19 Mart 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi- Ion Mimarisi ve Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 


Karadeniz Arkeolojisi- Ion Mimarisi ve Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

Ünye Kalesi Kaya Mezarı, metop ve triglifleriyle her ne kadar Dor düzenli tapınak mimarisini anımsatsa da Kuzey Anadolu’daki semerdam çatılı kaya mezarları Ion mimarisine daha yakındır.

 

Ion ve Dor Düzeni Karşılaştırması




Ion Mimarisi

 

MÖ. II. Bin yılın sonlarında özellikle Dorlar olmak üzere Yunanistan’a kuzeyden inen istilacı kavimler, daha önce bölgede yerleşen ve aslı Akha olan halkı huzursuz eder ve onların bir kısmının Adalar ve Anadolu’nun batı kıyılarına göç etmelerine neden olurlar. Göç dalgası sonucunda Anadolu kıyılarına geçen ve yerli halkla karışan; daha sonra bölgede gelişecek kültürün özünü oluşturan bu topluluğa “ionlar”; kurdukları Anadolu kökenli kültüre de “ion kültürü” deniliyor.

8. yüzyılın ikinci yarısı, özellikle de 7. yüzyılda Ege Adalarına ve ardından da Akdeniz Kıyıları, Mısır ve Karadeniz’e yaptıkları deniz ticaretiyle zenginleşen İonlar, gittikleri yerlerde koloniler kurarak buraların kültürlerini tanırlar; dünya görüşlerini genişletirler. 7. yüzyılda bölgeye özgü “İon Sanatı” görülmeye başlanır. Bu sanat konusundaki asıl bildiklerimiz, 6. yüzyılda ortaya çıkmaktadır.

İon tapınağının özü de alt yapıda megarona dayanmaktadır. İon tapınağını Dor tapınağından ayıran özellikler ise, üst yapıda karşımıza çıkar: İon Düzeni’nin üst yapısı, Dor’dan farklı olarak Doğu Sanatları’ndan alınan bezemelerle süslenmiştir. İon mimarisinde, Dor’daki gibi katı ve matematiksel kurallar yerine, esnek ve sürekli değişen bir bezeme anlayışı sanata hâkimdir.[1]

Romalı ünlü mimar Vitruv’a göre Dor Düzeni, kaba ve sert karakterli olan Dor’ların yerel düzenidir; formu oluşturan çizgiler sert, ayrıntılar önemsiz ve bezemesizdir. Dor Düzeni’nin bütün özelliği matematiksel kurallar simetri ve oranlamalar üzerine kurulmuştur. İon Düzeni ise, zarif ve narin yapılı zengin ve çeşitli bezeme elemanlarına dayalıdır. Bu yapısıyla İon Düzeni, yerel Anadolu halkının da estetik zevkine uygun bir işçilik yansıtmaktadır.

Dor sütunu gibi ion sütunu da aşağıdan yukarıya doğru incelir. Ancak, ion sütunu dor sütununa göre daha ince ve narin bir yapıya sahip; ayrıca ion sütunu doğrudan doğruya stylobat üzerinde değil, bir “kaide” (=altlık) üzerinde yükselmektedir. İon sütun kaidesi, profilden bakıldığında, konveks ve konkav (içbükey/ dışbükey) biçimler gösteren yatay bileziklerle bezenmiş üst-üste oturan yastıklardan oluşmaktadır.




 

Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

Mezar odası girişi bir mabet cephesi şeklinde yapılmış üçgen alınlıklıdır, akroterlerde kanatlarını açmış üç kartal figürü vardır. Kartal figürleri orta akroterde cepheden, yan akroterlerde ¾ gösterilmiştir.

Çok güzel bir işçilik gösteren cephe maalesef zamana ve iklimin rutubetine dayanamamış, çok aşınmıştır. Mezar odasına diyagonal bir merdivenle çıkıldığı kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar odasının aşağısında kaya cephesinde değişik yüksekliklerde arcosoliumlar görülür.[2] Ünye’deki diğer kaya mezarları gibi bu da, Hıristiyanlıkta gerekli değişimler yapılarak kilise olarak kullanılmıştır. Duvarlarda yer alan fresklerin solmayan renkleri aşağıdan görülebilmektedir.[3]

Arcosolium kelime olarak incelendiğinde bir bileşik isim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ismin bileşenleri arasında arcus (kemer) ve solium (tabut) sözcükleri bulunmaktadır.[4]

Bu türde oyulmuş mezarlar incelendiğinde, en yalın ifadeyle, kayalık bir alanın kazılması veya oyulması suretiyle oluşturulan kemerli mezar tipine arcosolium adı verilmektedir.[5]

Arcosolium ismi, Antik Çağ’da ölülerin taşındığı düzenek için kullanılırken zaman içerisinde yukarıda tanımlanan türde mezarları adlandırmak için kullanılmaya başlanmıştır. Antik metinlerde de karşımıza bu kullanımı ile çıkmaktadır.

 

Kaya Mezarı’nın Yazarlarca Ele Alınışı

 

Ünye Kalesi girişindeki kaya mezarının yazarlar tarafından ele alınışı ilginçtir. Çoğunlukla yöre halkının ağzından yapılan değerlendirmeler, gerçeklik boyutunu aşmaktadır.

Boğaziçi Üniversitesi Profesörü John Freely Bölgemiz ve Ünye hakkında bilgiler aktarırken, Ünye Kalesini Atmaca Kalesi olarak değerlendirir. Fransız yazar Jean d’Arras’ın yazdığı on dördüncü yüzyıl romansı Mélusine’de geçen Atmaca Kalesi efsanesi Ünye Kalesi’nde geçmiştir. Dünyada yazılan ilk romandır Mélusine ve Freely tarafından Ünye Kalesi Kaya Mezarı kaynak gösterilmektedir.[6]

Prof. Dr. Bilge Umar, Karadeniz Kapadokia’sını yazarken, Oinoe / Ünye yakınlarında bulunan kale girişi yanı başında Paphlagonia türü görkemli kaya mezarından söz eder: “Yalçın kayalığın dimdik yüzeyi düzeltilerek, biraz yükseğe işlenmiş kaya mezarı, Bittel’in İÖ: 7. Yüzyıla tarihlediği Paphlagonia kaya mezarlarının tüm özelliklerini gösteriyor” demektedir.[7]   

İngiliz Jeolog William John Hamilton, 1839-40 yılları arasında Karadeniz'e yaptığı bir gezi sırasında Ünye'ye uğrar, amacı Ksenofon'un MÖ. 400 yıllarında kaleme aldığı Anabasis'te bahsi geçen demir madenlerini keşfetmektir.

Hamilton'un asıl üzerinde yoğunlaştığı konu, mesleki alanına girmese de "Ünye'de görülecek tek şey" olarak tarif edilen Ünye Kalesi'dir.

"Ev sahibi sadece Ünye’de görülecek tek şeyin yüksek bir kayanın zirvesinde yapılmış bir kale olduğunu söyledi. Bu kale kentin içine doğru bir saatlik bir mesafedeymiş, harika merdivenleri, hazineleri, banyoları, v.s. varmış ve yekpare sert kaya içine oyularak ortaya çıkarılmış."[8]

Ünye Kalesi, Hamilton'un Ünye'de iki gün daha fazla kalmasını sağlar.

İkinci kez kaleye tırmanmak zorunda kalan Hamilton, kaleyle ilgili ilginç detaylar aktarır. Haliyle en çok üzerinde durduğu bölüm, kalenin girişinde yüksek bir kayaya oyulmuş olan kaya mezarıdır. O dönemde de merdiven kısmı göçmüş olduğu için, mezara ulaşmak imkânsızdır.

"Kale çok yüksekte, neredeyse 90 derecelik açıdaki bir kayanın zirvesinde bulunuyordu. Etrafı derin vadiler ve ağaçlıklı tepelerle ve ormanlık alanların aralarına serpiştirilmiş açık alanlarla kaplı olan kale 500 feet’lik dik bir yüksekliğe çıkıyordu. Güneyinde ise tepeler Kale Köyü isminde küçük bir Türk yerleşiminin bulunduğu kara parçası ile birleşiyordu. Daha burada bile kaya dik açıda 200 feet kadar yükselmekte ve dik kayanın düzgün yüzeyinin tam ortasına tetrastilinde kayaları oyarak yapılmış bir tapınak görülmekte. Buradaki bir deliğin küçük bir mağaraya gittiği ve orada geçmişte bir münzevi din adamının yaşadığı rivayet ediliyor. Şimdi ise mağaraya erişebilmek imkânsız, oraya yetişebilecek bir merdiven yok ve kayanın önünden doğru çerçeveleyen dar patika da hemen hemen yok edilmiş durumda."[9]

 Ünye Kalesi'ne gidenler, öncelikle Hamilton'un 183 yıl önce (1842) gördüğü kale girişindeki o muhteşem kaya mezarına odaklanacaktır.

Kime aittir Ünye Kalesi'ndeki bu kaya mezarı?

Kim yaptırdı, kimin için yaptırıldı?

 

Bu soruyu 2016 yılında Ünye Tarih Araştırma Grubu olarak Sn. Ahmet Kabayel’le birlikte sormuştuk. Bir sonraki yazıda, derlediğimiz cevapları sunmak üzere esenlikler.

 

Kaynaklar:

 

Özsait, Mehmet. 2007, Arkeolojik Verilerin Işığı altında Ünye, 25. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 2. Cilt, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Keleş Vedat, 2018, Ion Düzenli Anadolu Tapınakları, 19 May. Üniv. Arkeoloji Ders Notları

Sancaktar, Hacer, Sezgin, Kudret. 2020. “Son Dönem Araştırmaları Işığında Yozgat ve

Çevresindeki Kaya Mezarları”. CEDRUS VIII: 325-349.

Finegan, Jack, 1992. The Archeology of the New Testament: The Life of Jesus and the

Be-ginning of the Early Church. New Jersey: Princeton University Press.

Freely, John. 2008 Türkiye Uygarlıklar Rehberi-2, Yapı Kredi Yay. 4. Baskı, İst.

Umar, Bilge. 2000, Karadeniz Kappadokia’sı (Pontos), İnkılap Yay. İst.

Hamilton, W.J. 1842, Researces Asia Minor, Pontus and Armenia, Çev. Cazibe Tongur

 

19.03.2025, Ünye Kent


Dipnot:

[1] Keleş, 2018

[2] Arkosolium ya da Arkosol Katakomb yahut kaya içine oyulmuş, üzeri bir kemer ile kapanan bir nişin zemininde yer alan mezar. Arkosolium erken dönem Hıristiyanları tarafından MS. 3. ve 4. yüzyılda özellikle katakomblarda sıkça kullanılan bir mezar çeşididir.

[3] Özsait, 2007, s. 296

[4] Sancaktar, 2020, s. 329

[5] Finegan, 1992, s. 299

[6] Freely, 2008, 115

[7] Umar, 2000, s. 92

[8] Hamilton, 1842, s. 273

[9] Hamilton, 1842, s. 274

12 Mart 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi 1 Nolu Kaya Mezarı

 


Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi 1 Nolu Kaya Mezarı

 

Sadece Ünye’nin değil, Karadeniz kıyı kesimi kaya mezarlarının en ihtişamlılarından biri, Ünye Kalesi girişindeki anıtsal kaya mezarıdır.  




 

Ünye Kalesi 1 Nolu Kaya Mezarı

 

Ünye Kalesi’nde yer alan 1 nolu kaya mezarı, kale giriş kapısının solunda ve 7 m. yükseklikte yer almaktadır. Mezarın cephesi güneydoğuya bakmaktadır. Alınlığın içi bezemesiz bırakılmış ve hemen altında da triglif-metop kuşağı yer almıştır. Alınlık, ortasında ve her iki kenarında, kartal şekli verilmiş akroterler ile süslenmiştir. Sol ve ortadaki kartal motifleri tahrip olmuştur. Kartalların kanatları cepheden açık şekilde verilmiş, bunun yanında baş ve gövde de profilden resmedilmiştir. Dikdörtgen girişi olan mezarın sağ-sol ve tavan kısmında renkli freskler bulunmaktadır. Ancak fazla belirginliği kalmamıştır. Bu özelliklerinden ötürü bu mezarın daha geç dönemlerde de kullanıldığının ipuçlarını vermektedir.[1]

Ünye kalesinde yer alan 1 nolu kaya mezarı, üçgen alınlığındaki kartal motifinden ötürü Paphlagonia Bölgesi’ndeki Sinop-Bayabat ve Çankırı-Aygır kale ve Beşdut ile alınlıklarından ötürü benzerlik göstermektedir. Bunun yanında yine 1 nolu (Ordu Ünye) kaya mezarı, Amasya Kral mezarlarıyla da benzerlik göstermektedir.

Burada bulunan renkli fresklere Amasya mezarında da rastlanmaktadır. Bu benzerliklerden ötürü, Ünye kalesi 1 nolu kaya mezarı da Geç Hellenistik-Erken Roma Dönemine tarihlenmektedir.[2]

Oldukça görkemli ve anıtsal nitelikte yapılan ve güney doğuya bakan kaya mezarı cephesi, üçgen alınlıklı bir tapınak cephesine benzemektedir. Üçgen alınlığın iç kısmı bezemesiz, boş bırakılmış ve üçgen alınlığın hemen alt kısmında tapınak cephelerinde bulunan triglyphon kuşağına yer verilmiştir. Üçgen alınlık (pediment) her iki kenarında ve ortasında kartal kabartması şekilli akrotellerle taçlandırılmıştır. Bu kartal motiflerinden ortadaki ve sol taraftaki kaçakçılar tarafından tahrip edilmiştir. Sağ tarafta yer alan kartal motifinin ise bir kanadı ve baş kısmı tahrip edilmiştir. Sağ taraftaki kartal motifinin izlenebilen özelliklerine göre kanatları açık ve cepheden, gövde ve baş ise profilden verilmiştir. Kartalın kanatlarındaki ayrıntılı ve kaliteli işçilik dikkat çekmektedir. Kartal motifleri mezar cephesine suyun inmemesi amacıyla üçgen çatı şeklindeki bir bantla sınırlandırılmıştır.[3]

Dikdörtgen bir açıklıkla girilen mezar odasından önce ön oda şeklinde düzenlenmiş (pronaos) bir kısım yer almaktadır. Ön odanın ön duvarlarında girişin sağ ve solunda ve odanın tavan kısmında renkli freskler yer almaktadır. Ancak bunlar tahribata uğradığı için çok fazla belirgin değildir.[4]

 

Ünye Kalesi 1 Nolu Kaya Mezarı Tahmini Planı.

Ordu Envanteri’nde Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

İlçe merkezinin 7 km kadar kuzeydoğusunda, Kale Köyü sınırları içinde yer alan Ünye Kalesi’nin güneydoğusunda ve etek kısmındaki kayaya oyulmuştur. Kayaya düzgün bir şekilde oyulmuş olan mezarın girişi Dor düzenli Yunan tapınakları formunda düzenlenmiştir. Genel görüntüsü ve işçiliği itibariyle bölgenin Hellenistik Dönem sanatını en iyi yansıtan kaya mezarıdır. Tepe akroterinde gücü simgeleyen arslan kabartması tahrip olmuştur. Köşe akroterlerinden birinde kanatlarını açık pozisyonunda bir kartal kabartması bulunmaktadır. Diğer köşe akroteri oldukça tahrip olduğundan üzerindeki betimleme tespit edilememiştir. Üçgen alınlıklı kaya mezarının alınlığında antitetik iki figür olduğu düşünülmektedir ancak tahribattan dolayı kesin olarak tespit edilememiştir. Alınlığın alt bölümünde 7 adet trighlyph ve bunların arasında 6 adet methop bulunmaktadır. Methoplarda betimleme yapılmamıştır. Giriş açıklığının önü, ön oda tarzında yapılmış olup bu bölümün yanları iç bükey kavislidir. Girişin ve ön oda tarzındaki bölümün yan yüzlerinde, ortaçağda, mezarın dini amaçlı olarak kullanıldığı dönemde yapılmış fresklere ait kalıntılar görülmektedir.

Not: Oldukça yüksekte olan mezara çıkılamadığından dıştan göründüğü kadarı ile tanımlanmıştır.[5]    

 


Grek Tapınak Tipleri

 

Grek tapınağı öz olarak megaron'a dayanır. Ancak bu temel yapı değişik dönemlerde birçok değişik biçimde kullanılmıştır:[6]

TİP 1‐ Henostyl‐in antis: Tapınağın ön anteleri arasında bir sütun bulunur. Bu tip erken dönemde görülür.

TİP 2‐ Megaron: Templum‐in antis de denir. Yalın megaron yapıdır. Ünye Kalesi’ndeki 1 Nolu kaya Mezarı’nın dayandığı modeldir. Önde iki sütunlu pronaos (ön oda) ve arkada cella’dan (kutsal oda) oluşur.[7]

Kaya mezarı önündeki iki sütun, muhtemelen Ortaçağ’da sökülmüş yahut kendiliğinden düşmüşlerdir.

Yine muhtemelen bu dönemde, girişin iki yanına ve tavana freskler işlenmiş ve şapel olarak kullanılmıştır.[8]

Semerdam çatılı 1 Nolu Mezar, metop ve triglifleriyle Dor Düzenli Yunan tapınaklarını çağrıştırmaktadır.



Dor Düzeni, Dorlar'ın Eski Yunanistan'a geldikten sonra geliştirdikleri kaidesiz sütunla öne çıkan mimari düzenleridir. Sütun doğrudan doğruya stylobat üzerine oturtulmuştur. Aşağıdan yukarıya doğru incelen dor sütununun gövdesinde yüzeysel yivler (=kanalis) ve "bıçak yüzü" nü anımsatan keskin yivler bulunmaktadır. Kökende ahşap mimariden kaynaklanan dor sütunu, yukarıya doğru incelen, kabukları soyulmuş bir ağaç gövdesine benzemektedir.[9]

Çatı Elemanları: Altta arşitrav ve üzerine yerleştirilen Triglyphon, onun da üzerinde üçgen bir alınlıktan oluşur.

Arşitrav (Baştaban): Sütun üzerine gelen bezemesiz düz taşıyıcı hatıldır.

Triglyphon: Arşitrav üzerinde yer alır; triglif ve metop’tan oluşan kabartma bezemeli kuşaktır.

Triglif: "Üçüz‐yiv" de denir. Üç yivli, dikine yerleştirilmiş bezeme levhasıdır.

Metop: Triglifler arasındaki dikdörtgen ya da kare alanlardır. Çoğunlukla kabartma heykeltıraşlık eserleriyle süslenmiştir.

Alınlık (Pediment): Semerdam çatılı Grek tapınağında kısa yanlar‐ön ve arka cepheler üzerindeki, çoğunlukla heykeltıraşlık eserleriyle doldurulmuş üçgen alandır.

Akroter: Antik yapıların üçgen alınlığının tepesine ve iki köşesine yerleştirilen kabartma veya heykel eserlerdir.

 

Ünye kalesi Kaya mezarı her ne kadar Dor düzenli tapınak mimarisini anımsatsa da Güneybatı Anadolu’daki semerdam çatılı kaya mezarları gibi Ion mimarisine daha yakındır.

 

Devam Edecek: Ion Mimarisi ve Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

12.03.2025, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

Yanmaz, Kumandaş Hacer. (2018). Ordu İli Ünye İlçesi Kaya Mezarları, Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 5(5), s.113-115.

Kökten, İsmail Kılıç. 1963, “Ünye’de Eskitaş Devrine (Paleolitik) Ait Yeni Buluntular”,

DTCFD XX/3, s. 275–276

Özsait, Mehmet. 2007, Arkeolojik Verilerin Işığı altında Ünye, 25. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 2. Cilt, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Temür, Akın. 2017, Klasik Arkeolojiye Giriş II, 19 May. Üniv. Arkeoloji Ders Notları

Dipnot:

[1] Yanmaz, 2018, s. 113

[2] Yanmaz, 2018, s. 113

[3] Yanmaz, 2018, s. 114

[4] Kimi yorumlarda bu freskler, kaya mezarının öndeki sütunların kaldırılarak Hıristiyanlık döneminde yapıldığı ve mezarın şapel gibi kullanıldığı şeklindedir.  

[5] Ordu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yayınlanan 2010 yılı Ordu İli Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanteri’nde 1 Nolu Kaya Mezarı bu şekilde yer almaktadır. Arkeolog Osman Demir tarafından hazırlanan metinde, triglif ve metoplar oldukça isabetli tanımlanmıştır. Ancak mezarın bulunduğu köy, “Güzelkale” köyüdür ve ilçe merkezinin kuzeydoğusunda değildir. Mezar girişi, triglyphon vb. nedeniyle  “Dor düzenli Yunan tapınakları formunda” denilse de, Güneybatı Anadolu’daki Karia kaya mezarları gibi Ion formuna daha yakındır.  

[6] Megaron, MÖ. 3000'den başlayarak Eski Yunanistan, Ege Adaları ve Anadolu'da Troia gibi kentlerde örneklerine rastlanan, kısa kenarlarından biriyle önündeki yan açık mekâna bağlanan ve merkezinde bir ocak bulunan, dikdörtgen planlı ilk ev tiplerindendir.

[7] Ante tapınağı ya da Latince templum in antis, Yunan tapınağının en eski ve en basit formlarından biridir. Dikdörtgenden oluşan merkezi (cella, Kutsal Oda) ve pronaos'tan (ön oda) oluşmaktadır. Yapının ön avlusu olarak da görülebilecek olan pronaos iki ante ve bu anteler arasında bulunan iki sütun sayesinde oluşmaktadır. Ante tapınağına örnek olarak Miletteki Dionysos tapınağı verilebilir. Romalıların da devraldığı bu tapınak tipi, MS 3. yüzyıla değin Akdeniz çevresinde yaygındı.

[8] Freskler Yanmaz’a göre Hellenistik Dönem’den kalmadır ve Amasya’daki benzerlerinde nde freskler vardır.

[9] Temür, 2017

5 Mart 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi Kaya Mezarları

 


Karadeniz Arkeolojisi-Ünye Kalesi Kaya Mezarları

 

Sadece Ünye’nin değil, Karadeniz kıyı kesimi kaya mezarlarının en ihtişamlılarından biri, Ünye Kalesi girişindeki anıtsal kaya mezarıdır. Kale’nin 1 Nolu Kaya Mezarı olarak değerlendirilen bu mezardan başka, güney cephesinde 2 Nolu Kaya Mezarı bulunmaktadır. Bu iki kaya mezarından başka kalede kayaların eteklerine ve zemine oyulmuş çok sayıda mezar mevcuttur. Sanduka biçiminde oyulan bu mezarların çokluğu, kalenin kutsal alan seçildiği ve bazı dönemlerde nekropol (ölüler şehri) olarak kullanıldığı düşüncesini doğurmaktadır. Antik Çağ’dan bu yana daha çok askeri amaçla kullanılan ve Osmanlı Dönemi dâhil her dönem kesintisiz yerleşim gören Ünye Kalesi’nin hangi dönem nekropol gibi kullanıldığı bilinmemektedir.

Bu nedenle önce Ünye Kalesi’ni, ardından kayalara oyulmuş çok sayıda mezarın gizemini ve son olarak da kale girişindeki anıtsal mezarı ele alacağız.  


 

Ünye Kalesi

 

Ordu Kurul Kalesi'nde, 2010 yılında arkeolojik kazı çalışmaları başlatılırken, Ünye Kalesi için şunları demiştik:

Ünye Kalesi üç medeniyete ev sahipliği yapmış, Karadeniz'in sahip olduğu en önemli tarih miraslarından biridir. Bugün Ordu Kurul Kayalığı'nda, Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. S. Yücel Şenyurt başkanlığında bir kazı başlatılmaktadır. Ordu Kurul Kayası'nda yapılan bu arkeolojik kazı, umarız Ünye Kalesi için de bir örnek oluşturur. Aksi halde bu önemli tarih mirası, sıradan bir gezi durağı olmaktan öte gidemez.

Kurul Kazısı’ndan dört yıl önce, bölgemizde arkeolojik yüzey araştırması yapan İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Özsait, Ünye Kalesi için raporunda şöyle diyordu:

“Ünye’nin günümüze gelen en önemli eserlerinden biri olan Ünye Kalesi (Çaleoğlu Kalesi) ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bugün Ünye-Niksar karayolunun 7. kilometresinde yer alan Ünye Kalesi, ova yüzeyinden 200 m. Kadar yükseklikte, yaklaşık 300 m. çapında bir kayalığın üzerine kurulmuştur. Ünye Kalesi’nin biri anıtsal sayılabilecek iki kapısı vardır. Kalenin hemen her tarafında teras duvarlarının izleri ve sur kalıntıları görülmektedir. Kalede büyüklü küçüklü yedi sarnıç bulunmaktadır. İki tane de bir tünel şeklinde, basamaklı, yaklaşık 45 derecelik bir açıyla kalenin derinliklerine inen su menfezi vardır.”[1]

   Su menfezleriyle ilgili olarak Özsait: “Bizim suyla ilgili olduğunu düşündüğümüz bu yapılar, M.Ö. 301–63 yılları arasında Karadeniz Bölgesi’nde egemen olan, Anadolu unsurlarının yanı sıra Pers kökenli Pontos Krallığı toprakları üzerinde yaygın olarak görülmektedir.” demektedir. İki önemli kaya mezarına değinen Özsait kalenin kuruluşuyla ilgili şu bilgileri not düşer:

“Bildiğimiz kadarıyla, Ünye Kalesi’nin hangi tarihte yapıldığı hususunda kesin bir belge bulunamamıştır. M.Ö. III. yüzyılın ikinci yarısında, Pontos Krallığı’nın güçlü olduğu II. Mithradates (M.Ö. 250–220) zamanında kurulduğu sanılmaktadır. Bununla birlikte, henüz bu görüşü destekleyecek herhangi bir epigrafik belge bulunamamıştır.”[2]

 

Ünye Kalesi Kaya Mezarları

 

Ünye Kalesi’nde iki önemli kaya mezarı dışında, kayaların yan duvarlarına ve zemine oyulmuş çok sayıda kaya mezarı mevcuttur. Kalede kaya mezarları olduğunu biliyorduk ancak bu kadar fazla olduklarını fark etmemiştik. Değerli hocamız Prof. Dr. Mehmet Özsait ve ekibiyle yüzey araştırması yaparken, çok sayıda kayalara oyulmuş mezar olduğunu gördük.

İki yıl sonra, 2008’de kalede yapılan yüzey temizliği sırasında bu mezarların çoğu, içinde kemiklerle birlikte açığı çıktı.[3]





Bu kadar çok sayıda mezarın bir arada bulunması, kalenin bir dönem kutsal alan olarak kullanıldığını ve nekropol (ölüler şehri) olduğunu göstermektedir. Özellikle Geç Roma (Bizans) döneminde inşa edildiğini tahmin ettiğimiz, kesme taştan yapılan bir şapeli zemin ve çevresinde çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Kalenin orta kısmında yer alan şapel, daha çok kilise olarak adlandırılmaktadır. Çöken taban kısmında, irili ufaklı kayalık zemine oyulmuş mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarlar muhtemelen şapelin inşasından önceye aittir. Şapelin güney kısmı heyelana uğradığı için, taban ve tavan çökmüş durumdadır. Bu mezarlar bir ihtimal o zaman açığa çıkmış olabilir. Şapele giden patika yolun kenarındaki kayalık bölgenin eteklerinde ise, kayaya oyulmuş çok sayıda mezar açığa çıkarılmıştır. Buradaki mezarların, şapelle ilgili olma ihtimali bulunmaktadır.

Anladığımız kadarıyla, geçmişte kutsal alan olması mezarların burada toplanmasını sağlamış ve bir şapelle birlikte mezar yoğunluğu artmıştır. Düzgün kesme taş kullanılan şapelin inşası Geç Roma Dönemine (Bizans) ait olmalıdır.  

Kayalık zemine oyulmuş mezarların yoğunlaştığı alanlardan biri, kalenin tünel şeklindeki basamaklı sarnıçlar üzerindedir. 2008’deki yüzey temizliği sırasında bu mezarlardan çok sayıda kemik çıkarılmıştır. ÜTAG olarak kaleyi ziyaret ettiğimizde mezarlarda hala kemik olduğunu görüp, “buradan aldığınız kemikleri ne yaptınız?” diye sormuştuk.[4]

Bir kısmı Trabzon’a gönderilmiş. O zamanlar Ünye’nin bağlı olduğu Taşınmaz Kültür Varlıkları Kurulu Trabzon’daydı. Kalan kemikleri topluca bir yere gömdüklerini söylediler.

Kaya mezarda toprakla temas etmeyen kemikler zamana karşı direnmiş, günümüze değin dağılmadan gelebilmişlerdi. Hepsinin tek tek incelenmesi gerekirdi. Hangi döneme aittiler, genetik yapıları neydi, kimlere aitti?

Sorularımız yanıtsız kaldı, asla ne olduklarını öğrenemedik.

       

Ünye Kalesi'ndeki kaya mezarlarından ikisi anıtsal niteliktedir.

 

Bunlardan biri 1 numara ile işaretlidir, kale girişinin sol kısmındadır. Bu mezar, zeminden yaklaşık 8-10 metre yükseklikte, kayanın eteğine düzgün bir şekilde oyulmuştur. Yunan tapınakları tarzındaki mezarın üçgen alınlığında (pediment), kartal ve aslan kabartmaları bulunmaktadır. Mezara ulaşım kayalara oyulmuş bir merdivenle sağlanıyor olmalı ki, bu alan çöktüğü için ulaşım sağlanamamaktadır. Bu nedenle mezarın daha az tahrip gördüğü düşünülmektedir. (Bir sonraki bölümde anlatılacaktır.)

 

Ünye Kalesi, 2 Nolu Kaya Mezarının İç Kısımdan Seki

2 Nolu Kaya Mezarının İç Kısımından Niş ve Tavanın Görünüşü.

Ünye Kalesi, 2 Nolu Kaya Mezarın Cephesinden Taş Duvar Kalıntısı

2 Nolu Mezarın uzaktan görünümü. 
(2 Nolu mezar görselleri: Sn. Yanmaz'a aittir. Teşekkürlerimizle...)

2 Nolu Kaya Mezarı

 

İki numaralı kaya mezarı kalenin Güney cephesindedir. Yerden yaklaşık 3 metre yüksekliktedir. 2 metre ebadında kare girişi bulunan mezarın giriş açıklığı ve iç kısmı büyük ölçüde tahrip görmüştür. 1 Nolu kaya mezarıyla aralarında yaklaşık 50 metre vardır.

Güneye bakan mezarın giriş açıklığı ve iç kısmı çok fazla tahrip olmuştur. 200x210 cm.’lik açıklıkla girilen mezar odasının 3 tarafını çevreleyen 2 kademeli sekiler yer almaktayken, bu sekilerin çoğu kısmı kırılarak tahrip edilmiştir. 2 kademeli sekinin korunabilmiş ölçülerine göre 1. sekinin yerden yüksekliği 20 cm. 2. sekinin yüksekliği ise 5 cm’dir. İç kısmı çok fazla tahrip olmuştur. 2 nolu mezarın ön kısmında olasılıkla sonraki dönemlerde örülmüş bir duvar kalıntısı vardır. Burası geç dönemlerde gözetleme kulesi olarak kullanılmış olmalıdır.[5]

 

Kaledeki Basit Mezarlar

 

Kaledeki diğer mezarlar sanduka (küvet) biçiminde, kayalık zemine yahut kaya eteklerine oyulmuştur. Her biri yüzey araştırması ve yüzey temizliği sırasında ortaya çıkarılmıştır. Kalenin kuzeybatı kesimi oldukça sarptır ve yoğun bitki örtüsüyle kaplıdır. Bu kısımda henüz bir tespit yapılamadığından kaleye ilişkin elemanlar ve varsa mezarlar bilinmemektedir. Zaten bilinen elemanlarla yahut kaya mezarlarıyla ilgili şimdiye değin ciddi bir araştırma yapılmamıştır.

2008’deki temizlik sonrası olduğu gibi bırakılan bu mezarlar, aradan uzun zaman geçmemesine rağmen hasarlanmış, bir kısmı tanınmayacak hale gelmiştir.    

 

Devam Edecek: Ünye Kalesi 1 Nolu Kaya Mezarı

05.03.2025, Ünye Kent

 

Kaynaklar:

 

Özsait, Mehmet. 2007, Arkeolojik Verilerin Işığı altında Ünye, 25. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 2. Cilt, Kültür ve Turizm Bakanlığı

Yanmaz, Kumandaş Hacer. (2018). Ordu İli Ünye İlçesi Kaya Mezarları, Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 5(5), s.113-115.

ÜTAG- Ünye Tarih Araştırma Grubu, “Karadeniz’in Kayıp Tarihi”, 23.12.2014, Ünye Kent,



[1] Özsait, 2007, s.296

[2] Özsait, 2007, s.297

[3] Kale ile ilgili önemli ilk faaliyet, 2008 yılında yapılan bir yüzey temizliğidir. Temizlik sırasında onlarca kaya mezarı bulundu. Kalenin bir bölümünün değil, birçok yerin "kutsal alan" olduğu anlaşıldı. Kaleye ait yeni sarnıçlar, duvar kalıntıları ortaya çıkarıldı. Son dönemde ise, kaleye güvenli çıkmayı sağlayan merdivenler inşa edildi. Basamaklı su sarnıcı temizlendi, iniş için raylı sistem kuruldu.

[4] ÜTAG-Ünye Tarih Araştırma Grubu; Ünye yerel tarihiyle ilgili bir gruptur. Grup üyesi Sn. Ahmet Kabayel’le birlikte, yüzey temizliğinin ardından kaleyi ziyaret ettiğimiz dönem ilişkin bir anekdottur. Ayrıntılı bilgi için bkz. 23.12.2014, Ünye Kent, Karadeniz’in Kayıp Tarihi.

[5] Yanmaz, 2018, s. 113