13 Eylül 2023 Çarşamba

Karain’den Ünye Kalesi’ne…

 


Karain’den Ünye Kalesi’ne…

  

Dört buçuk yıl önce; 2019 Şubat’ında Karain Mağarası’nı görme fırsatı buldum...

Konuyu Ünye Kent sütunlarına taşırken, insanın insan olma serüveninde önemli buluntulara sahip bu mağara için ‘tarihin sıfır noktası’ dersek, yanılmış olmayız, demiştim.

O dönem "tarihin sıfır noktası" deyimi oldukça revaçtaydı. Göbekli Tepe için kullanılan bu deyimi Karain için kullanmak bana daha doğru gelse de, bugün bir parça yanıldığımı düşünüyorum...

“İnsanlık tarihinin sıfır noktası” deseydik, daha anlaşılır olurdu.

Karain Mağarası'nın öyküsü "ilk insan" barınağı olarak kullanılan Paleolitik Çağ'ın (Eskitaş Devri) alt dönemlerinde başlıyor...

Yani insanın yeni yeni insan olmaya başladığı dönem.

Sonra sırayla Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı insanları kullanıyor bu mağarayı...

Mağara insanlar tarafından kesintisiz iskân ediliyor…

En son Romalılar tarafından “kutsal alan” olarak kullanılmış.

“Tarih yazıyla başlar” diyorsak…

 Neolitik ve daha önceki dönemleri Tarihöncesi Dönem (Prehistoria) olarak kabul etmek gerekir.

Tarihöncesi ile tarih arasında kalan döneme Protohistorya denir ve Kalkolitik Dönem’e denk gelir. Bakır Çağı da denen dönem MÖ. 5.500-MÖ. 3.000 yıllarını kapsar.

Yazının icadı MÖ. 4.000-3.500 yıllarına rastlıyor ve bu yıllar tarihin başlangıcı olarak kabul edilir.

Kronolojik olarak Kalkolitik Dönemi, Tunç Çağı ve Demir Çağı takip eder.

Ardından Anadolu’da Arkaik Dönem, Roma egemenliği ve Türk dönemi geliyor.

Karain Mağarası bu zamanların tümünü kapsayan, kesintisiz bir yerleşim mekânı olma özelliği taşıyor...

Bu yönüyle Yarımburgaz Mağarasıyla birlikte sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en önemli doğal mağaralarından biri olma özelliği taşıyor.

 

Karain-Ünye Kalesi, ne alâka?

Birkaç ay önce Ünye Tarih Derneği grubuyla Ünye Kalesi’ni ziyaret ettik. Yeni haliyle kaleyi daha çok ziyaretçi gezebilecekti, üstelik kaledeki denetimler arttığı için defineci talanına daha az maruz kalacaktı.

Asıl dikkatimi çeken, ziyaretçiler için kaleye bir ahşap bir merdiven döşenmiş olduğuydu…

Karain Mağarasını keşfeden bilim insanı Ünye kökenli İsmail Kılıç Kökten hocamızdan yıllar sonra Prof. Dr. Işın Yalçınkaya, Prof. Dr. Güven Arsebük, Prof. Dr. Harun Taşkıran ve başka bilim insanları da burada arkeolojik kazılar yapmış ve ziyarete açılırken uzunca bir merdiven inşa edilmişti.

Karain Mağarası Antalya'nın 30 km kuzeybatısında, eski Antalya-Burdur karayoluna 5–6 km uzaklıkta bulunan Yağca mahallesi sınırları içinde yer alan yüksekçe bir tepededir.

Denizden yüksekliği 430-450 metredir.

Zirvedeki mağaraya 480 basamaklı bir merdivenle tırmanılmaktadır.

Dört yıl önce Karain’le ilgili yazımda şöyle demiştim:

“Merdivenlerin orta yerinde durup, İ. Kılıç Kökten hocamızı hatırlıyoruz. Üstelik o tarihte buraya böyle "şık" bir merdivenle çıkılmıyordu, o dönem bu tepeye nasıl tırmanabildi? Aynı merdivenlerden Ünye Kalesi için yapılabilir mi.... Ergonomik, yormuyor!”

Aklın yolu birdir, bu satırları yazdıktan yaklaşık dört yıl sonra benzer merdivenleri Ünye Kalesi’nde görmek beni sevindirdi.

Projelendiren, inşa eden ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Ünye Kalesi, Karain, Merdivenler ve Kılıç Kökten…

İşte hepsi bir araya geldi şimdi.

Karain Mağarası 77 yıl önce Ünyeli hemşerimiz Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten tarafından keşfedildi. Kökten burada öldüğü yıl olan 1974'e kadar araştırmalarda bulundu.

 

Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten (1904-1974)

30 Ocak 2019 Antalya Karain Mağarası Merdivenleri.

Karainde Stratigrafik yapı. 30.01.2019

Karain Mağarası

Karain Mağarası alt paleolitik’ten geç Roma dönemine kadar görülen kesintisiz yerleşim izleriyle Anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Klasik dönemlerdeki kullanım daha çok Adak Mağara (tapınak) niteliğinde olup, mağara alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır.

Yeryüzünde bilinen paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken Karain alt, orta ve üst olmak üzere kesintisiz bir katmanlaşma (stratigrafi) göstermekte ve bu katmanlardan elde edilen veriler, özellikle Avrupa ve Yakın Doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir vermesi açısından önem taşımaktadır.

Karain'den ele geçirilen Anadolu'da bilinen en eski insan kalıntılarının yanı sıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri de Anadolu sanatının ilk örnekleridir. (Karain'de bulunan stilize bir insan figürini, cilalanmış bir kaburga kemiğinden yapılmıştır ve Anadolu sanatının ilk örneğini oluşturur.)

Özetle söylersek, Karain’in 300 bin yıllık bir geçmişi vardır ve 10 bin yıllık geçmişe sahip Göbekli Tepe’den çok daha eski bir zamana (alt paleolitik) aittir.

Prof. Dr. Güven Arsebük, bu mağarada 1999'da Neanderthal insan fosili bulmuştur. Ülkemizde ve bu coğrafyada şu ana kadar bulunan ilk ve tek Neanderthal fosili olan bu kalıntı bilim dünyasında epeyce tartışılmıştır.

Buna rağmen insanlık tarihinin “Sıfır Noktası” değildir.

Uzağa gitmeyelim, İstanbul’daki Yarımburgaz Mağarası’ndaki buluntular daha eski bir zamana tarihlendirilmektedir. 

Ünye Kalesi Merdivenleri . 23 Haziran 2023

Ünye Kalesi Tünel Çalışmasında sona gelindi.

Ünye Kalesi Merdivenlerinde dinlenen işçiler.

Ünye Kalesi Merdivenleri Üst Bölüm.

Ünye Kalesi Merdivenleri Orta Bölüm

Ünye Kalesi Merdivenleri Alt Bölüm

Ünye Kalesi Merdivenleri Başlangıcı..


Ünye Kalesi’ne gelirsek…

Kale girişinde bulunan ve üzerinde kartal kabartmalı kaya mezarından ötürü bu yerleşimi Pontus Dönemi’ne kadar götürebilmekteyiz. (MÖ. II. YY.)

Daha öncesi var mı, bilmiyoruz?

Pontus sonrası ağır tahrip gören Ünye Kalesi’nin daha çok mezar alanı gibi (nekropol) kullanıldığını, Geç Roma döneminde inşa edilen kiliseden dolayı “kutsal alan” olarak kabul edildiğini ve Osmanlı Arşivlerinden bu kalenin askeri amaçla kullanıldığını bilmekteyiz.

Daha fazlasına ulaşmak için kalede ciddi bilimsel çalışmalar yapmak ve arkeolojik kazılarda bulunmak gerekiyor.

Tıpkı Karain’de olduğu gibi.


13.09.2023, Ünyekent