8 Ağustos 2018 Çarşamba

Ünye'nin Kayıp Hikayeleri


Ünye'nin Kayıp Hikayeleri


Bu yıl ikincisi düzenlenen etkinliğin ilkine katılamamıştım. Geçen yıl değerli öğretmenim Mehmet Zeki Gündüz'le Ünye'de yıllar sonra yeniden buluşabilecektik, olmadı. Ünye'de olmadığım için ilk "Masal Buluşması"na katılamamıştım.  
2. Ünye Anlatıcılar Buluşması'nda, konu "Ünye’nin Kayıp Hikayeleri" idi.
Ev sahibi Ünye Belediyesi. Yaşayan Kültürel Miras Müzesi'nde düzenlenen etkinlik yine aynı arkadaşların koordinatörlüğünde gerçekleşti; inşaat mühendisi, senarist ve masal anlatıcısı İsmail Canbulat ve Yaşayan Kültürel Miras Müzesi Sorumlusu Halk Bilimci İhsan Akbulut...
Geçen yıl ilk buluşma,Yalı Kumsalı'nda gerçekleşmişti.
Seçilen mekan, en az bu yılın buluşma mekanı kadar anlamlıydı.
Ortada yakılan masal ateşinin etrafında masalsı bir söyleşi...
Bu defa mekan olarak Ünye Müze Evi'nin (şimdiki adıyla Yaşayan Kültürel Miras Müzesi) bahçesi seçildi. Ortada ateş yoktu ama dinleyicilerle anlatıcılar tıpkı kumsaldaki gibi bir araya gelip halka oluşturmuştu. Aynı samimi hava içerisinde, kaybolmaya yüz tutmuş Ünye hikayeleri dile getirildi.

****
Yazar, dilbilimci Bilgin Hasdemir, Ünye şivesiyle eski pazaryeri diyaloglarını, esnaf hikayelerini ve bir zamanların mahalle ilişkilerini dile getirdi...
İrfan Işık hocamız Ünye'nin dilencilerini ve delilerini anlatı.
Blog yazarı "Mavianne" Fatma Canbulat Erdem, çocukluk anısından esinlenerek, babası Muharrem Canbulat'a ait "Çataltepe Gazoz Fabrikası"nın masalını anlattı. (Masal formu, Fatma hanımın anısını dinleyen Gülden Görgülü Güler tarafından yazılmış.)
Yaşar Karaduman Çataltepe Gazozu'nun "muzlu gazoz" kısmını, mübadele yıllarında Ünye'den göç eden Ermeni ve Rum çocuklarının trajik öykülerini ve Ünye'de evin sarnıcında mahsur kalıp ölen evin hanımını anlattı.
Bana bu bahiste, Yitik Şehir Midrebolu'yu (Mithrapolis) anlatmak düştü.
(Bazen bir kentin sadece yaşamı, kültürü değil, kendisi de tümüyle yok olup tarihe kavuşabiliyordu. Platon'un Atlantis'i gibi.)
 Ahmet Kabayel ise "Ünye'de kurgulanan mizah"ın ustası Baba Lütfi'den güldüren ve bir o kadar da düşündüren anılar aktardı. Ünye'de yaklaşık 20 yıla ulaşan yerel tarih çalışmalarından söz etti.
Halkbilimci Elif Akbulut bir Anadolu masalı anlattı bize... Halka mal olmuş Nasrettin Hoca öyküsüne benzer bir öyküydü bu. Bir bilgenin ağzından küçüklere masallar formunda ama daha çok büyüklerin ders alabileceği bir masaldı.
Tiyatro eseri yazarı Cihan Öksüz'den "Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu"nun ortaya çıkış öyküsünü dinledik. Ünye'de tiyatronun "Bir varmış bir yokmuş" üslubuyla nasıl ortaya çıktığından ve kaldırıldığından söz etti.. Gelecekte "Ünye Tiyatrosu" için fazla umutlu olmadığını söyledi.  
Etkinliğe katılan Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Eren de, Ünye'de tiyatronun asla kaldırılmadığını, "ertelendiğini" söyledi.
Masal Buluşmalarının mimarı İsmail Canbulat, annesin yaşadığı bir "Hıdırellez" öyküsünü anlattı. Aslında babasından kalan bir defter dolusu anıyla katılacaktı etkinliğe ama son anda o derinliğe dalmaktan vazgeçmiş olmalı.
Etkinliğin diğer mimarı Halkbilimci İhsan Akbulut ise, sözlü kültürü dijital  ortama aktarmaktan ve bir kaynak oluşturmaktan söz etti.
Gerçekten de önemli bir etkinlik  yerine getirilmişti. Bir iki saat içinde ortaya çıkan performansın kayıt altına alınması, Ünye'nin kayıp hikayelerine giden yolu aralayacaktı.

****
Bu vesileyle burada, Ünye'nin kadim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması görevine yeniden değinmiş oluyoruz. Anlatılan hikayelerin kayıt altına alınması gerektiğini bir kez daha vurgulamakta yarar var. 40-50 Yıl önce Mehmet Zeki öğretmenimizin derlediği Ünyeli çocukların (yani benim de içinde yer aldığım 60 yaş kuşağının) masal anlatıları nasıl zamana yenik düşmediyse, bugün yapılanlar da zamana karşı duran kültürel değerlerimizdir. 
Bu anlamda etkinliğin gerçekleştirildiği mekanlar da önemlidir.
"Müze Ev", kültürel mirasın yaşatılmasının ön koşulu, hatta zorunlu bir durağıydı...
Şayet böyle bir ev restore edilmemiş olsaydı, kültürel mirasımız nerede, nasıl yaşatılacaktı?
Kim, nereyi "Yaşayan Kültürel Miras Müzesi" ilan edebilecekti?
Bu etkinliğin geçen yıl kumsalda yapılması da rasgele bir seçim değildir.
Yok edilen sahillerimiz, eski tarihi evlerimiz kadar değerlidir.
Kumsalımız kültürel bir mirastır.
Kıyıda denize giren çocuklarıyla, kumda düzenlenen futbol turnuvalarıyla, kano ve sandal yarışlarıyla, yağlı direkte bayrak kapma ve yüzme yarışlarıyla kültürel bir şölendir.
Yaşatılması gerekir.     

8.8.2018, Ünyekent











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder