19 Şubat 2025 Çarşamba

Nolan’ın Odyssey Filmi ve Ordu

 




Nolan’ın Odyssey Filmi ve Ordu

 

“Christopher Nolan'ın yeni filmi 'THE ODYSSEY'in bazı sahneleri, Türkiye'nin Ordu ilinin Perşembe ilçesine bağlı Yason Burnu'nda çekilecek.”

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre Christopher Nolan yeni filmi için Ordu’yu seçmiş görünüyor.[1]

Haber şöyle: Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in bir bölümünü Ordu’nun Perşembe ilçesindeki Yason Burnu’nda çekecek. Hollywood’un dev isimlerini buluşturacak proje, hem sinema hem de turizm sektöründe büyük heyecan yarattı.

Sinema dünyasının en önemli yönetmenleri arasında gösterilen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in çekimleri için Türkiye’yi seçti. Yunan şair Homeros’un efsanevi ‘Odysseia Destanı’ndan uyarlanacak filmin bazı sahneleri Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekilecek. Haber, Christopher Nolan’ın fan sayfası tarafından X platformunda duyuruldu. İnternetin en büyük sinema veri tabanı IMDb’de de filmin çekim mekânları arasında Ordu’nun bulunduğu bilgisine yer verildi.

 

Ordu’yu Tanıtacak

 

Christopher Nolan’ın Ordu’da çekim yapacak olması, bölge turizmcileri tarafından büyük bir fırsat olarak görülüyor. Turizmciler, Yason Burnu gibi tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehrin, bu önemli film sayesinde uluslararası arenada tanınırlığını artıracağı görüşünde.

‘The Odyssey’, Odysseus’un Truva Savaşı’ndan sonra eve dönme yolculuğunu beyazperdeye taşıyacak. Yeni IMAX teknolojileri kullanılarak dünyanın çeşitli lokasyonlarında çekilecek filmin yapımı Universal Stüdyoları tarafından gerçekleştirilecek. Sinema dünyasında heyecan uyandıran filmin oyuncu kadrosunda Hollywood yıldızları Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Charlize Theron ve Zendaya yer alacak.

Filmin 17 Temmuz 2026’da vizyona girmesi planlanıyor.

 

Christopher Nolan

 

Christopher Nolan'ın Oppenheimer filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar kazanması, etkileyici ve üretken kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Nolan, yıllar içinde filmlerinin eleştirel beğenisiyle 18 Oscar kazandı. Oppenheimer ayrıca Christopher Nolan'ın En İyi Film ödülünü kazanan ilk filmi.

Hollywood'un önde gelen yetenekli film yapımcılarından biridir ve Christopher Nolan'ın Oscar'larda kapsamlı bir geçmişi vardır. Nolan, yıllar içinde çok sayıda film yönetti, yazdı ve yapımcılığını üstlendi; ilk uzun metrajlı filmi ise 1998'de Following ile geldi. Ancak Nolan'ın ikinci filmi Memento (2000) onu ilgi odağı haline getirdi ve yükselen bir film yapımcısı olarak rolünü pekiştirdi. Diğer projeleri arasında Insomnia (2002), The Dark Knight üçlemesi (2005-2008), The Prestige (2006), Inception (2010), Interstellar (14), Dunkirk (2017), Tenet (2020) ve Oppenheimer (2023) yer alıyor.

Christopher Nolan'ın filmlerinin çoğu eleştirmenlerden beğeni topladı, bazıları gişede diğerlerinden daha iyi performans gösterdi. Son zaferi, Oppenheimer ile En iyi Film, En İyi Yönetmen dâhil, 7 dalda Oscar aldı.[2]

17 Temmuz 2026’da gösterime girmesi planlanan Odyssey ise bir Homeros Destanı uyarlaması. Truva Savaşı'ndan sonra Odysseus'un tehlikeli yolculuğunu konu alan eserde, Polifem, Sirenler, Kirke ile karşılaşmaları ve karısı Penelope ile yeniden bir araya gelmesi anlatılıyor.

 

Homeros ve Destanlar

 

Homeros, Antik Dönem edebiyatının temel eserleri olan iki destansı şiirin (İlyada ve Odysseia) derleyicisi olarak bilinir. Smyrna (İzmir) yahut Chios /Sakız Adası) doğumludur.[3]

MÖ. 8. Yüzyıl'da yaşadığı bilinen İyonyalı ozan Homeros’un Smyrna (İzmir) bölgesinde yaşadığının kanıtı, İzmir-Menderes’teki Klaros Bilicilik Merkezi kazıları sırasında ortaya çıkarılan Homeros heykelidir.[4]

Apollon Klarios Kutsal Alanı, Anadolu ve dünya arkeolojisinde önemli bir yere sahiptir. Öncelikle, antik yazarların sıklıkla söz ettikleri Hekatomb (yüz adet hayvan bağlama bloğu) bir kutsal alanda bulunmuş dünyadaki tek eserdir. Ayrıca Klaros Kutsal Alanı, anıtsal boyutta (8 m. yüksekliğinde) kült heykelleri, (Apollon, Artemis ve Leto) in situ bulunmuş ender kutsal alanlardan biri konumundadır. Diğer bir özelliği ise, Apollon Klarios Tapınağı’nın krepisi (basamakları) dahi yazıtlı olan tek kutsal alandır.[5]

MÖ. 11. ile 8. Yüzyıl arası, Homeros Dönemi (Homeric Period) olarak adlandırılır. Çünkü Homeros'un destanları İlyada ve Odysseia bu dönemi incelemek için mevcut tek tarihsel kaynaktır. Batı edebiyatına kaynaklık eden bu eserler, defalarca filme çekilmiş, dizi yapılmıştır.

İki eserden ilki olan İlyada'da iki milleti ilgilendiren tarihi bir olaya yani Troya Savaşına şahitlik ederiz ki bu niteliğiyle İlyada, efsane niteliği taşımaktadır. İlyada'dan sonra kaleme alındığı düşünülen Odysseia adlı eserde ise destanın başkahramanı olan Odysseus'un 10 yıl boyunca Akdeniz'de yaşamış olduğu, gerçeküstü niteliklerin de bulunduğu maceralara ve dehasına şahitlik ederiz.[6]

Odysseus’un yaşadığı macera İlyada destanıyla başlar. Çanakkale topraklarında geçer ve Troya Savaşı’nın tahta atı Odysseus’un tasarımıdır. Wolfgang Peterson’un yönettiği, Brad Pitt’in başrollerini oynadığı 2004 yapımı Troy filmi İlyada destanına dayanır.

Odysseia, Troya Savaşı sonrası Odysseus'un Yunanistan’a dönüş öyküsüdür (İthaka) ve Ege Denizi’nde geçer. Dolayısıyla Karadeniz ve Ordu (Perşembe Yason Burnu) ile ilgisi yoktur.

Yason Burnu, Yason ve Argonotların Altın Post’u almaya gittikleri Kolkhis’ten (Doğu Karadeniz-Gürcistan) dönerken konakladıkları yerdir. Argonot öyküsünün çıkış noktası,  Argonautica adlı destandır. Rodoslu Apollonios tarafından MÖ 3. yüzyılda yazılmış epik bir Yunan şiiridir.[7]

Argonautica, Homeros destanlarıyla aynı dönemi anlatmasına rağmen, ortak kahramanlara sahip değildir. Nolan ve ekibinin Odyssey için Yason Burnu’nu tercih sebepleri, Odysseus’un yaşadığı mitolojik atmosferle örtüşüyor olmasıdır.

2004’te duyarsız kaldık, Troy filminin çekimleri ait olduğu Türkiye topraklarından çok uzakta çekildi…

Umarız bu defa öyle olmaz; gerekli önemi ve özeni gösteririz. 

Ancak bu işi uyanıklık yapmadan, Ordu’yu Çanakkale’ye taşımadan yapmalıyız!

 

Nolan’ın Odyssey’i Üzerine Notlar

 

*      1905'te New York'ta kurulan ABD’nin en köklü yayın organlarından Variety Magazine’de yayınlanan bir konferans görüşmede, IMAX CEO'su Richard Gelfond, Christopher Nolan'ın bir sonraki filminde daha önce hiç görülmemiş IMAX teknolojisini kullanacağını açıkladı. Kaynak: IMDb

*      Filmin lokasyonu IMDb’de Ordu-Türkiye olarak ilk sırada yer alıyor. Diğer çekim alanları Messinia- Yunanistan, Los Angeles-ABD, Varzazate-Fas ve Sicilya-İtalya olarak gösteriliyor. Ancak belirtilen film çekim alanları kesinleşmiş değildir.

*      Türkiye lokasyonu Ordu’nun Yason Burnu olması, Odyssey destanında geçen bir yer olmasından değil, coğrafi özelliklerindendir. Çünkü Yason Burnu, adını aldığı Yason (Iasson-Jason) ve Argonotlar destanında geçer. Odyssey destanı kahramanı Odysseus ile ilgisi yoktur.

*      Çanakkale yetkilileri, Petersen’in Troy (2004) filmindeki aymazlıklarını tamir etmek amacıyla, bu defa harita üzerinde Ordu’yu Çanakkale sınırlarında göstererek film ekibine çağrı yapmışlardır.  

 

Kaynaklar:

 

Thomson, George. Tarih Öncesi Ege, Payel Yay, İst. 1991

Şahin, Nuran. Klaros Kazı, Restorasyon ve Epigrafi Çalışmaları, İzmir 2002

Tanrıver, D.S.Akar. Apollon Klarios Kültü, Doktora Tezi, İzmir 2009

Erhat Azra, A. Kadir. İlyada, İş Bank. Kül. Yay. İst. 2023

Kabayel A, Varilci A D. Ünye Tarih Araştırma Grubu:

Karadeniz, Bölüm IV, Yason ve Argonotlar, 10.02.2012 Ünye Kent
https://unyetariharastrmagrubu.blogspot.com/2012/02/karadeniz.html

Aya Nikola’dan Yason Burnu’na, 05.08.2019, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/haber/aya-nikola-dan-yason-burnu-na-2-6567.html

 

 

19.02.2025, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/kose-yazilari/nolanin_odyssey_filmi_ve_ordu-5206.html

 


 



[1] Hürriyet, 14 Şubat 2025

[2] IMDb (Internet Movie Database)

[3] Thomson, 1991.s.299

[4] Şahin, 2002, s. 76

[5] Tanrıver, 2009, s. 99

[6] Erhat, Kadir. 2023, önsöz.

[7] Kabayel A, Varilci AD. 2012, Ünye Kent ve 2019 Ünye Kent

12 Şubat 2025 Çarşamba

Karadeniz Arkeolojisi-Amasya Kral Kaya Mezarları

 


Karadeniz Arkeolojisi-Amasya Kral Kaya Mezarları

  

Kral Kaya Mezarları, Türkiye'de bir Orta Karadeniz kenti olan Amasya'da bulunur. Pontus krallarının kraliyet nekropolü sayılan farklı boyutlarda kayaya oyulmuş anıtsal mezarlardır.[1]

Amasyalı Antik Dönem coğrafyacısı Strabon, Amasya Kalesinin güney yamacında yer alan 5 mezarın, Hellenistik Çağda yaşayan ve M.Ö. 3. yüzyılda Amasya’yı başkent yapan Pontus Krallarına ait olduklarını belirtmektedir.[2]

Ana kayaya oyularak anıtsal ölçülerde yapılmış olan kaya mezarlarının etrafı U biçiminde galerilerle çevrilidir. Mezarlara ortadan açılan bir kapı açıklığından girilmekte olup mezar odası içerisinde ölünün yatırıldığı kline (sekiler) bulunur. Ön cepheleri üçgen alınlıklı ve avlularının içinde alınlığı taşıyan sütun dizelerinin yer aldığı bilinmektedir.

Tapınak formlu kaya mezarlarının en iyi örneklerinden sayılan bu yapıların elamanları Roma işgali sırasında yerlerinden koparılarak bugünkü görünümü almıştır.


 

Beş Büyük Kral Kaya Mezarı

 

Gutenberg Üniversitesi öğretim üyesi Robert Fleischer’ın özel araştırma alanı olan Amasya şehrinin üzerindeki kayalarda beş büyük mezar bulunur. Pontos Krallığı'nın en etkileyici arkeolojik kalıntılarıdır ve şehirdeki basileia'dan ve Harşena Dağı'nın tepesindeki akropolün Helenistik duvar kalıntıları bir kenara bırakılırsa, neredeyse tek korunmuş kalıntılarıdır.[3]

Bu kaya mezarları Amasya'nın içindeki ve dışındaki diğer bazı mezarlarla birlikte, Anadolu'daki Arkaik Çağ'dan Helenistik Çağ'a kadar olan en son kaya mezar grubunu temsil ederler ve Urartu, Frigya, Likya, Karia ve Paphlagonia'daki öncüllerini takip ederler.

Kral Kaya Mezarları, Helenistik Dönem’de, Amasya'daki Harşena Dağı'nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyulmuştur.

Mitridatların Pontus Krallığı, MÖ 302 yılında I. Mithridates Ktistes tarafından kuruldu ve başkent olarak Amasya seçildi.

Kurucu Kral I. Mithridates Ktistes’den I. Pharnakes’e kadarki beş krala ait kaya mezarları, ana kayadan galerilerle ayrılarak U biçiminde oyulmuşlardır.



Kız Sarayı bölgesinde I. Mithridates’ten MÖ 160 yılına dek hüküm süren I. Pharnakes'e kadarki beş kralın kaya mezar sıralaması şöyledir:

I. Mithridates, Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates ve I. Pharnakes.

Kaya mezarlarının içinde geçitler bulunur. Mezarlar kente hâkim konumdadırlar. Krallar Vadisi olarak bilinen ve Yeşilırmak kıyısında bulunan bölgede toplamda, 21 kaya mezarı bulunur. Bu mezarlara kale içindeki dokuz kaya mezarı dâhildir.

 




Kral Mezarlarının Konumu

 

Kraliyet nekropolü, Amasya kent merkezinden geçen Yeşilırmak nehrinin kuzeyinde, 272 m yüksekliğindeki Harşena Dağı'nın güney yamacında yer almaktadır. Anıtsal kral mezarları, I. Mithradates’in (MÖ 281-266) Pontus Krallığı'nı kurması ve Amaseia'yı (Amasya) başkent yapmasından sonra bu bölgeye konumlandırılmıştır. Kireçtaşı kayalara oyulan bu mezarların içinde büyük taş mezar odaları bulunmaktadır. Kuzey Anadolu'nun ve krallığın en görkemli anıt mezarlarını barındıran bölge yüzlerce yıl süren Helenistik geçmişi nedeniyle "Krallar Vadisi" olarak adlandırılır.

 

Kızlar Sarayı bölgesinde beş kral mezarı bulunur ve I. Mithridates'e (MÖ 266'da öldü), Ariobarzanes'e (MÖ 250'de öldü), II. Mithridates’e (MÖ 210 civarında öldü), Mithridates III'e (MÖ 190 civarında öldü) ve I, Pharnakes’e (MÖ 155 civarında öldü) aittir.

Amasya Kalesi'nin içinde Harşena Dağı'nın yamacında dokuz kaya mezarı daha vardır. Şehrin etrafındaki kaya oyma kraliyet mezarlarının toplam sayısı 21'dir.[4]

 

Fleischer’e göre Amasya Kral Kaya Mezarları

 

Gutenberg Üniversitesi öğretim üyesi Robert Fleischer, Eylül 2002'de mimar Falko Ahrendt-Flemming ve arkeolog Nicole Birkle ile birlikte bu alanda araştırma yaptı. Çalışmalar Deutsche Forschungs gemeinschaft'ın "Antik Çağ'da Doğu Akdeniz ve Karadeniz Bölgesi'nde kültürleşmenin biçimleri ve yolları" programı çerçevesinde yapıldı.

Kraliyet nekropolü, sağ taraftan başlayarak A-E olarak adlandırılan iki mezar grubundan oluşmaktadır. Mezar A, B ve C (Res. 3), iyi korunmuş Helenistik duvarlara sahip tepedeki akropol kalıntılarına yakın doğu cephede yer alırken,  mezar D ve E (Res. 2) batıda yer almaktadır. Mezar A'ya, kayaya oyulmuş bir merdivenle akropolden erişilebilir.

I. Pharnakes kısa bir süre önce fethettiği ve uluslararası bağlantıları olan önemli bir liman kenti Sinope yerine, ebedi ikametgâhı olmaya çok daha uygun bulduğu eski başkenti Amaseia’da gömülmek istedi.

Beş mezarın bir diğer ortak özelliği de mezar odalarının girişlerinin yüksek konumda olmasıdır; bunlara yalnızca bir merdivenle erişilebilir. Bu konumun İran'ın saflık kurallarına göre seçilmiş olması çok olasıdır. Ahamenişlerin kraliyet mezarlarının yüksek girişleri Dareios I'den Naqš-e Rostam ve Persepolis'teki Dareios III'e kadar karşılaştırılabilir.

Kaya mezarları 8 ila 15 m yüksekliğindedir. Beş mezardan oluşan grubun üçüne kayaya oyulmuş iki ayrı merdivenle, diğer iki mezara ise basamaklı bir tünelle ulaşılır. Beş mezarın her birinin içindeki mezar odalarına girişlerinin yüksek konumu nedeniyle sadece bir merdivenle ulaşılabilir. Mezarlardan üçünün cephesinde sütunlar vardır, bir mezarın altı, diğer iki mezarın ise dört sütunu vardır. Sütunsuz diğer iki mezarın üstleri yuvarlaktır.

I. Pharnakes’e ait olduğu bilinen en büyük mezarın [Mezar E] boyutları 15 m × 8 m × 6 m'dir. Kaya mezarının üzerine "Phorurarch (kale komutanı) Metrodorus, kral I. Pharnaces için tanrılara bir sunak ve çiçek tarhı adadı" yazan bir yazıt oyulmuştur.

Odalar oldukça küçüktür, bazılarında klineler (cesetlerin yatırıldığı sekiler) bulunur. Klineler tek veya sınırlı sayıda ceset için tasarlanmıştır.

Mezar A Çizimlerı (Mithridates I)

Beş mezardan üçünün sütunlu cephelere sahip olduğu tespit edilmiştir.

Mezar A rekonstrüksiyonu (yeniden yapılandırma) çizimlerinde gösterildiği gibi sekiz sütunlu, üçgen alınlıklı, I. Mithridates’e tapınak tipi bir anıt mezar yapılmış olmalıdır.

Koridorların şekline ve uygulamanın bazı teknik ayrıntılarına göre, doğudaki üç mezarın kronolojik sırasının A – B – C değil, A – C – B olduğu ileri sürülebilir. Mezar B sonuncu olarak inşa edilmiş ve A ile C arasına büyük bir çabayla yerleştirilmiştir. Müstahkem alanının üzerindeki kayalarda daha fazla yer kalmamış ve daha sonraki mezarlar D ve E onlardan çok uzak bir mesafeye yerleştirilmek zorunda kalmıştır. Sonuç olarak mezarların sırası ve beş krala atfedilmeleri şu şekildedir:

 

Mezar A: Mithridates I

Mezar C: Ariobarzanes

Mezar B: Mithridates II

Mezar D: Mithridates III

Mezar E: Pharnakes

 

Mezarların inşası mantıksal bir gelişim izlemez: Alınlıklı altıgen stil revak (mezar A), sütunsuz ve yuvarlak tepeli revak (mezar C), alınlıklı tetrastyle (dört sütunlu) revak (mezar B ve D) ve son olarak taş kaplamalı ve tepesinde arşivolt (kemer eğrisini izleyen arşitrav –pervaz- bulunan sütunsuz revak (mezar E)… Bu gelişim daha çok iki form arasındaki değişim, bu mezarları Anadolu'nun diğer bölgelerindeki kaya mezarlarıyla karşılaştırırsak çok sıra dışı görünür. Amaseia'da ters yönde bir gelişimle karşılaşılır. Yunan tapınak mimarisinden esinlenen form sonunda Pontos'ta yeni bir standarda dönüşür. Pharnakes'in Mezarı E, sonuçta Yunan olmayan bir kaya mezarı formuna ulaşır.


Pharnakes Mezarı'nın üzerinde yer alan ünlü kaya yazıtı dikkat çekicidir. Bu yazıt, phrourarchos'un (kale komutanı) (Me)trodoros'un kral Pharnakes için tanrılara bir sunak ve bir çiçek yatağı adadığını söyler. Bu sunak ve çiçek yatağı, yazıtın önündeki küçük platoda yer alıyor olmalı. Kayadaki basamaklar, bugün kısmen görülebiliyor, buraya götürüyor. Eğer E Mezarı gerçekten de Pharnakes'in son dinlenme yeriyse ki bu öngörülmüştür, bu adanma onun cesedinin yakınında gerçekleşmiş olurdu. Pontos'taki kaya mezarlarının gelişiminin Anadolu'nun diğer manzaralarından neden bu kadar farklı olduğunu sorabiliriz. Mithridates VI'dan önceki Pontus krallarının sikke portrelerine bakıldığında, MÖ. üçüncü ve ikinci yüzyıl Helenistik dünyası bağlamında çok sıra dışıdır ve çağdaş yöneticilerden ziyade Roma cumhuriyeti ve geç Helenistik "philorhomaioi" krallarını akla getirir, bu gelişmenin arkasında Yunan karşıtı ve Helen karşıtı bir tutumun yattığı varsayılabilir.[5]

Ancak bu tutumun var olmadığı gösterilmiştir. Pontus kralları kendilerini diğer yöneticiler gibi philhellenler (Yunan sever) olarak sunmuşlardır.[6]

Belki de Pharnakes I'in kaya mezarının yeni şekli, Ariobarzanes'in B Mezarı'ndan önce, bizim bilmediğimiz bazı yerel geleneklerde kök salmıştır.[7]

Pontus kaya mezarlarının gelişimi, I. Pharnakes'in Sinope'yi başkenti yapmasıyla kesintiye uğradı. Orada büyük kaya mezarları bulunmaz. Daha sonraki krallar, VI. Mithridates hariç, büyük olasılıkla tümülüslerde veya mozolelerde defnedildiler.

 

Devam edecek: Ünye Kalesi Kaya Mezarı

 

 

Kaynaklar:

 

Strabon,  Antik Anadolu Coğrafyası, Geographika, XII, XIII, XIV. Arkeoloji ve Sanat Yay. 4. Baskı, İst. 2000

Hojte, Jakob Munk, 2009. Mithridates VI and the Pontic Kingdom (Black Sea Studies), Aarhus University Press, Lancaster / England

Fleischer, Robert- The Rock-tombs of the Pontic Kings in Amaseia (Amasya)

Fleischer, Robert- 2005. Zwei pontische Felsgräber des hohen Hellenismus mit

monumentalen Inschriften, Chiron 35, 273-284.

Schmidt, E.F. 1970. The Royal Tombs and Other Monuments (Persepolis, 3). Chicago.

Olshausen, E. 1974. Zum Hellenisierungsprozeß an pontischen Königshof,

AncSoc 5, 153-170.

TC Kültür Bakanlığı Amasya İl Kültür Müdürlüğü

  

12.02.2025, Ünye Kent

 

Dip Not:

[1] Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kral Kaya Mezarları” (Sit alanı, 13 Nisan 2014'te UNESCO Dünya Mirası Alanı'nın kültürel kategorisindeki geçici listeye eklendi.)

[2] Strabon, 2000; s. 14, 19, 22, 36

[3] Robert Fleischer, The Rock-tombs of the Pontic Kings in Amaseia (Amasya), Mithridates VI and The Pontic Kingdom, Edited by Jakob Munk Højte, Aarhus University Press, Lancaster / England

[4] Bu pasajdaki bazı bilgiler ve kaynağı belirtilmeyen fotoğraflar Amasya il kültür Müdürlüğü sitesinden alınmıştır. 

[5] Schmidt, E.F. 1970. S. 64

[6] Olshausen 1974, s. 157-170

[7] Fleischer, age

5 Şubat 2025 Çarşamba

Mustafa Kemal’in Askerleri


Mustafa Kemal’in Askerleri


Mustafa Kemal’in ilk askerlerindendi.

Akkuş-Çavdar Köyü’nden Osman oğlu Hüseyin…

Akkuş’ta imamdı…

Çanakkale Savaşı’na katılmıştı redif olarak.

Bir mektupta tanıdık O’nu, Cephe’den yazdığı bir mektupta...

Mektup köyüne ulaşamamıştı.

Ünye’de bir inşaatın tuğlasından çıktı, 90 küsur yıl sonra…

Alıp Akkuş’a, köyüne ulaştırdık.[1]

 

Cephe’ye giderken Osman oğlu Hüseyin’in geride bıraktığı…

Oğlu Hasan Uncu hayattaydı ve 98 yaşındaydı.

Verdiğimiz mektubu eline aldı, yüzümüze baktı.

Durumu pek anlamamıştı.

Biz yine de görev bildik, anlatmaya çalıştık.

Mektubun bir suretini teslim ettik ailesine.

Buruk bir sevinçle döndük köyden.

Mektubun aslı halen Ünye Müze Evi’ndedir.

 

Mustafa Kemal’in son askerlerine gelirsek…

Onlardan biriydi Teğmen Ebru Eroğlu.

2000 yılında İstanbul Kadıköy’de doğmuştu.

Akkuş Ortabölme Mahallesi’nden Cemil ve Nermin Eroğlu çiftinin ilk çocuklarıydı.

Eğitim hayatını İstanbul'da sürdürdü.

Kara Harp Okulu'nu birincilikle tamamladı, mezun oldu.

Bu başarısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarihinde bir ilke imza attı.[2]

 

Evet, TSK tarihinde bir ilkti bu: Üç Harp okulunda da kızlar birinci olmuştu.

Kara Harp Okulu'ndan Ebru Eroğlu, Deniz Harp Okulu'ndan Şeyda Yıldırım ve Hava Harp Okulu'ndan İkra Kuyumcu devre birinciliğini aldılar.

Teğmen Ebru Eroğlu'nun fotoğrafı baba ocağı Akkuş’ta "Akkuş'umuzun Gururu" ifadesiyle İstiklal Caddesi'ne asıldı.[3]

 

Gel gelelim, tören sonrası Teğmen Ebru Eroğlu ve arkadaşlarının  "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek, 2016'da kaldırılan "subaylık yemini"ni okudukları ortaya çıktı...

Eroğlu ve dört arkadaşı “disiplin”e sevk edildi ve TSK’dan ihraç edildiler.

Üç disiplin amirine de aynı karar uygulandı.

Kime kılıç çekmişlerdi, hedeflerinde kim vardı?

Anında verilmişti hüküm, Ordu’dan temizleneceklerdi!

Ebru’nun afişi Akkuş’taki sokaktan indirildi.

O’na yönelik küfürler “ifade özgürlüğü” sayıldı.

Savcı, sosyal medyadaki paylaşımlarda bir suç görmedi.

Devlete göre “Mustafa Kemal’in askerleri” demek suç…

“Kemalist askere tecavüz edebilirim” demek, ifade özgürlüğüydü.[4]

 

Hey gidi kambur felek, hey gidi kahpe devran… 

Dayanılacak hal midir bu, sürüp giden bu zulüm!

Ahmed, demişti şair; bana öyle geliyor ki sen Bedreddin hareketinden biraz da millî bir gurur duyuyorsun…

(O gurur bugün Atatürk sevgisine denk düşüyor, yüreklerden asla sökülüp atılamayan!)

Yağmur çiseliyor,

korkarak

yavaş sesle

bir ihanet konuşması gibi.[5]

Karanlığın en katmerli anında, gün ışımasına yakın.

 

****

 


Kurtuluş Yok Tek Başına

Ya hep beraber ya hiç birimiz!

 

50 Yıl sonra yeniden Bertolt Brecht.[6]

Yine aynı şiar meydanlarda…

Sevinsek mi, Üzülsek mi?

Karar veremedim.

 

Gençlik yıllarımın ateşini andıran ince bir heyecan duymadım değil.

Yine de buruk bir heyecandı benim için…

Ülkenin 50 yıl sonra geldiği, getirildiği noktayı görünce hüzün ne kelime?

Kaygı duyuyorsun yeniden, 50 yıl önceki gibi.

 

50 yıl…

Dile kolay, bir ömür gibi…

Yarım asırlık bu zaman diliminde ne çok şey değişti.

İleri mi gittik, geriledik mi?

Son 22 yıllık icraatıyla bu iktidar, ülkeyi 50 yıl geri mi götürdü?

50 yıl öncekiler daha mı demokrattı, benimle yaşıtlar çok net hatırlar…

Alın size bir örnek: Denizlerin idamı için hop oturup, hop kalkan Rahmetli Demirel demokrat mıydı?

Hiçbir cana kıymamış üç insanın canını devlet adına almak reva mıydı?

Giderayak demokrat kesilse de Demirel’in vicdanı rahat mıydı?

 

Aklıma bunun gibi binlerce deli sualler geliyor.

50 yıl önce bıraktığımız yerden başlamak için vakit çok geç!

Şairin dediği gibi “Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!” de diyemiyoruz.[7]

Meramımız dünyaya yeniden gelmek değil, bununla avunmak hiç değil!

Ama şunu biliyoruz: 

Kurtuluş yok tek başına  / Ya hep beraber ya da hiç birimiz!

 

 

05.02.2025, Ünye Kent

https://www.unyekent.com/kose-yazilari/mustafa_kemalin_askerleri-5181.html

 

Dipnot:

[2] 14 Eyl 2024 Karadeniz Bayrak Gazetesi

[3] 11 Eyl 2024 Karadeniz Bayrak Gazetesi

[4] 18 Kasım 2024, Karadeniz Havadis

[5] Nazım Hikmet, Şeyh Bedrettin Destanı

[6] Bertolt Brecht; Halkın Ekmeği, Çev. A. Kadir, A. Bezirci, 1972

[7] Şiir: Yahya Kemal Beyatlı, Rindlerin Akşamı. Bestesi Münir Nurettin Selçuk'a ait segâh makamı, düyek usûlündeki şarkıdır.