28 Ekim 2026 Çarşamba

Fransa’da Neler Oluyor?

 


Fransa’da Neler Oluyor?

  

Hafta başından itibaren Paris’in kalbi sayılan Şanzelize Bulvarı, silahlı devlet güçleri tarafından işgal edildi. Liberalizm kavramının beşiği, uygulamadaki öncüsü Fransa’dan bahsediyoruz, hatırlayalım lütfen: “Liberté, égalité, fraternité”...


Özgürlük, eşitlik, kardeşlik!

Üç hafta önce yazmıştık: İsrailli tarihçi Harari’nin “Liberalizm” tespitinden yola çıkarak “Hangi Liberaliz?” demiştik.[1]

Yine Fransa, yine insanlar sokakta ve yine terör...

Fransa’da Neler Oluyor?

Liberalizmi tarihte ilk uygulayan topluluk Fransa, “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganıyla 1789’da bir devrim gerçekleştirdi.

Odur budur, Fransa insanlık tarihinin “öncü” gücü kabul edildi.

1848-50 Fransa’da Sınıf Savaşımları, 1870 Paris Komünü, 1968 Mayıs Olayları...

Hepsi de Fransız kökenli.[2]    

Fransa’da son protesto dalgası, 17 Eylül’de Paris çevresindeki liselerde başlayan eğitim sistemi karşıtı gösterilerle ortaya çıktı. Öğrenci gösterileri anında geniş bir toplumsal harekete dönüştü. Hayat pahalılığı, ücretlerin alım gücünü koruyamaması, kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar ve hükumetin bütçe politikaları da protestoların gündemine girdi.

İşçiler, işsizler, öğrenciler, emekliler, sendikalar, göçmenler ve Sarı Yelekliler...

Liseli öğrencilerin başını çektiği hareketin destekçileri arasına girdi.

Liseli gençler bu defa Sarı Yelekliler’den rol kaptı, el aldı.


 

Kim Bu Sarı Yelekliler?

 

Fransızcada “Gilets Jaunes” olarak adlandırılan Sarı Yelekliler, 2018 yılında Fransa’da ortaya çıkan, belirli bir siyasi partiye veya tek bir lidere bağlı olmayan toplumsal protesto hareketidir. Adını, sürücülerin araçlarında bulundurmak zorunda olduğu fosforlu sarı yeleklerden alır.

Hareket, başlangıçta akaryakıt fiyatlarına ve planlanan yakıt vergisi artışlarına yönelik tepkilerle gündeme geldi. Ancak protestolar kısa sürede ekonomik eşitsizlik, satın alma gücünün azalması, vergi politikaları ve kırsal bölgelerde kamu hizmetlerine erişim gibi daha geniş konuları kapsadı.

Hareketin temel hedefleri arasında daha adil gelir dağılımı, referandum hakkı ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi yer alır. Gösterilerde polis müdahaleleri ve şiddet olayları sıkça yaşandı.

 



 2026 Güz Eylemleri Nasıl Gündeme Geldi?


Tartışmaların önemli başlıklarından biri, Fransa’nın 2027 bütçesi için gündeme gelen yaklaşık 54 milyar avroluk mali düzenleme paketidir. Hükümet, bütçe açığını azaltmak amacıyla harcama kısıtlamaları ve gelir artırıcı önlemler üzerinde duruyor. Sendikalar ve protestocular ise bu politikaların ücretler, eğitim, sosyal destekler ve kamu hizmetleri üzerindeki olası etkilerine itiraz ediyor.

Öğrencilerin talepleri arasında okullara daha fazla kaynak ayrılması, öğretmen açıklarının giderilmesi ve eğitim koşullarının iyileştirilmesi bulunuyor.

Çalışanlar ve sendikalar ise ücretlerin artırılması, alım gücünün korunması ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gibi konuları öne çıkarıyor.

İşsizler ve göçmenler, nüfusları gibi sorunları da gün geçtikçe artmakta...

Emekliler ise bu gelişmelerden olumsuz yönde etkilenenlerin başında geliyor. Macron yönetimi, emekli aylıklarının dondurulması ve reel olarak geriletilmesi kararlarını savunuyor. Emeklilerden yapılan kesintilerden elde edilecek kaynağın milli eğitim bütçesine aktarılacağı  iddia edildi. Böylece kuşaklar arası dayanışma sabote edilecek ve ekonomik darboğazın mağduru gruplar birbirine düşürülecekti.

Ancak uygulamada bunu bile başaramadılar.

Hükümetin eğitim alanında 3 bin ek yedek öğretmen görevlendirme açıklaması yaptığı, bazı üniversite kayıt ücretlerine ilişkin artış planlarından da vazgeçtiği bildirildi.

Fransa’da bozulan sosyo-ekonomik yapıdan en karlı çıkan kesim Fransız Sağı idi.

2024 yılında yapılan erken genel seçimlerde Jean-Marie Le Pen’in Sağ Partisi RN (Rassemblement National-Ulusal Birlik), 10 milyon 4 yüz bin oy alarak rekor kırdı.

Aşırı sağ ittifak, ilk turda oyların yüzde 33,15'ini toplayarak birinci oldu.

Macron'un neoliberal politikaları, Fransız Sağı’nı güçlendirmekle kalmadı, yabancı düşmanlığını körükledi ve sosyal sorunlara yol açtı.

Fransa’da iktidardaki güçler protestocuların taleplerini karşılamak yerine Fransa’da daha büyük gösterilere zemin hazırladı. 

17 Ekim’deki gösterilerin büyük bölümü başlangıçta barışçıl yürüyüşler  biçimindeydi. Akabinde bazı kentlerde protestolar şiddet olaylarına dönüştü. Paris, Marsilya, Lyon ve Limoges gibi kentlerde polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı; bazı mağazalar yağmalandı, araçlar ateşe verildi ve kamu binaları zarar gördü. Limoges kentindeki belediye binasında çıkan yangın, olayların en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Marsilya’da belediye binasına saldırıldı, Lyon’da ise turizm ofisleri ateşe verildi.

Başlangıçta basitmiş gibi görünen Liselilerin eylemi Fransa’yla sınırlı kalmadı. Paris’in bariyerlerle kapatılmış bulvarlarından Milano’nun gösterilerle sarsılan caddelerine, Brüksel-Midi istasyonunun barikatlarından Lizbon ve Tiran sokaklarına kadar Avrupa genelinde kitlesel bir öfke dalgasına dönüştü.

 

Fransa’daki Eylemlerin Siyasi Sonucu Ne Olacak?

 

Protestolar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin son döneminde Fransa’nın ekonomik ve siyasi sorunlarını yeniden teşhir masasına yatırdı.

Bütçe açığı, kamu harcamaları, eğitim sistemi ve gelir dağılımı gibi konular hükümet ile muhalif gruplar arasında tartışmalara neden oldu. Buna karşın mevcut gösteriler müesses nizamı yıkılacak düzeyde görülmüyor. Hatta son gelişmeler. Sarı Yelekliler hareketinin 2018’deki etkisine ulaşıldığı anlamına da gelmiyor.

Bugünkü hareket, farklı talepleri olan grupları bir araya getirmiş durumda ancak bu grupların ortak bir siyasi program etrafında birleşmesi henüz söz konusu değil. Üstelik eylemlerin boyutu büyüyüp yaygınlaştıkça, iktidarın zor aygıtları da sahaya inmekte gecikmemiş, orantısız güç uygulamaya başlamıştır.

Fransa’daki gelişmelerin seyrini, hükumetin bütçe ve eğitim politikalarına ilişkin atacağı adımlar, sendikaların tutumu ve protestoların sonraki günlerde ne ölçüde devam edeceği belirleyecek.

Şimdilik Fransız İhtilali’nin önderlerinden Danton’un “Atılım, atılım, atılım!” dediği evreyi yaşıyor Fransa sokakları... Olan biteni, yalnızca Sarı Yeleklilerin geri dönüşü olarak değerlendirmek doğru değil. Eğitim sorunlarıyla başlayan gösteriler, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine ilişkin kaygılarla birleşerek ülke çapında bir toplumsal tepkiye dönüştü. Sarı Yelekliler ise bu tepkinin içinde yer alan gruplardan biri olarak yeniden gündeme geldi.


 

Avrupa’ya Yayılan Öfke

 

Paris’in bariyerlerle kapatılmış bulvarlarından Milano’nun gösterilerle sarsılan caddelerine, Brüksel-Midi istasyonunun barikatlarından Lizbon ve Tiran sokaklarına kadar Avrupa genelinde kitlesel bir öfke dalgası yayılıyor. Televizyon bültenleri ve dijital medya akışları ise bu hareketliliği çoğunlukla aynı yüzeysel anlatıyla sunuyor: Biber gazı bulutları, alev alan çöp konteynerleri, polisle çatışan maskeli gruplar ve "kamu düzenini bozan" sokak kargaşası...

Oysa televizyon kameralarının odaklandığı anlık patlamaların ve gazete başlıklarının ötesine geçtiğimizde, sokaklardaki hareketliliğin münferit birer protesto gösterisi olmadığını anlarız. Karşımızda; İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen refah devleti modelinin çözülüşü, kemer sıkma politikalarının yıkıcı etkisi ve kamu kaynaklarının sermaye odaklarına transferiyle derinleşen sistemik krizler bütünü yer alıyor.

Avrupa sokaklarını dolduran kitlelerin öfkesini nasıl yorumlamak gerekiyor?

Fransa özelinde yeniden ivme kazanan Avrupa toplumsal hareketinin analizini sosyo-ekonomik boyutlarıyla ele alınca karşımıza neler çıkıyor?

 

Devam edecek: Avrupa Sokakları Ne Anlatıyor?

28.10.2026, Ünye Kent


Dipnot:

[1] 07.10.2026 Ünye Kent, “Hangi Liberalizm?” https://www.unyekent.com/kose-yazilari/hangi-liberalizm-6145

[2] “Meseleye Fransız bakmak” deyişi, siyasi literatüre geçen “eylemci” bakış açısını ifade eder.