20 Haziran 2018 Çarşamba

Daha Güzel Bir Ünye İçin...




Daha Güzel Bir Ünye İçin...


Oldukça kalabalık bir bayram geçirdik...
Özellikle Ramazan'ın son günlerinde Ünye nüfusu arttıkça arttı.
Çevre Yolu'na rağmen, sahildeki araç trafiği durma noktasındaydı.
Özetle söylersek, Ünye için güzel bir bayramdı...
Aramızda olmayanların eksikliğini yüreğimizde hissettiğimiz, hastası dertlisiyle bütünleşmiş bir bayramdı yaşadıklarımız.
İkinci ve üçüncü gün düşen serinletici sağanaklar olmasa, bunaltıcı yaz günlerinin geldiğine tanıklık edecektik.
Evet, Ünye'ye bayramla birlikte yaz da geldi.
Plajlar deniz sezonunu açtı.

****
Antalya'dan gelen bir konuğum bana Ünye'de gidebileceği yerleri sordu. Daha önce de defalarca gelmişti Ünye'ye ama bu defa özellikle soruyordu...
Çünkü televizyonlarda bir çok kez izlediği Ünye reklamının etkisindeydi.
- Bunca yıldır gider gelirim Ünye'ye ama o reklam filmini izleyince hayretle izledim...
- Neden hayret ettiniz?
- Ben Ünye'yi hiç böyle görmemiştim!

****
Şimdi ne diyeyim bu sevgili konuğumuza...
- Sizin son gelişinizden bu yana Ünye çok değişti, Büyük Şehir Belediyesi'yle bizim belediye el ele verdi, Ünye'de müthiş bir değişim-dönüşüm gerçekleşti, desem...
Biliyorum üç gün boyunca, ailecek Ünye'yi turlayacaklar.
Konuklarımızı kandırmış olacağım...
Yerel rehber edasıyla soruyorum:
- Tarihi bir gezi mi istersiniz, doğa turu mu?
- İkisi de olur.

****
Kafadan "Ünye Kalesi!" diyorum.
Yıllar önce gitmişler oraya...
- Değişik bir gelişme var mı? Diyor.
- En son ne zaman gittiniz?
- Yedi, sekiz yıl oluyor.
- Yüzey temizliği, kale surları, yeni kaya mezarları, falan dedim.
- Vardı onlar, dedi ama çok bakımsızdı. Tarihi geziden çok macera turizmi olmuştu bizim için...
- Olsun, çocuklar büyüdü şimdi daha rahat gezersiniz.

****
Kale'yi güvenli bulmadıkları için gitmeyi reddettiler. Üstelik yıllardan bu yana kalede hiç bir çalışma yapılmamıştı. Tüneller temizlenecek, güvenli gezi parkurları oluşturulacak diyecek oldum, gelecek zaman kipiyle konuklara rehberlik edemeyeceğimi anlayıp vazgeçtim.
Konuklar, reklam filminde gördükleri yerleri istiyorlardı.
Bir gün önce Feneraltı, Fokfok dolaşmışlar ama filmdeki karelere benzer bir şey yakalayamamışlar..
- Hepsi oradaydı işte, dedim.
- Biz hiç birini göremedik, dediler.
- O karelerin hepsi Ünye'den.
- Peki biz niye göremedik?
- Doğru zamanda, doğru yerde olamadığınız için...

****
Ne yapsak, konukları ikna edemedik. Üstelik Ünye'ye defalarca gelen konukları, reklam filminde gördüklerinin tümüyle Ünye'ye ait olduğuna da inandıramadık.
İster istemez konu Ünye'den kaydı...
Ünye için çekilen reklam filmine geldi.
Yani mazruf (zarfın içindekiler) önemini yitirdi.
Ünye'nin değil, reklam filminin güzelliği öne çıktı.
Yeni bir haberle sürdürdük sohbetimizi...
Dünya'nın en popüler turizm sitelerinden AdForum'da Ünye'nin reklam filmi Las Vegas ve Milano'dan sonra 3. sıraya yerleşmiş...
AdForum ki, günde 15 milyon kişinin ziyaret ettiği, 180 bin reklam filminin gösterildiği bir turizm portalıdır.
Reklam filminin yaratıcılarını defalarca kutlamak gerekiyor.
Tabi reklam filmiyle birlikte şunun da farkında olmalıyız...
O gösterdiğiniz Ünye var ya...
Ünye'nin altını oymak yerine içini doldurmalıyız.
Örneğin çöp belasından kurtarmalıyız bu güzelim şehri...
Çimento'nun yaktığı çöpün zehrine layık bir şehir olmaktan çıkarmalıyız Ünye'yi.
Akçay OMV Santrali'nin etkisinden kurtarmalıyız Ünye'yi...
Tarımsal ürünlerimizin yakalandığı küf hastalığı ve denizlerimizde baş gösteren felaketi önlemeliyiz.
İşte bu nedenle seçim arifesinde ortalıkta dönüp duran propaganda araçlarından boş vaatler yerine "Yaşanabilir Bir Ünye" sözü duymak istiyoruz.
Daha güzel bir dünya umuduyla...


Ünyekent, 20.06.2018
http://www.unyekent.com/yazi/293-daha-guzel-bir-unye-icin.html

12 Haziran 2018 Salı

Seçimlerin Öteki Yüzü


Seçimlerin Öteki Yüzü


Gümbür gümbür bir ses yükseliyor caddeden...
Sazıyla sözüyle Ruhi Su, Pir Sultan Abdal'dan tutturmuş gidiyor:
                                                                                                                         
Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir güzel sevdası serimde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni

"Kulaklarımızın pası silindi!" diyor eşim. Özlemişiz büyük ustanın sazını, sesini... İster istemez sesin geldiği araca yöneliyoruz. 
Ses cihazları ve afişle donatılmış minibüsü görüyoruz.
Ünye'de dolaşan seçim araçlarından biri...
İki büyük fotoğraftan birinde keskin bakışı, zeki gülümsemesiyle tanıdık bir yüz:
Muammer Bilgiç Hoca!
Yanında "Bilge Başkan" Temel Karamollaoğlu...
Saadet Partisi'nin seçim aracı...
Şaşırıyoruz haliyle, işin içinde Muammer Hoca olunca şaşırmamak mümkün mü?
****           
Ruhi Su kimdir?

1912’de Van’da doğan Ruhi Su'nun asıl adı Mehmet’tir. Anne ve babasını çok küçükken kaybetmiş, kendi anlatımıyla “Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biridir.”
Ruhi Su, ailesini muhtemelen 1915 Ermeni Tehciri sırasında yitirir. Oğlu Ilgın Ruhi Su, “Babamın 1912’de Van’da doğması, öksüzler yurdundan gelmesi, bugüne kadar hiçbir akrabasının çıkmaması düşünüldüğünde Ermeni olma ihtimali hayli yüksek." diyecektir.
Van’dan Adana’ya getirilen küçük Mehmet, önce çocuğu olmayan bir aileye verilir. Altı yaşındayken Adana Fransızlar tarafından işgal edilince Toros Dağlarına kaçarlar. Adana'ya döndüklerinde Öksüzler Yurdu'na yerleştirilir.
Öksüzler Yurdu’nda müzikle tanışan Ruhi Su, zorunlu olarak Askeri Lise'ye gönderilir. Müziğe olan tutkusu O'nu Öğretmen Okulu'nun Müzik Bölümü'ne geçmesini sağlar. Müzik Bölümü'nün ardından 1942’de Ankara Devlet Konservatuarı’nın Opera-Şan Bölümü’nü bitirir.
Bas bariton sesiyle opera sahnelerinden halk türkülerine, Alevi deyişlerine geçiş yapan Ruhi Su, sazıyla sesiyle Halk Müziği'ne yeni bir nefes getirir.
Anadolu'yu köşe bucak dolaşır, az bilinen türküleri derler. Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı, Köroğlu’nu ve Pir Sultan Abdal’ı yorumlar.
Ama hayatındaki çile bitmez...
Siyasi görüşü yüzünden başına gelmeyen kalmaz.
1952'de cezaevinde evleneceği Sıdıka hanımla birlikte Sansaryan Han'da ağır işkencelere maruz kalır. 1952-1957 yılları hapiste geçer. İstanbul’dan Adana’ya yolculuğu sırasında "Hasan Dağı" türküsünü yakar. Cezaevi otobüsünde bilekleri birbirine kelepçelenmiş mahkumların ayakları da sevk zinciriyle birbirlerine bağlanmıştır. ("Nereden biliyorsun?" diyenlere, "Tecrübeyle sabit!" derim!) Tuz Gölü yakınından geçerken tüm haşmetiyle Hasan Dağı yükselmektedir. Bu türkü, bu tür yolculukların ağıdı olarak kalır.
Ruhi Su 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden de nasibi alır.
1978'de kanser teşhisi konulan sanatçıya doktorlar 12 Eylül Dönemi'nde yurt dışında tedavi görmesini önerir. Buna rağmen, askeri yönetim "çıkış izni" vermez. Yurt dışına çıkış izni verildiğinde de hastalığı ilerlemiş, iş işten geçmiştir.
20 Eylül 1985’te hayatını kaybeder.
Cenazesi Şişli Camisi'nden kaldırılır. Türküler eşliğinde omuzlara alınır ama Ruhi Su'nun cenazesi polis engeliyle karşılaşır. Cenazeyi taşıyan kitle, barikatları aşar...
Ruhi Su'nun cenazesi, 12 Eylül sonrasının ilk büyük kitle gösterisine dönüşür.
İşte Ruhi Su'nun hayatı, türküleri ve ölümü budur!

Kalbi ve Kanadı Kırıkların Vekili...

Şimdi...
Böyle bir sanatçının sesini ve sazını seçim şarkısı seçmek akıl kârı mı?
Hele siyasi görüşü bu sanatçıyla taban tabana zıtsa...
Amerikalılar böyle durumlara "Risky Buisness" der.
Yani riskli iş!
Bizdeki seçim çalışmaları daha çok Amerikan özentilidir ve Amerikalılar riski sevmez, göze alamaz.
Bak değerli Hoca'm, bu gidişle ya elinizdeki kitleyi kaybedersiniz yahut yerinizden edilirsiniz!
Yetimlere, yoksullara ve yoksunlara dair çırpınan yüreğinizle, bir anda kalbi ve kanadı kırık bir vekil adayına dönüşebilirsiniz.
"Biri kaybedecekse, kaybeden olmayı tercih ederim" demişsiniz ya Hoca'm, bence zalimler kaybetmeli...
Ve yeryüzü mazlumların kazanacağı bir dünya olmalı!  

13.06.2018, Ünyekent


6 Haziran 2018 Çarşamba

Yalnız ve Güzel Şehrim Ünye


Yalnız ve Güzel Şehrim Ünye


Nuri Bilge Ceylan dan esinlenerek attım bu başlığı...
Ünlü yönetmen "Benim yalnız ve güzel ülkeme" diyerek almıştı En İyi Yönetmen ödülünü...
Yıl: 2008
Yer: Cannes Film Festivali
Eser: "Üç Maymun" filmi

Hayır, bizim ödül falan aldığımız yok!
Erken Seçim'e giderken düştü aklıma, Ülkem ve Ünye...
İkisi de güzel.
İkisi de yalnız! 

****
Her dönem Ünye’den önemli siyaset adamları çıkmıştır.
Demiştik...
Ta 60’lı yıllardan bu yana hep böyle!
Ama bu defa...
Ordu'dan seçilebilecekler sıralamasında Ünyeli bir isim yok!
Ünye için yeni bir dönem.
Belki böylesi daha iyi olacak...
Şimdiye kadar Ünye'den önemli siyaset adamları çıktı da ne oldu?
(Ya bi de çıkmasaydı, o zaman ne olurdu halimiz!)
Belki önde gelen bir siyaset erbabımızın olmaması daha iyi... Bu defa hamisi olmayan bir şehir olarak kendi haklarımıza daha iyi sahip oluruz. Kendi işimizi takip ederiz. Önce etrafımıza sonra da önümüze bakmasını öğreniriz.

****

On yıl önceydi...
Eski bir konaktan restore edilerek otelleştirilmiş bir mekanda dönemin Ünyeli vekillerinden biri basın toplantısı yapıyordu.
Soru-cevap yöntemiyle, sohbet ediyorduk.
- Bunca yıl iktidardasınız, demiştim...
- Ünye'de şimdiye kadar kalıcı bir eser, "işte bu!" diyebileceğimiz ne yaptınız?
Kısa bir sessizliğin ardından, küçük bir mukayese yapmaya başladı.
Hepsi ve daha ötesi diğer yerleşimlerde de yapılmış...
Maşallah bizden fazlaları var, hiç bir eksiği yok diğerlerinin!
Nerde kaldı bizim "önemli" siyaset adamlığımız?
Sonuçta icraatlarımızı "yol yapımı"na bağladık!
Biz o yıllarda iktidarın epey yol aldığını düşünüyorduk...
Anlıyoruz ki, yolun başındaymışız.
On yıl aradan sonra, geldiğimiz noktada...
Aynı soruyu sormanın sırasıdır:
Neredeydik, nereye geldik?
Gidiş nereye...

****
On yıl önce Milletvekilliği yapan hemşerimizi, bu seçimlerde göremiyoruz.
Yerini daha genç birine bırakmış görünüyor, seçilemeyecek bir yerde, en alt sırada da olsa...

Sadede gelelim...
Ne bekliyorduk, neler olmadı?
Efsane yol yapıcılığına rağmen, tarihi İpek Yolu dediğimiz, Karadeniz'in en önemli bağlantısı Tokat, Niksar Ünye Hattı'nın imarına bu iktidar zamanında da geçilemedi...
Ama alternatif projeler üretildi; Ordu'ya ve Samsun'a bağlanan değişik yollar keşfedildi. İlerde o projelere de el atılır.
Şimdilik bizim tarihi yolumuz "yattı"...
Dededen toruna miras bir projemiz vardı, Ünye Organize Sanayi...
Fatsa ikinci OSB'ye kaynak yarattı, biz hala birincisi için çırpınıyoruz!
İyi kötü bir Kültür Sarayımız vardı.
Yıktık AVM yaptık.
Kültür Sarayı, eski kapalı pazarın olduğu yere yapılacak denilmişti yahut biz öyle sanıyorduk...
Oraya 15 Temmuz Meydanı AVM'si yapıldı.
Kültür Sarayı ortada yok.
Nereye yapılacağı belli değil.
Yapılıp yapılmayacağı da şüpheli.
Fatsa yakında ikinci Kültür Sarayını yapacak...
Ünye Halk Kütüphanesi hepten muamma...
Yerini bilen var mı?
Göçmen kuşlar gibi...
Bir süredir Dönerçeşme'deki "Sarı Bina"nın üst katında...
Ulaşım güçlüğü çekiyoruz, asansörü hala bozuk.
Üniversite Yerleşkesi gelecek bahara kaldı...
Ünye Kruaziyer Limanı hayalden ibaretmiş...
Doğal Gaz bağlantısında sondan birinciyiz!
Caddelerimiz delik deşik ama bitecek gibi görünmüyor.

****
Devam etmek isterdim ama "yer" kalmadı.
Peki hiç mi "önde" olduğumuz bir şey yok?
Olmaz olur mu...
Var tabi!
Ziyafet vermede birinciyiz.
Neredeyse rekor diyeceğiz, yani o derece!!!

06.06.2018, Ünyekent

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Ordu Milletvekili Listelerinde Ünye

Ordu Milletvekili 
Listelerinde Ünye


Ülke gündeminde olduğu gibi, Ünye’nin gündeminde de seçimler var…
İlle de Cumhurbaşkanı seçimleri…
Asıl önemsenen Cumhurbaşkanlığı seçimi!
Ama Ünye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi konuşulmuyor.
Ünye’nin gündeminde milletvekili seçimleri var…
Daha doğrusu, Ordu listelerinde Ünye adaylarının yer bulamayışı konuşuluyor…
Ünye’nin ana gündemi bu…
Siyasi partilerin Ordu milletvekili sıralamasında neden Ünye yok?

****
Alın size iktidar partisinin listesi...
Ünye’den tek isim var, o da en altta.
Yavuz Selim Kıran adı adeta harcanmış…
Bu ismi orada mucize bile kurtaramaz!
Bu köşede daha önce de yazdım.
Her dönem Ünye’den önemli siyaset adamları çıkmıştır.
Ta 60’lı yıllardan bu yana hep böyle…
Feridun Cemal Erkin’den bu yana hep önemli isimler çıkmış Ünye’den, özellikle iktidar cephesinde her dönem bir bakan yahut kilit noktada görev yapan Ünyeli isimler görmüşüzdür.
Bu defa farklı…
Ordu “Büyükşehir” oldu, böyle oldu!
Geçen seçim Ordu listesinin ilk sırasında Ünyeli bir isim vardı, Numan Kurtulmuş… Gelenek henüz bozulmamıştı… Sn. Kurtulmuş memleket havasından nedense yeterince haz alamadı. Nihayet İstanbul’dan adaylığı açıklandı, böylece bir dönem sona erdi.
Artık şu anki iktidar cephesinde Ünyeli bir isim yok…
% 70’lere varan oy potansiyeline rağmen, Ak Parti’de Ünye kendine bir yer bulamamış oluyor.
Hayırlara vesile olması dileğiyle!
(Bu açığı Belediye Başkanı aracılığıyla “telafi” edebileceğimizi düşünenler var ki, bana şaka gibi geldi… Başkan’ın yapacak başka işi kalmamış olmalı yahut biz sadece bir belediye başkanı değil, bir milletvekili hatta bakan seçmişiz meğer!)

****
Ana muhalefete gelirsek…
Durum burada da pek farklı değil.
Seçilebilme hattında Ünyeli bir isim yok.
Üstelik Ünyeli isim konusunda CHP, olmayacak işlere imza attı…
Tamamen liste dışında bıraktığı Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu’nu son anda 5. sıraya yerleştirdi.
Hocamız da sitem ederek, seçimden çekildiğini açıkladı.
Hoş olmadı!

****
MHP’den ikinci sırada Ünyeli bir isim görüyoruz, Fazlı Yüksel
Seçilme şansı oldukça zayıf…
İyi Parti’ye MHP’den Ünye’de önemli geçişler olduğunu duyduk. Ordu’da MHP’nin eskisi kadar şansı kalmadığı söyleniyor. Buna rağmen İyi Parti’de de Ordu listesinin de üst sırasında Ünyeli bir isim göremiyoruz.

****
Saadet Partisi’nin ilk sırasında Ünyeli bir isim bekliyorduk.
Çünkü Ordu’da en yüksek oyu SP Ünye’den alıyor.
Ordu genelinde SP’nin Ünye oyları diğer ilçelere ve Ordu merkeze oranla açık ara önde…
Hal böyleyken Ünyeli bir isim Ordu SP listesinin ancak ikinci sırasında kendisine yer bulabiliyor…
Anlaşılan Ordu-Ünye arasındaki son dönem trendlerine Saadet Partisi de uymuş görünüyor.
Bir önceki yazımızda “Saadet Partisi Ordu listesinde Muammer Bilgiç hocamıza ikinci sırada yer verilmiş.” demiş, “Liste başında olmasını temenni ederdik.” Diye eklemiştik.
Ayrıca; Meral Akşener’in "Erdoğan ikinci turda kimi karşısında görmek istemez!" sorusuna cevap vermiştik…
“Matematik hesaba göre Erdoğan, karşısında Temel Karamollaoğlu'nu görmek istemez.” demiştik.
Tekrar yazıyorum:
Karamollaoğlu Erdoğan karşısında her kesimden oy alabilir, Ak Parti seçmeni dâhil, şu ortamda başka hiç bir lider bunu başaramaz.
Yazımızın yayınından bir gün sonra aynı soruyu Fox TV’de Sn. Karamollaoğlu’na da sordular. O’nun cevabı da aynı oldu…
Evet, ikinci tur söz konusu olursa:
Erdoğan karşısında en güçlü alternatif Karamollaoğlu’dur.

****
Konuyu HDP’ye, Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş’a getireceğim…
Ülkemiz seçimlerinin ayıbıdır; yazıktır, günahtır, zulümdür diyeceğim, şimdilik!


30.05.2018, Ünyekent
http://www.unyekent.com/yazi/251-ordu-milletvekili-listelerinde-unye.html

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Yeniden "Reklam Filmi" Üzerine


Yeniden "Reklam Filmi" Üzerine


Ünye Reklam Filmini gören tanıdıklar arıyor...
- Yahu biz bu yerleri görmedik, gerçek mi?
- Tamam, gelince oraları da gösteririz!
Şimdiden konukların listesi kabardı...
Dağ Çileği siparişi verenler oldu bu ara.
- İlle bulun!
Diyorlar, işimiz zor...
Çekin geri şu reklamı kardeşim!
Zor durumdayız, görmüyor musunuz?

****
Şaka bir yana, son bir aydan bu yana ekranlarda Ünye bombardımanı yaşanıyor. Geçen akşam Habertürk'de Cüneyt Özdemir Çakırtepe'den canlı yayın yaptı. Yaklaşık 20 dakika süren yayın boyunca Ünye'den tüm dünyaya bire bir görüntüler iletildi...
Akşamüstü Ünye!
Şaka yapmıyorum... Sadece biz değilmişiz uzaktaki yakınlarından telefon ve elektronik posta alan.
Reklam mağduru Ünyeliler olarak, kara kara düşünüyoruz...
Ziyaretçi akınına uğrarsak ne yaparız?
(İşin şaka kısmı burası; Ünyeli misafirperverdir, her kim olursa olsun hoş gelir, sefa gelir!)

****
Ünye Reklam Filmi'nde bir ayrıntıyı atlamışım!
Yücel Arzen...
Önemli bir müzik insanı; "Alemin en yetenekli müzisyenlerinden biridir" diyor bir "Ekşi Sözlük" yazarı... Bir diğeri "Çok kral adamdır" diyor.
"Ah le yar" O'nun bestesi...    
"Kimseler Bilmez" adlı albümünün yanı sıra, Devrim Gürenç'le yaptığı "Bir Aşk On Şarkı" adlı albümü var...
"Hazan Oldu", "İki alyans" gibi çok dinlenen parçaları mevcut.
Bir dönem İbrahim Sadri'nin şiirlerine müzik yapmış.
Funda Arar'ın söylediği "Aysel" ve "Kaldırımlar" şarkılarının bestecisi...
Yaptığı müzik türünün yelpazesi oldukça geniş...
Son çalışması Ünye Reklam Filmi müziği...
"Ünye Senfonisi" vermiş adını A. Selim Tuncer...
Reklam filmi dışında, müzik formuyla dinledim parçayı, enfesti...
Sn. Tuncer'in ifadesiyle söylersek: "Tam 33 senfonik yaylı, elektro gitar, klasik gitar, kanun, ud hatta kaşık bile var!"
"Synthesizer mı?" diyorum.
"Hayır" diyor.
"Bu sazların hepsi canlı. Bir başka projeye denk getirdik, yoksa bizim bütçelerle altından kalkılabilecek bir iş değildi."
Dinledikçe kendisine çeken bir beste bu...
Yerelden evrensele zengin bir çalışma.
Kitaro'dan McKennitt'e, New Age'in doruklarında dolaşıyorsunuz...
Eline, yüreğine sağlık Yücel Arzen!

****
Son bestesi Yücel Arzen'in "Ünye Şarkısı". En azından biz öyle biliyoruz. Şarkının bestesi, Ünye Senfonisi formuna yakın, Sultanı Yegah tarzında...
Yücel Arzen'in bu çalışmasını ve diğer şarkılarını bizzat kendisinden dinleyebileceğiz..
25 Mayıs Cuma akşamı Ünye'ye gelecek konser için...
(Ünye'de Ramazan Şenlikleri kapsamında bu yıl Yücel Arzen dışında, Zara, Niran Ünsal ve Soner Kabadayı gibi isimler de mevcut. Kapsamlı bir tanıtım yapılmadığı için olsa gerek, fazla duyurulamadı. Buradan duyurmuş olalım.)

****
Reklam filminden küçük bir ayrıntı daha...
Bakırcılar Arastası'ndan güzel bir açı; çarşıda çalışan bakırcı ustaları, arka planda Orta Cami'nin kemerli bahçe kapısı ve kapının üstünde her ne kadar fark edilmese de caminin tek kitabesi...
Simit sepetiyle sokaktan geçen simit satıcısı...
Anne-kızın o "doğal" halleri...
Ve fonda Yücel Arzen'in tasavvuf müziğine kapı aralayan nağmeleri.
Birden Orta Cami'den yükselen ezan sesi!
(Spartacus dizisinde finale doğru bir sahne vardı, onu hatırlattı bana... Orada da araya "Eledim eledim" türküsü giriyordu!)
Sn. Arzen'in müziğiyle görüntüler neredeyse dile gelmiş.
"Reklam olsun!" diye sarf edilen sözler fazla kaçmış.
(Antalya'dan bildiriyor kızım, reklam filmi güzel olmuş diye... Bilirim, zor beğenir. Anlaşılan özlemiş Ünye'yi diyorum. bu reklam filmi görmeyenlerde merak uyandırdığı kadar, gurbetteki Ünyelilerde "fena" özlem yaratıyor.)


Not 1: Milletvekili Adayları kesinleşti. Hayırlı olsun. Ordu CHP aday listesinde Prof. Dr. Sait Kapıcığlu'nun adını göremeyince üzülmüştük. Neyse ki, liste son anda yeniden düzenlenmiş, beşinci sırada da olsa değerli hocamıza yer verilmiş. Ak Parti Ordu listesinde ise Ünye tamamen unutulmuş. Saadet Partisi Ordu listesinde Muammer Bilgiç hocamıza ikinci sırada yer verilmiş. Liste başında olmasını temenni ederdik. Her iki hocamıza ve diğer adaylara başarılar diliyoruz.  
Not 2: Meral Akşener, "Erdoğan ikinci turda kimi karşısında görmek istemez!" diye soruyor... Matematik hesaba göre Erdoğan, karşısında Temel Karamollaoğlu'nu görmek istemez. Çünkü Karamollaoğlu Erdoğan karşısında her kesimden oy alabilir, Ak Parti seçmeni dahil. Şu ortamda başka hiç bir lider bunu başaramaz. Bir başka ayrıntı; ilk turda Cumhurbaşkanı seçilemedi diyelim. İkinci turda İnce ile Erdoğan karşı karşıya gelse, SP seçmeni tümüyle İnce'ye oy verir mi?

23.05.2018 Ünyekent

http://www.unyekent.com/yazi/237-yeniden-reklam-filmi-uzerine.html



15 Mayıs 2018 Salı

Ünye Logosu


Ünye Logosu


Yaklaşık yarım asırdan bu yana Ünye  Sadık Karamustafa'nın tasarımı olan logoyu kullanıyor. Ünye Belediyesi'nin resmi amblemi durumundaki bu grafik tasarım oldukça sade... Ünye dört simgeyle anlatılıyor; fındık, balık, deniz ve çamlık.
Nihayet, yeni bir tasarımla karşı karşıyayız...
Minyatür sanatçısı Gülçin Anmaç'ın hazırladığı yeni logo, Ünye Reklam Filmiyle birlikte karşımıza çıkıyor.
Reklam filminin galasında Sn. Anmaç, kendi çalışmasını anlatıyor...
Bu logonun geleneksel sanatımıza yaslanan, tezhip ve minyatür tarzında bir çalışma olduğunu söylüyor.
Anlatılınca fondaki şekiller daha anlaşılır hale geliyor.
Zaten sanatçımız konuşmasında değiniyor, geleneksel sanatla ele alınan bu figürler, söylendiğinde yahut biraz eğitimle "anlaşılır" hale geliyor.
Nihayetinde bu tasarım bir sanat eseridir. Aykırı bir durum yok!
Ünye'yi yansıtan unsurlar geleneksel sanatımızda yer alan soyutlamalar biçiminde verilmiştir.
Sorun nerede?

Ünye'yi Anlatan Unsurlar

Yarım asırdan bu yana yöreyi anlatan unsurlarda bir değişim olmamış...
Sn. Karamustafa'nın tasarımında yer alan unsurların hemen hepsi yeni tasarım logoda da kullanılmış.
Fındık, deniz, balık ve çam ağacı...
Bunlara deniz kabuğu, patlıcan inciri ve bulut eklenmiş.
Çam ağacı figürü yerine, "yeşili anlatmak için kozalak" kullanılmış.
Fazla bir farklılık yok...
Yıllardır Ünye logosunu tartışıyoruz, artık yenilenmesi gerekir diye...
(Hatta GENNA Ajans sahibi hemşehrimizle konuşuyorduk konuyu... Selim Tuncer "Sadık abi bir el atsın da yenilensin şu logo!" diyordu. "Hayır" demiştim, "Gençlere fırsat tanıyor Sadık abi...")  
Şimdi yeni bir logomuz var.
Bu zamana kadar eski amblemi kullanıyor olmamız inanılır gibi değil... Çok başarılı bir çalışma mıydı? Yoksa bu konuda tembel mi davrandık?
Geçen hafta "Kim bilir, belki bu yeni logo eskisinin yerini alır." demiştik.
Acaba eskisinin yerini alacak mı?
Bunu zaman gösterecek.

Yeni Logo Beğenildi mi?

Ünye'nin yeni logosuyla ilgili küçük bir anket yaptım. Çoğu üniversite mezunu ve çoğu Ünyeli... Nasıl buldunuz yeni logomuzu?
Ortalamanın üstünde bir kültür seviyesine sahip bu kesimden "olumsuz" bir eleştiri gelmedi. Eleştiriler genelde yapıcıydı, ufak tefek kusurlarını ifade edenler de oldu tabi...
Simgelerin minyatür sanatıyla ifade edilişini olumlu buldular.  Öncekinde fazla sanatsal bir yapı (soyutlama) yoktu, bu daha iyi olmuş dediler. Tezhip ve minyatür  sanatı gibi geleneksel tarza yer verilmesi tarihsel bir derinlik katmış.
Öte yandan bu tür simgelerin daha sade ve "çarpıcı" olması gerekirdi. Örneğin tek simgeyle Ünye'yi anlatması daha doğru olurdu. Bu hem eski çalışmanın gölgesinde kalmış, hem de çok girift (kalabalık) olmuş diyenler de oldu.
Bir de logo, amblem ve simge konusunda küçük tartışmalar yaşandı.

Logo nedir?

Logo yahut logotype denilen çalışmalar, tek bir blok haline dökülmüş harfler, kısaltmalar vb. kümesi anlamına geliyor. Logo, ticaretin başladığı Antik Çağlardan bu yana ürünleri, kuruluşları ya da hizmetleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan bir ya da birkaç tipografik karakterden meydana gelmiş bir işaretleme yöntemidir.
Amblem ise tipografik karakterlerin henüz bilinmediği zamanlarda kullanılmaya başlanan ve günümüzde daha çok sembollerle ifade edilen işaretlemelerdir.
Bu iki kavram günümüzde birbirine karıştırılmaktadır. Hatta logo deyişi, daha havalı durduğu için olsa gerek, amblemi de kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.
Simge ve Ticari Marka kavramları da logo ve amblem ile iç içe girince, durum iyice karmaşık hale geliyor. Neyse, konuya Selim kardeşimiz kendi bloğunda bir açıklama getirir sanıyorum. Belki getirmiştir de, bizim gözümüzden kaçmıştır.
Biz bildiğimiz kadarıyla konuya devam edelim. Amblem, çizgi ve resimle yapılan işaretlerdir. Daha geniş tanımıyla söylersek, ürün ya da hizmet üreten kuruluşlara kimlik kazandıran, sözcük özelliği göstermeyen; soyut ya da nesnel görüntülerle ya da harflerle oluşturulan simgelerdir.
Logoda ise, bir ürünün, firmanın ya da hizmetin ismi önde gelir. Resimsel öğeler kullanılsa da harf ve rakam gibi tipografik unsurlar ağırlıktadır. Bilgisayar teknolojisiyle hayatımıza giren font çeşitliliği logoların ana unsurlarını oluşturur.
Bu nedenle logolar özgün, sade, kolay ve anlaşılır olmalı, ürünü yansıtmalıdır.
GENNA Ajans'ın Ünye Kent Konseyi için hazırladığı tasarım "logo" kavramına daha çok uyarken, Ünye için tasarlanan bu çalışma "amblem" kavramında karşılığını bulmaktadır.
Sonuçta sanatsal bir çaba olduğu için bu tip çalışmaları kavramlarla sınırlamak doğru değil... Ancak geleneksel sanatları bu tip çalışmalar içine sokmak da yeni bir tarz değil. Özellikle Kültür Bakanlığı için yapılan tasarımlarda, bir süredir bu tür çalışmalar yapılmaktadır.
Ünye için yapılan bu çalışmanın değerli hocamız Sadık Karamustafa'nın yaptığı çalışma kadar tutup tutmayacağı zamanla anlaşılacaktır.
Ünye'nin yeni logosu için izlenimlerimiz şimdilik bu kadar...
Eserin sahibi minyatür sanatçısı Gülçin Anmaç Hanımefendiyi kutluyor ve tüm Ünyeliler adına teşekkür ediyoruz.

 Ünyekent, 16.05.2018
http://www.unyekent.com/yazi/222-unye-logosu.html

9 Mayıs 2018 Çarşamba

Yeşilin Gölgesine Mavinin Ötesine



Yeşilin Gölgesine Mavinin Ötesine


İçi boş eserlerin karşılığı, çoğunlukla kuru övgülerdir!
Kim, ne zaman etmiş bu lafı, bilemedim...
Lakin, geçen hafta yayınlanan Ünye'nin reklam filmi üzerine kayda değer bir söz duyamayınca geldi aklıma bu deyiş...
Hayır, bu reklam filmi böyle bir muameleyi hak etmiyordu...
Daha derinlikli bir analiz, aklı başında bir eleştiriyle karşılanmalıydı.
Bekledim, maalesef şimdiye kadar beklentimi haklı çıkaran bir değerlendirmeyle karşılaşmadım...
Gala gecesi, ajans sahibi hemşehrimiz, değerli dostumuz A. Selim Tuncer'in açıklamaları da olmasa, söz konusu film "sıradan bir çalışma" olarak arşivdeki yerini alacaktı.        

A. Selim Tuncer ne diyor?

İtalya'dan örnek veriyor Sayın Tuncer, "marka" değerinden söz ederek aynı malı bizden beş kat daha fazla fiyatla pazarladıklarını söylüyor...
"Çünkü markalama becerilerinin arkasında Rönesans var" diyor.
"Kültür ve sanat soyut düşünebilme, soyut değerler yaratabilme işidir." diyerek, orta gelir tuzağına takıldığı söylenen Türkiye'nin "soyut değerler inşa ederek" bu dönemi aşacağını iddia ediyor.
Bu anlamda, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli bakanlığının Kültür ve Turizm Bakanlığı olacağını öngörüyor. 
Konuşmasının başında bu filmin bir "tanıtım filmi" değil, "reklam filmi" olduğunu söyleyen Tuncer, her ikisini de şöyle tanımlıyor:
"Tanıtım filmi sadece tanıtır. Reklam filmi ise inşa eder, mevcut değerler üzerine yeni değerler yükler."
Evet, bu açıdan bakıldığında bilinenin ötesinde farklı bir Ünye inşa edilmiş gibi GENNA Ajans'ın reklam filminde...
İzleyenler, "Bu bizim Ünye mi?" diyebiliyor.
Sanki yaşadığımız Ünye yeniden inşa edilmiş...
  
Ünye'nin Yeşili, Mavisi...

Doğrudan mevzuya giriyorum. Hep merak ettiği, bi türlü gidemediği yere, Ünye'ye yolculukla başlıyor filmimiz... Demek ki, birileri kulağına fısıldamış, aklını çelmiş bu reklam filmi kahramanının...
Öyle ki, "Karadeniz'in kalbi" belletmiş Ünye'yi, daha görmeden, yaşamadan!
Eh, sonuçta hayal kırıklığı yaşatmamışız, önemli olan bu...
Mavisiyle yeşiliyle, renklerin bin bir tonuna şahit olmuşlar...
Mavinin ötesinde ruhlarının özlem duyduğu nice renkleri bulabilmişler ya, ne mutlu bize!
Dört dakika, kırk saniyelik filmi izleyince böyle düşünmek de mümkün.
Ancak kurguda tanık olduğumuz bu aksaklık, filmin çekim tekniği karşısında eriyip gidiyor. Tempolu bir akış, dört dakikaya sığdırılan güzelim görüntüler...
Muhteşem görüntüler de diyebilirdik!
Ertuğrul Karslıoğlu yahut Süha Arın gibi üstatların yapımlarına ayıp olmasın diye, daha dikkatli bir dil kullanıyoruz.
Öncelikle ifade edeyim; çekim ekibi Ünye'yi çok iyi bilen biri tarafından gezdirilmiş, doğal olarak... Dikilitaş'tan Çamlığa, kıyıyı kare kare görüntülemişler.
Fega'yı, Fokfok'u görünce, "Yahu bu mağara bizim kıyıdaki kovuk mu?" tereddüdünü yaşıyorsunuz. Çamlık'taki çekimler, bir yerin reklamdan ziyade yok edilmeye karar verilmiş bir simgenin belgeseli gibi duruyor.
Kazankaya'yı ve çevremizdeki çağlayanları görmeyen hemşehrilerimiz için ise, bu film bir "tanıtım" vasıtası... Ben de epeydir gidip görmemiştim, bu filmde gördüm Kazankaya'daki kemerli küçük Roma köprüsünün restore edilmiş halini...
Eksik bulduğum kısmı yok mu? Elbet de var. Örneğin Ünye'nin elde kalan tarihsel dokusu çekimlerde yansıtılamamış. Tarihi evlerin önüne kadar gelinmiş, bütünsellik verilememiş, içine girilememiş.
Sahildeki kafeye, Uzunkum'daki motel barakalarına daha az yer verilebilirdi... Asarkaya'dan efsane görüntüler getirilebilirdi. Cevizdere, Tozkoparan Kayamezarı es geçilmeyebilirdi, vs. vs.   
(Selim kardeşimin, "İnsaf, dört buçuk dakikada Ünye ancak bu kadar verilir" dediğini duyar gibiyim. Dost "acı" söyler... Tıpkı Ünye'nin Acı Suyu gibi. Acı Su, Ünye dönerinden daha meşhurdur!)  
Gayemiz burada reklam filmini enine boyuna eleştirmek, eksiğini fazlasını ortaya koymak değil. Ancak böyle bir işlemin yapılmasına kapı aralamaktır.
Başta ifade ettiğimiz gibi, bu yapım kuru övgülerin ötesinde, gerçek bir değerlendirmeyi hak ediyor.
Benzerini, Kültür ve Turizm Bakanlığının ülke turizmi reklamlarında gördüğümüz bu çalışma, ilk kez ilçe bazında çıkıyor karşımıza... Sadece bu yönüyle bile profesyonel bir değerlendirmeyi hak ediyor.
Şimdilik erken, sanıyorum ilerleyen günlerde böyle bir eleştiri yapılır...
Alanında daha iyisi yapılana kadar, bu film Ünye'nin en iyi reklam filmi olmayı sürdürecektir.
Emeği geçenlere teşekkürlerimizle...

Ünye Logosu

Gala gecesi, Gülçin Anmaç'ın hazırladığı Ünye logosu da tanıtıldı. Minyatür sanatçısı Sn. Anmaç, minyatür sanatına yaslanan bir Ünye logosu tasarlamış. Yaklaşık 45 yıldan bu yana Sadık Karamustafaoğlu'nun tasarımı Ünye logosunu kullanılıyorduk. Kim bilir, belki bu yeni logo eskisinin yerini alır.
Ünye Logosu, reklam filmi kadar önemli bir konu ve bir başka yazıya saklayalım, şimdilik bu kadar olsun.

Not 1: Reklam filminden bir ayrıntı; filmin 1.17 dakikasında çakıl taşları üzerine konan denizyıldızının Ünye'yle alakası ne?
Not 2: Sn. Tuncer'in "soyut değer inşası"na bir katkı da bizden olsun; "İnsan özünün nesneleştirilmesi, hem kuramsal, hem de pratik bakımdan, insani hayatın ve doğal tözün (cevher) büyük zenginliğini karşılayan insani duyular yaratmayı olduğu kadar, insanın duyularını insanileştirmeyi de gerektirir." (Sanat ve Edebiyat Üzerine, Çev. Murat Belge)

Ünyekent. 09.05.2018
http://www.unyekent.com/yazi/207-yesilin-golgesine-mavinin-otesine.html