13 Aralık 2023 Çarşamba

Son Akşam Yemeği

 


Son Akşam Yemeği

  

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı, 6 Aralık’ta değerli hemşerimiz A. Selim Tuncer’in yapımcılığını üstlendiği sinema filminin Ünye’de özel gösterimini izledik.

Belediye’nin düzenlediği gösterime eşimle birlikte gittim, beğenerek izledim.

Cumhuriyet’in 100. yılını kutlamak amacıyla yapılan “Atatürk Filmleri”ndan biri gibi algılansa da öyle değil.

Yapımcı Tuncer’in dediği gibi, “farklı bir perspektif” sunmaya çalışıyor.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın tespiti galiba daha doğru:

Osmanlı ile Cumhuriyet’i barıştırmak gibi bir gayesi var bu filmin.



Son Akşam Yemeği ile ilgili eleştirileri okudum.

Atilla Dorsay’ın yazısı bence içlerinde en doyurucu olanıydı.

Mustafa Kemal’e mutfak aracılığıyla yaklaşmak (26 Ekim 2023, T24) adlı yazısında olumlu anlatıyor yapımı Atilla Dorsay, oyuncularını övüyor, spoiler verme pahasına konuyu özetliyor.

Eleştiri bağlamında ise “Film bence fazla stilize, romantize ve idealize edilmiş” diyor, temelde bir “mutfak filmi” olduğunu vurguluyor.


İlk bakışta Son Akşam Yemeği, Vasıf Öngören’in Zengin Mutfağı adlı eserine benziyor. Ama onun kadar ustaca işlenmiş bir senaryoya sahip değil.

Evet, Son Akşam Yemeği’nin senaryosu biraz aksıyor.

Öngören’in Zengin Mutfağı ile benzeşmesi ise, tarihsel bir kesite “mutfaktan” tanıklık etmeleridir.

Zengin Mutfağı yakın tarihimize ilişkin bir olayın,15-16 Haziran 1970 işçi hareketinin bir zengin mutfağına yansımasını konu alır. Olayları anlatan kişi Lütfü Usta’dır ve yıllarını verdiği köşkün baş aşçıdır. Patronu Kerim Bey’e laf söyletmeyen biridir ama olayların gelişimi sonucu kendisi için oldukça konforlu olan köşkün mutfağını terk etmeye karar verir.

Son Akşam Yemeği’nde de iki anlatıcı vardır.

Biri annesinin ölümünden sonra Ankara’ya, dedesinin yanına gelen küçük Elif...

Diğer anlatıcı Elif’in dedesi Ahir Usta’dır.

Eskiden Osmanlı Saray mutfağının baş aşçısı olan Ahir Usta’yı torunu Elif Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal’in baş aşçısı olarak bilmektedir.

Oysa bir elini Çanakkale cephesinde bırakan Ahir Usta, köşkün mutfağına ancak ocakçı olarak girebilmiştir.

Elif’in geldiği gün köşkte olağanüstü gelişmeler yaşanır.

Servis asansörü vasıtasıyla küçük Elif Cumhuriyet’in ilanı kararına tanıklık eder.

Velhasıl zor bir durumdur ve zorlama senaryoyla da olsa Son Akşam Yemeği oyuncuların performansına dayanarak izleyiciyi sıkmadan finale kadar taşır.  

Aynı performansı Cumhuriyetimizin 100. yılı hatırına TRT’ye dizi senaryosu yazan senaristlerden de beklerdik.

Neler aksıyor?

Eski Osmanlı Sarayının baş aşçısı ve Çanakkale gazisi Ahir Usta’yı Engin Şenkan muhteşem oyununa rağmen “inandırıcı” kılamamış.

Ahir Usta Osmanlı saray mutfağının şefiyken, Çanakkale cephesinde gazi olmuş… Baş aşçı, adı üstünde şeftir, yönetici ve yönlendiricidir. Bir elinin çalışmaması onu şeflikten ocakçılığa düşürmez. Buna karşın Çankaya Köşkü’nün mutfağına ocakçı olarak girebilmiş. Oysa ocakçılık, tek elle çalışan biri için daha olmayacak bir görevdir.

Öte yandan Çanakkale’de esirken, düşman subayının elinde yemek tarifi defteriyle Ahir Usta’yı sorgulaması biraz sakil düşüyor. İki usta oyuncu bile kurtaramamış o sahneyi.

Neyse, işin felsefesine girersek; Cumhuriyet’imizi 600 yıllık Osmanlı’nın devamı gibi görsek de Son Akşam Yemeği, Osmanlı’nın Cumhuriyet’e bahşettiği son bir lütuf gibi duruyor. Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı eserinden bazı esinlenmeler taşısa da, yazarın anı ve araştırmalarına dayanan değerlendirmeler kadar tarafsız olunamamış.

Her şeye rağmen Son Akşam Yemeği’ne negatif bakmak mümkün değil.

Senaryoda bazı zorlamalar olsa da akıcılığından bir şey kaybetmiyor.

Her türden politik görüşe kapı aralaması, herkesi memnun etmese de küstürmüyor.

Atilla Dorsay’ın da anlayamadığı bir ayrıntıya, Mustafa Kemal’in o gece hiç yemek yememesine gelince… El ayak çekilince acıkıyor Paşa ve mutfağa iniyor. Mutfakta Ahir Usta ile diyaloğa giriyor. Dişi ağrıdığı için yemek yiyemediğini anlıyoruz. Bu vesileyle Mustafa Kemal’in ağzından bir Cumhuriyet manifestosuna tanık oluyoruz.

Burada da senaryo zorlanmış. Çünkü Cumhuriyet fikri, filmin başında Latife Hanım ile mutfağın baş aşçısı arasındaki konuşmayla sınırlı kalacaktı.

Atilla Dorsay “Ama ben yine de sevdim!” diyor, Son Akşam Yemeği’ni…

“Çünkü temelde özgün bir yaklaşım, hiç denenmemiş bir tür... Yani 100. yılını kutlayan Cumhuriyetimizle mutfağımızın birleşimi...” diyor.

Denenmemiş bir tür olduğuna katılmıyorum, çünkü Vasıf Öngören’in 1977’de yazdığı tiyatro eseri Zengin Mutfağı duruyor karşımızda.  

Ama Son Akşam Yemeği’ni ben de sevdim, diyeceğim...

Yapımcısı Selim Tuncer’in dediği gibi Elif rolündeki küçük oyuncu Azra Aksu’yu izlemek için bile olsa, bu yapım izlenir.

 


Duvar

Uzun bir aradan sonra Ünye Şehir Tiyatrosu 8 Aralık akşamı seyirciyle buluştu. Merhum Mustafa Karadeniz anısına Muzaffer İzgü’nün “Duvar” adlı oyunuyla tiyatro sezonunu açan ÜŞT, Kerim Aydemir yönetmenliğinde faaliyetlerini sürdüreceklerini söylüyor.

Henüz bir kültür sarayına yahut bir tiyatro sahnesine sahip olmayan Ünye’de “Duvar” adlı oyun Ticaret Lisesi gösteri salonunda sergileniyor.

Mustafa Karadeniz’in de sahne aldığı dönemde izlemiştik Duvar’ı… Şimdi yıkılıp yerine AVM yapıldı o eski Kültür Sarayı’nın.   

Zaman hızlı akıyor ve hala Ünye bir kültür binasına sahip değil.

Olanaksızlıklar içinde çabalayan Ünye Şehir Tiyatrosu’nu ve yönetmen Kerim Aydemir’i yürekten kutluyor, başarılar diliyoruz.  

Rahmetle anıyoruz Sevgili Mustafa Karadeniz kardeşimizi, nur içinde yatsın.


 

Halkla Birlikte Yerel Yönetimler

 9 Aralık’ta Anadolu Gençlik Derneği Ünye Temsilciliği binasında başka bir etkinlik vardı: Halkla birlikte Yerel Yönetimler Paneli.

Oturumu organize eden ve yöneten Saadet Partisi GİK üyesi Muammer Bilgiç idi.

Konuklar: Rize - Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ve Giresun – Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım.

Halka dönük, şeffaf belediyecilik örneği veren Fındıklı Belediyesi’nden sonra Çanakçı Belediyesi’ni de öğrenmiş olduk. Kendisine örnek olarak bir zamanların Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’i örnek alan Çervatoğlu, uygulamalarıyla Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Maçoğlu’nu çağrıştırıyor.

Çervatoğlu, CHP listesinden aday gösterilerek 2019 yerel seçimlerinde yüzde 60’ı bulan oy oranıyla belediye başkanı seçilmişti. Böylece Fındıklı özelinde Ak Parti’nin Rize’deki mutlak egemenliği kırılmış oldu.

Panelde 70’li yılların Fatsa deneyimi konuşuldu. Fındıklı ve Çanakçı uygulamaları anlatıldı. Her iki belediyenin kamuoyunda daha fazla tanınması için öneriler ileri sürüldü.

Panele katılan izleyiciler siyasi eğilimine bakmaksızın halktan yana güçlerin birlik oluşturması gerektiği yönünde düşünce bildirdi.

Yerel seçimlere az bir zaman kala bu tür etkinliklerin artması temennisinde bulunuldu.

Muammer Bilgiç hocaya teşekkürler, başkanlara başarı dileklerimizle.

13.12.2023, Ünyekent


6 Aralık 2023 Çarşamba

Tarihi Dönemleriyle Ünye Kalesi

 


Tarihi Dönemleriyle Ünye Kalesi

 

 

13 OCAK 2016 tarihinde Ünye Kent’te “Ünye Kalesi Ne Kadar Biliniyor?” başlığıyla yazdığımız makalede TRT’den üç kişilik bir çekim ekibi geldiğini yazmıştım.

Karadeniz’in tarih ve kültür varlıklarıyla ilgili bir belgesel çekmek istiyorlardı.

Ünye’de sadece bir noktayı çekebileceklerini söylemişlerdi.

Zamanları az, dolaşacakları yer çoktu…

Tereddütsüz “Ünye Kalesi!” demiştim.

“Neden Ünye kalesi?” diye sormuşlardı.

“Sadece Ünye’nin değil tüm Karadeniz’in bilinmeyen tarihini açığa çıkaracak düzeyde bir sit alanıdır.” demiştim.

Sözümün arkasındayım.

O gün olduğu gibi bugün de Ünye Kalesi, sadece Ünye’nin değil tüm Karadeniz’in bilinmeyen tarihini açığa çıkaracak düzeyde bir sit alanıdır.

 


TRT’nin Ünye Kalesi Çekimi

 

Üç kişilik belgesel ekibiyle kale eteklerine geldik, kaleyi karşıdan gören bir yerde durduk. Zamanları az olduğundan kaleye tırmanmayacaktık...

Zaten gerekli bilgiyi yolda kendilerine iletmiştim.

Arka plana kaleyi alarak, kameraya 4 dakikayla sınırlı bir kale anlatımı yaptım.

Çekim ekibinin sorumlusu uzaktan da olsa gördüğü Ünye Kalesi’nden ve kale hakkında anlattıklarımdan hayli etkilenmişti.

“Ben burayı nasıl atlamışım!” diye hayıflandı.

Ajandasına notlar düşerek Ünye’deki görevini tamamladı.

Çekimler ne zaman yayınlandı, TRT’nin hangi kanalında gösterildi bilmiyorum.

Sonraki yıllarda Ünye’ye bir TRT ekibinin daha uğradığını duydum…

2016’daki ekiple bağlantılı mıydı, neyi çektiler, nasıl anlattılar…

Ne zaman yayınladılar?

Bilmiyorum.

 

Karadeniz Kazı Çalışmaları

 

2016 yılı Karadeniz Arkeolojisi bakımından oldukça verimli geçti.

Ordu’da 2010 yılında başlatılan Kurul Kalesi kazıları önemli bir aşamaya gelindi.

O dönem Ankara Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt başkanlığında başlatılan arkeolojik kazılarda bölgenin antik dönemi hakkında önemli ipuçları elde edildi.

Akabinde Fatsa Cıngırt Kalesi’nde bir kazı başlatıldı.

1.Derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Cıngırt’ta, Ordu Kurul Kazısından bir süre sonra, 27 Temmuz - 26 Ağustos 2012 tarihleri arasında Ordu Müzesi Müdürlüğü Başkanlığında Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Erol danışmanlığında 8 kişiden oluşan uzman ekip tarafından kazıldı.

Ödenek yokluğu nedeniyle iki sezon sonra Cıngırt Kalesi kazısına son verildi.

Cıngırt Kalesi’nde Roma ve Helenistik döneme ait buluntular elde edildi.

Aynı tarihlerde Ünye Kalesi için de benzer girişimlerde bulunuldu.

Ancak bu girişimler arkeolojik bir kazı çalışması ile sonuçlanmadı.

“Kazı” yerine “Yüzey Temizliği” yapılmasına karar verildi.

 






Kurul Kalesi Kazıları

 

 Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ordu Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle gerçekleştirilen ve VI. Mithradates dönemine ait 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kibele heykeli ile yaklaşık 4 bin parça tarihi eserin bulunduğu Kurul Kalesi kazılarında bölgenin önemli bir antik yerleşimi gün yüzüne çıkarıldı.

Kurul Kalesi yerleşimi iki ana sektöre ayrılmaktadır. Zirvenin güneybatı noktasından Kapı Alanı’na kadar olan bölge İç Kale, bu kısmın kuzeydoğusundaki geniş alan Kuzeydoğu Teras Alanı olarak adlandırılmaktadır.

İç Kale’nin en güneyinde Dilek Kayası (sunak) ve onun kuzeyinde ise bir kaya rezervuarı yer almaktadır. Kaya rezervuarının 20 km. kadar kuzeydoğusunda ise basamaklı bir tünel bulunmaktadır.

İşte 2016 yılı kazısına ait buluntular:

“Duvar diplerine sıralanmış küpler dışında, mekânın ortasına denk gelen alandan çok sayıda testi, tümlenebilir amphora ve 2 adet mühürlü amphora kulbu daha ele geçirilmiştir. Aryballoslar, tabaklar, ağırşaklar, mortar, çanak, çok miktarda kovanlı fırlatıcı oku ucu ve altı adet VI. Mithradates Dönemine ait bronz sikke Mekân 5’ten 543,79 -541,50 m. seviye aralığında ele geçirilmiş diğer dikkat çeken buluntulardır. 543.06-542,17 m. seviyesi aralığında görülen yangın tabakası, diğer mekânlarda da görüldüğü üzere, içerisinde bulunan çatı kiremitleri ile değerlendirildiğinde mekânın geç evresine ait üst örtünün bir yangınla çöktüğünü göstermektedir.” (S. Yücel Şenyurt, Atakan Akçay, Emirhan Bulut – Kurul Kalesi 2016 Yılı Kazı Çalışmaları, s. 137; 39. Kazı Sonuçları Toplantısı 3. Cilt - 22-26 Mayıs 2017, Bursa)

Kalenin giriş kapısının kuzeyindeki iki odada pişmiş toprak Dionysos büstü, üç adet Kybele heykelciği ve çok sayıda savaş aleti ele geçirilmiştir.

Unguentariumlar ve kalıp yapımı kabartmalı kâseler Kurul’da ele geçirilen diğer buluntular arasındadır.

Kurul İç Kale’deki basamaklı tünel giriş kapısına entegre duvar içinde bir niş içerisinde mermerden yapılmış Ana Tanrıça Kybele heykeli ise in situ halde açığa çıkarılmıştır.

Ordu’daki Kurul Kalesi’nde devam eden kazı çalışmalarında arkeoloji dünyası için çok önemli sonuçlara ulaşıldı. Melet Irmağı havzası, Mesudiye, Fatsa ve Ünye antikitesinin açığa çıkarılmasında önemli bir başlangıç kabul edildi.

Nitekim Fatsa Cıngırt Kalesi ve son dönem Bolaman kazılarıyla bölgedeki arkeolojik çalışmalar sürdürülmüş, Kurul’daki kazılar son aşamaya varmıştır.



 

Ünye Kalesi Dönemleri

 

Kurul Kalesi’nde Kybele Heykeli’nin bulunmasından birkaç gün sonra, 2016’nın Kasım ayında Yücel Şenyurt hocayı ve ekibini Ünye Belediyesi aracılığıyla Tozkoparan’a davet ettik.

Tozkoparan Kaya Mezarı ve Cevizdere Havzası’nı incelediğimiz gezide ekipten Doç. Dr. Atakan Akçay, Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Toparlak, Ordu Müzesi Müdürü Neşe Öncül ve Turizm Bürosu Şube Müdürü Mehmet Korgancı bulunuyor.

Dönemin Ünye Belediyesi Başkan Yardımcısı Emrah Yılmaz ve mimar Sibel Cerrahoğlu ile Ünye Tarih Araştırma Grubu’ndan Ahmet Kabayel ile birlikteyiz.

Zaman bulursak Ünye Kalesi’ne geçeceğiz.

Şenyurt Hoca’ya Prof. Dr. İ. Kılıç Kökten’in yıllar önce Cevizdere Havzası’nda yaptığı bir araştırmanın dosyasını veriyorum…

Dikkatle inceliyor Hoca, ırmağın karşısındaki sekileri gösterip, Kökten’in oraları işaret etiğini söylüyor. Yarım kalan Ünye araştırmasının devamını getirmek gerekir diyorum Şenyurt Hoca’ya…

Tozkoparan Kaya Mezarı’yla birlikte Kale’deki anıtsal kaya mezarına geliyor konu…

Kesin bir dönem ileri süremiyor ikisi için de...

Tarihsel dönemleri açığa çıkaracak arkeolojik bir kazı gerekli, diyor.

Şenyurt Hoca’ya böyle bir kazının gerçekleşme imkân ve ihtimalini soruyoruz.

Arkeolojik bir kazı nasıl başlatılır?

Ülkemizde gerçekleştirilen kazı çalışmaları üniversitelerin ve enstitülerin ilgili bölümlerinden yerli ve yabancı bilim insanları ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze müdürlüklerince yapıldığını açıklıyor.

Hemşerimiz Tarihçi Osman Doğan aracılığıyla 2006’da Prof. Dr. Mehmet Özsait tarafından bir yüzey araştırması yapılmıştı. 

Ne var ki o tarihten bu yana kazı için önerilen yol ve yöntemlerin hiç birinin işe yaramadı...

Başvurular sonuçsuz kaldı.

Ünye Kalesi’nde arkeolojik kazı yerine turistik donanım tercih edildi.

Tüneller temizlendi, raylı iniş düzeneği hazırlandı.

Kaleye çıkış merdiveni inşa edildi.

Ama kalenin tarihsel dönemlerini açığa çıkaracak bilimsel kazılara geçilemedi.

Son olarak Ordu Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Ordu Üniversitesi (ODÜ)’den üç akademisyenin Ünye’de gerçekleştirdiği söyleşi programında ifade edildi: Ünye Kalesi bölgenin en önemli tarihi yerleşimidir…

Üzerinde turizme yönelik yenileme ve donanım çalışmalarının yanı sıra, mutlaka arkeolojik kazı yapılmalıdır.

Archaeologica excavatio in Unye Castle definite peragi debet.

 

(Romalı devlet adamı Cato’nun her söz bitiminde yinelediği: “Ceterum, censeo Carthaginom esse delendam” deyişine benzer bir serzenişle!)

 

 

06.12.2023, Ünyekent

29 Kasım 2023 Çarşamba

Tarih Söyleşileri’nde Ünye Kalesi

 


Tarih Söyleşileri’nde Ünye Kalesi

  

Geçtiğimiz hafta sonu (23 Kasım 2023, saat 16.00’da) Ünye Ticaret Odası konferans salonunda Ünye Kalesi konulu bir söyleşi vardı. Sosyal medya dışında hiçbir platformda yer almayan (buna Ordu yerel basını da dâhil) bu etkinliğin üzerinde biraz durmak gerekiyor.

 

Tarih Söyleşileri

Etkinliğin adresi: Ordu Büyükşehir Belediyesi Kültür, Turizm ev Sanat Başkanlığı olarak gösterilmiş. Dolayısıyla Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin (OBŞ) düzenlediği bir “Söyleşi” gibi görünüyor.

Söyleşide ikisi moderatör, biri konuk, üç kişi bulunuyor.

Üçü de aynı akademik kurumdan, Ordu Üniversitesi (ODÜ)’den.

Konuk: Dr. Ahmet Yuka, ODÜ Sanat Tarihi Bölümü’nden.

Moderatörler: Doç. Dr. Murat Özkan ve Dr. Öğr. Üyesi Kamil Yavuz.

Her iki moderatör de ODÜ Tarih Bölümü’nden ve söyleşi tarzında başka etkinlikleri mevcut.

Ünye Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda yapılan
Ünye Kalesi’nin Tarihi Dönemleri ve Mimari Özellikleri Söyleşisi

Aslında etkinliğin Ordu’da yapılması tasarlanmış ama konu Ünye Kalesi olduğu için söyleşi mekânı olarak Ünye’yi tercih etmişler. Bu tercihte, söyleşinin ortaya çıkışı kadar Ünye’de yapılmasının da müsebbibi işte bu moderatör arkadaşlar...

Özetle söylersek: Bu etkinlik ODÜ’de öğretim üyesi olan bu üç arkadaşın varlığıyla vücut bulmuştur.

Ama etkinlik adresinde yalnızca OBŞ Belediyesi var, ODÜ yok!

Katılım, maalesef zayıf, oldukça zayıf… Gelen konukların ifade ettiği gibi söyleşiden tesadüfen haberimiz oldu. Ünye Belediyesi’nin ve ODÜ’ye bağlı Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin bu etkinlikten yok. Belediyeden birkaç görevli geldi ama Ünye İİBF’den tanıdık bir simaya denk gelmedik.

Çıkışta Ünye Belediyesi’nden bir tanıdıkla konuştum. Kendilerinin son anda söyleşiden haberdar olduklarını, önceden bilseler ellerindeki dokümanlarla kendilerine katkı sağlayabileceklerini söyledi.

Üstelik aynı gün aynı saatte ÜNTİSAD’ın İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edilerek uygulanmaya başlayan “Ordu Sürdürebilir Turizm Projesi”nin Ünye Atik Otel’de tanıtım programı vardı. Program saatleri çakışınca Tarih Söyleşisi iki saat sonraya alındı. Birçokları gibi ben de söyleşinin yapılacağı ÜTSO’nun kapısından döndüm.  Dönenlerin bir kısmını söyleşi programında göremedim.  

Oteldeki turizm tanıtım programına katılanların da çoğu yoktu…

Başta Sayın Belediye Başkanımız yoktu…

Mutlaka önemli bir mazereti vardı, aksi halde “Sürdürebilir Turizm Projesi” tanıtımından çıkıp, turizmin önemli ayağı Ünye Kalesi’ne ait söyleşiye gelmemezlik etmezdi.

İşte bu noktada zorlanıyorum; söyleşiyi düzenleyenler mi yetersizdi, Ünyeliler mi ilgisiz kaldı?

Oysa söyleşi muhteşemdi…

Abartmıyorum…

Yoğun emek ürünüydü, Ünye Kalesi hakkında yapılan en doyurucu sunumlardan biriydi.

 

Söyleşiye gelen konuklardan bir bölüm

Kale’nin Bedenleri

Ünye Kalesi üzerine en fazla haber, yorum ve inceleme (makale) yazısı doğal olarak kentimizin günlük gazetesi Ünye Kent’te yayınlanmış. En fazla yeri Ünye Tarih Araştırma Grubu olarak Sn. Ahmet Kabayel’le birlikte yazdığımız yazılar tutuyor. Diğer yazarlarımız Yaşar Karaduman ve İrfan Işık’ın yazılarıyla birlikte (her iki büyüğümüzü özlem ve rahmetle anıyorum) küçümsenmeyecek bir arşiv oluşturmuşuz.

Arkeoloji son sınıftayken, Restorasyon-Konservasyon Teknikleri ödevim Ünye Kalesi ve Arkeolojik Alanların Korunması idi. Ünye Kalesi Projeleri ve koruma zaaflarına değindiğim bu çalışmada, öncelikle yapılması gerekenin kale ve çevresinde gerçekleştirilecek bir arkeolojik kazı olduğuydu.

(Söz konusu çalışmayı 13 Ocak 2021 tarihinde Ünyekent’te yayınlamıştık.)

Ünye Kalesi’nde arkeolojik kazı…

Aynı vargıyı Tarih Söyleşileri’nin konuğu Dr. Ahmet Yuka’dan duymak beni oldukça heyecanlandırdı.

 

Kale’nin Tarihi Dönemleri ve Mimari Özellikleri

Dr. Yuka’nın sunumu, Ünye Kalesi’nin Tarihi Dönemlerini ve Mimari Özelliklerini kapsıyordu. Kale üzerindeki mimari yapılardan hareketle kalenin ne zaman yapıldığı ve hangi dönemde kimler tarafından kullanıldığı açıklanmaya çalışıldı.

Birçok çizime ve belgeye ulaşmış Dr. Yuka, kimi çizimleri kendisi yapmış. Kaleyi karış karış dolaşmış, yukarıdan dronla çekimler yapmış. Evliya Çelebi dâhil yolu Ünye’den geçen ve Ünye Kalesi hakkında bilgi aktaran gezgin ve tarihçilerin yazdıklarını incelemiş. Ünye’de görevli arkadaşımız Arkeolog Ali Rıza Nal’dan bilgi ve belge edinmiş.

Kendisi Sanat Tarihçisi olsa da Yüksek Lisansını Kayseri Bizans Sikkeleri üzerinden yapan Dr. Yuka’nın nümizmat yönü bulunmakta. Doktorasını da Karadeniz Sahil Kaleleri üzerine yapmış.

Ünye Kalesi Khabaka darphanesinde basılan sikkeler(?) 

Ünye Kalesi’nin anlamını ve önemini en iyi bilen akademisyenlerden biri.

Ünye Kalesi için kaynaklarda yer alan en dikkat çekici ifadelerden biri kalenin Pontus Krallığı döneminde Chabackta veya Khabaka olarak adlandırılmasıdır. Bu isim bölgede ele geçirilen Pontus Krallığına ait birçok sikkenin arka yüzünde darphane adı olarak yazılmış.

Dr. Yuka Khabaka adıyla bilinen Kale’nin Ünye Kalesi olduğunu tahmin ediyor. Bu varsayımı Pontus Krallığı’nın son döneminde yaşamış olan Amasyalı Coğrafyacı Strabon’a dayandırmaktadır.

18 yıl önce Strabon’un Geographika’sında biz de Ünye’yi aradık:

“Themiskra’dan sonra Themiskra gibi iyi sulanmadığı halde verimli bir ova olan Sidéne’ye gelinir. Deniz tarafında kaleleri vardır. Khabaka, Phabda ve Sidé. Sidéne ismini buradan almıştır. Halen Amisos arazisi buraya kadar uzanır ve bu kent sözü edilmeye değer bilginler yetiştirmiştir.”

(Strabon, Geographika: XII-XII-XIV, Arkeoloji ve Sanat Yay. 1993, s. 21)

Bu pasajdan hareketle Strabon Ünye’yi Sidéne ovasına yerleştirmiş olabilir, diyorduk.

Araştırmacı-yazar arkadaşımız merhum Mahmut Ufuk Mistepe de (1956 - 2020) 2 Şubat 2018 tarihli “Strabon Ünye’den Bahsediyor mu?” başlıklı yazısında benzer bir yaklaşımda bulunmuştu.

Strabon’un Khabaka olarak adlandırdığı kalenin Ünye Kalesi olabileceği varsayımı Aynur Keskin tarafından da ileri sürülmüştür.

(Bkz. Aynur Keskin, Amisos Şehrinin Tarihi-Amisos ve Çevresi).

Ancak aynı eserde Sidéne ovası, Polemonion (Bolaman) ve çevresi olarak gösterilmektedir.

Bu nedenle hiçbirimiz Strabon’un eserindeki Ünye Kalesi’nden emin olamadık, hâlâ net değiliz...

Bir başka varsayım, kale girişinin solunda bulunan Ion tarzı kaya mezarının II. Mihridates’e (MÖ. 250-220) ait olduğudur. Yaygın bir kanı olmasına rağmen bu olguyu destekleyecek bir belge yahut buluntu mevcut değildir.

Kaya mezarı hakkında tahminler, yaklaşık üç yıl önceki yazımızda belirttiğimiz gibi oldukça farklıdır:

 

“Bilge Umar ise Ünye Kalesi girişi yakınındaki bu mezarı, Bittel’in MÖ. 7. yüzyıla tarihlediği Paphlagonia kaya mezarlarına benzetmektedir. Dolayısıyla Kale’nin kullanımını MÖ. 7. Yüzyıl’a kadar götürmektedir.”

(Ünye Kent Gazetesi, 13 Ocak 2021: Ünye Kalesi’nde Koruma ve Sergileme.)


Kalenin Planı 

Ünye Kalesi dört kademeli sur duvarları restitüsyon çalışması 
(Çizim Ali Uslu)
Ünye Kalesi basamaklı tünellerinin kesiti 
(Çizim Ali Uslu)

Ünye Kalesi'nin dronla çekilmiş güney cephesi

Ünye Kalesi Girişi ve Kaya Mezarı

Ünye Kalesi Kaya Mezarı kartal kabartması

Bir Söyleşinin Ardından

Ünye Kalesi’nin anlatıldığı sohbet toplantısındaki birçok ayrıntıya dilimiz döndüğünce değindik. Organizasyonunda bazı aksamalar görsek de olumlu yönleriyle hatırlayacağımız yararlı bir toplantı oldu.

Umarız devamı gelir, belediye gibi halka her türlü hizmetle yükümlü bir kurumdan ziyade ait olduğu akademik camianın bilimsel konumuyla gündeme gelinir.  

Umarız etkinlik üç akademisyenle sınırlı kalmaz, değerli hocamız Kurul kazısı başkanı Arkeolog Prof. Dr. S. Yücel Şenyurt başta olmak üzere diğer akademisyenlerin de katılımıyla gerçekleşir.

Umarız bu tür etkinlikler ticari mekân açılışları kadar önemsenir, mülki amirlerden kurumsal başkanlara kadar geniş bir katılımla organize edilir.

Umarız yerel basının ilgisini çeker, ulusal basına da taşınır.

Sonuç olarak, Romalı devlet adamı Cato’nun her söz bitiminde yinelediği gibi, yine şu soruyla sonlandıracağız:[1]

Bu denli popüler bir tarih mirası olan Ünye Kalesi nasıl olur da uluslararası koruma ve sergileme anlayışı dışında tutulur?

Nasıl olur da, arkeolojik bir kazı veya araştırmanın konusu olmaz?

 

29.11.2023, Ünyekent

 

 

 

 



[1] Romalı Censor ve hatip Cato’nun MÖ. 153’te her nutkunun sonunda dediği söz tarihsel bir şiar olarak kabul edilir: Ceterum, censeo Carthaginom esse delendam. (Ayrıca, Kartaca'nın yerle bir edilmesi fikrindeyim.) Bu topraklarda Romalı General Pompeius, Pontus kralı VI. Mithridates’i yenerek Ünye Kalesi dâhil tüm Pontus kalelerini tahrip etmişti.

22 Kasım 2023 Çarşamba

Ordu Tanıtım Günleri

 

Ordu Tanıtım Günleri


Geçtiğimiz hafta Ordu Valiliği ve Ordu Dernekler Federasyonu’nun (ORDEF) düzenlediği, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği ve ilçe belediyelerinin katkıda bulunduğu Ordu Günleri’nin 12.’si yapıldı.

16-19 Kasım 2023 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı etkinlik alanında gerçekleştirilen Ordu Günleri’ne Ünye, önceki etkinliklerdeki gibi tarihi Ünye evi konseptiyle katıldı. 

Model seçilen ev, Ünye’de müze amacıyla restorasyonu yapılan bir taşınmaz kültür varlığıdır. Ünye Müze Evi olarak düzenlenen ve daha sonra adı “Yaşayan Kültürel Miras Müzesi” olarak değiştirilen bu tarihi yapı Ordu Günleri’nin Ünye yüzü olarak tescillenmiştir. 


Tanıtım Günlerinde Ünye

Ünye’nin yöresel ürünlerinin tanıtımının yapıldığı etkinlikte su böreği ikramı, üzüm suyu ve reyhan suyu ikramı yapılmış, Ünye broşürlerle tanıtılmaya çalışılmıştır.

Ordu Tanıtım Günleri’ni önceki yıllardan da hatırlıyoruz… 

Ünyeliler sanki daha yoğun katılırdı…

Tanıtım Günleri adeta Ünyelilerin buluşma noktası haline gelirdi.

Araya Pandemi girdi, hayat koşulları düne göre zorlaştı…

Ünyelilerin ayağı eksildi.

Tanıtım organizasyonları rutine bağlandı.

Buluşma, daha çok siyasilerin bir araya geldiği etkinliklere dönüştü. 

Aynı arızi durum kitap fuarlarında da söz konusu...

Yayınevleri gibi ziyaretçi sayıları da azaldı.  

(Nasıl azalmasın, kitap lüks tüketim maddesi haline geldi. KDV’si artırıldı, fiyatları yükseldi. Okumayan bir toplumuz zaten, bir ÖTV’miz eksik.) 


Tanıtımın Eksik Yönleri

Ordu İli bağlamında ilçelerinin ve Ünye’nin tanıtımı, her şeye rağmen yararlı bir girişimdir.

Ancak bu oluşumda yeni bir buluş söz konusu olmayınca, rutin bir faaliyet olmaktan öte gidemiyor.

Tanıtımın açılışındaki kalabalık da yerel seçim öncesi “görünme” telaşını aşamayınca, ortaya boz bulanık bir tablo çıkıyor.

Tabi stantlar tümüyle boş değil.

Örneğin: “Bizim Kahvemizin 52 yıl hatrı var” mottosu yabana atılmamalı. 

Rize, çıkıp ta “biz 53’üz bizim hatırımız daha fazla” yahut Düzce “biz 81’iz, en hatırlı il biziz!”  demediği sürece sorun yok.

Tanıtım Günleri’nde Kabadüz mevsimin ilk karını Yenikapı’ya taşımış, suni kar yağdırmış. Acaba Kabadüz’e mevsimin ilk karı yağdı mı? Çünkü etkinliğin son günü İstanbul’a mevsimin ilk karı düştü, öyle olmaz böyle olur der gibi… 

Olumsuz anlamda söylemiyorum, eğer taklit değilse böyle küçük sürprizler hoş ayrıntılardır. Etkinliğe umulmadık renkler katar… Akkuş’un bungalov evleri gibi, su böreği yeme yarışmaları gibi.

Eksik yönlerine gelirsek...

Kendini tekrar etmesi olarak özetleyebiliriz. 

Yazının başında rutine bağlandı diye belirtmiştik zaten…

Aynı tema, aynı broşürler ve aşina olduğumuz görüntüler.

Gel de Gurbetteki Ünyeliler’in eleştirisine hak verme:

“Ordu Günleri’nde Ünye’yi suböreği, tefek dolması, pancar çorbası, siyasiler ile boy boy fotoğraf çektirip gelenler…  Bizim hiç kültür sanatla ilgili değerlerimiz yok. Ünye şivesi ile kitap yazmış Bilgin Hasdemir’i göremedik. Kültür bakanlığı devlet sanatçısı, kültür miras taşıyıcısı Celil Güler’i göremedik. Mahalli sanatçımız Arif Deryal’i göremedik. Yemeklerimiz tabi ki bizim folklorumuz. Emeği geçenlerin eline sağlık ama olmadı bu, sanata ve sanatçıya saygı eksik kalmış. Ünye’nin yerel tarihi … eksik kalmış. Umarız tamamlanır. Pancar çorbasından ileri gidilir artık.” 


Ünye’nin Değerleri

Ünye adını yücelten değerleri bu yazıya sığdırma imkânına sahip değiliz. 

Çünkü bir hayli fazla… 

Hadi hepsini geçtik…

İl olma iddiası taşıyan Ünye’nin tanıtımı böyle mi olmalı?

Belediyemiz, Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne bağlılığından dolayı il talebini seslendirmekten uzak. 

Bu bağımlılık nedeniyle olsa gerek, Ünye Çamlık Mesire Alanı’nı satılık emlak gibi gören OBŞ Belediyesi’nden geri isteyememekte.

Ünye kamuoyunun direnci olmasa, Çamlık çoktan satılmıştı.

Bu arkadaşlar “seçilmiş” ama “atanmış” gibi davranmaktadır.

Yapacak bir şey yok…

Sözümüz seçmenedir. 

İradesini görmezden gelenleri seçmiş olmalı…

Yanlışlık tam da bu noktada!

Umarız Ünyeliler aynı hatayı dört ay sonra tekrar etmezler.

Yahut seçilenler, seçmenin iradesini hesaba katar.


Kabadüz'ün karları..






Ünye Kültür Merkezi 2024'te Tamamlanacak-(Ordu Hayat)

Müze Evi’ne Dair…

15 yıl önce dönemin Belediye Başkanı Arpacıoğlu’na şöyle demiştim: 

“En büyük projeniz bu olacak Sayın Başkan, gelecekte bu eserle anılacaksınız!”

Henüz proje aşamasında olan Müze Evi girişimini kastetmiştim.

Oysa kendisi “dolgu alanı” olarak görülen Atatürk Parkı’nı kastettiğimi zannetti.

Doğrudur parkla da anılacaktır, tıpkı kendisinden sonra seçilen Başkan Çamyar’ın AVM ile anılacağı gibi.

Ama Müze Evi’yle anılmak farklı bir olgudur…

Müze Evi bir eserdir ve eserlerin korunması gerekir.  

Başkan Tavlı’yı da eserleriyle anmak isterdik…

Çamlığı Ünye’ye yeniden kazandıran başkan, Kültür Sarayı’nın banisi, Ünye Üniversitesi’nin mimarı, Ünye İl girişiminin öncüsü ve benzeri nitelikleriyle…


22.11.2023, Ünyekent