20 Kasım 2013 Çarşamba

Karar Başbakan’ın


Karar Başbakan’ın

"Seçim sathı mailine girdiğimiz şu günlerde iki haftadır niyetlenip de giremediğimiz Ünye’de ve Ordu’da neler olduğu bahsine bir bakalım.
Ordu iktidar partisi aday adayları için oldukça önemli…
Çünkü Ünye’de kimin aday gösterileceği Ordu Büyük Şehir Belediye Başkan adayıyla birlikte düğümlenmiş gibi…
Her ikisine de son anda Başbakan Erdoğan karar verecek gibi görünüyor."

Devamı:


Ünyekent'te bir köşe yazısı...


13 Kasım 2013 Çarşamba

Kim Olduğunu Bilmediğin Sürece...


Kim Olduğunu Bilmediğin Sürece...

Ünyekent'te Yerel Seçim gündemine ilişkin güncel bir köşe yazısı:


“Kim olduğunu bilmediğin sürece, nereye gittiğinin önemi yoktur.”

(Afrika Atasözü)

Quo Vadis hakkında notlar:
Latince'de "Nereye gidiyorsun?" anlamına gelen Quo Vadis, 
aslen İncil'de geçmektedir.
"Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. 
Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, 'Nereye gidiyorsun?' diye
 sormuyor."(Yuhanna 16:5)




"Quo vadis, Domini?"
Yakalanacağını anlayınca Roma'dan kaçan havarî Petrus'un yolda giderken kendisiyle karşılaştığı Efendisi İsa'ya merak ve heyecan içinde sorduğu sorudur bu!
— "Efendim, nereye gidiyorsunuz?"
Hz. İsa'nın bakışlarında incinmişlik, sesindeyse sitem dolu bir hüzün vardır:
— "Roma'ya!"
Gözleri faltaşı gibi açılmış bir hâlde "Niçin?" diye sorar Petrus, şaşkın şaşkın...
İsa, o mağrur, o mazlum bakışlarını vakarla yere indirir 
ve dudağının kenarına ilişen acı bir tebessümün eşliğinde şöyle der:
— "İkinci kez çarmıha gerilmek için!"
DÜCANE CÜNDİOĞLU - Yeni Şafak

Yukarıdaki resim: Annibale Carracci - 1602 



Quo Vadis, aynı zamanda Henryk Sienkiewick (1846 Polonya - 1916 İsviçre) adlı Polonyalı bir yazarın 1896'da yazdığı romanının adıdır.
Roman 1951'de filme alınmıştır.


Neron'un Roma'yı yakması, Hristiyanların vahşi hayvanlara yem edilmesi gibi atraksiyonlara yer veren yapıtta güç, ihtişam, kibir, zulüm ve delilik konu edilir. 
Genç bir Hristiyan kızıyla (Lygia) Romalı bir subayın (Marcus Vinicius) aşkını anlatan roman, dıştan şatafatlı görünmesine rağmen yozlaşmış, kokuşmaya ve zulme açılmış bir toplumu tasvir etmektedir. 




Seçim atmosferi içerisinde yaşananlara bakarak "Türkiye nereye gidiyor?" sorusunu sorduğumuz bu makalede, romanda anlatılan Roma ile günümüz Türkiye'sini mukayese ediyoruz. 
Tesadüfen, aynı gün Erdal Atabek, 11 Kasım 2013 tarihli Cumhuriyet'te şöyle demektedir:

“Türkiye nereye gidiyor?” diyenler yanılıyor. 
Türkiye oraya gitti. 
Orası, işte burasıdır. 
“Yaşananlar seçimler için yapılıyor” avuntusu çok gerilerde
 kalmıştır. 
Seçimler, politik çalışmalar takvimi benzeri vitrin düzenlemeleri oyalanmaktır. "


Dr. Erdal Atabek'le aynı düşünmüyoruz. Değerli yazarın yazısını, yazımızın yayınlanmasından sonra okuduk ama düşüncemiz değişmedi.
Türkiye henüz oraya gitmedi. Orası daha karanlık ve karmaşa dolu.
İmparator Neron'un (37 - 68) yönettiği (!) ülke, şimdilik sadece bir olasılık...

İşte Erdal Atabek'in o yazısı:

Mustafa Kemal Atatürk’ü Kimler Sevmez?

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/7961/Mustafa_Kemal_Ataturk_u_Kimler_Sevmez_...html

6 Kasım 2013 Çarşamba

Haziran Dersleri


HAZİRAN DERSLERİ

Geçen gün gazeteci Ruşen Çakır yazıyordu:
  “Karl Marx ve Friedrich Engels’in 1848 yılında kaleme aldıkları Komünist Manifesto ‘Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti’ diye başlar ve şöyle devam eder: ‘Avrupa’nın tüm eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürek avı için ittifak hâlindeler.’ Buradan esinlenerek şöyle bir cümle kurabiliriz sanıyorum: ‘Türkiye’de bir hayalet dolaşıyor: Gezi hayaleti.’” (04 Kasım 2013, Vatan Gazetesi)
Gerçekten de “Gezi Direnişi” Haziran’dan bu yana, 120 güne damgasını vuran en önemli gelişmedir.

...........


Ünyekent'te bir köşe yazısı....


30 Ekim 2013 Çarşamba

Yeniden Başlamak



Yeniden Başlamak

19 Haziran 2013 Çarşamba

Bu direnişi yenemeyeceksiniz!


Bu direnişi yenemeyeceksiniz!

"Yazımın başlığı buydu."


Ünyekent'te bir veda yazısı...

Şöyle bitiriyorum:

"Günü birlik politikaların güdümünde her söylediğimiz söz eriyip gidiyor.
Yolda, işte, gazetelerde ve TV’de hep aynı kurmaca…
Bir sabah karşınıza çıkan bir dilenciyle alt üst oluyor o kurgu; “Acaba ne oldu?” diyorsunuz. Elinizdeki anahtar o kapıyı açmaz oluyor.
Yazılar anlamını yitiriyor, gördükleriniz birer tuluat.
Belki de son yazınızdır bu, alın ey okuyucularım, beni okuyun diye…
Affınıza mahsuben, üç gün sonra yahut haftaya buluşamazsak sohbetlerimizde...
Hoşça kalın."

14 Haziran 2013 Cuma

Günlerle Gelen


Haziran

Haziran ayı bana hüznü çağrıştırır. 
Haziran’ın ilk sözcükleri “haz” ile başlasa da
 “i” harfiyle birlikte hazirana evrilirken
 hazin bir durum yaratır.
Epeydir her yıl 
ama her yıl haziran gelip çattığında
 gelir, hüzünler beni bulur.
Yeniden var olmanın yahut yitip gitmenin telaşı içerisinde, 
“Artık yapacak bir şey yok”un ağırlığını duyarım omuzlarımda.
Sonra “teyzemoğlu” diyen sesin gelir kulağıma.
“Keşke çekip gitmeseydin, Murat” derim…
“Keşke bugünleri de görebilseydin.” 


Ünyekent'te bir Günlerle Gelen yazısı...

İçerik ve fotoğraflar:

Bugün dünden daha mı güzel?

Kıyılarımıza Kıymayın Efendiler


Zonkişot

Zonguldak doğumlu Zonkişot Dergisi

Atlas Tarih’te Ünye

 Atlas Tarih'ten bir Albüm - Yüz Yıl Önce Ordu Şehri


 Atlas Tarih'te Ünye - Yüz Yıl Önce Ordu Şehri

İrfan Dağdelen'den kendi çalışması 
Beykoz Nüfus Defteri kitabının tanıtımı.

İki Eski Ünye Fotoğrafı

Eski bir Rus fotoğrafçısından Ünye  - 
Burunucu - Gönderen. Nihat Çalık 

 Eski Ünye - Gönderen Yakup Halıcı

Fotoğrafların birleştirilmiş hali...


12 Haziran 2013 Çarşamba

Diktatörlük - 2


Diktatörlük - 2

"Gezi Parkı Direnişi sürüyor…
İktidar, direnişçilerin “anladığı dilden” karşılık veriyor… 
Elindeki polis gücü, devlet aygıtı yetmiyor; 
onların desteğiyle “destekçilerini” sokağa dökmeye çalışıyor.  
Tıpkı 1934’de Berlin Meydanı’nda ve 
Nuremberg’te 
tüm dünyaya gövde gösterisi yapmaya çalışan Alman iktidarı gibi…"


Ünyekent'te bir köşe yazısı...