındaki Cıngırt Tepesi’ne lokalize edilebileceğini önermektedir. Weimert bahsi geçen kalenin Sidené’nin doğu kesimindeki demir madenlerini koruma altında tutmak için yapıldığından söz etmektedir. [Weimert, 1984; s. 152]. Cıngırt Kayası, Pontos coğrafyasındaki konumu itibariyle erken dönemlerden itibaren madencilik faaliyetlerinin yaşandığı, zengin maden rezervlerinin bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. [Ünye ve Fatsa kesimindeki bakır cevheri, kurşun-gümüş ve demir yatakları için Bkz. MTA 1972, 23-24; E Kaptan, Türkiye Madencilik Tarihi ve Kalay’ın Kökeni Hakkında Kahramanmaraş, Tokat, Ordu, Kastamonu ve Çorum Bölgelerindeki Eski Cüruf Depolarında Yapılan Genel Bir Araştırma, MTA Raporu, No: 5546 Ankara 1976, 48.]”[4]

Kevgir Kalesi’nden Ünye Kalesi’ne ve Çıngırt’a Hellenistik Dönem’de (Mitridatlar) ve Roma Dönemi’nde yollar inşa edilmiş ve lojistik amaçlı kullanılmıştır.[5]   


 

Højte’de Chabakta / Ünye Kalesi

 

Danimarkalı akademisyen Jakob Munk Højte, Mithridates VI and the Pontic Kingdom adlı eserinde Ünye’den, Chabakta adıyla bahseder.

“Komana hariç, sikke basan tüm yerler güçlü bir şekilde güçlendirilmiş bir kaleye sahip olmalarıyla karakterize edilir. İki yer özellikle dikkat çeker: Chabakta ve Taulara. Chabakta, Ünye'nin 10 km güney batısındaki Kaleköy'de bulunan dik bir dağdaki bir kaleyle, kıyıdaki antik Yunan şehri Oinoe ile özdeşleştirilebilir.”[6]

Halys Nehri'nin coğrafi anlamında tanımlandığı gibi Pontos'ta on tane sikke basan yer vardı: Amaseia, Amisos, Chabakta, Gazioura, Kabeira, Komana, Laodikeia, Pharnakeia, Pimolisa ve Taulara ve Pontos'un dışında üç tane daha. Bunlar, birincil kraliyet ikametgâhı olan Sinope, kralların erken dönem mülkü olan Amastris ve muhtemelen Herakleia'nın batısındaki Dia'dır.

Højte, açıklamalarını şöyle sürdürür:

Madeni paranın amacı şehirleri tanıtmak olsaydı, bu iki durumda darphaneler için bariz tercihler Oinoe ve Dazimon olurdu. Dahası, Side, Kotyora, Zela, Kromna ve Phazemon gibi şehirler neden sikke basmadı. Makul bir açıklama, kraliyet yönetiminin merkezleri olmamaları olabilir.[7]

Buradan şu sonuca ulaşıyoruz.

Ünye yerleşimi Oinoe Midridatların yönetim merkezi değildir. Bu nedenle sikke basımı Oinoe’nin 7 km. güneyindeki Kabakta’da (Ünye Kalesi) yapılmaktadır. Çünkü bu kale aynı zamanda Pontos krallığının yönetim merkezlerinden biridir.




 

Hamilton’da Ünye Kalesi

 

İngiliz Jeolog William John Hamilton, 1839-40 yılları arasında Karadeniz'e yaptığı gezi sırasında Ünye Kalesi’nde çeşitli keşiflerde bulunur.

“Kale tepesine ulaşmak için yeni bir girişimde bulunmayı da arzuluyordum. Zira oranın Pontus’ta benzer birkaç yere sahip olmuş Mithridates’in istihkâmlarından biri olabileceği fikri beynimde dolanıyordu.”[8]

Ünye Kalesi’nin bir Mithridat yerleşkesi olabileceği fikri 19. Yüzyılın ortalarında bu şekilde teyit ediliyordu. Ancak Hamilton Ünye Kalesi’ni Akkuş, Erbaa sınırındaki Kevgir Kalesi’ne atfedilen Coenon Choiron ile karıştırıyordu.

“Aslında buranın Coenon Choiron Kalesi olması mümkündü. Coenon Choiron Kalesi Strabon tarafından Cabira’dan sadece 200 stadya uzağa konulmasına rağmen, Cramer’e göre Niksar’ın kuzey dağlarında aranmalıydı. Şimdilerde adı Ünye kalesiydi ve bazen Coena olarak yazılıyor ve anılıyordu.”[9]

Hamilton, Ksenephon’un sözünü ettiği “demiri işlemeyi bilen” ilk kavimlerden Haliblerin ülkesinde Ünye Kalesi’ni keşfediyordu.

Ünye Kalesi’nden 18. Yy. Derebeyi ile ilgili olarak Çaloğlu Kalesi adıyla bahseden İngiliz Tarihçi ve Bizantolog Anthony Bryer ve David Winfield, kaleyi “klasik dönem Caena’sı” olarak nitelendirir.[10] Her iki tarihçi de 1950’lerin sonlarına doğru bölgede yoğun araştırmalarda bulunmuşlardır. Arrianus ve Bijişkyan’a dayandırdıkları çalışmalarında ilginç ayrıntılar verirler.   

  

Kaynaklar:

 

Højte, Jakob Munk. 2009, Mithridates VI and the Pontic Kingdom, Aarhus University Press

Sökmen, Emine. 2016, Mitridat Krallık Coğrafyasındaki Kalelerin Tanımlanması, ODTÜ Doktora Tezi, Yerleşim Arkeolojisi Bölümü, Ankara

Strabon, 1993, Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika XII-XII-XIV), Ark. ve Sanat Yay. İst. 

Tekin, Murat. 2024, Arkeolojik ve Epigrafik Veriler Işığında-Belleten, TTK. Cilt: 88 Sayı: 311

Varilci, A.D. 2020, Cıngırt Kayası (Üçüncü Bölüm), Ünye Kent; 25.02.2020

Wilson, D.R. 1960 The Historical Geography of Bithynia, Paphlagonia and Pontos, Oxford Weimert, H. 1984, Die Antike Landschaft Pontos – Eine Fallstudie, Stuttgart

Olshausen, Eckart, 1980 “Der König und die Priester in Pontos” Historischen Geographie I

Olshausen E.-Biller, J.-1984, Historisch-Geographie von Pontos. Wiesbaden

Hamilton, William John. 2013, Küçük Asya, Midas Kitap, Ank.

Bryer, Anthony-Winfield, David. 2020, Karadeniz’in Ortaçağ Dönemi Eserleri ve Topoğrafyası, I-II, Türk Tarih Kurumu Yay. Ank.

 

02.04.2025, Ünye Kent



[1] Højte, 2009; Sökmen, 2016 vb.

[2] Strabon, 199; s. 21

[3] Tekin, 2024; s. 62

[4] Varilci, 2020

[5] Karadeniz Arkeolojisi’nin Roma Dönemi bölümünde bölgedeki Roma yolları ayrıntılı olarak yer alacaktır.

[6] Højte, 2009; s. 99

[7] Højte, 2009; s. 99

[8] Hamilton, 2013, s. 211

[9] Hamilton, 2013, s. 211

[10] Bryer, Winfield. 2020, s. 194

26 Mart 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi

 


Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi

  

Ünye Kalesi girişindeki kaya mezarının kime ait olduğunu yahut kim tarafından yaptırıldığını anlamak için kalenin antik dönemde nasıl kullanıldığına bakmak gerekir. Her şeyden önce bu kale, diğer kaleler gibi savunma amaçlı bir askeri üs olarak tahkim edilmiş olması gerekir. Bölgede arkeolojik bir araştırma yapılmadığından, kalede ilk tahkimatın ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. 

Tahkimat veya istihkâm, savaşlarda kullanılmak üzere savunma amaçlı inşa edilmiş askerî yapılar ve binaları tanımlar. 2008 yılında yapılan yüzey temizliği sırasında açığa çıkan dört aşamalı surlardan, kalenin kullanımını MÖ. 2. Yüzyıl’a kadar götürebilmekteyiz.

Araştırmaların derinleştirilmesiyle bu tespiti daha önceki dönemlere kadar götürmek mümkündür. Binlerce yıl süren uygarlık tarihinin çeşitli aşamalarında insanlar, farklı şekillerde savunma amaçlı yapılar inşa etmişlerdir. Ünye Kalesi, Osmanlı Dönemi dâhil tarihin her döneminde yerleşim görmüş ve bu sürecin bazı aşamalarında farklı inşa tarzıyla duvarlar örülmüş yahut yenilenmiştir. En son en dıştaki sur kalıntıları 60’lı yılların sonunda restorasyon amaçlı yeniden yapılandırılsa da aslını yansıtmaktan uzak kalmıştır. 2008 yılındaki yüzey temizliği esnasında, “eskitme” yöntemine başvurulmuş, yakın dönemde inşa edilen bu duvarlar kalenin genel durumuyla uyumlandırılmaya çalışılmıştır.

 

Mitridatların Ünye Kalesi

 

Savunma anlayışı, Hellenistik dönem tarihinde en çok karşılaşılan konulardan biridir. Dönemin çalkantılı ve savaş odaklı doğası gereği, savunma üzerinden toplulukların ekonomisi, sosyal yapısı ve askeri organizasyonu hakkında birçok bilgiye ulaşmak mümkündür. Büyük İskender’in ölümünden sonra komutanları arasında Anadolu coğrafyasını paylaşmak üzere gerçekleşen savaşlar idari olarak boşlukların oluşmasına neden olmuştu. Bu karmaşayı fırsat bilen bazı krallıklar güçlenerek tarih sahnesinde yerlerini almaya başlamışlardı. Bunlardan bir tanesi de Orta Karadeniz Bölgesi’nin tek gücü haline gelen Mithradat Krallığı’dır. Greko-Pers odaklı bir politika yürüten krallık kendine has bir yönetsel yapıya sahipti. Hellenistik dönemin diğer krallıklarından farklı olarak Mithradatlar kentleşme politikası gütmemiş, kırsalın efektif bir şekilde yönetilmesine dair bir düzenleme gerçekleştirmişti. Verimli tarım arazileri, bu arazilerden elde edilen ürünü krallık ekonomisi için katkıya dönüştüren köy toplulukları ve bunların içinde bulunduğu vadileri, önemli geçiş noktalarını koruyan gözeten kaleler ile kült merkezleri, krallığın yönetsel organizasyon şemasını oluşturmaktaydı.[1]

 

Kale Yerleşimi / Yerleşke Kavramı

 

Ünye Kalesi yerleşimi, öncelikle savunma amaçlıdır. Müstahkem mevki anlamına gelen kaleler; sağlamlaştırılmış, tahkim ve istihkâm edilmiş, hasmın harekâtını güçleştirmek, geciktirmek için stratejik yollar üzerine kurulmuş alanlardır. Ünye Kalesi de ulaşımı güç, sarp bir kayalık alana kurulmuş, dört kademeli surlarla tahkim edilmiştir.

Kale, bölgede sadece savunma amaçlı yapılar olmayıp, üretimin organizasyonu ve siyasi yönetim merkezleri olarak da işlev görürüler. Düşman akınları sırasında bölge halkının sığındığı yerler olması yanında, üretimin düzenlendiği ve bölüştürüldüğü alanlardır.

Oinoe/Ünye’nin böyle kilometrelerce uzağındaki bu kale, asla Ünye’yi savunmaya yarayamaz, yalnızca iç bölgeden gelip Ünye’ye çıkan yolu denetlemek için yapıldığı bellidir.[2]

Bilge Umar’a ait bu belirleme kalenin hangi dönemi için söylenmiştir, belirtilmiyor. Ünye’nin kuruluşunu MÖ. 5. Hatta 7. yüzyıla kadar taşırken (Kolonyal Dönem), söz konusu sarp kayalığın kale amaçlı kullanılıp kullanılmadığı bilinmemektedir. Kimmer ve ardından İskit akınlarının hüküm sürdüğü dönemde bölge tam bir bilinemezler yumağıdır.

Aslında Ünye Kalesi’nin tarihi Anadolu’da Pers hâkimiyetinin sona erdiği dönemle birlikte başlamaktadır. Bu dönem, Büyük İskender’in tüm bölgeyi fethettiği ve Hellenistik Krallıkların kurulduğu dönemdir.

Bölgedeki idari boşluktan yararlanan Mitridat Krallığı, Karadeniz’de hâkimiyet kur5muş ve II. Mithridates zamanında (MÖ 250-MÖ 220 civarı) Orta Karadeniz kıyılarını ele geçirmiştir. Ünye Kalesi girişindeki kaya mezarının da bu dönemde yapılmış olması muhtemeldir.

Bölgede egemenlik kuran II. Mithridates’in Ünye Kalesi’ni kurduğu yahut zapt ettiği biçiminde bir bilgiye sahip değiliz. Ancak Mithridat krallığının siyasi ve ekonomik yapısı gereği bu kaleyi kullandıklarını söylemek mümkündür. Haliyle kale girişindeki söz konusu kaya mezarı da Mithridatlar’a özgüdür, onlara ait olmalıdır.[3] 

Ancak kral bu mezarı kendisi için değil de bir ittifak sonucu evlendiği eşi "Laodice" (gerçek adı bilinmiyor) adına yaptırmış olmalıdır. [4]

II. Mithridates’in mezarı, Amasya’da Harşena Dağı’nda “B” ile işaretli mezardır. Bu dönem Pontus krallığının mezarları dağın güney yamacında bulunmaktadır.[5]

En büyük kralları VI. Mithradates ise, cesedinin Sinop’a getirilmesinden ötürü Sinop’taki nekropole, bir başka kraliyet mezarlığına defnedilmiştir. [6] 

Bir rivayete göre de VI. Mithradates altın heykeliyle birlikte Sinop’ta bilinmeyen bir yerde gömülüdür.[7]      

 

II. Mithridates (MÖ 250-MÖ 220)

 

Ünye Kalesi’ndeki antik mezar araştırmacılar tarafından II. Mithridates’le ilişkilendirilir, buna dair net bir belge olmadığı da vurgulanarak.[8]  

II. Mithridates, Hellenistik Dönem’de Orta Karadeniz kıyı kesiminde kontrolü sağlayan Pontos kralıdır. Bu nedenle hayat öyküsü üzerinde biraz durmak gerekir.

II. Mithridates, babası Ariobarzanis'in ölümünün ardından üçüncü Pontus kralı olarak tahta çıkmıştır. Babası öldüğünde küçük yaşlardaydı. Tahta çıkışından kısa süre sonra krallığı Galatlar tarafından istila edilse de bir süre sonra onları püskürtebildi. Büyük olasılıkla MÖ 240/239 gibi Seleukos İmparatorluğu II. Seleukos'un kızı Laodike ile evlendi.[9]

Bu evlilikle beraber Frigya bölgesinden bazı şehirleri çeyiz olarak alırken, krallığında da Seleukos yanlısı dış siyaset izlemeye başladı. Bununla birlikte kayınpederi II. Seleukos ile kayınpederinin küçük kardeşi Antiohos İeraks arasında MÖ 237 yılında yaşanan Ankyra (Ankara) Muharebesinde Antiohos İeraks'ın yanında yer alarak savaşın kazanılmasında rol aldı. MÖ 222'de kızı Leodike'yi Seleukos İmparatoru III. Antiohos ile evlendirerek Seleukoslarla ilişkilerini yeniden güçlendirdi.

MÖ 220'de dönemin güçlü şehirlerinden Sinop'a saldırsa da, Rodoslulardan yardım gören şehri ele geçiremedi. Ancak Orta Karadeniz’de egemenliğini güçlendirdi ve kıyı kesiminde kontrolü sağladı. Bu durumu Helenistik dönemi ayrıntılarla ele alan antik Yunan tarihçisi Polibios, Yunanca adını taşıyan 40 ciltten oluşan ama günümüze ancak ilk 4 cildi kalmış olan “Akdeniz Dünyası ve Roma’nın Yükselişi” adlı eserinde anlatır.[10]

MÖ 220 tarihinden sonraki hayatı net bilinmemektedir. MÖ. 220 ile 2010 yılları arasında öldüğü ya da krallığını oğlu III. Mithridates’e bıraktığı belirtilir. 


 

Atmaca Kalesi Efsanesi

 

Boğaziçi Üniversitesi eski profesörlerinden John Freely (1926-2017), Ünye Kalesi’ni (dönemin derebeyinin adıyla Çaleoğlu Kalesi) anlattığı eserinde, edebiyat dünyasında yazılan ilk roman kabul edilen bir yapıta atıfta bulunur. Fransız yazar/şair Jean d’Arras’ın yazdığı on dördüncü yüzyıl romansı Mélusine adlı romanda geçen Atmaca Kalesi’nin Ünye Kalesi olduğu ileri sürer.



Çaleoğlu Kalesi aynı zamanda efsanevi Atmaca Kalesi’dir, edebiyata ilk olarak, Jean d’Arras’ın yazdığı on dördüncü yüzyıl romansı Mélusine’de görülür. Mélusine, hem Kıbrıs’ı hem de Kilikia Ermeni Krallığını yöneten hanedandan Lusignan kontu Raimondin’in karısıydı.  Efsaneye göre, Mélusine’in kız kardeşi prenses Merlier, kıyamete kadar bu kalede mahpus tutulmaya mahkûm edilmişti. Gardiyanı bir atmacaydı ama aynı zamanda kalenin etrafında şövalyeler de nöbet tutuyordu. Şövalyelerin görevi atmacaları uyanık tutmak ve yemeden, içmeden, uyumadan, sohbet etmeden üç gün boyunca kalenin dışında beklemekti. Ödül olarak mahpus prenses, ‘maddi’ olmak kaydıyla, her dilekleri yerine getiriyordu ama ondan ‘vücudunu ya da evlilikle veya başka yollarla aşkını talep edemiyorlardı’. Uygunsuz istekte bulunan şövalyelerin dokuz nesli bahtsızlıktan kurtulmuyordu. Bir Ermeni kralı nöbetini tuttuktan sonra prensesi istemiş, ceza olarak da o ve torunları kendilerini bitmeyen bir savaşın içinde bulmuşlardı.”[11]

15. yüzyıl Fransız şair ve besteci Jean d'Arras’ın Roma de Mélusine Le Noble Hystoire adlı eseri roman formatında yazılan ilk eser olarak kabul edilir. Şiir kalıplarından bir hayli uzaklaşmış bir eser olması ve içeriği bakımından roman türünün prototipi sayılır.[12]

Jean d'Arras-Melusine 1895 yılı basımı

Melusine romanında "Atmaca Kalesi Efsanesi" ve eski basımın resimleri.

Bir atmaca efsanesi üzerine kurgulanan eserde, bitip tükenmek bilmeyen savaşlar konu edilir. Savaşların geçtiği bölge ve Ünye kalesi üzerinde bulunan kartal figürü, efsanede sözü edilen Atmaca Kalesi’nin Çaleoğlu Kalesi olduğu kanaatini doğurur. Kaledeki kartal figürü Bijikşyan’dan Hamilton’a, Hommaire’den Vital Cuinnet’e kadar birçok gezgin ve yazarın dikkatini çekmiştir. Fransız seyyah Hommeire’in Ünye’de kalarak yaptığı araştırmalar, tarihçi Cramer’in Niksar’ın kuzeyinde “Coenon Chorion” diye anılan kalenin Ünye kalesi olması gerektiği sonucuna götürür.

 Karadeniz Arkeolojisi Devam Edecek: Ünye Kalesi yerleşkesi / Chabackta

 

26.04.2025, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

 

Sökmen, Emine. 2016, Mitridat Krallık Coğrafyasındaki Kalelerin Tanımlanması, ODTÜ Doktora Tezi, Yerleşim Arkeolojisi Bölümü, Ankara

Højte, Jakob Munk. 2009, Mithridates VI and the Pontic Kingdom, Aarhus University Press

Umar, Bilge. 2000, Karadeniz Kappadokia’sı (Pontos), İnkılap Yay. İst.

Varilci, A.D. 12.02.2025, Amasya Kral Kaya Mezarları, Ünye Kent

Fleischer, Robert- 2005, The Rock-tombs of the Pontic Kings in Amaseia (Amasya)

Özsait, Mehmet. 2008, Arkeolojik Verilerin Işığı Altında Ünye, 25. Arş. Sonuçları

Polibios, 2022, Akdeniz Dünyası ve Roma’nın Yükselişi I-II, Alfa Yay.

Arslan, Murat, 2007, Mithradates VI. Eupator, Roma’nın Büyük Düşmanı, Odin Yay. İst.

Freely, John. 2008, Türkiye Uygarlıklar Rehberi-2, Yapı Kredi Yay. 4. Baskı, İst.

Kabayel, A.-Varilci A.D. 2011, Gezginlerin Gözüyle Eski Ünye 26, (10 Haz. 2011 Ünye Kent)


Dipnotlar:

[1] Sökmen, 2016, s. VI

[2] Umar, 2000, s. 92

[3] Daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi Ünye Kalesi kaya mezarının mimari tarzı ve Hellenistik Mitridat krallığına ait tarihsel belgeler bizi bu sonuca ulaştırıyor. Yeni belge ve bulgularla bu durumun çürütüleceği ana kadar en gerçekçi tespit bu olacaktır.  

[4] Bir başka tahmine göre mezar, VI. Mithridates’in gözde eşi Monime’ye aittir. Bir zamanlar Pharnakeia'da (Giresun) esir tutulan Monime, daha sonra Ünye Kalesi’ne hapsedilmiş ve intiharının ardından Ünye Kalesi girişindeki kaya mezarına defnedilmiştir. Plutarkhos (Luc. XVIII. 2) ve Aelianus’a (Fr. 12 str. 2) göre, antikçağda güzelliği dillere destan olan Monime, Miletos’luydu. Ancak Appianos (Mithr. 21; 27)’de, onun Stratonikeia’lı Philopoimenos’un kızı olduğunu ifade etmektedir.(Bkz. Arslan, 2007, s. 361)

[5] Varilci, 2025,  Fleischer, 2005

[6] Arslan, 2007, s. 510

[7] Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü web sayfası

[8] Özsait, 2008, s. 295-296

[9] Højte, 2009

[10] Polibios, 2022, s. 44-46

[11] Freely, 2008, s. 114-115

[12] Kabayel-Varilci, 2011