Odyssey
Ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın "Odyssey" uyarlaması, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun bir ilgi uyandırdı. Bizi
asıl ilgilendiren yanı, yaklaşık bir buçuk yıl önce, film henüz çekim
aşamasındayken bazı sahnelerin Ordu’da çekilecek olmasıydı.
Hatırlatayım, 19 Şubat 2026 tarihli Ünye Kent’te “Christopher Nolan'ın yeni filmi 'The Odyssey”'in bazı sahneleri,
Türkiye'nin Ordu ilinin Perşembe ilçesine bağlı Yason Burnu'nda çekilecek.”
haberi üzerinden bir makale yazmıştık...
Başlık: “Nolan’ın Odyssey Filmi ve Ordu” idi.
Maalesef çekimler için Yason Burnu
tercih edilmedi.
Filmin lokasyonu IMDb’de Ordu-Türkiye olarak ilk sırada yer almasına rağmen, çekimler Yunanistan, ABD, Fas, İskoçya, Malta ve İtalya’da gerçekleşti.
Ordu olarak Odyssey için bayağı bir
beklentiye girmiştik...
Nolan’ın Ordu’da çekim yapacak
olması, bölge turizmcileri tarafından büyük bir fırsat olarak görülüyordu.
Turizmciler, Yason Burnu gibi tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken
şehrin, bu önemli film sayesinde uluslararası arenada tanınırlığını artıracağı
görüşündeydi.
Olmadı. (Tıpkı
2004 yapımı Wolfgang Petersen’in Troy filminde olduğu gibi, Türkiye bu önemli yapımda da ıskalandı. )
(Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.unyekent.com/kose-yazilari/nolanin_odyssey_filmi_ve_ordu-5206.html)
Neyse, biz Odyssey filmine dönelim.
3 Bin Yıllık Destanın Nolan Sineması
ile Buluşması
17 Temmuz’da vizyona giren 172 dakikalık (yaklaşık 3 saat süren) film, önemli bir mitolojik anlatıya sahip.
İzmirli Homeros’a atfedilen İlyada ve Odyssey Destanları, Antik Yunan edebiyatının en zengin yapıya sahip
eserlerindendir. İlyada, MÖ. 1200’lerde yaşandığı düşünülen Troya savaşını konu alır. Akhileus ve Hector’un kavgasını işleyen destan, çağın özelliğini yansıtan
zengin içeriğiyle öne çıkar.
Odysseia
Destanı, İthaka Kralı Odysseus'un 10
yıl süren Troya Savaşı'ndan sonra vatanına dönmek için çıktığı 10 yıllık
tehlikeli ve maceralı dönüş yolculuğunu anlatır.
10 yıl boyunca düşmeyen kent, Odysseus'un
buluşu devasa tahta at hilesiyle fethedilir. Destanda doğrudan yer almasa da
filmde bu konu ayrıntısıyla işlenir. Kentin nasıl yakalıp yıkıldığına da
tanıklık eder.
10 yıl daha süren eve dönüş yolculuğu sırasında Odysseus, insan yiyen tek gözlü
devler (Kykloplar), büyücü Kirke, deniz perisi Kalypso, canavarlar (Scylla ve
Charybdis) ile denizcileri büyüleyen Sirenler gibi birçok tehlikeyle mücadele
eder.
İthaka’da oğlu Telemakhos ile
birlikte Odysseus’un dönmesini bekleyen karısı Penelope, 10 yıl boyunca ülkeyi yönetir ve Krallık tahtına göz
diken taliplerini oyalamaya çalışır.
Christopher
Nolan’ın 2023 yılında Oppenheimer ile kazandığı En İyi Film Oscar'ının ardından
hayata geçirdiği bu ilk proje olan Odyssey,
2026 yazında vizyona girdiği andan itibaren muazzam bir merak ve devasa bir
beklenti dalgası yarattı.
Homeros’un 3 bin yıllık destanını
Nolan yeniden yazıyor. Filmin sadece yönetmeni değil senaristi ve eşi Emma
Thomas ile birlikte yapımcısıdır. Nolan'ın "The Odyssey" filmi,
mitolojik dünyanın ihtişamını, denizin gücünü ve karakterlerin yalnızlığını en
gerçekçi ve etkileyici şekilde yansıtabilmek amacıyla tamamı IMAX film
kameralarıyla çekildiği iddia edilmiştir.
IMAX formatı, dev negatif alanı
sayesinde doğanın büyüklüğü ve denizin gücü gibi unsurların daha etkileyici
hissedilmesini sağlar. Ayrıca, bu format "gözlüksüz üç boyut hissi"
vererek izleyiciyi filmin içine çeker. Ancak, filmin çekildiği IMAX 70 mm
formatını destekleyen salon sayısı sınırlıdır; dünya genelinde yalnızca 41 sinema
salonu bu sisteme sahiptir.
Ünye’de gösterilme giren filmi ancak
iki ay sonra Ankara’da izleme olanağı buldum.
Adından bunca söz ettiren Odyssey filmini Başkentin gözde mekânlarından Paribu Cineverse Atakule’de izledim. Ne
yazık ki bu gözde mekan, IMAX 70 mm formatını destekleyen bir salona sahip
değildi. Üstelik o matinede filmi izleyen sadece dört kişiydik. Böyle bir
yapımın bu kadar çabuk izleyici kıtlığına düşmesi şaşırtıcıydı ve yapımın bizi
derinden sarstığını söylemek oldukça zordu. Buna karşın bilet fiyatlarının
“sarsıcı” olduğunu söylemek mümkün.
Filmle ilgili eleştirilere
gelirsek...
Sinema Eseri olarak Odyssey Destanı
Daha önce birçok kez filme uyarlanan Odyssey Destanı, adından fazla söz ettirmemişti. Nolan’ın elinde bu yapım, sinema dünyasını radikal bir şekilde ikiye böldü. Peki, MÖ. 800’lerde yazılmış bir destan, nasıl oluyor da 2026 yılında sinema salonlarını doldurabiliyor ve eleştirmenleri yoğun bir tartışmanın içine çekiyor?
Sinema tarihinin iddialı uyarlamalarından
biri olan bu yapımı ve arkasındaki binlerce yıllık kadim mirası daha iyi
anlamanızı sağlayacak ayrıntılara daha yakından bakalım.
1- Filmdeki en unutulmaz savaş sahnesi aslında Odysseia Destanı’nda Yok!
Film, görkemli bir ziyafet salonunda masanın üzerine çıkıp hikaye anlatan bir adamla açılıyor. Müzisyen Travis Scott’ın canlandırdığı (aynı zamanda filmin kapanış jenerik müziğini besteleyip seslendiren) bu anlatıcının aktardığı Troya Atı hikayesi, filmin en akılda kalıcı anlarından biri. Ancak Troya Atı olayı, Homeros’un Odysseia veya onun öncülü olan İlyada eserlerinde yer almaz! Nolan bu anlatıyı, Homeros'tan yüzyıllar sonra kaleme alınan Vergilius’un Aeneis adlı eserinden ve diğer antik şairlerin aktarımlarından derleyerek kurgusuna eklemiştir.
Görsel anlatımda ise Nolan
geleneksel sinema kalıplarını tamamen yıkıyor. Zihnimizde yer eden "dört
tekerlekli oyuncak at" imajı yerine; deniz kıyısında sığ sulara kısmen
gömülmüş, sanki dalgaların arasından ve kumların altından arka ayakları
üzerinde şahlanıyormuş gibi duran, yuvarlanan kütüklerden oluşan bir platform
üzerinde taşınan devasa bir ahşap at tasarımıyla karşılaşıyoruz.
Bu ahşap yapının içine tıkıştırılmış olan Odysseus (Matt Damon) ve Menelaos (Jon Bernthal) gibi Yunan savaşçılarının klostrofobik halleri son derece fiziksel bir gerçeklikle işleniyor. Birbirine karışmış uzuvlar, havasızlık, günlerce süren bekleyiş ve hatta içeride Troya askerleri gelmeden önce ölen birkaç Greek askerinin çürüyen ceset kokusu... Sinema eleştirmeni Matt Zoller Seitz’ın da vurguladığı üzere Nolan, ceset kokusunun diğer insani kokuları bastırdığı bu ham ve klostrofobik anlatıyla, eski bir masalı tamamen taze, rahatsız edici ve dokunsal bir gerçeklikle sunmayı başarıyor.
2. Eleştirmenler neden ikiye bölündü? "Başyapıt" mı, "Ruhsuz bir teknik fetişizmi" mi?
Odyssey, vizyona girmesiyle birlikte hem dünya basınını hem de yerli sinema yazarlarını radikal bir şekilde iki farklı cepheye ayırdı.
Övgü Cephesi: The Telegraph
filmi tereddütsüz "yılın filmi" ilan ederken, The Times "her
anlamda bir başyapıt" olarak niteledi. Guardian yazarı Peter Bradshaw filme 5 yıldız vererek yapımın
heyecan verici bir hırs, cesaret, ciddiyet, cömertlik ve yetenek barındırdığını
belirtti. Filmin IMAX çekimleriyle yaratılan devasa ölçek, analog görsel
atmosfer ve zamanın akışıyla oynama yeteneği büyük takdir topladı. Filmde
bilgisayar efektleri veya yapay zeka kullanılmaması, sinemanın hala bir sanat
eseri olduğunu gösteriyor. İnsan emeğine ve dehasına dayanması, onun sıradan
bir ürün olmadığını kanıtlıyor.
Eleştiri Cephesi: Diğer tarafta
ise rejisel ve anlatısal boyutlarda sert eleştiriler yükseldi. Nolan
filmlerinin kronikleşen boğuk ses miksajı (oyuncuların sette kaydedilen
diyaloglarının yüksek ses efektleri arasında kaybolması) ve Financial Times’tan
Danny Leigh’in belirttiği çağdaş dil
tercihlerinin dönem atmosferini zedelemesi filmi sıradanlaştırdığı biçiminde yoğun
eleştiriler aldı. OrtaKoltuk yazarı Orkun Alp Eğinlioğlu ise filmin rejisel kusurlarını vurgulayarak; Akdeniz
dünyasının Baltık coğrafyasıyla harmanlanmasını, kostüm ve mekanlardaki
eklektizmi ve aksiyonun "2000 sonrası Hollywood savaş estetiğine"
hapsedilmesini sertçe eleştirdi. Eğinlioğlu, filmin Homeros’un felsefi ve
ahlaki öğretilerini yok sayıp "Katolik ögeler" ve "beyaz adamın
tahakkümünü" merkeze alan bir teknik fetişizme dönüştüğünü savundu.
"Buradaki
ölçek ve kapsam, açıkçası insanı hayrete düşürüyor. Bu, günümüz yönetmenlerinin
çok azının hayal edebileceği, göze alabileceği veya gerçekleştirebileceği
büyüklükte bir sinema örneği." — John Nugent, Empire
Devam edecek: Yerli ve yabancı eleştirmenlerin Odyssey filmini değerlendirmelerine devam ve bize göre Nolan’ın Odyssey filmi nasıl bir yapım?







